1. Çanakkale Boğazı’ndan günde 130, yılda ise 49.000’e yakın gemi geçiyor. Bunlar çoğunlukla Malta’ya, Rusya’ya, Ukrayna’ya, Suriye’ye ve ülkemize ait gemiler. Doğal gaz ve tehlikeli yük taşıyan çok sayıda geminin geçişi sırasında Boğaz, güvenlik açısından trafiğe kapatılıyor. Boğaz’da güvenliğin sağlanması için her türlü önlemin alındığı gözleniyor. Bu parçada Çanakkale Boğazı’yla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinedeğinilmemiştir?
- A) Alınan güvenlik önlemlerinden birine
- B) Ne tür yükler taşıyan gemilerin geçtiğine
- C) Yoğun bir trafiğinin olduğuna
- D) En çok hangi ülkelere ait gemilerin geçtiğine
- E) Yıllık gemi geçişinin ne zaman beklenen sayıya ulaşacağına
2. (I) Yabancı filmlerin kimilerinde kahraman, kötü adamlarla dövüşmeden önce, mutlaka haksızlığa uğrar. (II) Ardından, uğradığı haksızlıklara karşı direnmesi içimizde bir sevinç yaratır. (III) Çünkü hakarete, haksızlığa ya da iftiraya uğrayanla bir bakıma özdeşleştiririz kendimizi. (IV) Masal kahramanlan tek boyutludur. (V) Onlardan farklı biçimlerde etkileniriz. (VI) Örneğin Külkedisi’nin dışlanması, hor görülmesi içimizde acıma duygusu uyandırır. (VII) Kendimizi onun yerine koyar, onun acılarıyla üzülür, onun sevinçleriyle mutlu oluruz. Bu parça düşüncenin akışına göre iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
- A) VI.
- B) V.
- C) II.
- D) III.
- E) IV.
3. Ormanlarımız bir bir yok oluyor, (i) Kimi yanıyor, kiminin de ağaçlan bilinçsizce kesiliyor. (II) Böyle durumlarla karşılaşmamak için her fırsatta, büyük-küçük, eğitimli eğitimsiz demeden herkese ormanların önemini anlatmak gerekiyor. (III) Resmi kurumlar ve gönüllü kuruluşlar bu konuda çok çaba gösteriyor. (IV) Doğaya gönül verenlere göre en büyük tehlike erozyon. (V) Erozyon önlenemediği takdirde iklimler değişecek, dahası üzerinde yaşayacak toprak bulmak bile zorlaşacak. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istendiğinde ikinci paragraf kaç numaralı cümleyle başlar?
- A) I.
- B) IV.
- C) V.
- D) III.
- E) II.
4. (I) Şiir antolojileri hazırlanırken şiir seçiminin tartışma konusu yapılmasından yana değilim. (II) Çünkü her antolojide seçilen şiirler öznel ölçütlerle belirlenir. (III) Ben de bir antoloji hazırlayacak olsam, canımın istediği şairden şiir alırım antolojime. (IV) Seçimimden dolayı da kimseye hesap vermem gerekmez. (V) Antolojilerin değerlendirme bölümlerinde estetiğin nesnel ve evrensel ölçütleri geçerlidir. (VI) Bu nedenle, hazırlayıcının yeteneği, zekâsı, yanlılığı ve yansızlığı bu bölümde ortaya çıkar. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
- A) III
- B) II
- C) IV
- D) VI
- E) V
5. Karşımda şeftali ağacı... Sayısız arı kıpırdıyor dalları arasında. Arı değil, diyor bir dostum, onlar sinek. Her biri kocaman birer uçak. Sokmazlarmış insanı, ısırırlarmış. Şeftali ağacı bağrına basıyor hepsini. Çünkü doğada bireycilik yok, herkes her şeyden payını alıyor. Şeftali ağacı, çocukluğumun erik ağacını anımsattı bana. Bozdoğan Kemeri’nin bittiği yerdeydi bahçemiz. Kuyu çıkrığının ince sesini duyar gibiyim şimdi. Bu parçada aşağıdakilerden hangisiyoktur?
- A) Geçmişin güzellikleriyle övünme
- B) Görme duyusuyla algılanan ayrıntılara yer verme
- C) Bir durumla ilgili yorum yapma
- D) Benzetmeden yararlanma
- E) Açıklamaya yer verme
6. Lise ve dengi okullarda edebiyat derslerinin amacı yazar ve ozan adlarını ezberlemek, onların yaşantısıyla, eserleriyle ilgili bilgiler vermek midir? Yoksa, öğrenciyi gerçekten değerli eserlerle tanıştırıp onların sanat anlayışını geliştirmek mi? Bence edebiyat kitaplarımızda tarih görüşünün yerini sanat görüşü almalı, böylece kitaplarımız mezarlık olmaktan kurtarılmalıdır. Paragrafta vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Edebiyat kitapları sanatçıların adlarını ve yapıtlarını vermekle yetinmemelidir.
- B) Edebiyat dersleri, öğrencinin sanat anlayışını geliştirmelidir.
- C) Edebiyat derslerine eleştirel bakmalıyız; yoksa dersler amacına ulaşmaz.
- D) Edebiyat dersleri, iyi bir programla amacına ulaşabilir.
- E) Edebiyat kitapları yazar ve ozanlarımızı tanıtmalıdır.
7. Toplumu oluşturan insanların çoğu, yüzü mağaranın içine dönük, kollan zincirlerle birbirine bağlanmış tutsağa benzer. Yalnızca arkadan gelen ışığın içeriye girmesiyle duvarda oluşan kendi gölgelerini görür, bu gölgelerle oyalanıp dururlar. Filozoflar ise kendilerini zincirden kurtararak, yüzlerini cesurca ışığa çevirir; doğruyu görmeye, yaşamın gerçek anlamını çözmeye yönelirler. Ne var ki filozofların, öbür insanları gördüklerine inandırması çok zordur. Çünkü tutsaklık da karanlık da bu insanlara rahat gelir. Işığa bakıp gerçekleri görebilmek cesaret ister. Bu parçaya göre, filozofların davranışı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
- A) Topluma, yeni düşünceleri örneklendirerek gösterme
- B) İyiyle kötüyü ayıracak ölçütler belirleme
- C) Bilimsel düşünüşün temellerini sezdirme
- D) Yaşanan olumsuzlukları iyimser bir bakış açısıyla yansıtma
- E) Doğruları yorumlayıp korkusuzca açıklayarak insanları aydınlatma
8. Hangi kitapçıya girsem başvuru kitaplarının az olmasına ya da hiç bulunmamasına şaşırırım. Bir zamanlar bu tür kitapları çokça basan bir kitabevi artık bunları basmaz oldu. Piyasaya baktığımızda da hep aynı tür kitaplarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle, yayınevlerini birbirinden ayıran fazla özellik kalmadı. Yayınevlerini aynı türden kitap bastıklan için yadırgamamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yayıncılıkta uzmanlaşmış yayınevlerinin ayakta durmaları az satan kaynak kitaplara değil, çok satan kitaplara bağlı. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kimi kitapçılarda başvuru kitaplarına az rastlanmaktadır.
- B) Yayınevleri çok aranan kitapları basmaya yetişememektedir.
- C) Başvuru kitaplarının getirisi yayınevinin yaşamasına yetmemektedir.
- D) Uzmanlık isteyen alanlarda kitap yazmak kolay değildir.
- E) Başvuru kitaplarıyla ilgilenen okur sayısı azalmıştır.
9. (I) Birileri emek vermiş, yazmış ya, o emeğe saygıyla yaklaşırım. (11) Anlamaya, şairin onu yazarken aldığı tatları yakalamaya çalışırım.(III) Okşayarak, bir anlamda şımartarak okurum her şiiri. (IV) Özellikle kendi şiirlerime hep korkarak yaklaşırım. (V) iyi bir okuyucu olarak kayırmam hiçbirini. (VI) İyi şiir iyidir, kötü şiir diye bir şiir de yoktur; o şiir değildir zaten. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışım bozmaktadır?
- A) IV.
- B) V.
- C) III.
- D) II.
- E) I.
10. Bir sanatçıya farklı pencerelerden bakıldıkça onun yapıtları ışıldar, renklenir. Bu cümlede geçen “farklı pencerelerden bakmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İlginç yönlerini öne çıkarmak
- B) Değişik bakış açılarına göre yorumlamak
- C) Kişisel düşünceleri göz önünde bulundurmak
- D) Ayrıntılar üzerinde dikkatlice düşünmek
- E) Yapıtları birbirinden bağımsız değerlendirmek
11. İnsanın evrensel yönünü ön planda tutan ozanların zaman aşımına uğramaları söz konusu değildir. Böyle olduğu için Shakespeare hala yenidir. Gününe takılıp kaldığı için bugün bilmediğimiz kaç ozan vardır kimbilir. Bu cümlede geçen "zaman aşımına uğramak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Değeri zamanla anlaşılmak
- B) Her dönemde güncelliğini korumak
- C) Yerelliğin sınırını aşamamak
- D) Güncelliğini ve geçerliliğini yitirmek
- E) Gününün sınırlarını aşabilmek
12. O ilk yapıtlarında adeta sanatsal düşlerini maskelemiştir. Ancak daha sonraki yapıtlarında bu sanatsal düşlerini bir bir açıklamış ve zamanla gerçekleştirmiştir. Bu parçada geçen “düşlerini maskelemek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yapmak istediklerini söylememek, gizlemek
- B) Bildiklerini başkalarıyla paylaşmak
- C) Okuru, tek düşünce etrafında toplamak
- D) Okura yenilikleri keşfetme duygusunu yaşatmak
- E) Eleştirilere açık olmamak
13. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlamca, birlikte verilen tutum ya da davranışla uyuşmaz?
- A) Acele işe şeytan karışır. - her işten anlama
- B) Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer. - tedbirli davranma
- C) Paça ıslanmadan balık tutulmaz. - zahmete katlanma
- D) Yalnız taş duvar olmaz. - işbirliği yapma
- E) İstediğini söyleyen, istemediğini işitir. - ölçülü konuşma
14. "Sözler düşüncelerin elçisi olduğu saatte, duyuldu kulaklarda, süzüldü yüreklere.” Bu cümlede geçen "düşüncelerin elçisi olmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Düş gücüne eşlik etmek
- B) Düşünceleri ifade etmek
- C) Hayalleri anlatmak
- D) Etkisi altına almak
- E) Anlaşılamaz olmak
15. Şeker hastalığı, elli yaşına kadar, erkeklerde kadınlardan daha az görülmektedir. Bu cümleden aşağıdakilerden hangisine kesin olarak ulaşılabilir?
- A) Kadınlarda elli yaşından önce şeker hastalığı görülmemektedir.
- B) Elli yaşından sonra kadınlarda şeker hastalığı görülme riski daha yüksektir.
- C) Şeker hastalığının tedavisi mümkün değildir.
- D) Kadınlarda da şeker hastalığı görülmektedir.
- E) Genç erkek ve kadınlarda şeker hastalığı görülmemektedir.
16. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur?
- A) Kurt dumanlı havayı sever.
- B) Baca eğri de olsa duman doğru çıkar.
- C) Dostla ye, iç, alışveriş etme.
- D) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
- E) Altın yere düşmekle pul olmaz.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?
- A) Toplantıda ağırlığını koyarak arkadaşının müdür olarak seçilmesini sağladı.
- B) O, çevresindekilere hep tepeden baktığı için kimse tarafından sevilmezdi.
- C) Kardeşimin bir dediği iki olmaz, her istediği hemen yapılırdı.
- D) Derste, ilgilendiği bir konu olduğunda, anlatılanlara kulak kesilirdi.
- E) Dedem öyle bir konuşurdu ki adeta ağzından bal damlardı.
18. Aşağıdakilerin hangisinde “bile” sözcüğü cümleye ötekilerden farklı bir anlam katmıştır?
- A) Kardeşim çoktan okula varmıştır bile, dedi.
- B) En kolay işinde bile ona danışırdı.
- C) Onun bir şiiri bile şairliğinin boyutunu bize gösterir.
- D) Onun susması bile bize bir ihtar gibi geliyordu.
- E) Karakolun yanındaki dükkana bile hırsız girmiş.
19. "Karalamak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kötülemek" anlamında kullanılmıştır?
- A) Çocuklar duvarları pastel boyalarla karalamış.
- B) Hoşuna gitmeyen yerleri karalıyordu.
- C) Kağıdı karalayıp kullanılmaz hale getirmişti.
- D) Karalama defterini hep yanında taşırdı.
- E) Herkesi karalayan biridir bu kız.
20. Duygusallığı şiirsel söyleyiş sanan sanatçılar, bu tür yapıtlardan hoşlanan okurlar da bulunca yanıldıklarını anlamıyorlar. Halbuki, sanatsal bir söyleyişe ulaşmak için kalbin nağmelerini akıl mızrabıyla çalmak gerekir. Bu parçada “kalbin nağmelerini akıl mızrabıyla çalmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yapıtlarda duygusal anlatıma yer vermemek
- B) Özgün bir sanatsal söyleyişe ulaşmak
- C) İmgelere, duygulardan daha çok önem vermek
- D) Gerçekleri, düş gücüyle süsleyerek anlatmak
- E) Duyguları düşünce gücüyle şekillendirerek dile getirmek