1. Bazı cisimlerin tek bir rengi veya biçimi olduğunu kabul etme eğilimindeyiz. Mesela çocuklar kimi zaman, yıldızların -aslında öyle olmadıkları hâlde- beş köşeli olduğuna inanır. Bir tabloda gökyüzünün mavi, çayırın da yeşil olmasında ısrar eden birinin bu çocuklardan pek farkı yok bana göre. Bu kişiler, bir tabloda başka renkler görmekten rahatsız olur. Oysa göğe ve çayıra ilişkin duyduğumuz her şeyi unutmayı bir denesek, dünyayı ilk kez görüyor gibi olsak o zaman nesneler daha değişik ve şaşırtıcı renklerle görünebilir bize. Böylece daha etkileyici sonuçlar elde edebilir, daha özgün eserler verebiliriz. Aşağıdaki yargılardan hangisi bu parçada savunulan düşünceyi destekler?
- A) Sanat yapıtlarının tadına varılmasında alışkanlıklarımızı ve ön yargılarımızı aşmaktaki isteksizliğimizden daha büyük bir engel yoktur. Bilinen bir konuyu alışılmamış biçimde canlandıran bir resim, ‟doğru” olmadığı gibi bir gerekçeyle körü körüne eleştirilir çoğu zaman.
- B) Bir tabloyu bize sevdiren veya bizi ondan uzaklaştıran, çoğu vakit bir figürün ifadesidir. Bize tanıdık gelen ve böylece bizde heyecan uyandıran bir görüntü çoğumuzun hoşuna gider.
- C) Görünen dünyayı olduğu gibi resmetmedeki sabır ve yeteneğin kuşkusuz övülmesi gerekir. Bu nedenle geçmişin büyük sanatçıları, en ufak ayrıntının bile özenle saptandığı yapıtlarına çok çaba harcamışlardır.
- D) Büyük yapıtlar, önünde her durduğumuzda değişik görünür. Onlar da insan denen canlı gibi tükenmez ve önceden kestirilemez. Kendi serüvenleri ve akıl ermez yasalarıyla başlı başına bir heyecan dünyası oluşturur. Bu yüzden hiç kimse sanat hakkında her şeyi bildiğini ileri sürmemelidir.
2. (I) Gelişim, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. (II) Ancak günümüzde bilgeliğin yerini bilgi, oyunun yerini yarışma aldığı gibi maalesef gelişimin yerini de başarı almış durumda. (III) Hâlbuki her gelişim bir başarıyken her başarı bir gelişim değildir. (IV) Kişi, ehliyet sınavından iyi bir puan alabilir ama bu, onun öğrendiği ve geliştiği anlamına gelmeyebilir. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) I. cümlede karşılaştırma yapılmıştır.
- B) III. cümlede şarta bağlı bir durum söz konusudur.
- C) II. cümlede olumsuz bir eleştiri vardır.
- D) IV. cümlede örneklemeden faydalanılmıştır.
3. Bir ressamın her tür resmi ortaya çıkarabilmesi söz konusu değildir. - - - - Bu cümlenin sonuna anlam akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
- A) Ama çevremizde veya sanat dünyasında “Elbette ben hepsini yapabilirim.” diyen sanatkârlar da yok değil.
- B) Dolayısıyla bir ressam yeteri kadar çalışırsa hem portrede hem soyut resimde hem de natürmortta ustalaşabilir.
- C) Resim sanatının birtakım alt dalları vardır ve bir ressam en fazla dört veya beş dalda kendini yetiştirebilir
- D) Çünkü resim sanatının her bir dalını tam anlamıyla öğrenebilmek ve uygulayabilmek oldukça zaman alır.
4. Bu metinden Neşet Ertaş ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Kimi şiirlerinin, yaşamından izler taşıdığı
- B) Plaklarını çeşitli takma isimlerle çıkardığı
- C) Konserlerine, benzer sözlerle başladığı
- D) Yetişmesinde babasının katkısı olduğu
5. Bir balıkçının tezgâhında yer alan balık türleri ile ilgili bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bu balıkçıdan alışveriş yapan Mine, Nermin, Okan, Ömer ve Pelin ile ilgili şunlar bilinmektedir: • Her bir kişi, diğerlerinden farklı bir balık türü satın almıştır. • Ömer, hem tavası hem ızgarası önerilen bir balık almıştır. • Mine ve Pelin’in aldığı balıkların boy özelliği farklı, pişirme önerisi aynıdır. • Okan tavada pişirilmesi önerilen, küçük bir balık almıştır. Buna göre; I. lüfer, II. kılıç, III. barbun balıklarından hangilerini kimin alacağı kesin olarak söylenemez?
- A) I ve III.
- B) II ve III.
- C) Yalnız II.
- D) Yalnız I.
6. Ses, dalgalar hâlinde yayılır. Kaynağından çıkan ses, çevresindeki molekülleri titreştirir ve bu titreşim molekülden moleküle aktarılır. Yani sesin yayılabilmesi için ortamda molekül bulunması gerekir. Örneğin ses, havada ve suda yayılabilir çünkü bu ortamlar moleküllerden oluşur. Uzayda yok denecek kadar az madde vardır, dolayısıyla moleküller birbirinden çok uzaktadır. Bu yüzden uzayda oluşan ses, moleküller arasında iletilemez ve yayılamaz. Bu metin aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak yazılmıştır?
- A) Ses dalgaları moleküllerden mi oluşur?
- B) Ses uzay boşluğunda niçin sonsuza kadar kalamaz?
- C) Uzay boşluğundaki moleküllerin sesi duyulur mu?
- D) Ses, uzayda neden yayılmaz?
7. Tarihî ve doğal güzelliklerden ibaret değildir İstanbul sokakları. Aynı zamanda iç içe geçmiş sesler bütünüdür. Bu seslerle şekillenir İstanbul’un ahengi. Bu seslerledir İstanbul’un benzersiz bir orkestraya dönüşmesi. Bu parçaya, Bu bütünün parçaları Boğaz’da vapurların düdüklerinden dalga seslerine kadar uzanır. Kimi zaman bir dükkânın önündeki kafeste şakıyan şirin kanaryanın, kimi zaman bir adamın balkonda çaldığı udun, kimi zaman da karşı komşusunu çağıran bir teyzenin sesidir. metni eklendiğinde parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Karşılaştırma yapılmıştır.
- B) Ortaya konan düşünce örneklenmiştir.
- C) Anlatıma nesnel bir boyut kazandırılmıştır.
- D) Anlatılanlar benzetme yoluyla somutlaştırılmıştır.
8. Besteyi ilk duyduğumda manzaraya tek başına hâkim, büyük bir ağaçcanlandıgözlerimin önünde. Bu hayal, musikinin rüzgârıyla birdenbirebelirenbir şeydi. Hâlbuki bu besteyi o anda dinlemeye hazır değildim, nağme beni ansızınyakalamıştı.Bu hayalin meydana gelmesi, âdeta uyanık hâlde görülen bir rüya gibiydi. Aşağıdakilerden hangisi bu parçadaki altı çizili sözcüklerden herhangi birinin anlamını karşılamaz?
- A) Görünme
- B) Etkileme
- C) Ortaya çıkma
- D) Hatırlama
9. Bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı modern öykü ve romanlarda okur, olayları değil; olayların insan üzerindeki etkilerini, oluşturduğu çağrışımları ve duyguları izleme imkânı bulur. Bilinç akışında kahramanın zihninden geçen düşünceler arasında mantıksal bir bağ yoktur. Buna göre aşağıdaki metinlerin hangisinde bilinç akışı tekniği kullanılmıştır?
- A) Bazı hiç sebep yokken annesinin boynuna sarılır; yanaklarını, gözlerini, ellerini öperdi. Melek Hanım bu dakikalarda onun nezaketten ezildiğini, mavi gözlerinin yaşla dolduğunu görürdü. Sebebini sorduğu vakit Kenan, bir şey söyleyemezdi. Çünkü bu sebebi kendi de bilmezdi. Bu, onun için uyumak ve su içmek gibi bir ihtiyaçtı.
- B) Bir kartal yuvasını andıran köy, dağın eteklerine sırtını vermiş, dünyaya kafa tutuyor gibiydi. Köyün yamaçlarına kurulmuş kerpiç evler toprağın yeryüzüne köpürüşü gibi duruyordu. Uzaktan bakanlar, bir tespih gibi dizilen evleri ve maviye boyanmış kapıları görürlerdi. Şehirlerde hızla akıp giden hayat burada iyice yavaşlar, belli bir süre kendini sessizliğe bırakırdı.
- C) Üç torba aldığıma iyi ettim, lahana da alırım ıspanak da. Üç daire... Şimdi apartman katları kira getirmiyor, bankaya yatırmak en iyisi. Bıyıklarını boyamış şu. Arnavut kaldırımının böylesine ne topuk dayanıyor ne pençe. Yarın gözünü kapadı mı hiç yoktan iyi. Ufak tefeğe kulak asma. Katları onlara bölüştürür, ben bana kalan aylığa bakarım.
- D) Elektriğe henüz kavuşmuş kasabada doktor, mühendis ve avukatların çok önemsendiği yıllardı. Her şeyi, herkesten daha iyi bilir; bundan dolayı da çarşıda, pazarda, kahvede, lokantada en çok saygıyı onlar görürlerdi. Bir doktor, bir avukat, bir mühendisin çevresi çokluk büyük çiftçiler, tüccarlar tarafından çevrilir; yorumları can kulağıyla dinlenirdi.
10. Şair, bir aydınlanma ve doğru olanın farkına varma hâlini ifade ettiği şiirinde, zamanın ve hayatın kıymetini bilmenin ve yaşama sevinçle bağlanmanın önemini kavradığını dile getirmektedir. Bu parçada sözü edilen dizeler aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gökyüzünün başka rengi de varmışGeç fark ettim taşın sert olduğunuSu insanı boğar, ateş yakarmışHer doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış
- B) Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorumNe büyük nimet olduğunu ah ey güzel günBoş yere üzülmekte mana yok, anlıyorumKadrini bilmek lazım artık her açan gülünŞükretmek, türküsüne daldaki her bülbülün
- C) Yaşamak güzel şey doğrusuÜstelik hava da güzelseHele gücün kuvvetin yerindeyseElin ekmek tutmuşsa bir deHele tertemizse gönlün Hele kar gibiyse alnın
- D) Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saranBunca güzelliği nasıl koyup gideceğizYaman çalacak o çalmayası saat yamanGeçmiş ola, bir kez yumuldu mu gözlerimiz
11. 18 ve 19. soruları verilen tabloya göre cevaplayınız. Verilen tablodan hareketle aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

- A) Yetişme dönemi kısa olan bitkilerden sadece patates “düşük ph”lı toprak ister.
- B) Daimi gölgeden hoşlanan ürünler aynı zamanda rüzgâra dayanıklıdır ve geçirgen toprak ister.
- C) Kumlu toprak isteyen ürünlerin yarısının yetişme dönemi uzundur.
- D) Tablodaki ürünler arasında hem verimli hem de verimsiz toprakta yetişebilen tek ürün brokolidir.
12. “Başarı bilinçli olanları ve çalışma arzusu duyanları bulur; başarısızlık ise umursamadan ve bilinçsizce yaşayanların peşinden ayrılmaz.” cümlesi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Birden fazla adlaşmış sıfat-fiil vardır
- B) “Bilinçsizce” sözcüğü zarf-fiildir.
- C) İsim-fiil kullanılmıştır.
- D) Durum ifade eden zarf-fiil kullanılmıştır.
13. 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da doğup diğer Avrupa ülkelerine yayılan Empresyonizm 20. yüzyıl sanat akımlarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Atölye resmi yerine dönemin sanatçıları konularını gün ışığı altında büyük bir renk zenginliği içinde çalışmışlardır. Işık altında gün boyu farklı renklere bürünen nesnelere önem verilmiş, su ve kar, ışığı yansıtıcı özellikleri nedeniyle en çok sevilen ve tercih edilen konuları oluşturmuştur. Koyu renkler yerine ışığı en iyi biçimde yansıtan kırmızı, yeşil, mavi, mor ve turuncu gibi parlak, canlı, açık renkleri kullanmayı seçmişlerdir. Toplumun yaşama bakışını ve düşüncesini de etkileyen empresyonist sanatçılar yaşadıkları çağın resmini biçimlendiren akademik kuralların ve konuların dışına çıkarak eserlerini meydana getirmişlerdir. Mitolojik ve tarihsel konular yerine günlük yaşamdan seçtiklerini tuvallerine aktarmışlardır. Bunların başında en çok sevdikleri manzara ve eğlenen, neşe dolu insan topluluklarını betimledikleri tablolar gelmektedir. Paragrafta verilen bilgilere göre hangi seçenekte “Empresyonizm” akımına uygun çizilmiş bir tablo vardır?
14. Verilen görselle ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi yapılamaz?

- A) 3. cümlede yargı gerekçesiyle birlikte verilmiştir.
- B) 4.cümlede sebep-sonuç ilişkisi vardır.
- C) 2. cümlede koşul-sonuç ilişkisi vardır.
- D) 1. cümlede örneklendirme yapılmıştır.
15. Bugün tarih boyunca hür yaşamış bir millet, Üstüne çökse dünya, hürriyet ister elbet! İnsan için hürriyet, ekmek gibi, su gibi, Hürriyetsiz sürünmek, ölüm uykusu gibi... Yukarıdaki dörtlükte benzetme sanatı kullanılmıştır. Benzetilen varlıkların içinde hangisi yoktur?
- A) Uyku
- B) Hürriyet
- C) Su
- D) Ekmek
16. Bakteriler DNA, ribozom, sitoplazma, hücre duvarı ve hücre zarına sahip tek hücreli canlılardır. Bazı bakterilerde hareket etmelerini sağlayan kuyruğa benzer kamçı ya da yüzeylere tutunmalarını sağlayan pilus adında tüye benzer yapılar bulunur. Bakteriler her türlü ortamda canlılıklarını sürdürebilir. Yaşamak için başka bir canlı hücreye ihtiyaç duymazlar. Virüsler ise yaşamak için canlı bir hücreye ihtiyaç duyar. Bu hücreye konak hücre denir. Bütün virüslerin yapısında konak hücre içerisinde çoğalıp yaşamsal faaliyetlerini sürdürmelerini sağlayan DNA ya da RNA’nın yanı sıra bunları koruyan ve kapsit olarak adlandırılan bir protein kılıf bulunur. Bakterilerin hepsi zararlı değildir. Doğada birçok faydalı bakteri bulunur. Örneğin azot bakterileri doğadaki azot döngüsünün devam etmesini sağlar, okyanuslarda yaşayan fotosentetik bakteriler atmosferdeki karbondioksiti kullanarak oksijen üretir, bağırsağımızda yaşayan bakteriler ise besinlerin sindirimi ve emiliminde rol oynar. Virüsler ise yalnızca zarar verir. Girdikleri konak hücreyi kullanarak DNA ya da RNA’larını çoğaltırlar. Böylece kendi kopyalarını oluşturarak diğer hücrelere saldırırlar. Enfekte olan sağlıklı hücreler ise ölür. Verilen paragraf hangi soruya cevap olarak yazılmıştır?
- A) Bakteriler mi daha zararlıdır virüsler mi?
- B) Bakteriler ile virüsler arasındaki farklar nelerdir?
- C) Bakteriler ile virüslerin ortak yönleri nelerdir?
- D) Bakteriler ile virüsler varlıklarını nasıl sürdürürler?
17. (I) Elmas yakın zamana kadar dünyadaki en sert malzeme olarak biliniyordu fakat “Vurtsit bor nitrür” ve “lonsdaleite” minerallerinin elmastan daha sert doğal malzemeler olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar var. (II) Etkileyici görüntüsü nedeniyle elmasın mücevher olarak kullanımı daha çok bilinir. (III) Ancak elmas en sert malzeme olması nedeniyle endüstri uygulamalarında önemli bir yere sahip olmayı sürdürecektir. (IV) Yeni keşfedilen ancak yeryüzünde hayli nadir bulunan bu minerallerin elmasın yerini alması zor görünüyor. Metindeki numaralandırılmış cümlelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
- A) IV.
- B) III.
- C) II.
- D) I.
18. 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur. Yukarıda noktalı virgülün kullanıldığı yerler hakkında bilgi verilmiştir. Hangi seçenekte verilen bilgilerden farklı bir durum için noktalı virgül kullanılmıştır?
- A) Çaresizlikten ne yaptığımı bilmiyor; kızıyor, bağırıyor, ağlıyordum.
- B) At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
- C) Zonguldak; İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra hastalığın en fazla yayıldığı il olmuştur.
- D) Okuma grubuna kızlardan Emine, Büşra Şule; erkeklerden Ozan, Batuhan seçildi.
19. A durağının sınırları içinde evi olan bir yolcu D durağı sınırları içinde olan işini halledip evine dönecektir. Buna göre sırasıyla kaç numaralı minibüsleri kullanmalıdır?
- A) 1 - 3
- B) 2 - 3
- C) 2 - 4
- D) 4 - 1
20. Dudaksıllaşma nedir? Bazı sözcüklerde çeşitli sebeplerden düz ünlülerin yuvarlaklaşması veya bazı ünsüzlerin dudak ünsüzlerine dönmesi: (savırmak) > savurmak, (kavırmak)> kavurmak, (gönlek) > gömlek, (konşu) > komşu, (çenber) > çember, (kanbur) > kambur Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde “dudaksıllaşmaya” uyulmamıştır?
- A) Tarlalardan beklenen verim alınamadığı için anbarlar boş kaldı.
- B) Küçük kıza pembe elbise çok yakışmıştı.
- C) Semaveri yakmak için duvarın üstündeki kibriti aldı.
- D) Perşembe günü yapılacak olan sınava hiç hazırlanamadım.