1. Aslında Shakespeare oyunlarını harflerle kitap hâlinde basılmış, düşünülüp taşınılacak, birbirleriyle karşılaştırılacak, tek tek incelenecek bir malzeme olarak herhalde düşünmemiştir. O, oyunlarını yazarken olsa olsa sahneyi okurun gözünün önüne getirmiştir. Ona göre oyunları sahneden aşağıya hızlı bir biçimde gözlere ve kulaklara ulaşacak, hareketli, canlı bir şey olmalıdır. Asıl önemli olanın bazı şeylerin saptanıp ayrıntıların eleştirilmesi değil, yaşanan anda etkili ve anlamlı bir şeyler ortaya koymaktır. Bu metinden hareketle Shakespeare’in oyunlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Yaşanan anın daha anlamlı kılınması amaçlanmıştır.
- B) Hareketlilik ve canlılık oyunların temel öğelerdir.
- C) Eleştirmenlerin görüşlerine göre şekillenmiştir.
- D) Görme ve işitme duyularına seslenmek önceliklidir.
2. Krizler, alışkanlıkları değiştirmek ve yenilerini yaratmak için birer fırsattır. Bazen her şey yokuş aşağı gider ve hiçbir şeyi durdurmaya gücümüz yetmez. Bu yalnızca hayatlarımızda değil; iş yerlerinde, büyük şirketlerde ve devletlerde bile olabilir. Bu durumlarda olanları analiz edemeyiz veya farkında olsak da kötü gidişata engel olamayız. Her şey tam da bitti dediğimiz yerde ise alışkanlıkların doğasına hâkim biri çıkar ve alışkanlıkları değiştirerek tüm gidişatı tersine çevirebilir. Geçmiş, bunun örnekleri ile doludur. Bu metinden aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) En kötü durumu yaşamadan olumsuzlukları düzeltemeyiz.
- B) Tarihte alışkanlıkların değiştirildiği pek çok durum olmuştur.
- C) Kriz dönemlerinde birçok alışkanlığı değiştirmek zorunda kalırız.
- D) Kötü gidişata engel olmanın ilk şartı bunun farkına varmaktır.
3. Okuldaki günleri aklına geldi. Böyle, hırsla eline aldığı kitapların beş on sayfasını okuduktan sonraiçinin bir balon gibi söndüğünühatırladı. Bir kitabı bırakır ötekine saldırırdı. Bu ümitsizce çırpınış, bütün kitapların yüzüstü bırakılmasıyla sona erer, büyük bir utanç ve hayata dönüş buhranları gelirdi arkasından. Bu parçadaki altı çizili söz grubuyla anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Hayal kırıklığına uğraması
- B) Aniden duygulanıvermesi
- C) Tüm bildiklerini unutması
- D) Bir anda endişeye kapılması
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde oysaki bağlantı ifadesinin kullanımı yanlıştır?
- A) Tarih sınavına girmedi oysaki yorgunluktan vaktinde uyanamamıştı.
- B) Yarışmada başarısız oldu oysaki çok çalışmıştı.
- C) Arkadaşları Ali’yi yarı yolda bıraktı oysaki o onlara çok güvenmişti.
- D) Meyveyi hiç sevmez oysaki meyve sağlığa çok faydalıdır.
5. Bir gece Urfa’da Halilrahman’da Suda ay doğduğu garip zamanda, İçimde hicranlı bir bülbül sesi, Altımda seccade bir gül bahçesi, Üstümde yıldızlar, önümde havuz, Pırıl pırıl bir aşk gecesi, temmuz Orada sularla baş başa kaldım, Asırlar boyunca hülyaya daldım. Bu dizelere hâkim olan tema aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Ayrılık
- B) Kaçış
- C) Özlem
- D) Huzur
6. Genel olarak hiçbir şey hayatta gerekli değildir. Çiçekler yok olunca dünya bundan maddi olarak zarar görmez bununla birlikte çiçeklerin yok olmasını kim ister? Güllerden vazgeçmektense patateslerden vazgeçmeye hazırım. Bu parçada aşağıdaki kavramlardan hangileri karşılaştırılmıştır?
- A) İyi - Kötü
- B) Gerekli - Çirkin
- C) Güzel - Faydalı
- D) Eski - Yeni
7. Anlatımı etkili kılmak için şairler şiirlerinde söz sanatlarını kullanırlar. Benzerlik ilgisi olanlardan zayıf olanı güçlüye benzeterek benzetme sanatı yaparlar. Hayvan ya da cansız varlıklara, insana ait bazı özellikleri vererek onları kişileştirirler, bazen de onlara söz vererek konuşturma sanatını kullanırlar. Bazı normal durumları şairler yeterli görmez, büyüğü daha büyük yaparak abartırlar. Buna göre; Yol açılacak, Taşlar şarkı söyleyecek, Yürek irkilerek çarpacak Çeşmelerdeki su gibi Senin merdivenlerini Çıkan ses bu olacak. Pencereler taşın ve sabah esintisinin kokusunu bilecek. Bir kapı açılacak. Sokakların gürültüsü yok olan ışıkta Yüreğin gürültüsü olacak. şiirinde hangi söz sanatları ağır basmaktadır?
- A) Konuşturma - Kişileştirme
- B) Benzetme – Abartma
- C) Konuşturma - Benzetme
- D) Benzetme - Kişileştirme
8. Yalnızbağ’a giden eski, ince toprak bir yol vardı. Güzel bir yol. İki tarafından ekin tarlaları uzanırdı. Geceden yağan yağmur tozları bastırmış olurdu. Tarlaların kenarında meyve ağaçları, iğdeler... Güneş yeni doğuyor olurdu, etrafı iğde kokuları kaplardı. Bisikletin tekerlekleri döndükçe hafif bir çıtırtı işitilirdi. Bu sese bakarsın bir çayır kuşu karşılık verir, sonra birden umulmadık bir yerden havalanırdı. İşte bu saatleri seviyordu. Serinliği, sessizliği, yıkanmış temizlenmiş, gelin gibi başını eğmiş gelincikleri… Bu parçada aşağıdaki duyulardan hangisiyle ilgili bir ayrıntıya yer verilmemiştir?
- A) İşitme
- B) Tatma
- C) Görme
- D) Dokunma
9. Romanlar ve şiirler birer iç yaşayıştan doğmuştur. Onları yaşayarak okumamız da bundandır. Her okuyucunun aynı davranışta olduğu elbette söylenemez. Yaradılışın, yetişmenin verdiği ayrılıklar vardır. Bu bakımdan, aynı kitapta herkes biraz da kendi romanını, kendi şiirini okur. Gerçek sanat eserinin özelliklerinden biri de bu çok yönlülük değil midir? İnsan, ileride yaşamaktan kesilip de geçmiş günlerden bir yığın olmaya yüz tutunca roman ve şiir okumayı da bırakmaya başlar. Okuduğu olursa artık eski tutkuyu bulamaz. Verilen metinle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Kişisel düşüncelere yer verilmiştir.
- B) Konuşma havasıyla yazılmıştır.
- C) Mecaz anlamlı sözcükler vardır.
- D) İhtimal bildiren cümleler kullanılmıştır.
10. Tabiattan bizi uzaklaştıran; bulutu, gökyüzünün mavisini, suyun rengini, tadını, çiçekleri ve ağaçları, hayvanları, toprağı ve bitkileri hayatımızdan sürüp çıkaran teknoloji insanoğlunu hapsettiği kafese şimdi yapma çiçeklerle birnostalji üfürüyor. Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Mekâna farklı bir güzellik katma
- B) Bulunduğu yeri beğenmeme
- C) Geçmişe özlemi yalandan giderme
- D) Bir yanlış anlamayı düzeltme
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "özelden genele" doğru bir sıralama vardır?
- A) Çiçekler arasında gülün yeri ayrıdır.
- B) Basketbol en sevdiğim spordur.
- C) Ülkemizin en kalabalık şehri İstanbul'dur.
- D) Şiirlerden en çok Sanat'ı severim.
12. Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki seçeneklerde belirtilen "duyu"lardan hangilerine yer verilmiştir?
- A) Görme - Tatma - Dokunma
- B) Duyma - Görme - Koklama
- C) Duyma - Görme -Dokunma
- D) Koklama - Görme - Tatma
13. 1. Resim, her sanat dalı gibi duygu ile yapılır. 2. Duygular resim sanatında renk seçimleriyle yansır. 3. Sanat dalları, özellikle resim, duygudan bağımsız düşünülemez. 4. Resminde kullandığı renklerin canlılığı farklı duygular çağrıştırıyor. Yukarıda verilen cümlelerden hangileri savunulan düşünce açısından birbirine en yakındır?
- A) 3 - 4
- B) 1 - 3
- C) 1 - 2
- D) 2 - 4
14. “Usta sanatçının oluşturduğu sönük eserler, sanatçının adını olumsuz etkilemez.” Yukarıdaki cümlede hangi kelime “mecaz anlamda” kullanılmıştır?
- A) Sönük
- B) Sanatçı
- C) Etkilemek
- D) Usta
15. I. Anahtarın gıcırtıyla döndüğünü duydum. II. Gümüş şamdanların, pembe karanfillerin renk renk olduğu, ışık ışık parladığı sofralarda yemek yedik. III. Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı. IV. Elma ağacının yaprakları arasından akan ay ışığı kuyunun dibine dökülüyordu. Yukarıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamlı bir sözcük kullanılmıştır?
16. Bir sözcüğün olumsuzu o sözcüğün zıt anlamlısı değildir. Buna göre aşağıdaki seçeneklerin hangisinde "zıt anlamlı" sözcüklerin birlikte kullanıldığı söylenemez?
- A) Bu hayatta gülmek de var ağlamak da.
- B) Düğün evine gelen giden çok oldu.
- C) Çözdüğüm ve çözmediğim sorular, elveda...
- D) Her çıkışın bir inişi vardır.
17. 1 ve 2. soruları metne göre cevaplandırınız. Belli bir yılın üzerinde ömrü olan ağaçların kesilmiş gövdelerinin yüzey kesitine baktığınızda, açık ve koyu olmak üzere farklı renklere sahip halkalar görürüsünüz. Bu halkalardan bir açık ve bir koyu olanı ikisi bir arada “yıllık halka” olarak adlandırılır. Bu halkaların açık ve koyu tonlu renklere sahip olmasının nedeni ağacın mevsimlere göre büyüme hızının farklı olmasıdır. İlkbahar ve yaz başlarında ağacın hücreleri daha büyüktür. Hücreler arasındaki duvarlar daha incedir. Bu nedenle ağacın yüzey kesitindeki görünüşleri açık renklidir. Yazın ilerlemiş aylarında ise hücreler küçülür. Hücreleri ayıran duvarlar kalınlaşır. Daha sıkışık bir düzen meydana gelir. Bu nedenle yüzey kesitinde görünüm daha koyu renklidir. Yani ağaç ilkbahar ve yaz başlarında hızlı büyürken yaz sonu ve sonbaharda daha yavaş büyür. Buna bağlı olarak da halkaların renkleri farklı olur. Bir ağacın yaşı bu yıllık halkalar sayılarak söylenebilir. Halkalara yakından baktığınızda halkaların çizgi genişliklerinin farklı olduğunu da görebilirsiniz. Bunun da bir anlamı vardır. Genişliğin fazla oluşu ilkbahar ve yaz başlarında ağacın yeterince yağış alabildiğini ayrıca mineral bakımından iyi beslendiğini gösterir. Halka çizgilerinin darlığı ise az önceki durumun tersinin söz konusu olduğunu gösterir. Buna göre yukarıdaki numaralandırılmış ağaç kesitlerine baktığımızda kaç numaralı ağacın ilkbahar ve yaz başlarında yeterince yağış aldığı ve mineral bakımından yeterince beslendiği söylenebilir?

- A) III.
- B) I.
- C) II.
- D) IV.
18. “Tutmak” kelimesi aşağıdakilerin hangisinde bu görseldeki anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Bu vahşi hayvanı hiçbir kafeste tutmak mümkün değildir.
- B) Arkasında tuttuğu gülü birden annesine uzatıverdi.
- C) Nicedir Üsküdar’dan bir daire tutmak istiyordu.
- D) Haber gelene kadar kervan Bağdat’ın yolunu tutmuştu.
19. 1 ve 2. soruları metne göre cevaplandırınız. Belli bir yılın üzerinde ömrü olan ağaçların kesilmiş gövdelerinin yüzey kesitine baktığınızda, açık ve koyu olmak üzere farklı renklere sahip halkalar görürüsünüz. Bu halkalardan bir açık ve bir koyu olanı ikisi bir arada “yıllık halka” olarak adlandırılır. Bu halkaların açık ve koyu tonlu renklere sahip olmasının nedeni ağacın mevsimlere göre büyüme hızının farklı olmasıdır. İlkbahar ve yaz başlarında ağacın hücreleri daha büyüktür. Hücreler arasındaki duvarlar daha incedir. Bu nedenle ağacın yüzey kesitindeki görünüşleri açık renklidir. Yazın ilerlemiş aylarında ise hücreler küçülür. Hücreleri ayıran duvarlar kalınlaşır. Daha sıkışık bir düzen meydana gelir. Bu nedenle yüzey kesitinde görünüm daha koyu renklidir. Yani ağaç ilkbahar ve yaz başlarında hızlı büyürken yaz sonu ve sonbaharda daha yavaş büyür. Buna bağlı olarak da halkaların renkleri farklı olur. Bir ağacın yaşı bu yıllık halkalar sayılarak söylenebilir. Halkalara yakından baktığınızda halkaların çizgi genişliklerinin farklı olduğunu da görebilirsiniz. Bunun da bir anlamı vardır. Genişliğin fazla oluşu ilkbahar ve yaz başlarında ağacın yeterince yağış alabildiğini ayrıca mineral bakımından iyi beslendiğini gösterir. Halka çizgilerinin darlığı ise az önceki durumun tersinin söz konusu olduğunu gösterir. Buna göre yukarıdaki numaralandırılmış ağaç kesitlerine baktığımızda kaç numaralı ağacın ilkbahar ve yaz başlarında yeterince yağış aldığı ve mineral bakımından yeterince beslendiği söylenebilir?
- A) III.
- B) IV.
- C) II.
- D) I.
20. Aşağıdaki görselle ilgili yazılmış aşağıdaki metinlerden hangisinin anlatım biçimi diğerlerinden farklıdır?
- A) Stetoskop genelde diyafram, tüp (elastik boru) ve kulaklık olmak üzere üç ana kısımdan meydana gelir. Bazı çeşitlerinde ayrıca çan denilen ve düşük düzeydeki sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, dinlenmek istenen bölgeye değdirilen ve stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan, yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın içinde ortamdan yalıtılmış ince bir zar vardır.
- B) Stetoskobun tarihi, İyonyalı hekim Hipokrat’ın kalp seslerini dinlemesi ile başlamıştır. Stetoskobun günümüzdeki haline gelmesi için çok çeşitli malzemeler ve farklı yöntemler denenmiştir. İlk stetoskop 35 mm çapında tahta bir silindirden yapılmıştır. Bu malzeme ile kalp atışı sesleri, tüplere göre daha net bir şekilde duyulabilmiştir.
- C) Stetoskop, vücut içindeki sesleri dinlemeye yarar. Tıbbi bir cihazdır. Hekimler vücut içindeki seslerin normal olup olmadığını bu alet sayesinde anlayabilirler. Her doktorun boynunda asılı halde görebileceğiniz stetoskoplar, oldukça pratik ve işe yarar bir alettir.
- D) Doktor, sedye ile içeri getirilen yaralının bileğini tutarak nabzını ölçtü. Nabız iyiydi. Ancak yaralı nefes almakta zorlanıyordu. Boynundaki stetoskopla yaralının ciğerini dinleyen doktor telaşlandı. Birkaç kontrolden sonra yaralının hemen ameliyat masasına alınmasını istedi.