Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.
DGS Türkçe Paragrafın Ana Düşüncesi Test
DGS » Kategori
Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)
20 soru · Tüm sorular tek sayfada
Güncel veriler ile hazırlanmıştır
Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.
Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.
Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.
Soru 1
(I) Kendi kendisini amaç edinen kusursuz, gerçek bir dil olamaz. (II) Gerçek yaşantıların dışavurumu işlevini gördüğü sürece bir dilin kusursuzluğundan ve gerçekliğinden söz edilebilir ancak. (III) Bu yüzden çok eski, kişisellik üstü yaşantıyla dolup taşan halk dili her zaman işte öylesine güzeldir. (IV) Günümüzde sıradan bir insanın kendi dilini bu kadar kötü kullanması ona gereken özeni göstermemesinden değildir. (V) Olabildiğince derinlerde saklı bir nedenden, ger· çele ve güçlü yaşantıları yaşama güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Yukarıdaki paragrafın hangi cümlesinde ideal dilin özelliklerinden bahsedilmiştir?
A)I.
B)II.
C)III.
D)IV.
E)V.
Soru 2
Shakespeare, Londra'da kafayı çekip bir "pub"ı dağıttı. Orada bulunan bir magazinci olayı fotoğrafladı. Gazetelerde kendisini gören Shakespeare, ı'Ben artık sanatçı oldum." dedi. Oturdu Hamlet'i, Macbeth'i, Kral Lear'i yazdı. Van Gogh, çöplerin toplanmadığına kızarak elinde bir bıçak, evinin damına çıkmıştı. Medya hemen oraya damladı. Van Gogh, kameraların önünde kulağını kesti. Keser kesmez de sanatçı oldu. Karacaoğlan çobandı. Koyunlarını güttüğü yerden geçen televizyoncunun biri, "Dur, şunu sanatçı yapayım," dedi. Çobana mikrofonu uzatıp "Merhaba Telegülle!" dedirtti. Karacaoğlan o anda sanatçı oldu. Yukarıdaki parça aşağıdakilerin hangisinde ileri sürülen düşünceyi alaya almak için yazılmıştır?
A)Medyaya rağmen sanatçı olmaya heveslenen birçok kişi var.
B)Sanatın gereklerini yerine getiren bir sanatçı medyayı umursamaz.
C)İnsanların sanatçı olup olamayacağına kimse karar veremez.
E)Görsel ve yazılı basın olmasaydı bugün bir tek sanatçı olmazdı.
Soru 3
"Düşünce" bir sanattır ve okuya okuya elde edilir. Şu halde "güzelliği düşünme sanatı'', güzelliğin gönülde tatlandırılması ya da güzelliğin tadına varma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bu tat damak zevki değil; kaba duygular, maddi haz ve şehvet tadı hiç değil. Gerçek sanat eseri olan çıplak bir kadın heykelini seyreden kişinin mermeri canladıran sanatçıyı, sanatçının ruhunu, o heykelin vücut ve yüz ifadelerinde görmekten duyduğu sonsuz sanat heyecanıdır bu. Bu parçaya göre güzelliği düşünme sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A)Taş ve mermer sanat eserlerinden ortaya çıkan bir sanattır.
B)Zevk ve maddi haz üzerine kurulu bir düşüncedir.
C)Her insanın göremeyeceği ayrıntıların eserde görülmesidir.
D)Okuyup araştırarak ulaşılan bir düşünme biçimidir.
E)Sanat yapıtındaki yaratıcılıktan haz almaktır.
Reklam
Soru 4
Fransız eleştirisinde birçok yöntem devresini tamamlamış, işlevlerini yerine getirmiş ve kaybolup gitmiştir. Öyle ki Fransız eleştirisi bugün eskiye göre o kadar önemli değildir ve ağırlığını yitirmiştir. Bu da eleştiride kimi sıkıntıların doğmasına yol açmıştır. Bugün eleştiriyi herkes biraz kendisi için, kendine göre yöntemsel belirleme kaygıları olmadan yapıyor. İç sınırlar silinmiştir biraz. Buna karşılık on yıl öncesinde pek düşünülmeyen, yirmi yıl önceyse hiç akla getirilmeyen bazı disipliner ortaya çıkmıştır. Bu parçada Fransız eleştirisiyle ilgili yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
A)Akıl dışı disiplinlerin ortaya çıkması
B)Eleştirinin yöntem ve sınırlarının kaybolması
C)Nitelikli eleştirmenlerin kalmaması
D)Dünyadaki etkisini yitirmesi
E)Bazı yöntemlerin kaybolup gitmesi
Soru 5
Bizim kuşağımızın ve belki bir sonraki kuşağın göremeyeceği fakat gelecek kuşakların erişebileceği o günler asıl bayram günleri olacaktır. Çünkü bir azınlığın bir çoğunluğu sömüremediği emek fazlası değerden yığın yığın servetler edinilemediği, herkesin çalışmasının tam karşılığını aldığı, devlet hazinesinin talana uğratılamadığı ve sorumlulukların örtbas edilemediği her türlü düşüncenin tam bir özgürlük ve hoşgörü havası içinde tartışılabildiği gerçek demokratik toplumun günleri olacaktır o günler. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)Adil bir dünya düzeni önünde sonunda kurulacaktır.
B)Toplumlardaki düzensizlik yüzyıllardır var olan bir gerçekliktir.
C)Günümüze dek, idealize edilen sistemler kurulamamıştır.
D)Devlet kavramının doğduğu günden beri büyük bir çoğunluk sömürülmektedir.
E)Tüm dünyada küçük bir azınlığın sözü geçmektedir.
Soru 6
Okuldaki çocuklara ev ödevleri verilir, onlardan çeşitli alıştırmalar yapmaları istenir. Bu tür ödev ve alıştırmalar, onları hayata hazırlar. Onların sorumluluk ve bilinç sahibi olmalarını sağlar. Ben ödevin bu tür faydalarına inanıyorum ve ödeve karşı çıkmak yerine, ödev vermeyi destekliyorum. Ödevin gerekliliğine sonuna kadar inanan bir kişiyim. Yukarıdaki parçaya göre, ödevin en büyük işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A)Kişiye, işlerin kolay yollarını öğretmesi
B)İnsana büyük bir sabır gücü kazandırması
C)İnsanı bilinçlendirip hayata hazırlaması
D)Okulu ve dersi sevmeyi öğretmesi
E)Yeteneklerini keşfetme olanağı sağlaması
Reklam
Soru 7
Uğraşı, kişiyi mutlu kılan şeydir; önce iyilik yaratarak etkili gücüyle bir kötülüğü kısa sürede iyiye dönüştürür. Bu nedenle yarın yine işbaşına! Evet, dün yaptığınızı yıkılmış bulursanız tıpkı karıncalar gibi, hemen yıkıntıları kaldırmalı! Yeni planlar kurmalı, çareleri yeniden düşünüp bulmalı! Böyle olursa dünyanın kendisi yuvarlanıp içinden parçalansa bile onu siz yeniden kurarsınız sonsuza değin ve zevkle. Bu parçada okuyucuya verilmek istenen mesaj aşağıdakilerden hangisidir?
B)Pes etmek, sadece güçsüzlere özgü bir davranıştır.
C)Dünyada emek verilip üretilen her şey bir gün yıkılmaya mahkumdur.
D)Tüm bireylerin meslekleri ve keyif aldığı uğraşları olmalıdır.
E)İnsan, elinden geleni yaptıktan sonra umutsuzluğa düşmelidir.
Soru 8
Gerçek anlamda tutkuyla sevenler için ölüm bir ceza değil, ayrıcalıktır; son nefesini veren aşık, Tanrı ile birlikte usulca yazgısına ortak olmuştur neredeyse. Bu bağlamda gerek Tristan ve Mecnun gerek İsalde ve Leyla gibi o çekimi mutlak biçimde tutkuya çevirenler için son yolculuğa çıkış düpedüz bir armağandır, ölüm acıyla bütünleşen göksel mutluluğun sonucudur burada. Oysa Don Juan ve Casanova'da görüldüğü üzere, salt cinselliğin belirleyici olduğu ilişkilerde karşılaştığımız ölüm ya zorunlu olarak ödenen bir bedel ya da yeryüzüne sıradan bir vedadır. Bu parçada ölümle ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)Dünyevi arzular, insanın yaşama sıkı sıkı bağlanmasını sağlar.
B)Ölüm, Batı'da hayatın bir kuralı olarak algılanmaktadır.
C)Ölüm algısı aşk ve tutkunun yaşanışına göre değişiklik gösterir.
D)Halk hikayelerindeki aşıklar ölümü kutsamıştır.
E)Ölüm hayata bakışı, kişinin mutluluğunu ve yaşam algısını şekillendirir.
Soru 9
İnsan, edebiyatın her alanında ustalaşamaz. Şiir yazma konusunda çok iyi olan birinden, aynı zamanda iyi roman ya da hikaye yazması beklenmemelidir. Çünkü her insan kendi yetenek ve çalışmalarını belirli bir yöne doğrultmuş; o doğrultuda ilerleme kaydetmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir sonuçtur?
A)İnsan edebiyatın ancak bir alanında kendini çok iyi yetiştirebilir.
B)Edebiyatla uğraşmak, insana bilgi ve deneyim kazandırır.
C)Edebiyat türlerini birbirinden ayıramayız; hepsinin değeri aynıdır.
D)İnsanın edebiyat sevgisi, onun hayata bakış açısıyla belirir.
E)İnsan çok çalışırsa edebiyatın tamamına hakim olabilir.
Reklam
Soru 10
Ressamsanız, her şeyi ressam olarak görürsünüz. Tabağınızdaki yemekten tutun, seyrettiğiniz futbol maçını bile. Şairseniz, her şeye şair olarak bakarsınız. Ben de şiir yazmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Sanatla uğraşıyorsanız başka türlü yapamazsınız. Çiçeklere, geçen trenlere, grev gözcülerine, her şeye. Kaçınılmaz bir şey bu. Bunun simgesi olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanıdım. Sanırım, düşlerini bile şair olarak görüyordu. Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A)Sanatla uğraşmak kimi bedelleri ödemeyi göze almaktır.
B)Ressam ya da şair, her sanatçı sanatının gereklerini yerine getirmelidir.
C)Günlük yaşamın telaşı sanatı zehirleyen başlıca etkendir.
D)Hiçbir şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi şiirin ustası olamaz.
E)Sanatçı hayatının her anını sanatını düşünerek geçirir.
Soru 11
Yaşlılıkta edinilen zenginlikler saymakla bitmez. Ama ben bunları kazanmak için yaşlılığı beklemedim. Bunları yaşını başını almış kişilerden öğrenmeye çalıştım. Bu nedenle izlemeyi, dinlemeyi, okumayı tercih ettim. Kısa yoldan, özellikle yaşamaya cesaret edemediklerimi öğrenirim sandım. Ama öyle olmuyormuş, bunu şimdilerde anlıyorum. Bu parçada söylenenlerden aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
A)Yaşlılık, insanlara olaylar karşısında daha serinkanlı davranmayı öğretir.
B)Yaşam birikimi ancak yaşanarak oluşur.
C)Yaşlılık, ruhsal ve fiziksel açıdan bir tükeniş dönemidir.
D)İnsan gençlik döneminde elindeki olanaklardan nasıl yararlanacağını bilemez.
E)Yaşlılık, insanı başkalarının haklarına saygı duymaya yönlendirir.
Soru 12
Dışişleri Bakanlığı görevlisi olarak çeşitli ülkelerde bulunan yazar, bu yapıtında, gittiği ülkelerde hem kendi yaşadığı ilginç olayları hem de Türk konsolosluklarında yaşananları anlatmış. Sudan’dan Hindistan’a, Pakistan’dan Meksika’ya pek çok ülkedeki kişisel acılar, hüzünler, ancak orada yaşanırsa bilinecek yönleriyle ve usta bir gözlemcinin titizliğiyle anlatılmış. Yapıt bir konsolosluk görevlisinin anılarını, yaşanmışlığın sıcaklığıyla yansıtıyor. Bu parçada sözü edilen yapıt için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)Anlatım örgüsünün yenilikler taşıdığı
B)Anlatıcının, anlatımına kendi benini katmaya özen gösterdiği
C)Anlatılanların, toplumu sarsan olaylar içerdiği
D)Herhangi bir türün özelliklerini taşımadığı
E)Ülkelerden çeşitli izler taşıdığı
Reklam
Soru 13
Söz nedir? Çiçek tozları gibi, insandan insana uçuşarak ruhları canlandıran, sonsuz dostluklar yeşerten bir rüzgar mı? Bitkilerin üreyip çoğalması, çiçek tozlarının oradan oraya taşınmasıyla mümkün oluyorsa insan duyarlığının, düşüncesinin yaşayıp gelişmesi de sözcüklerin tozlaşmasıyla gerçekleşiyor olmalı. Çağdan çağa, insandan insana, kültürden kültüre sonsuz bir duygu aktarımı... Orta Çağ şairi Sappho’nun “Mutlu kal, yıllar boyunca...” dizesi kimlere değe dokuna geldi, kimlerde sürgün vere vere ulaştı bize, kim bilir. Sözün bunca tazeliği, ölmezliği, dokunduğu her insandan yaşanmışlık taşımasına mı bağlıdır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisiyoktur?
A)Yineleme
B)Alıntı
C)Karşılaştırma
D)Benzetme
E)Kanıtlama
Soru 14
(I) Korku-gerilim türünün en çok satan yazarlarından biri olan Stephen King, bu kez farklı bir konuyla karşımıza çıkıyor. (II) Kitabında “yazma”yı ve “yazma deneyimi”ni ele alıyor. (III) Böylece biz okuyucularını şaşırtmayı başarıyor. (IV) 1999 yılında yazılmaya başlanmasına karar verilen kitabın yazımı, yazarının geçirdiği bir kaza nedeniyle tehlikeye düşüyor. (V) Yazar, uzun bir süre tedavi görüyor. (VI) Tedaviden sonra tekrar sözcüklerin başına geçiyor. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A)V.
B)II.
C)VI.
D)III.
E)IV.
Soru 15
(I) Bir dil bilimci olarak Lorenzo Valla, çarpıcı düşünceleriyle hümanizmaya çok önemli katkılarda bulunmuştur. (II) Valla, dilin, maddi dünyanın dışındaki başka her şey gibi kültürel bir insan ürünü olduğu düşüncesiyle devrim yaratmıştır. (III) Ardından, matbaanın bulunmasıyla da dille ilgili gelişmeler hızlanmış, dil bilim ve yazım kuralları oluşturulmuştur. (IV) Ortak dil kuralları üzerinde anlaşılarak hataları azaltılan Yunanca ve Latince metinler, artık kolayca başka dillere çevrilebilecek duruma gelmiş, böylece çok daha geniş kitleler tarafından okunabilmiştir. (V) Hümanizma üzerine yazılmış kitaplarda, hümanizmanın, kadın hayatını nasıl etkilediğine değinen önemli bölümlere yer verilmiştir. (VI) Ne var ki eğitimde bir devrimden söz edilirken bile hümanist felsefeci olarak saygı gören kimi kadınların düşünsel yaşama katılımının sınırlı olduğu bu çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A)V.
B)VI.
C)III.
D)II.
E)IV.
Reklam
Soru 16
Yazının kullanımıyla devirlerin değiştiği, hayatların şekillendiği dönemlerde, hattatlık en önemli mesleklerdendi. Mürekkebin divitle buluşmasını sağlayan hokka, hattat için önemli ve kutsaldı. Ceviz, abanoz, zeytin ve kuka gibi ağaçlardan; toprak, cam, pirinç, gümüş ve altın gibi maddelerden yapılan hokkaların içine bal mumunun veya çam sakızının eritilmesiyle elde edilen bir macun sürülürdü. Hokkanın içine ham ipek yumak yerleştirilir, adına “lika” denirdi. Bu sayede mürekkep, kaleme rahatça geçerdi. Bu parçada hokkalarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
A)Yapımında özellikle ağaç ve madenlerin kullanılma nedenine
B)Hattat için taşıdığı değere
C)Dayanıksız malzemeden yapılanlarda hangi sorunların ortaya çıktığına
D)Hangi türlerinin daha çok beğenildiğine
E)Hangilerinin daha az mürekkep harcadığına
Soru 17
Şiirin artık okunmadığına ilişkin yakınmaların pek de yerinde olmadığını söylemek isterim. Çünkü Türkiye’deki durum, okurdan çok, yayıncıların ve kitabevlerinin türsel tercihlerinde düğümlenmektedir. Sektör, en çok gelir getiren türleri ve ürünleri tercih ediyor ve piyasada bunlar kendine yer bulabiliyor. Bu durumda, şiirin, insani yanımızı, duygularımızı, düş gücümüzü zenginleştiren bir tür olarak edebiyat piyasasını elinde tutanlar ve yönlendirenler tarafından tercih edilmesini beklememek gerekir. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinekarşıçıkılmaktadır?
A)Ekonomik kaygılarla sanatın yönlendirilmesine
B)Şiirin, özensizce üretilip bir anda tüketilmesine
C)Yayınevlerinin belli sanatçıları tercih etmesine
D)İnsanların, sanatsal seçimlerinde başarısız olmasına
E)Türkiye’de şiir okurunun belli bir estetik duyarlık kazanmamış olmasına
Soru 18
Metropoller önce ormanlarını, sonra korularını, ardından da ağaçlarını yitirir. Yiten yalnızca bitkiler ve ağaçlar da olmaz. Doğanın yaşam zincirinin bir parçası olan hayvanlar da bundan payını alır. Dallara yuva yapan kuşlar, kovuklara gizlenen sincaplar bunları yapacak yer bulamaz. İnsanlar, onları ansiklopedilerde, televizyon belgesellerinde görmeye başlar ve gerçekte yitirdiklerinin, yaşadıkları dünyanın ortak zenginliği olduğunun farkına varmazlar. Hayvanat bahçeleri, bu yiten ve yitmekte olan zenginliğin belki de son örneklerini bize gösterir. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi kentleşmenin sonuçlarındandır?
A)Kimi canlılar doğal yaşam alanını kaybeder.
B)İnsanların doğal güzelliklere olan merakı azalır.
C)İnsanların teknolojiye olan ilgisi artar.
D)Çocuklara yeni eğlence alanları açılır.
E)Hayvanlar için türlü barınaklar yapılır.
Reklam
Soru 19
Bisikletime binip ovaya çıktığımda adanın büyük bir bölümü ayaklarımın altındaydı. Aşağıda göz alabildiğine uzanan bağlar, kıyıda küçük kayalıklar... Gözüm, geçmişteki o güzelim domates tarlalarını aradı. Adanın meşhur domates reçeli, bu tarlalarda yetişen yumurta biçimindeki küçük domateslerden yapılırdı. Ne yazık ki tarlaların yerini bağlar, bağevleri almıştı; iki yanım bağ, önüm çam ormanıydı. Poyraz, asma ve kurumuş ot kokusunu burnuma taşıyordu. Pek kullanılmayan eski yola saptım, adanın tek çam ormanının içinden geçen bakımsız yola girdim. Çukurların arasında zikzak yaparak yoluma güçlükle devam ettim. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisiyanlıştır?
A)Nesnellik söz konusudur.
B)Öykülemeye başvurulmuştur.
C)Eksiltili cümle kullanılmıştır.
D)Betimlemeye yer verilmiştir.
E)Farklı duyu organlarıyla algılanan ayrıntılar vardır.
Soru 20
(i) Kırk yıl önce ilk albümleri yayımlanan ve bu albümden sonra müzik dünyasıyla olan bağlarını koparan bir grup... (II) Kaldı ki onlar birçok dinleyicinin dünyasında özel bir yer tutarlar. (III) Buna karşılık onların bunca yıldır dinleyici toplayabilmesini nasıl açıklamalı? (IV) Ya da daha önce hiç yayımlanmamış şarkılarından birinin ortaya çıkmasının bu kadar heyecan yaratmasını... (V) Denebilir ki kimselerinkine benzemeyen bir tarz geliştirdiklerini yadsımak olanaksız. (VI) Bunun sonucu olarak, gerek albümlerinde gerekse konserlerinde yarattıkları hava, kesinlikle benzersiz. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.
DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.
DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.
Çalışma Tavsiyeleri:
Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın