1. Romanın sonuna yaklaşırken yavaş yavaş romandaki kişileri ilgilendiren gizemler çözümlenerek açığa kavuşuyor. Çözümler olağan polisiye romanlarda olduğu gibi akla ve gerçeğe ters düşmeyecek tarzda. Örneğin, şeytanın ya da dünyayı yöneten karanlık güçlerin etkisini görmüyoruz. Sadece insanların hırsları ve vazgeçemeyecekleri istekleriyle karşılaşıyoruz. Yani, yazar düş gücüyle oluşturmamış romanı. Ayrıca romanda kimi yerlerde bilinçli bir şekilde kadın kahramanların bir adım önde gösterildiğini de söyleyebiliriz. Bu parçada sözü edilen romanla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
- A) Polisiye romanlardan farklı özellikler taşıdığına
- B) Kadın kahramanların öne çıkarıldığına
- C) Olayların mantığa uygun olduğuna
- D) Roman ilerledikçe gizli yönlerin açığa kavuştuğuna
2. Sanatçı, bu çalışmasıyla başlı başına bir sanat nesnesi niteliği taşıyan atlar hakkında bizi aydınlatmakla kalmıyor; Osmanlı dönemi at kültürü hakkında da bize ayrıntılı bilgiler veriyor. Ayrıca sanatçı bu çalışmasında 19. yüzyılın usta ressamı Degas'nın yarış atlanna, kendine özgü yorumlar getiriyor. Osmanlı sarayı at kültürünü incelerken, Topkapı Sarayı koleksiyonundaki değerli at takımlannın üzerindeki tozları siliyor, onları ilk kez okurun karşısına çıkarıyor. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Bir sanat öğesi değeri taşıyan atlarla ilgili çalışmalarının bulunduğuna
- B) Topkapı Sarayı'ndaki at takımları koleksiyonundaki parçaları tanıttığına
- C) Çalışmasıyla Osmanlı dönemi at kültürüne ışık tuttuğuna
- D) Ülkemizde at kültürüyle ilgili ilk kitabı yazdığına
3. Estetik açıdan güzellik, kişisel olduğu için şartlara göre değişir. Benim güzel bulmadığım bir sanat eseri başkası için güzel olabilir. Modern sanat alanında görecelilik daha ön plandadır. Mesela bir sanatçı çıkıyor paslı teneke ve çivilerle bir düzenleme yapıyor, ayakta alkışlanıyor. Modern sanat dünyası içinde yaşamayanlar bundan bir şey anlayamazlar. Bu parçadan çıkarılamayacak yargı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Görecelik, modern sanatta daha çok göze çarpar.
- B) Sanat eseri her insana aynı şeyleri anlatır.
- C) Sanatta güzellik göreceli bir kavramdır.
- D) Güzellik anlayışı şartlara göre değişir.
4. Yaşayan Türk ressamları dizisini yenileyip, gerçek anlamda bir sanat kitaplığı oluşturmak istedik. Kısa bir sürede, üç kuşak sanatçıyla ilgili 26 kitap yayımladık. Plastik sanatlara ilgi duyan her kişi ve kurumun kütüphanesinde bulunması gereken kitaplardı bunlar. Tümü bez ciltli, nitelik olarak kusursuz. Yıllardır özenle edindiğim yabancı sanat kitaplarını hiç aratmayacak titizlikle basılıp ciltlenen bu kitaplar, yaşayan plastik sanat ustalarımızla birlikte, genç kuşak sanatçılarına da gereğince yer veriyor. Yayınevimizin bu çalışmasının Türk plastik sanatları dünyasına önemli bir katkıda bulunduğuna inanıyorum. Bu parçada sözü edilen yayınevinin çalışmalarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Değişik kuşaklara ait ressamlarla ilgili kitaplar yayımladığı
- B) Yayımladığı kitaplarda ustalarla birlikte genç sanatçılara da yer verdiği
- C) Ressamlarla ilgili bir sanat kitaplığı oluşturmayı amaçladığı
- D) Türkiye'de bu alanda yapıtlar yayınlayan ilk yayınevi olduğu
5. Burası 1950'1erde dünyanın en renkli ve güzel kentlerinden biriydi. Son gittiğimde binaların çok yıpranmış olduğu dikkatimden kaçmadı. Kimileri bu durumun nedenini halkın yoksulluğu ile açıklıyor. Ancak ben ülkemizde en yoksul kişilerin bile evlerine belirli bir özen gösterdiklerinden yola çıkarak buradaki evlerin bu denli harap duruma düşmesini halkın yoksulluğundan çok bir ev kültürünün gelişmemesine bağlıyorum. Şimdilerde bu eski binaları yabancı firmalar aslına uygun olarak onarıyor sonra da merkez ya da şube olarak kullanıyor. Bu parçada yazar sözünü ettiği yer ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Bir zamanlar güzel bir kent olduğuna
- B) Halkta bir ev kültürünün gelişmediğine
- C) Şimdilerde binaların yıpranmış olduğuna
- D) Halkın, yoksul olduğu için evlere özen göstermediğine
6. Söz konusu romanın yazarı 1990-1995 yılları arasında İsveç'in Ankara büyükelçisi olarak ülkemizde bulunmuş. Tarih ve siyaset bilimi eğitimi gören, doktora çalışmasını devletler hukuku dalında yapan yazar; Bonn, Varşova, Addis Ababa'daki görevinin ardından Saraybosna'da çalışmış. Türkiye üzerine kimi gözlemlerini bir yayınevinin kültür dizisi içinde yer alan "Türkiye Avrupa'nın Eşiğinde" adlı kitabında anlatmakta. Yazar Türkçeye aktarılan kitabında Osmanlıların Viyana'yı kuşatmasından günümüze, birkaç çizgiyle Türkiye'nin genel bir fotoğrafını çıkardıktan sonra, kendisinin de tanık olduğu "özel" günlerin muhasebesini yapıyor. Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Türkiye ile ilgili gözlemlerini bir kitap olarak yayımladığı
- B) Kitabında, Osmanlılardan günümüze Türk tarihi ile ilgili genel değerlendirme yaptığı
- C) Yalnızca tarih alanında eserler verdiği
- D) Kitabında bazı özel günleri değerlendirdiği
7. Sait Faik lüzumlu adam olmak istiyor; bir işe girmek, kahve açmak, bilet toplamak, karpuz sergisi kurmak, gazetecilik yapmak, balıkçılıkla geçinmek, şu ya da bu... Ama her şeye rağmen o, yaptığı işin önemini biliyordu. Öykü yazmanın da yeteri kadar önemli, hem de çok önemli bir uğraş olduğuna inanıyordu. Bunu açıkça söylemese de, yazmasa da; ikide bir öykü yazmaktan yakınsa da; yazmanın, sanatın bir ulus için, insanlığın tümü için en gerekli bir uğraş olduğunu biliyordu. Yazmadan duramayacağını anlayıp kalemini tutup öptüğü o an bunu olanca derinliğiyle duymuştu. Bize de duyuracağına inanmıştı. Öykülerinin gücü, kalıcılığı da bu inançtan, bu güvenden geliyor. Bu parçada, Sait Faik'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Yazı yazmaktan uzak kalamadığına
- B) Basit gibi görünen işleri yapmayı da, yazarlık kadar önemli saydığına
- C) Öykülerindeki başarının sürekli ve düzenli yazmaktan kaynaklandığına
- D) Yazı yazmanın bütün insanlık için yararına inandığına
8. Öykülerini beklenmeyen sonuçlarla bitirip, büyük bir merak uyandırarak okuyucuyu etkiler. Öykülerdeki küçük olay ve hareketleri zevkli bir anlatışla zenginleştirir. Bu öyküleri, zengin iç olaylar ve iç fikirlerle süsler. Bütün bunlar, bu yazarın öykücülüğünün en önemli özellikleridir. Bu parçada sözü edilen yazarın öyküıeriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Öyküleri içinde değişik olay ve düşüncelere yer verir.
- B) Evrensel konuları işlemeye özen gösterir.
- C) Öyküleri beklenmedik sonuçlarla biter.
- D) Okuyucunun merakını artıracak yollara başvurur.
9. Kış mevsiminin kırk gün süren en soğuk günlerine “zemheri” denir. Peki, “zemheri” sözcüğünün kökenini biliyor musunuz? “Zem” Farsçada “kış”, “herir” ise Arapçada “uğuldayan” anlamına gelmektedir. Dondurucu soğukların çatılarda uğuldamasından dolayı kışın en soğuk günlerine bu isim verilmiştir. Günümüzde zemheri yerine daha çok “kara kış” sözü kullanılmaktadır. Zemheri, kalıplaşmış birçok söze de konu olmuştur. Kışın ince giysi ile gezen kimseleri iğnelemek için “zemheri zürefası” sözü kullanılır. Bu sözdeki “zürefa” kelimesinin, uzun boyunlu bir hayvan olan “zürafa” ile herhangi bir anlam bağlantısı yoktur. “Zürefa” Arapça bir kelime olan ve “kibar, nazik” anlamına gelen “zarif” kelimesinin çoğuludur. Yine Arapça bir sözcük olan “zürafa” ise “hızlı yürüyen” anlamına gelmektedir. Bu metinle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Örneklendirmeden yararlanılmıştır.
- B) Bir kavramın tanımı yapılmıştır.
- C) Bir durum, gerekçesiyle verilmiştir.
- D) Olasılık bildiren cümle kullanılmıştır.
10. Yıllardır devam eden kuş gözlem etkinliği “Büyük Gün” bir ay sonra gerçekleşecek. Bu etkinliğin amacı kuş türlerini tanıtmak, kuşların göç yolculuklarına dikkat çekmek ve karşılaştıkları zorluklarla ilgili farkındalık oluşturmaktır. Gönüllülük esasına dayalı bu etkinlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden, farklı kuş türlerine ilgi duyan katılımcılar kuşları gözlemleyerek ilginç bir deneyim yaşayacak. Üstelik katılımcıların, kuş gözlemi yapmak için belli bir bölgeye gitmesine gerek yok. Çevrelerinde gördükleri kuşları bildirmeleri yeterli. Siz de bu etkinliğe dâhil olmak isterseniz gördüğünüz kuşlarla ilgili bilgileri, fotoğrafları ve ses dosyalarını telefonunuza indireceğiniz bir uygulamayla veya etkinliğin internet sayfasında kullanıcı hesabı açarak sisteme yükleyebilirsiniz. Bu parçada, sözü edilen etkinlikle ilgili aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
- A) Kim düzenlemektedir?
- B) Ne hedeflenmektedir?
- C) Katılım nasıl olacaktır?
- D) Kimler katılabilir?
11. Bu parçada numaralanmış bölümlerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?
12. 1957’den günümüze iletişim ve uzay keşfi gibi farklı amaçlarla uzaya 10 binin üzerinde uydu fırlatıldı. 3 binin üzerinde uydu hâlâ aktif durumda, diğerleri ise ömürlerini tamamladıkları için işlevsiz bir şekilde Dünya yörüngesinde dolaşmakta. Bu şekilde başıboş dolaşan uydular “uzay çöplüğü”nü oluşturuyor. Saniyede 8-10 km hızla hareket eden bu uzay çöpleri, görevlerine devam eden uydular için büyük bir tehdit oluşturuyor. Öyle ki 10 cm büyüklüğündeki bir uzay çöpünün, görev hâlindeki bir uyduya çarpması tehlikeli binlerce uzay çöpünün daha ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu metinde “uzay çöpleri”yle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Nasıl temizleneceğine
- B) Etkilerinin ne olduğuna
- C) Oluşma nedenlerine
- D) Hareket hızına
13. Aşağıdakilerden hangisi, yay ayraç içinde verilen metin türünün özelliklerini yansıtmaz?
- A) İşini hakkını vererek yapanlar, iyi dinleyin sözümü! Sizler yeryüzünün güzide varlıklarısınız. Çünkü işini iyi yapan insanlar, işini iyi yapan toplumları meydana getirir. Bakınız! İşini iyi bilen, demiyoruz; işini iyi yapan, diyoruz. Neden böyle dediğimizi de bir cümle ile belirtelim: Günümüz dünyasında herkes her şeyi zaten biliyor, önemli olan yapmak. (Destan)
- B) Günlük koşuşturmalarımızdan fırsat bulduk mu elimize aldığımız şey ya roman ya da şiir kitabıdır. Bir geziye çıktığımız zaman, çantamızın bir köşesine yerleştirmeyi unutmadığımız yine onlardır. Daha okul sıralarındayken çalışma saatlerinden artakalan sayılı dakikaları, sevdiğimiz bir şair veya romancının eserine ayırdığımızı kim hatırlamaz? (Deneme)
- C) Ankara’daki evimizde, dört duvarı kütüphane kaplı çalışma odasındaki koltuğunda elindeki kitabın sayfalarını karıştırıyordu babam. Biraz sonra bilgisayarın başına geçerek bir şeyler yazmaya başladı. O esnada ablam odaya usulca girerek elindeki tükenmez kalemleri masaya bıraktı. (Roman)
- D) Geleneksel tören ve bayramların birçoğu, zaman içerisinde toplumda yaşanan kültürel değişimlere uyum sağlayıp günümüze ulaşmıştır. Ancak kimi tören ve bayramlar bu değişimlere uyum sağlayamadığı için zamanla unutulmuştur. Uygurların eski dönemlerde kutladığı Av Merasimi ve But Seylisi, unutulan tören ve bayramlar arasında sayılabilir. (Makale)
14. Bu parçadan Kuyucak köyü ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Türkiye’nin lavanta çiçeği ihtiyacını tek başına karşılamaktadır.
- B) Toprak yapısından dolayı geçmişte nüfus hareketliliği yaşamıştır
- C) Üretilen lavanta çiçeğinin bir kısmı yurt dışına gönderilmektedir.
- D) Topraklarında lavanta çiçeği dışında bitki yetiştirilmemiştir.
15. Başarı çemberi, kişinin kendi yaşamını bir bütün olarak tanımlamasını sağlar. Bu çemberde motivasyon, öz güven, olumlu düşünme, verimli çalışma ve duygu kontrolü dilimleri yer alır. Çemberin en iç halkası “1”, en dış halkası “10” kabul edilir. Dilimlerdeki her bir bölüm, etki düzeyine göre “1” ila “10” arasında puanlanır. Bu bölümler, verilen puanlara göre boyanır. Örneğin kişi kendisini tanımlarken bir bölüme “2” puan verdiyse o bölümde “1”den başlayarak dışa doğru iki bölümü boyar. Aşağıda Arda, Burak ve Emre’ye ait başarı çemberleri verilmiştir. Buna göre Arda, Burak ve Emre ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) Emre’nin motivasyonu Arda’dan düşük, Burak’tan yüksektir.
- B) Burak, duygu kontrolü konusunda Emre’yle eşit durumdadır ancak Arda’dan başarılıdır.
- C) Burak, öz güven konusunda Arda ve Emre’den daha başarılıdır.
- D) Arda, olumlu düşünmede Emre’den başarılıyken verimli çalışma konusunda başarısızdır.
16. Bilgi: Öznenin yaptığı işten etkilenen ögeye “nesne” denir. Nesne, “belirtili nesne” ve “belirtisiz nesne” olmak üzere ikiye ayrılır. Belirtili nesne, yükleme “neyi, kimi, nereyi” soruları; belirtisiz nesne ise “ne” sorusu sorularak bulunur. (I) Ege türkülerinin ünlü ismi, bağlama ustası Özay Gönlüm meydan sazı ve curada ustalaşmıştır. (II) Gönlüm, tasarımını yaptığı “yâren” adlı üç saplı sazıyla televizyon programlarında geniş kitlelere seslenmiştir. (III) Çalıp söylediği Ege türküleri kadar Denizli ağzıyla yaptığı taklitler de ilgi görmüştür. (IV) Sanatçı, aralarında çok meşhur türkülerin de olduğu 3 bin 500 eseri Türk müziğine kazandırmıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde nesne kullanılmıştır?
17. Bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı modern öykü ve romanlarda okur, olayları değil; olayların insan üzerindeki etkilerini, oluşturduğu çağrışımları ve duyguları izleme imkânı bulur. Bilinç akışında kahramanın zihninden geçen düşünceler arasında mantıksal bir bağ yoktur. Buna göre aşağıdaki metinlerin hangisinde bilinç akışı tekniği kullanılmıştır?
- A) Bazı hiç sebep yokken annesinin boynuna sarılır; yanaklarını, gözlerini, ellerini öperdi. Melek Hanım bu dakikalarda onun nezaketten ezildiğini, mavi gözlerinin yaşla dolduğunu görürdü. Sebebini sorduğu vakit Kenan, bir şey söyleyemezdi. Çünkü bu sebebi kendi de bilmezdi. Bu, onun için uyumak ve su içmek gibi bir ihtiyaçtı.
- B) Elektriğe henüz kavuşmuş kasabada doktor, mühendis ve avukatların çok önemsendiği yıllardı. Her şeyi, herkesten daha iyi bilir; bundan dolayı da çarşıda, pazarda, kahvede, lokantada en çok saygıyı onlar görürlerdi. Bir doktor, bir avukat, bir mühendisin çevresi çokluk büyük çiftçiler, tüccarlar tarafından çevrilir; yorumları can kulağıyla dinlenirdi.
- C) Bir kartal yuvasını andıran köy, dağın eteklerine sırtını vermiş, dünyaya kafa tutuyor gibiydi. Köyün yamaçlarına kurulmuş kerpiç evler toprağın yeryüzüne köpürüşü gibi duruyordu. Uzaktan bakanlar, bir tespih gibi dizilen evleri ve maviye boyanmış kapıları görürlerdi. Şehirlerde hızla akıp giden hayat burada iyice yavaşlar, belli bir süre kendini sessizliğe bırakırdı.
- D) Üç torba aldığıma iyi ettim, lahana da alırım ıspanak da. Üç daire... Şimdi apartman katları kira getirmiyor, bankaya yatırmak en iyisi. Bıyıklarını boyamış şu. Arnavut kaldırımının böylesine ne topuk dayanıyor ne pençe. Yarın gözünü kapadı mı hiç yoktan iyi. Ufak tefeğe kulak asma. Katları onlara bölüştürür, ben bana kalan aylığa bakarım.
18. Ses, dalgalar hâlinde yayılır. Kaynağından çıkan ses, çevresindeki molekülleri titreştirir ve bu titreşim molekülden moleküle aktarılır. Yani sesin yayılabilmesi için ortamda molekül bulunması gerekir. Örneğin ses, havada ve suda yayılabilir çünkü bu ortamlar moleküllerden oluşur. Uzayda yok denecek kadar az madde vardır, dolayısıyla moleküller birbirinden çok uzaktadır. Bu yüzden uzayda oluşan ses, moleküller arasında iletilemez ve yayılamaz. Bu metin aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak yazılmıştır?
- A) Ses dalgaları moleküllerden mi oluşur?
- B) Ses, uzayda neden yayılmaz?
- C) Uzay boşluğundaki moleküllerin sesi duyulur mu?
- D) Ses uzay boşluğunda niçin sonsuza kadar kalamaz?
19. Besteyi ilk duyduğumda manzaraya tek başına hâkim, büyük bir ağaçcanlandıgözlerimin önünde. Bu hayal, musikinin rüzgârıyla birdenbirebelirenbir şeydi. Hâlbuki bu besteyi o anda dinlemeye hazır değildim, nağme beni ansızınyakalamıştı.Bu hayalin meydana gelmesi, âdeta uyanık hâlde görülen bir rüya gibiydi. Aşağıdakilerden hangisi bu parçadaki altı çizili sözcüklerden herhangi birinin anlamını karşılamaz?
- A) Görünme
- B) Hatırlama
- C) Ortaya çıkma
- D) Etkileme
20. Bir balıkçının tezgâhında yer alan balık türleri ile ilgili bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bu balıkçıdan alışveriş yapan Mine, Nermin, Okan, Ömer ve Pelin ile ilgili şunlar bilinmektedir: • Her bir kişi, diğerlerinden farklı bir balık türü satın almıştır. • Ömer, hem tavası hem ızgarası önerilen bir balık almıştır. • Mine ve Pelin’in aldığı balıkların boy özelliği farklı, pişirme önerisi aynıdır. • Okan tavada pişirilmesi önerilen, küçük bir balık almıştır. Buna göre; I. lüfer, II. kılıç, III. barbun balıklarından hangilerini kimin alacağı kesin olarak söylenemez?

- A) Yalnız II.
- B) II ve III.
- C) I ve III.
- D) Yalnız I.