1. “Sadakalar (zekât gelirleri) ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, sadakaların toplanmasında görevli olanlar, kalpleri kazanılacak olanlar, azat edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda (çalışanlar) ve yolda kalmışlar. İşte Allah’ın kesin buyruğu budur. Allah bilmekte ve hikmetle yönetmektedir.” (Tevbe suresi, 60. ayet) Bu ayet aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabıdır?
- A) Zekât kimlere verilir?
- B) Zekât ne zaman verilir?
- C) Kimler zekâtı verir?
- D) Nelerden zekât verilir?
2. Dere yatağına ev yapan Mustafa Bey yaşanan sel felaketinden sonra “Ne yapayım? Kaderim böyleymiş.” diye yakınır. Buna göre onun kader anlayışıyla ilgili, I. Kaderi pasif bir duruş olarak görmüştür. II. Kaderde, insanın sorumluluğunun olmadığına inanmıştır. III. Kaderi, önünde duramayacağı bir güce boyun eğme olarak anlamıştır. sonuçlarından hangileri çıkarılabilir?
- A) I ve III.
- B) I ve II.
- C) I, II ve III.
- D) II ve III.
3. “Bir hurmanın yarısı da olsa onu sadaka olarak vererek ateşten korunun! Kim yarım hurma bulamazsa güzel bir sözle korunsun!” Bu hadisten aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- A) İnsandan gücü oranında yardım etmesi beklenir.
- B) Yapılan iyilikten, iyilik yapan kişi de fayda görür.
- C) Yardımların gizli yapılması daha doğru olur.
- D) İslam dini yardımlaşmaya çok önem verir.
4. Hz. Muhammed bir keresinde, “Müflis kimdir, bilir misiniz?” diye sorar. Sahabe “Bizim aramızda müflis, parası ve eşyası olmayan kimsedir.” diye karşılık verince şöyle buyurur: “Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât gibi ibadetlerin sevabıyla gelmiş ancak şuna sövmüş, buna iftirada bulunmuş, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür. Bu nedenle, hesap gününde hakkına girdiği kimselere onun iyiliklerinden alınıp dağıtılır. Eğer yaptığı iyilikleri kötülüklerinin cezasını karşılamaya yetmezse hak sahiplerinin günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir. Sonra da günahkâr bir kimse olarak cehenneme atılır. İşte asıl müflis bu kişidir.” Bu hadiste aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
- A) Bolluk ve darlıkta infak etme
- B) Yararsız işlerden kaçınma
- C) Hatalarından ders çıkarma
- D) Kul hakkından uzak durma
5. Telif hakkı, kişinin her türlü fikrî emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklardır. İslam’da da bir insanın malını onun izni olmadan almak ve kullanmak günah sayılmış ve yasaklanmıştır. Buna göre aşağıdaki ayet ve hadislerden hangisi “telif hakkı” ile ilişkilendirilemez?
- A) “Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin. …” (Nisâ suresi, 29. ayet)
- B) “İnsanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.” (Nisâ suresi, 160. ayet)
- C) “Hiç kimse kendi el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir…” (Hadis-i Şerif)
- D) “Kim Allah için elindekinden verir ve sakınıp O’nu tasdik ederse, biz onun işlerini kolaylaştırır, onu başarılı kılarız.” (Leyl suresi, 5-7. ayetler)
6. Cumhuriyet hangi yil ilan edilmistir?
- A) 1922
- B) 1923
- C) 1924
- D) 1925
- E) 1926
7. Harf Inkilabi hangi yil yapilmistir?
- A) 1925
- B) 1926
- C) 1927
- D) 1928
- E) 1929
8. Kadinlara secme hakkı hangi yil verilmistir?
- A) 1930
- B) 1931
- C) 1933
- D) 1934
- E) 1935
9. Aşağıda verilen özelliklerden hangisi Hz. Muhammed’in (s.a.v) güzel ahlakı tamamlamak üzere gön derilişine örnek olmaz?
- A) Hiç kimseyi yüzüne karşı da arkasından da kınamazdı.
- B) Namazlarını vaktinde cemaatle kılardı.
- C) Çok konuşmazdı, öz ve hikmetli konuşurdu.
- D) Emaneti sahibine teslim ederdi.
10. Peygamberimiz (s.a.v) güzel ahlakın önemini hadislerinde sık sık ifade etmiş, aynı zamanda sahip olduğu ahlaki güzelliklerle de Müslümanlara bir rol model olmuştur. Kur’an’da da ifade edildiği üzere Hz. Muhammed (s.a.v) üstün bir ahlaka sahipti. Aşağıdakilerden hangisi Peygamber Efendimizin (s.a.v) ahlaki özelliklerinden değildir?
- A) Tevazu sahibiydi.
- B) Merhametliydi.
- C) Dürüst ve güvenilirdi.
- D) Aceleciydi.
11. Hz. Muhammed (s.a.v), hem yakın çevresindeki kabile reislerine hem de birçok ülkenin liderlerine İslam’a davet mektubu göndermişti. Kısa ve öz bir tarzda yazdığı mektuplarında hitap ettiği kişilere unvanlarıyla seslenmiş, onları küçük düşüren ya da tehdit içeren hiçbir ifade kullanmamıştı. Mektuplarda öncelikle devlet adamlarını ve kabile reislerini tek Allah’a inanmaya, kendisinin de O’nun kulu ve peygamberi olduğunu kabul etmeye davet ediyordu. Müslüman olmaları halinde onların ve halklarının özgürlük içinde yaşamaya devam edeceklerini, mal ve can güvenliklerinin sağlanacağına güvence vermişti. Bu bilgiler dikkate alındığında Hz. Muhammed’in (s.a.v) insanları İslam’a davet ederken izlediği yol hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A) İslam’a davetini, hoşgörü anlayışı içinde yapmıştır.
- B) Davetine olumlu yanıt vermeyenleri, başlarına gelecek azap konusunda bilgilendirmiştir.
- C) Hz. Muhammed’in (s.a.v) uyarıcılık görevi bütün insanlığa yöneliktir.
- D) Tebliğ görevini yürütürken tevhit inancından taviz vermemiştir.
12. Bütün peygamberler gibi Hz. Muhammed (s.a.v) de Allah’a inanıp emirlerine göre yaşayanları cennetle müjdelemiş, asi olanları ise cehennemle uyarmıştır. Aşağıdaki ayetlerin hangisinde Hz. Muhammed’in (s.a.v) “müjdeleyici-uyarıcı” özelliğine vurgu yoktur?
- A) “İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” (Nahl suresi, 44. ayet.)
- B) “Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.” (Fâtır suresi, 24. ayet.)
- C) “Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.” (A’râf suresi, 188. ayet.)
- D) “Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan so- rumlu tutulacak değilsin.” (Bakara suresi, 119. ayet.)
13. Hz. Muhammed’e (s.a.v) bir gün birisi şöyle sormuştu: -Ey Allah’ın elçisi, İslam nedir? -İslam güzel ahlaktır, demişti, Hz Muhammed (s.a.v). O kimse tekrar sormuştu: -Ey Allah’ın elçisi, güzel ahlak nedir? Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle açıklamıştı: -Sana darılanla, seninle ilişkiyi kesen kimse ile barışman, sana vermeyene vermen, sana eziyet edeni hoş görüp affetmendir. Aşağıdaki seçeneklerde verilen örneklerden hangisi yukarıda verilen ahlaki davranışlarla ilgili bir örnek değildir?
- A) Yanlışlıkla açacağını kıran Selime, Seda’nın “Olur böyle şeyler sıkma canını.” demesi.
- B) Ayşe’nin arkadaşından ödünç aldığı kitabı söz verdiği zamanda teslim etmesi.
- C) Elif’in yıllardır dargın olduğu arkadaşını hastanede ziyaret edip ona geçmiş olsun demesi.
- D) Söylediği kötü bir sözden dolayı kardeşine kırılan Esin’in kardeşi özür dileyince ona sarılması.
14. Bütün cahilî toplumlar gibi İslam öncesi Arap toplumu da kuvvet sahibi zorbaların hâkim olduğu, zulüm ve haksızlığın kol gezdiği bir toplumdu. Fil olayının yirminci yılında Ficâr savaşı olarak adlandırılan kanlı kabile kavgalarından sonra Mekke'de hiçbir yabancı ve koruyucusuz kimsenin mal, can ve namus güvenliği kalmamıştı. İşler çığırından çıkmıştı. Yabancı tacirlerin malları alınır, parası ödenmezdi. Tüm bu olumsuz durumlar devam ederken Hz. Muhammed (s.a.v.), çevresinde adil, güvenilir ve dürüst kişiliği ile tanınıyordu. Gençliğinde Mekke’ye dışarıdan gelenlerin karşılaşacağı zorlukları önlemek, onların can ve mal güvenliklerini sağlamak, haksızlığa ve adaletsizliğe uğramalarını engellmek için çalışmalarını aktif bir şekilde sürdürmüştü. Bu konudaki en önemli çalışmalarından biri de adaleti sağlamak ve haksızlıklara engel olmak için kurulan bir topluluğa katılmak olmuştur. Yukarıda bahsedilen topluluğun adı nedir?
- A) Hılfu’l-Fudûl
- B) Hatemü’l-Enbiya
- C) İsmet
- D) Darü’l-Erkam
15. I. En güzel örnek II. Hz. Peygamber’in örnek ahlakıyla ahlaklanarak başkalarına da örnek olmak. III. İnanç, ibadet, ticaret, eğitim, öğretim ve ahlak başta olmak üzere hayatın her alanında Müslümanların kendilerine örnek almaları gereken tek ve en güzel model.” anlamında Hz. Muhammed’in sıfatı. IV. Hz. Muhammed’in son peygamber olması. Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri “Üsve-i Hasene “ kavramının anlamı ile ilgilidir?
- A) I, II ve III
- B) I ve III
- C) II ve IV
- D) I, II, III ve IV
16. Osmanlı ve Selçuklu Dönemi’nde şehirlerin belirli noktalarına konan “sadaka taşları”, İslam dininin insanlar arasındaki gelir eşitsizliğini gidermek amacıyla emrettiği yardımlaşmanın büyük bir incelikle yerine getirilmesini sağlıyordu. Cami avlularının en kuytu köşesine konan silindir şeklindeki bu taşın üst kısmında küçük bir oyuk bulunurdu. İmkânı olan insanlar; bu oyuğa bıraktıkları sadakalarla yoksullara, onları rencide etmeden el uzatıyordu. Bu metinde sözü edilen gelenek aşağıdaki ayet ve hadislerden hangisinin mesajıyla doğrudan örtüşmemektedir?
- A) Sadakalar (zekât gelirleri) ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, sadakaların toplanmasında görevli olanlar, kalpleri kazanılacak olanlar, âzat edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda (çalışanlar) ve yolda kalmışlar. İşte Allah’ın kesin buyruğu budur. Allah bilmekte ve hikmetle yönetmektedir. (Tevbe, 60)
- B) “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. (Bakara Suresi 263)
- C) Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah Teala yedi insanı Arşın gölgesinde barındıracaktır. Bunlardan biri de, sağ elinin verdiğini, sol elinin bilmeyeceği kadar sadakayı gizli veren kimsedir.” (Buhari)
- D) Sadakayı açık verirseniz ne güzel, gizli verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.) (Bakara 271)
17. Putperestlerin baskı ve eziyetlerinden kurtulmak için bir grup Müslüman Habeşistan’a (Bugünkü Etiyopya) hicret ettiklerinde, o zaman henüz İslam’la şereflenmemiş olan Ebu Süfyan ve adamları Müslüman muhacirlerin peşinden oralara kadar gitmiş ve Habeş kralının huzuruna çıkıp, ülkesine sığınan Müslümanları kötüleyerek, onların iadesini istemişti. Sonradan Müslüman olma şerefine ulaşacak olan bu adil kral, işin gerçek yüzünü anlamak için Ebu Süfyan’a çeşitli sorular sordu. Bu sorulardan biri de şuydu: “– Onun yalan söylediğine daha önce hiç şahit oldunuz mu?” Ebu Süfyan doğruyu söylemek zorundaydı: “–Hayır!” dedi. “Daha önce onun yalan söylediğini hiç görmedik.” Yukarıda Hz Muhammed (s.a.v.) ile ilgili anlatılan olay, peygamberimiz açısından aşağıdaki kavramlardan hangisi ile örtüşmektedir?
- A) Fetanet
- B) Sıdk
- C) Üsve-i hasene
- D) Vefa
18. Kader ayırdı bizi Elimizden ne gelir Sabrın sonu selamettir Başa gelen çekilir Yukarıdaki şarkı sözlerinde geçen ifadeler ile ilgili hangisi söylenemez?
- A) Kader anlayışındaki cüz-i irade konusu görmezden gelinmiştir.
- B) Yanlış bir kader anlayışı ortaya konulmuştur.
- C) Sabredenler sonunda mutlu olurlar.
- D) Kadere inanmayanlar daima üzülmeye mahkumdurlar.
19. Köyde çiftçilik yapan Orhan Bey, sahip olduğu bütün mallardan zekat verebilecek ölçüde dinen zengin sayılmaktadır. Sahip olduğu mallar kendisinde 13 aydan beri vardır. 80 tane küçükbaş hayvanın zekatı olarak, 2(iki) adet koyunu, fakir olan kardeşine vermiştir. Orhan Bey, sahip olduğu paranın 1/30’nu miskin olan komşusu Ahmet amca’ya vermiştir. Beş devenin zekatını 1(bir) deve olarak süt annesi Halime hanıma veren Orhan bey, sulanan( kendi imkanlarıyla sulama, ilaçlama ve gübreleme) bahçe ürünlerinin zekatını ise 1/10 oranında kayın babası Recep Bey’e vermiştir. Orhan bey böylece zekat verme işlemini bitirmiştir. Zekat ibadetini eda etmek isteyen Orhan Bey ile ilgili bazı bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler ışığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Zekatın verilme zamanına riayet(uymak) etmiştir.
- B) Zekat oranları ile ilgili yanlışlık yapmamıştır.
- C) Zekatın her maldan ayrı ayrı verildiğini bilmektedir.
- D) Zekatın verileceği kişilerle ilgili yanlışlık yapmamıştır..
20. “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” (Kanuni Sultan Süleyman, Dîvân-ı Muhibbî, Cilt: III, s. 460.) Yukarıda Kanuni Sultan Süleyman’a ait dizelerde verilmek istenen mesaj nedir?
- A) Bir devletin bağımsızlığı, her şeyden önemlidir.
- B) Devletimiz cihanda(dünyada) başarılı bir konumdadır.
- C) Hastalanmamak için sağlıklı beslenmeliyiz.
- D) İnsanın en önemli sermayesi, sağlığıdır.