1. Kötü şiir yoktur, yalnızca tam olarak anlaşılamamış şiir vardır. Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakiİerden hangisidir?
- A) Bir şiirin iyi ya da kötü olması kişiden kişiye değişir.
- B) Bazı şiirleri anlamak için çaba harcamak gerekir.
- C) Bir şiirin niteliği ile ilgili olarak kesin yargılara varılamaz.
- D) Bir şiiri anlamak için belli bir birikim gerekir.
- E) Anlamayı başardıktan sonra her şiir iyidir.
2. Tarihi roman yazan hiçbir sanatçı yoktur ki tarih pınarından az ya da çok su içmemiş olsun. Aşağıdakilerden hangisi bu cümleyle anlamca çelişir?
- A) Tarihi roman yazan kişiler, tarih konusunda belli oranda bilgi sahibidir.
- B) Bir tarihi roman yazmak için mutlaka tarihi bilmek gerekmez.
- C) Tarih konulu roman yazan kişiler tarihi olaylardan yararlanır.
- D) Tarihi roman yazanların, anlattıkları konularla ilgili bilgisi vardır.
- E) Tarih bilgisi hiç olmayan birinin tarihi roman yazdığı görülmemiştir.
3. Şiirin ortak değeri olan dil, her şair tarafından yeniden yeniden yoğrulur. Bu cümlede öne sürülen görüş aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şairlerin, dili kullanmada çok titiz olduğu
- B) Her şairin, ortak malzemesi olan dili kendine göre şekillendirip dile düzen verdiği
- C) Şairlerin hepsinin dili ortak malzeme olarak bildiği
- D) Şairlerin, kullandıkları dil etrafında birleştiği
- E) Şairlerin kullandığı dili çok iyi bildiği
4. Bazı insanlar, Kaf Dağı'nın ardındaki mutluluğun peşinde koşmaktan, burnunun dibindeki mutluluğu yakalayamaz. Bu cümlede anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanlar, mutlu olmak için çok çabalar; ama onu korumada aynı özeni göstermez.
- B) Mutluluğu uzaklarda arayan kişiler, çok yakınlarında olan mutluluğun farkına varamaz.
- C) Uzun uğraşlar sonucu mutluluğu yakalayan kişiler, onu kimseyle paylaşmak istemez.
- D) Kimi insanlar, mutluluğun kolay kolay yakalanamayacak bir duygu olduğuna inanır.
- E) Mutluluk göreceli bir kavramdır, bir kişiyi mutlu eden bir olay, diğerini etmeyebilir.
5. Bir eleştirmen şöyle diyor: "Eleştirinin gücü, eleğin sıkı olmasında, eleştirmenin yüreğini çıkarıp atmasındadır." Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eleştiride önemli olan, özenli ve nesnel bir tutum sergilenmesidir.
- B) Eleştiride, yapıtın eksik yönleri üzerinde durulması yazara büyük yarar sağlar.
- C) Yazıyı uzatmak, anlatımı gereksiz sözlerle doldurmak eleştiriyi gölgeler.
- D) Bir yapıtı eleştirirken ana noktalar üzerinde durmak gerekir.
- E) Yüzeysel eleştiriler, yapıtın yazarlarını memnun eder.
6. Bertolt Brecht: "Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır; çünkü bugün, yarına dünle beslenerek yol alır." der. Bertolt Brecht'in bu sözleriyle anlatmak istediği, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Büyük atılımlar yapmak için geçmişin birikimlerinden yararlanmak gerekir.
- B) Geleceği kurmak isteyen kişi, geçmişle bağlarını koparmalıdır.
- C) Geçmişe bugünün gözüyle bakamayan kişilerin ilerlemesi çok zordur.
- D) Büyük ilerlemeler kaydetmek için, kişinin arkasında halkın desteğinin olması gerekir.
- E) Gelişmenin en önemli şartı, kişinin geçmişle bağını koparıp ileriye bakmasıdır.
7. Henüz ilk birkaç dizesiyle bana kime ait olduğunu sezdirmeyen şiirleri tat alarak okuduğumu söyleyemem. Bu sözleri söyleyen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Üslup sahibi şairlerin şiirlerini okumaktan zevk aldığı
- B) İlk dizeleri kötü olan bir şiirin bütününün de kötü olduğuna inandığı
- C) Daha çok, ünlü şairlerin şiirlerini okuduğu
- D) Şiir dışındaki türlere ilgi duymadığı
- E) Okuduğu şiirlerde kendi yaşamından bir şeyler bulmak istediği
8. Bir şeyler yapma isteği ve gücü bulunan kişi, uygun bir çalışma yolu bulur. Bu cümlede, anlatılan düşünceyi aşağıdaki atasözlerinden hangisi destekler?
- A) Akarsu yosun tutmaz.
- B) İki el, bir baş içindir.
- C) Derin su, yavaş akar.
- D) Bağı ağlayanın yüzü güler.
- E) Akarsu, çukurunu kendi kazar.
9. Bir fotoğraf zorla çekilmez ya da yakalanmaz; o, kendi kendini sunar, bir anda çıkıverir karşına. Bu cümleyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Fotoğrafın emek ve bilinç isteyen bir sanat dalı olduğu
- B) Fotoğrafın, doğal davranışların yansımasıyla oluşan bir sanat dalı olduğu
- C) Güzel bir fotoğraf karesinin fotoğrafçının iradesiyle değil yaşamın akışında kendiliğinden ortaya çıktığı
- D) Fotoğraf sanatıyla uğraşmak isteyenlerin, kendini fotoğrafa adaması gerektiği
- E) Ses getirecek fotoğraflar çekmenin bilginin yanında emek de gerektirdiği
10. Önemli olan, düşündüklerinizin doğru olup olmaması değil, kimsenin etkisi altında kalmadan özgürce düşünebilmenizdir. Bu cümleden, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- A) Düşüncenin iyi ya da kötü olarak sınıflandırılmasına aldırmayın.
- B) Önemli olan nasıl düşündüğünüz değil, ne düşündüğünüzdür.
- C) Düşündüklerinizin doğruluğundan emin olmalısınız.
- D) İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.
- E) Düşünün, ama düşüncelerinizi kimseyle paylaşmayın.
11. Ayni dili konuştuğu halde anlaşamayan birçok insan vardır; buna karşılık dili farklı olup da aynı duyguları paylaştığı için anlaşan yığınla insan vardır. Bu cümlede anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Duygusal insanların başkalarıyla daha kolay anlaşabildiği
- B) Aynı dili kullanan insanların duygusal bir etkileşime geçmesinin daha kolay olduğu
- C) Anlaşmada duyguların doğru yansıtılmasının önemli olduğu
- D) Anlaşmak için dilin değil, duyguların ortak olmasının önemli olduğu
- E) Önemli olan, dili iyi kullanmak değil, duyguları doğru aktarmak olduğu
12. En katı gerçeklik bile, hayal dünyasında başkalaşıma uğrayarak yansır bu sanatçımızın eserlerine. Bu cümlede sanatçı ile ilgili olarak anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Düşünsel yönü ağır basan yazılar yazdığı
- B) Eserlerinde okuru etkileyici bir anlatım oluşturduğu
- C) Gerçek yaşamı eserlerine olduğu gibi yansıttığı
- D) Yazılarında yalnızca gözlemlerinden yararlandığı
- E) Eserlerinde gerçekleri düşsel öğelerle kurgulayarak işlediği
13. Şair ve eleştirmen olarak anılmamın, hem onurlandırıcı hem de sorumluluk yükleyici bir durum olduğunu biliyor; bu bilinçle şiirde de eleştiride de çok titiz, hatta bazen "işgüzar" olduğumu düşünüyorum. Sıkıntı ve gerginlik verici bir durum bu. Ama başka türlü de olmuyor. Hem şiir hem eleştiri yazısı yazan başkalarında nasıldır bilmem, ben ikisine de aynı mesafedeyim. Bir eleştiri yazısı kaleme alırken de bir şiirin dizelerini damıtırken de kılı kırk yaran tavrımda bir değişme olmuyor. Onun için eleştiri ile şiir, benim yazı mesaimde üvey değil, öz kardeş. Bu sözleri söyleyen bir yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Yapıtlarını çok uzun bir zaman diliminde oluşturduğu
- B) Eleştiri ve şiir dışındaki türlerde ürün vermediği
- C) Eleştiriye ve şiire aynı özenle yaklaştığı
- D) Şiirle ilgili eleştirilere ağırlık verdiği
- E) Titiz davranmasının daha az yapıt vermesine neden olduğu
14. Şiir hakkında herkesin farklı görüşleri vardır elbette. Bir şairimiz, şiir hakkında şunları söylüyor: "Şiir, önce bizim ulusumuzu, bizim duygu ve düşünce dünyamızı söylesin. Fakat aynı şiir, bu ulusal atmosfer içinde, bizi anlatırken aynı ölçüde bütün insanlığın duygu, düşünce, zevk ve heyecan iklimlerinin tercümanı olsun." Ben buna katılıyorum. Bu parçaya göre, şairin, şiirde özellikle bulunmasını istediği şey nedir?
- A) Somutluk ve öznellik
- B) Soyutluk ve öznellik
- C) Akıcılık ve genellik
- D) Ulusallık ve evrensellik
- E) Duygusallık ve etkileyicilik
15. Bir toplumun kendine has duyuş, düşünüş ve davranış özelliklerinin bir bütünü olan kültürün, bir nesilden ötekine iletilmesi ve yaşatılması için, dilden daha güvenilir bir araç mevcut değildir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için dilin, bilim dili olmaktan ziyade, yazınsal bir dil, bir şiir dili olmaya devam etmesi gerekmektedir. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bilim dili ile yazınsal dil farklı özelliklere sahiptir.
- B) Kuşaklar arası kültür aktarımında en güvenilir kaynak yazınsal dildir.
- C) Kültür iletişiminde bilim dili kullanılmalıdır.
- D) Kuşaklar arasındaki kültür farklılıkları dille giderilir.
- E) Kültürün diğer nesillere aktarılması bilim dili ile sağlanır.
16. Şiir, yaşayan ve yaşayacak olan bir dille yazılırsa, gerçek bir sanat eseri olur ve ölmezliğe hak kazanır. Her gün değişen bir dille şiir yazmaya çabalayanlar, kaygan arazi parçası üzerine bina yapan mimarlara benzerler. Eserlerinin ömrü, kullandıkları dil kadar kısa sürer. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirin kalıcılığı, yaşayan ve hep kullanılacak dille yazılmasına bağlıdır.
- B) Gerçek sanat yapıtı, toplumsal konuları yalın bir dille anlatır.
- C) Okuyucu, dilini anlamadığı şiiri sevmez.
- D) Yazıldığı dönemde ilgi gören yapıtlar kalıcılığı yakalar.
- E) Bir şiirin kalıcı olabilmesi için dilinin yalın olması gerekir.
17. Bir toplumda başarılı olanların hepsi amacını bilen, hedefini belirlemiş kişilerdir. Umutsuzluğun, bezginliğin, yılgınlığın en önemli sebebi hayata bir anlam verememe ve hiçbir ideal taşımamadır. Bu durumda olanlar, kendilerine güvenlerini yitirmiş, boşvermişlik duygusu ile hareket eden, hayat boyu huzursuz kimselerdir. Onlardan asla başarılı olmaları beklenemez. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanın umutlu ve düzenli bir yaşantısının olması gerektiği
- B) İnsanın boşvermişlik duygusundan kurtulması gerektiği
- C) Bir işe başlamadan önce amacı belirlemek gerektiği
- D) İnsanın kendine güvenmesi gerektiği
- E) Başarılı olmanın hayata bir anlam verip bir ideale bağlanmaktan geçtiği
18. Gençlikte adı dilimizden, kitabı elimizden düşmeyen bir yazar, bakıyorsunuz zamanla unutulup gitmiş. Bu arada çocukluğun, gençlik yıllarının, yaşlılığın aynı yaşama getirdiği yorumlar da değişiyor kuşkusuz. Örneğin, Jonathan Swift, bana okumayı sevdiren yazardı. Şimdi ise bir eleştirmen olarak görüyorum onu. Gulliver'in gezileri artık bir serüven değil, kendi toplumunu taşlayan bir yapıttır benim gözümde. Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir yazarın değerinin zamanla anlaşılacağı
- B) İyi bir yazarın okuyucunun anlayacağı şekilde yazması gerektiği
- C) Bir yazara bakış açısının okuyucunun yaşına göre değişebileceği
- D) Gerçek yazarın hiçbir zaman okuyucusunu kaybetmeyeceği
- E) Gerçek yazarın her seviyeden okuyucuya seslenmesi gerektiği
19. Yazar, iyi bir değerlendirme sayesinde kendini tanır, başarılı veya hatalı yönlerini görür, kendine çekidüzen vermeye çalışır. Bu noktada değerlendirmeciye düşen görev, çok dikkatli olmak, yazarı yerden yere vurarak ümidini kırmamaktır. Bu yüzden nice kabiliyetlerin silindiği bilinmeli, ona göre davranılmalıdır. Daha ılımlı bir yaklaşımla sanatçıyı ikaz etmek, daha mükemmele ulaşmak için heveslendirmek mümkündür. Bu parçaya göre bir eleştirmenin hangi davranışı sanatçıyı olumsuz yönde etkiler?
- A) Eleştirilerinde öznel davranması
- B) Olumsuz eleştiriler yaparak ümit kırıcı olması
- C) Yapıt dışında sanatçıya yönelik eleştirilerde bulunması
- D) Bir araştırma yapmadan sanatçıyı eleştirmesi
- E) Eleştirilerine kendi değer yargılarını katması
20. Oldum olası ödüllere içim hiç ısınmamıştır. Bir yapıt yazıyorsunuz, ya da çeviriyorsunuz; yapıtınız genellikle bir kenara atılıyor, onunla değil sizinle ilgileniliyor. Oysaki, dikkatler yazardan daha çok yapıtlar üzerine çevrilse, yapıtın üzerinde titizce durulsa, derin çözümlemeler yapılsa, üzerinde konuşulup yazılsa, çizilse, kanımca bu tür yapay tanıtmalardan daha iyi olur. Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Ödül, sanatçının üretkenliğini olumsuz yönde etkiler.
- B) Ödüllerin, sanatçıyı teşvik edici bir özelliği vardır.
- C) İyi bir sanat yapıtı er geç hak ettiği ilgiyi görür.
- D) Ödülü hak eden, yazar değil, yapıtın kendisi olmalıdır.
- E) Ödül almış her yapıt, başarısını kanıtlamıştır.