Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Paragrafın Ana Düşüncesi Test

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
(I) Kendi kendisini amaç edinen kusursuz, gerçek bir dil olamaz. (II) Gerçek yaşantıların dışavurumu işlevini gördüğü sürece bir dilin kusursuzluğundan ve gerçekliğinden söz edilebilir ancak. (III) Bu yüzden çok eski, kişisellik üstü yaşantıyla dolup taşan halk dili her zaman işte öylesine güzeldir. (IV) Günümüzde sıradan bir insanın kendi dilini bu kadar kötü kullanması ona gereken özeni göstermemesinden değildir. (V) Olabildiğince derinlerde saklı bir nedenden, ger· çele ve güçlü yaşantıları yaşama güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Yukarıdaki paragrafın hangi cümlesinde ideal dilin özelliklerinden bahsedilmiştir?
A) II.
B) IV.
C) V.
D) III.
E) I.
Soru 2
Uğraşı, kişiyi mutlu kılan şeydir; önce iyilik yaratarak etkili gücüyle bir kötülüğü kısa sürede iyiye dönüştürür. Bu nedenle yarın yine işbaşına! Evet, dün yaptığınızı yıkılmış bulursanız tıpkı karıncalar gibi, hemen yıkıntıları kaldırmalı! Yeni planlar kurmalı, çareleri yeniden düşünüp bulmalı! Böyle olursa dünyanın kendisi yuvarlanıp içinden parçalansa bile onu siz yeniden kurarsınız sonsuza değin ve zevkle. Bu parçada okuyucuya verilmek istenen mesaj aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşamak umutla direnmek güçlüklerden yılmamaktır.
B) Pes etmek, sadece güçsüzlere özgü bir davranıştır.
C) İnsan, elinden geleni yaptıktan sonra umutsuzluğa düşmelidir.
D) Tüm bireylerin meslekleri ve keyif aldığı uğraşları olmalıdır.
E) Dünyada emek verilip üretilen her şey bir gün yıkılmaya mahkumdur.
Soru 3
İnsan, edebiyatın her alanında ustalaşamaz. Şiir yazma konusunda çok iyi olan birinden, aynı zamanda iyi roman ya da hikaye yazması beklenmemelidir. Çünkü her insan kendi yetenek ve çalışmalarını belirli bir yöne doğrultmuş; o doğrultuda ilerleme kaydetmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir sonuçtur?
A) Edebiyat türlerini birbirinden ayıramayız; hepsinin değeri aynıdır.
B) İnsanın edebiyat sevgisi, onun hayata bakış açısıyla belirir.
C) İnsan edebiyatın ancak bir alanında kendini çok iyi yetiştirebilir.
D) Edebiyatla uğraşmak, insana bilgi ve deneyim kazandırır.
E) İnsan çok çalışırsa edebiyatın tamamına hakim olabilir.
Reklam
Soru 4
Gerçek anlamda tutkuyla sevenler için ölüm bir ceza değil, ayrıcalıktır; son nefesini veren aşık, Tanrı ile birlikte usulca yazgısına ortak olmuştur neredeyse. Bu bağlamda gerek Tristan ve Mecnun gerek İsalde ve Leyla gibi o çekimi mutlak biçimde tutkuya çevirenler için son yolculuğa çıkış düpedüz bir armağandır, ölüm acıyla bütünleşen göksel mutluluğun sonucudur burada. Oysa Don Juan ve Casanova'da görüldüğü üzere, salt cinselliğin belirleyici olduğu ilişkilerde karşılaştığımız ölüm ya zorunlu olarak ödenen bir bedel ya da yeryüzüne sıradan bir vedadır. Bu parçada ölümle ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halk hikayelerindeki aşıklar ölümü kutsamıştır.
B) Ölüm hayata bakışı, kişinin mutluluğunu ve yaşam algısını şekillendirir.
C) Ölüm, Batı'da hayatın bir kuralı olarak algılanmaktadır.
D) Dünyevi arzular, insanın yaşama sıkı sıkı bağlanmasını sağlar.
E) Ölüm algısı aşk ve tutkunun yaşanışına göre değişiklik gösterir.
Soru 5
Bizim kuşağımızın ve belki bir sonraki kuşağın göremeyeceği fakat gelecek kuşakların erişebileceği o günler asıl bayram günleri olacaktır. Çünkü bir azınlığın bir çoğunluğu sömüremediği emek fazlası değerden yığın yığın servetler edinilemediği, herkesin çalışmasının tam karşılığını aldığı, devlet hazinesinin talana uğratılamadığı ve sorumlulukların örtbas edilemediği her türlü düşüncenin tam bir özgürlük ve hoşgörü havası içinde tartışılabildiği gerçek demokratik toplumun günleri olacaktır o günler. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumlardaki düzensizlik yüzyıllardır var olan bir gerçekliktir.
B) Tüm dünyada küçük bir azınlığın sözü geçmektedir.
C) Devlet kavramının doğduğu günden beri büyük bir çoğunluk sömürülmektedir.
D) Günümüze dek, idealize edilen sistemler kurulamamıştır.
E) Adil bir dünya düzeni önünde sonunda kurulacaktır.
Soru 6
Shakespeare, Londra'da kafayı çekip bir "pub"ı dağıttı. Orada bulunan bir magazinci olayı fotoğrafladı. Gazetelerde kendisini gören Shakespeare, ı'Ben artık sanatçı oldum." dedi. Oturdu Hamlet'i, Macbeth'i, Kral Lear'i yazdı. Van Gogh, çöplerin toplanmadığına kızarak elinde bir bıçak, evinin damına çıkmıştı. Medya hemen oraya damladı. Van Gogh, kameraların önünde kulağını kesti. Keser kesmez de sanatçı oldu. Karacaoğlan çobandı. Koyunlarını güttüğü yerden geçen televizyoncunun biri, "Dur, şunu sanatçı yapayım," dedi. Çobana mikrofonu uzatıp "Merhaba Telegülle!" dedirtti. Karacaoğlan o anda sanatçı oldu. Yukarıdaki parça aşağıdakilerin hangisinde ileri sürülen düşünceyi alaya almak için yazılmıştır?
A) İnsanların sanatçı olup olamayacağına kimse karar veremez.
B) Medyaya rağmen sanatçı olmaya heveslenen birçok kişi var.
C) Sanatın gereklerini yerine getiren bir sanatçı medyayı umursamaz.
D) Görsel ve yazılı basın olmasaydı bugün bir tek sanatçı olmazdı.
E) Medya araçlarının çeşitliliği sanatın yaygınlaşmasını hızlandırdı.
Reklam
Soru 7
Fransız eleştirisinde birçok yöntem devresini tamamlamış, işlevlerini yerine getirmiş ve kaybolup gitmiştir. Öyle ki Fransız eleştirisi bugün eskiye göre o kadar önemli değildir ve ağırlığını yitirmiştir. Bu da eleştiride kimi sıkıntıların doğmasına yol açmıştır. Bugün eleştiriyi herkes biraz kendisi için, kendine göre yöntemsel belirleme kaygıları olmadan yapıyor. İç sınırlar silinmiştir biraz. Buna karşılık on yıl öncesinde pek düşünülmeyen, yirmi yıl önceyse hiç akla getirilmeyen bazı disipliner ortaya çıkmıştır. Bu parçada Fransız eleştirisiyle ilgili yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirinin yöntem ve sınırlarının kaybolması
B) Akıl dışı disiplinlerin ortaya çıkması
C) Bazı yöntemlerin kaybolup gitmesi
D) Dünyadaki etkisini yitirmesi
E) Nitelikli eleştirmenlerin kalmaması
Soru 8
Ressamsanız, her şeyi ressam olarak görürsünüz. Tabağınızdaki yemekten tutun, seyrettiğiniz futbol maçını bile. Şairseniz, her şeye şair olarak bakarsınız. Ben de şiir yazmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Sanatla uğraşıyorsanız başka türlü yapamazsınız. Çiçeklere, geçen trenlere, grev gözcülerine, her şeye. Kaçınılmaz bir şey bu. Bunun simgesi olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanıdım. Sanırım, düşlerini bile şair olarak görüyordu. Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hiçbir şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi şiirin ustası olamaz.
B) Günlük yaşamın telaşı sanatı zehirleyen başlıca etkendir.
C) Ressam ya da şair, her sanatçı sanatının gereklerini yerine getirmelidir.
D) Sanatçı hayatının her anını sanatını düşünerek geçirir.
E) Sanatla uğraşmak kimi bedelleri ödemeyi göze almaktır.
Soru 9
"Düşünce" bir sanattır ve okuya okuya elde edilir. Şu halde "güzelliği düşünme sanatı'', güzelliğin gönülde tatlandırılması ya da güzelliğin tadına varma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bu tat damak zevki değil; kaba duygular, maddi haz ve şehvet tadı hiç değil. Gerçek sanat eseri olan çıplak bir kadın heykelini seyreden kişinin mermeri canladıran sanatçıyı, sanatçının ruhunu, o heykelin vücut ve yüz ifadelerinde görmekten duyduğu sonsuz sanat heyecanıdır bu. Bu parçaya göre güzelliği düşünme sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her insanın göremeyeceği ayrıntıların eserde görülmesidir.
B) Okuyup araştırarak ulaşılan bir düşünme biçimidir.
C) Sanat yapıtındaki yaratıcılıktan haz almaktır.
D) Taş ve mermer sanat eserlerinden ortaya çıkan bir sanattır.
E) Zevk ve maddi haz üzerine kurulu bir düşüncedir.
Reklam
Soru 10
Okuldaki çocuklara ev ödevleri verilir, onlardan çeşitli alıştırmalar yapmaları istenir. Bu tür ödev ve alıştırmalar, onları hayata hazırlar. Onların sorumluluk ve bilinç sahibi olmalarını sağlar. Ben ödevin bu tür faydalarına inanıyorum ve ödeve karşı çıkmak yerine, ödev vermeyi destekliyorum. Ödevin gerekliliğine sonuna kadar inanan bir kişiyim. Yukarıdaki parçaya göre, ödevin en büyük işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kişiye, işlerin kolay yollarını öğretmesi
B) İnsana büyük bir sabır gücü kazandırması
C) Okulu ve dersi sevmeyi öğretmesi
D) İnsanı bilinçlendirip hayata hazırlaması
E) Yeteneklerini keşfetme olanağı sağlaması
Soru 11
Yazı, bir düşüncenin, harflerden oluşan sözcükler aracılığıyla yazım kurallarına uygun olarak bir nesne üzerinde sunulmasıdır. (I) Konuşmaysa bir düşünceyi belirten sözcüklerin seslendirilmesi diye tanımlanabilir. (II) Konuşmada, anlatılmak isteneni el, kol ve yüz hareketleri, ses tonu destekler. (III) Sesin alçaltılıp yükseltilmesi, sese ezgi katılması konuşmayı etkili kılar. (IV) Yazıda kullandığımız noktalama işaretleri duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmeye, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmaya yarar. (V) Bu nedenle noktalama işaretlerinin nerede hangi amaçla kullanıldığını iyi bilmek gerekir. Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine düşüncenin akışına göre “Bunlar yazıda noktalama işaretleriyle karşılanmaya çalışılır." cümlesi getirilebilir?
A) III.
B) II.
C) V.
D) IV.
E) I.
Soru 12
Çocuk kitabı yazmak bana göre çok eğlenceli. Yeter ki vermek istediğiniz bilgileri doğru bir biçimde süzün ve hissettirmeden kurguya yerleştirin. Benim pedagoji eğitimim var ama gördüm ki bu bana, sonraki yıllarda yaptığım öğretmenlikten edindiklerimi verememiş. On yıldır çocukların içinde yaşamak benim en büyük avantajım. Onların nelerden hoşlandıklarını, neleri sahte ve yapmacık bulduklarını çok iyi biliyorum. Düşüncesini bu sözlerle dile getiren bir öğretmen, kitaplarını yazarken aşağıda belirtilenlerin hangisinden yararlanmıştır?
A) Yazma isteğinin güçlülüğünden
B) Mesleğinde kazandığı deneyimlerden
C) Çocuklara olan sevgisinden
D) Öğrenciliğinde kazandığı önemli bilgilerden
E) Çocuk dilinin inceliklerinden
Reklam
Soru 13
Burası mimarisiyle, atmosferiyle, bulunduğu coğrafyayla, ülkedeki en güzel kentti. Özellikle eski yapıların, mimarlığa özgü ayrıntılar içeren ilginç kapı ve pencereleri, büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Bütün bunlar, tarihi liman kentinin geçmişten gelen sözcüleri gibiydi. Bana da onları fotoğraflamak düştü. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
A) Fotoğraflarını çekeceğiniz kentin tarihiyle ilgili yeterince bilgi edinir misiniz?
B) Bu kentin fotoğraflarını çekmek size neler kazandırdı?
C) Fotoğraf çekmek için niye bu kenti seçtiniz?
D) Kentteki tarihi yapılar sizi hangi açıdan ilgilendiriyor?
E) Mimari açıdan zengin kentlerde fotoğraf çekmek nasıl bir duygu?
Soru 14
Dün bir cümle okudum bir yerlerde, “Sana karşılıksız sevgi ve emek verenlerin kıymetini bil.” diyordu. İşte bu bilinçle avuçlarına gömüp yüzümüzü, kokusunu ruhumuza çekerek öpmeliyiz annemizin ellerini. Yaşımın ilerlemesine karşın hala gördüğümde ilk önce ellerine sarılır, doya doya içime çekerim annemin ellerinin kokusunu, inanıyorum ki hangi eve anne kokusu sinmişse o ev mutludur, huzurludur. Yastıklardaki nakışlardan masadaki örtülere, perdelerdeki ışıl ışıl görünümden balkondaki çamaşırlara kadar her yere siner anne kokusu. Bütün parfümleri kocaman bir şişeye doldurup önüme getirseniz yine de bir damla anne kokusuna değişmem. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
A) Tanımlama yapılmıştır.
B) Alıntıya yer verilmiştir.
C) Devrik cümle kullanılmıştır.
D) Deyime yer verilmiştir.
E) Karşılaştırmalara başvurulmuştur.
Soru 15
(I) Yörede dikkat çeken tarihsel kalıntılardan biri de su kemerleri. (II) İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Istrancalardaki derelerden, ilk olarak Bizans imparatoru Konstantin zamanında yararlanılmaya başlanır. (III) Tepeden tepeye su aktaran bu kemerler birer sanat eseri niteliğinde. (IV) Yemyeşil vadilerin ortasında manzarayı tamamlayan bir gerdanlık gibi duruyor. (V) Bunlardan, Karamandere ile Gümüşpınar arasındaki vadide bulunan iki katlı, yedi gözlü Kurşun Germe günümüze kadar ulaşmış en büyük ve sağlam su kemeri olarak biliniyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.
B) IV.
C) V.
D) II.
E) III.
Reklam
Soru 16
Hepimizin içinde az çok var olan yaratıcılık ana hatlarıyla iki türdür. Bunlardan birine “ortalama yaratıcılık” adı verilir, diğerine ise “sıra dışı yaratıcılık”. Sıra dışı yaratıcılık, Mozart, Mikelanj, Leonardo gibi dahilere özgüdür. Ortalama yaratıcılıksa hemen herkeste bulunur. Özene bezene güzel bir pasta pişiren ve bunu zevkle süsleyen bir ev hanımı da yaratıcıdır, kendi imkanlarıyla bir takı atölyesi açan zanaatkar da. Ancak iletişim kurduğunuz insanlar sizi ortalamayla yetinmeye zorlarsa bırakın sıra dışı yaratıcılığınızı, ortalama yaratıcılığınız da günbegün körelecektir. Tarih boyunca kim bilir kaç sıra dışı yaratıcı insan, Mozart kadar şanslı olamamış ve değeri anlaşılmadan yok olup gitmiştir. Bu parçada yaratıcılıkla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ortalama yaratıcılık gerektiren işlerle uğraşma, yaşama sevincini canlı tutar.
B) Yaratıcılığın ortaya çıkmasında, içinde bulunulan ortam ve çevrenin desteği belirleyici olur.
C) Yeteneklerini kullanarak bir ürün oluşturma, kişiyi mutlu eder.
D) İnsanların kendilerini anlatmada yetenek önemli bir etkendir.
E) İnsanlara yararlı olacak ürünler üst düzey yaratıcılıkla ortaya konur.
Soru 17
Değerli yapıtların büyük bir talihsizliği var. Bunlar genellikle genç yaşlarda ve çoğu zaman lisedeyken okul ödevi olarak okunur. Dolayısıyla derinliklerine inilmez. Asıl anlaşılıp özümsenebileceği sonraki yıllarda da ya okumaya gerek duyulmaz ya da vakit bulunmaz. Bu parçadan değerli yapıtlarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?
A) Gençlik dönemine uygun daha önemli yapıtlar olduğu
B) Sanat yapıtlarının çok yönlü değerlendirilmesinin zor olduğu
C) Edebi değeri olan yapıtların öğrencilerce incelenmeye uygun olmadığı
D) Tadına varılabilmesi için ileri yaşlarda okunması gerektiği
E) Kimi yapıtların geniş bir okuyucu kitlesine seslenecek nitelikte olmadığı
Soru 18
Havalar biraz ısınınca çantamı hazırlayarak yollara düştüm. Şafak vakti pamuk pamuk bulutlar poyrazın önünde sürüklenmeye başlamıştı. Güneş, günlerden beri ortalıkta görünmemenin acısını çıkartırcasına etrafı ışığa boğmuştu. Yolları özlemiş olan arabamın gazına basıp soluğu Bursa’da aldım. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
A) Nesnel yargıya yer verilmiştir.
B) Kişileştirmeye başvurulmuştur.
C) Deyime yer verilmiştir.
D) Benzetmeye başvurulmuştur.
E) İkileme kullanılmıştır.
Reklam
Soru 19
Bir söyleşide dile getirmiştim: Öykünün uzunu kısası olmaz; öykü, öyküdür. Amerikalı öykücüler bu konuda bir ölçü belirlemek için epey tartışmışlar. "Uzun öykü”nün en az üç bin sözcük olması gerektiğini söyleyen de olmuş, otuz bin sözcük olması gerektiğini söyleyen de. Bence ele aldığımız metne bakmalıyız; öykümü, değil mi, diye. Çünkü bir metni öyküye çeviren ya da öykü yapan öğeler bellidir. Bunları söyleyen yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Sanat üzerine, ilgili ilgisiz herkesin konuşmasını yadırgamaktadır.
B) Öyküleri, ele alınan konuya göre boyutlandırmak gerektiğini bilmektedir.
C) Kısa öykü-uzun öykü sınıflandırmasının doğru olmadığını düşünmektedir.
D) Görüş alışverişinde bulunmanın önemine İnanmaktadır.
E) Düzeyli eleştiri konusundaki eksikliklerden yakınmaktadır.
Soru 20
Tarihi mutfak kültürümüz derinlemesine incelenmediği için bugün doğru bildiğimizi sandığımız birçok bilginin yanlış olduğunu anlıyoruz. Örneğin “mücver" bir yemeğin adı değil, pişirme tekniğinin adı. Kayıtlara dayanarak yaklaşık yirmi değişik “mücver” yemeğinden söz edebiliriz. Ama günümüzde sadece sakız kabağından yapılan mücver biliniyor. Aslında, sadece yemeğin yapımı değil, yemeğin yapımı ve tüketimi sırasında aile içi ilişkilerin güçlenmesi ve sosyalleşmenin sağlanması istenir. Bu nedenle tarihi mutfak kültürü içinde kalmış ve unutulmuş yemeklerimizi incelemeli ve onları uyarlayarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Kendine özgü özellikleri olan bir mutfak kültürünün varlığı ancak bu yolla sağlanabilir. Bu parçada mutfak kültürüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
A) Aile bireylerinin beğenilerini geliştirdiği
B) Önemi ve nasıl korunup yaşatılacağı
C) Günümüzdeki yaşam biçiminin, olumsuz yönde etkilediği
D) İnceleme yöntemlerindeki eksiklikler
E) Genç kuşaklara yeterince tanıtılmamasından doğan sonuçlar
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün