1. Değerli yapıtların büyük bir talihsizliği var. Bunlar genellikle genç yaşlarda ve çoğu zaman lisedeyken okul ödevi olarak okunur. Dolayısıyla derinliklerine inilmez. Asıl anlaşılıp özümsenebileceği sonraki yıllarda da ya okumaya gerek duyulmaz ya da vakit bulunmaz. Bu parçadan değerli yapıtlarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?
- A) Edebi değeri olan yapıtların öğrencilerce incelenmeye uygun olmadığı
- B) Tadına varılabilmesi için ileri yaşlarda okunması gerektiği
- C) Sanat yapıtlarının çok yönlü değerlendirilmesinin zor olduğu
- D) Gençlik dönemine uygun daha önemli yapıtlar olduğu
- E) Kimi yapıtların geniş bir okuyucu kitlesine seslenecek nitelikte olmadığı
2. Çocuk kitabı yazmak bana göre çok eğlenceli. Yeter ki vermek istediğiniz bilgileri doğru bir biçimde süzün ve hissettirmeden kurguya yerleştirin. Benim pedagoji eğitimim var ama gördüm ki bu bana, sonraki yıllarda yaptığım öğretmenlikten edindiklerimi verememiş. On yıldır çocukların içinde yaşamak benim en büyük avantajım. Onların nelerden hoşlandıklarını, neleri sahte ve yapmacık bulduklarını çok iyi biliyorum. Düşüncesini bu sözlerle dile getiren bir öğretmen, kitaplarını yazarken aşağıda belirtilenlerin hangisinden yararlanmıştır?
- A) Çocuklara olan sevgisinden
- B) Yazma isteğinin güçlülüğünden
- C) Çocuk dilinin inceliklerinden
- D) Öğrenciliğinde kazandığı önemli bilgilerden
- E) Mesleğinde kazandığı deneyimlerden
3. Dün bir cümle okudum bir yerlerde, “Sana karşılıksız sevgi ve emek verenlerin kıymetini bil.” diyordu. İşte bu bilinçle avuçlarına gömüp yüzümüzü, kokusunu ruhumuza çekerek öpmeliyiz annemizin ellerini. Yaşımın ilerlemesine karşın hala gördüğümde ilk önce ellerine sarılır, doya doya içime çekerim annemin ellerinin kokusunu, inanıyorum ki hangi eve anne kokusu sinmişse o ev mutludur, huzurludur. Yastıklardaki nakışlardan masadaki örtülere, perdelerdeki ışıl ışıl görünümden balkondaki çamaşırlara kadar her yere siner anne kokusu. Bütün parfümleri kocaman bir şişeye doldurup önüme getirseniz yine de bir damla anne kokusuna değişmem. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
- A) Devrik cümle kullanılmıştır.
- B) Alıntıya yer verilmiştir.
- C) Tanımlama yapılmıştır.
- D) Deyime yer verilmiştir.
- E) Karşılaştırmalara başvurulmuştur.
4. Burası mimarisiyle, atmosferiyle, bulunduğu coğrafyayla, ülkedeki en güzel kentti. Özellikle eski yapıların, mimarlığa özgü ayrıntılar içeren ilginç kapı ve pencereleri, büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Bütün bunlar, tarihi liman kentinin geçmişten gelen sözcüleri gibiydi. Bana da onları fotoğraflamak düştü. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
- A) Mimari açıdan zengin kentlerde fotoğraf çekmek nasıl bir duygu?
- B) Kentteki tarihi yapılar sizi hangi açıdan ilgilendiriyor?
- C) Fotoğraf çekmek için niye bu kenti seçtiniz?
- D) Fotoğraflarını çekeceğiniz kentin tarihiyle ilgili yeterince bilgi edinir misiniz?
- E) Bu kentin fotoğraflarını çekmek size neler kazandırdı?
5. (I) Yörede dikkat çeken tarihsel kalıntılardan biri de su kemerleri. (II) İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Istrancalardaki derelerden, ilk olarak Bizans imparatoru Konstantin zamanında yararlanılmaya başlanır. (III) Tepeden tepeye su aktaran bu kemerler birer sanat eseri niteliğinde. (IV) Yemyeşil vadilerin ortasında manzarayı tamamlayan bir gerdanlık gibi duruyor. (V) Bunlardan, Karamandere ile Gümüşpınar arasındaki vadide bulunan iki katlı, yedi gözlü Kurşun Germe günümüze kadar ulaşmış en büyük ve sağlam su kemeri olarak biliniyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) I.
- B) II.
- C) III.
- D) V.
- E) IV.
6. Bir söyleşide dile getirmiştim: Öykünün uzunu kısası olmaz; öykü, öyküdür. Amerikalı öykücüler bu konuda bir ölçü belirlemek için epey tartışmışlar. "Uzun öykü”nün en az üç bin sözcük olması gerektiğini söyleyen de olmuş, otuz bin sözcük olması gerektiğini söyleyen de. Bence ele aldığımız metne bakmalıyız; öykümü, değil mi, diye. Çünkü bir metni öyküye çeviren ya da öykü yapan öğeler bellidir. Bunları söyleyen yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Görüş alışverişinde bulunmanın önemine İnanmaktadır.
- B) Düzeyli eleştiri konusundaki eksikliklerden yakınmaktadır.
- C) Kısa öykü-uzun öykü sınıflandırmasının doğru olmadığını düşünmektedir.
- D) Öyküleri, ele alınan konuya göre boyutlandırmak gerektiğini bilmektedir.
- E) Sanat üzerine, ilgili ilgisiz herkesin konuşmasını yadırgamaktadır.
7. 90'lı yıllara gelinceye kadar pek çok nesil, çizgi romanlarla büyüdü. Bugün 50'li, 60’lı yaşlarda olanlar, bir dönemin çocukları olarak ellerinden hala kitabı bırakmazlar. Bu alışkanlığı, çizgi romanlar sayesinde kazandıklarını her fırsatta dile getirirler. O günün çocukları, kendilerine yasaklanan çizgi romanları, bugün kendi istekleriyle çocuklarına okutmak için çabalıyorlar, okuma alışkanlığı kazansınlar, diye. Bu parçada çizgi romanlarla ilgili olarak ne anlatılmak istenmiştir?
- A) Yeterli kültürel birikim kazandırmadığı
- B) İlgi görmesi için bir şeyler yapmak gerektiği
- C) Çocukları kolaycılığa yönlendirdiği
- D) Eskiden kitaptan daha çok tercih edildiği
- E) Onlarla ilgili tutumun olumlu yönde değiştiği
8. Hepimizin içinde az çok var olan yaratıcılık ana hatlarıyla iki türdür. Bunlardan birine “ortalama yaratıcılık” adı verilir, diğerine ise “sıra dışı yaratıcılık”. Sıra dışı yaratıcılık, Mozart, Mikelanj, Leonardo gibi dahilere özgüdür. Ortalama yaratıcılıksa hemen herkeste bulunur. Özene bezene güzel bir pasta pişiren ve bunu zevkle süsleyen bir ev hanımı da yaratıcıdır, kendi imkanlarıyla bir takı atölyesi açan zanaatkar da. Ancak iletişim kurduğunuz insanlar sizi ortalamayla yetinmeye zorlarsa bırakın sıra dışı yaratıcılığınızı, ortalama yaratıcılığınız da günbegün körelecektir. Tarih boyunca kim bilir kaç sıra dışı yaratıcı insan, Mozart kadar şanslı olamamış ve değeri anlaşılmadan yok olup gitmiştir. Bu parçada yaratıcılıkla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanlara yararlı olacak ürünler üst düzey yaratıcılıkla ortaya konur.
- B) Ortalama yaratıcılık gerektiren işlerle uğraşma, yaşama sevincini canlı tutar.
- C) Yaratıcılığın ortaya çıkmasında, içinde bulunulan ortam ve çevrenin desteği belirleyici olur.
- D) İnsanların kendilerini anlatmada yetenek önemli bir etkendir.
- E) Yeteneklerini kullanarak bir ürün oluşturma, kişiyi mutlu eder.
9. Havalar biraz ısınınca çantamı hazırlayarak yollara düştüm. Şafak vakti pamuk pamuk bulutlar poyrazın önünde sürüklenmeye başlamıştı. Güneş, günlerden beri ortalıkta görünmemenin acısını çıkartırcasına etrafı ışığa boğmuştu. Yolları özlemiş olan arabamın gazına basıp soluğu Bursa’da aldım. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
- A) Benzetmeye başvurulmuştur.
- B) Kişileştirmeye başvurulmuştur.
- C) İkileme kullanılmıştır.
- D) Nesnel yargıya yer verilmiştir.
- E) Deyime yer verilmiştir.
10. Tarihi mutfak kültürümüz derinlemesine incelenmediği için bugün doğru bildiğimizi sandığımız birçok bilginin yanlış olduğunu anlıyoruz. Örneğin “mücver" bir yemeğin adı değil, pişirme tekniğinin adı. Kayıtlara dayanarak yaklaşık yirmi değişik “mücver” yemeğinden söz edebiliriz. Ama günümüzde sadece sakız kabağından yapılan mücver biliniyor. Aslında, sadece yemeğin yapımı değil, yemeğin yapımı ve tüketimi sırasında aile içi ilişkilerin güçlenmesi ve sosyalleşmenin sağlanması istenir. Bu nedenle tarihi mutfak kültürü içinde kalmış ve unutulmuş yemeklerimizi incelemeli ve onları uyarlayarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Kendine özgü özellikleri olan bir mutfak kültürünün varlığı ancak bu yolla sağlanabilir. Bu parçada mutfak kültürüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
- A) İnceleme yöntemlerindeki eksiklikler
- B) Günümüzdeki yaşam biçiminin, olumsuz yönde etkilediği
- C) Aile bireylerinin beğenilerini geliştirdiği
- D) Önemi ve nasıl korunup yaşatılacağı
- E) Genç kuşaklara yeterince tanıtılmamasından doğan sonuçlar
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyimin kalıbının bozulmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Yazar, olayları öyle sıralamış ki kitabı bitirmeden duramıyorsunuz.
- B) Onların iyi niyetini kötüye kullanmak size yakışmaz.
- C) Ölmek, alnımıza çizilmiş bir sondan başka nedir ki!
- D) Selim'in, arkadaşlarına nasıl bir oyun oynadığını siz de gördünüz.
- E) Senden şüphelendiklerini fark edince olaya müdahale ettim.
12. Bu tip insanlar, yeni bir binanın yapımına ciddi biçimde gereksinim duyan ama yapmak için hiçbir girişimde bulunmayan kişilere benzerler. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Özne-yüklem uyuşmazlığı
- B) Yanlış sözcük kullanımı
- C) Yüklemin yanlış yerde kullanılması
- D) Dolaylı tümleç eksikliği
- E) Nesne eksikliği
13. Ali Bey, bu kitapta, çıkmış çıkmamış tüm sınav sorularını bulabileceğimizi söyledi.Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir? Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tamlayan eki eksikliği
- B) Yüklemin yanlış yerde kullanılması
- C) Dolaylı tümleç eksikliği
- D) Özne-yüklem uyuşmazlığı
- E) Mantıksal yanlışlık
14. Öğrencilerini sürekli çalıştırarak sonunda başarılı olmalarını sağladı. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
- A) "başarılı" sözcüğünden önce "onların" getirilerek
- B) "sürekli" yerine "durmadan" sözcüğü getirilerek
- C) "sonunda" yerine "sonuçta" sözcüğü getirilerek
- D) "sağladı" yerine "başardı" getirilerek
- E) "çalıştırarak" yerine "çalıştırıp" sözcüğü getirilerek
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Hakan benim yanımda, sen de arka koltukta oturuyordun.
- B) Yol boyunca uzanan pancar tarlalarında, köylüler çalışıyor.
- C) Yolculuk sırasında bol bol kitap okuyup müzik dinledim.
- D) Otobüsteki servis elemanları, yolcularla tek tek ilgilendi.
- E) Gezdiğimiz yerlerde, köy çocuklarını gördükçe çocukluk yıllarım geldi aklıma.
16. Bu hastanede hastaların yüzüne bile bakılmıyor, saatlerce kuyrukta bekletiliyordu. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Nesne eksikliği
- B) Ek yanlışlığı
- C) Özne eksikliği
- D) Tamlama yanlışlığı
- E) Bir sözcüğün yanlış anlamda kullanılması
17. Onun hikâyelerindeki dil kusursuzdur; ama yine de karşımıza hiçbir zaman bir üslupçu olarak çıkmamıştır. Bu cümledeki anlatım bozukluğu, aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
- A) İkinci cümlenin öznesinin belirtilmemesinden
- B) Bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılmasından
- C) Dolaylı tümleç eksikliğinden
- D) Gereksiz sözcük kullanılmasından
- E) Tamlayan eksikliğinden
18. (I) Meslek seçiminin pek kolay olmadığını söyleyebilirim. (II) Çünkü, kişinin kendisine en uygun mesleği seçmesi, onun bütün hayatını etkileyeceği için, çok zordur. (III) Ben mesleğimi seçerken çok zorlandığımı söyleyemem. (IV) Çünkü ailemde ve çevremde pek çok doktor vardı. (V) Benim de bu alana ilgi duyduğumdan, doktorluğu tercih etmek benim için çok kolay oldu. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) II
- B) I
- C) IV
- D) III
- E) V
19. Aşağıdakilerin hangisinde, cümlenin uygun bir yerine “onu” sözcüğü getirilerek anlatım bozukluğu giderilebilir?
- A) Öğretmen kitabı çantasından çıkardı, masanın üzerine koydu.
- B) Düşüncelerini babasına anlattı ve fikrini aldı.
- C) Yoksulları korur, her zaman yardım ederdi.
- D) Yardım isteyen dilenciye para vererek sevindirdi.
- E) Yaralı, acılar içinde kıvranıyor; fakat kimse ilgilenmiyordu,
20. I. İyi bir romancı olmak için gereken en önemli özellik, iyi bir gözlemci olmasıdır. II. Bir toplumun, her zaman, kendisine yol gösterecek sanatçılara ihtiyacı vardır. III. Gözlemlerini en iyi şekilde eserine yansıtmak isteyen sanatçı, kullandığı dilin özelliklerini çok iyi bilmelidir. IV. Eleştiri yazılarında okura bilgi vermekten çok, eser hakkındaki inandığı düşüncelerini dile getirmiştir. Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu vardır?
- A) II ve IV
- B) II ve III
- C) I ve II
- D) III ve IV
- E) I ve IV