1. Yazmak, yaşamı m içinde ancak önem kazandığında benim için anlamlı oluyor. Bu açıdan okumaya ayırdığım özel zamanları yazmaya ayırmıyorum. Okumak için kendimi mecbur hissetmediğim pek enderdir; ama ciddi anlamda kendimi yazmaya mecbur hissettiğimi aynı rahatlıkla söyleyemem. Buna rağmen birçok eser yazdım; ancak onları nasıl yazdığımı ben de bilmiyorum. Bir şekilde yazmışım işte. Bir de bakıyorum ki, bir yazının tam ortasına düşüvermişim. O da capcanlı akıp giden hayatımın bir parçası olup çıkıvermiş. Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?
- A) Yazı faaliyetlerinin, yaşamının doğal sürecinde ortaya çıktığını
- B) Yazı merkezli bir yaşam sürdürdüğünü
- C) Yaşamının, yazıyla anlamlı hale geldiğini
- D) Eser vermek için ciddi bir okuma sürecinden geçtiğini
- E) Yeni bir eser verirken nasıl bir çalışma içine girdiğini
2. Şair ve eleştirmen olarak anılmamın, hem onurlandırıcı hem de sorumluluk yükleyici bir durum olduğunu biliyor; bu bilinçle şiirde de eleştiride de çok titiz, hatta bazen "işgüzar" olduğumu düşünüyorum. Sıkıntı ve gerginlik verici bir durum bu. Ama başka türlü de olmuyor. Hem şiir hem eleştiri yazısı yazan başkalarında nasıldır bilmem, ben ikisine de aynı mesafedeyim. Bir eleştiri yazısı kaleme alırken de bir şiirin dizelerini damıtırken de kılı kırk yaran tavrımda bir değişme olmuyor. Onun için eleştiri ile şiir, benim yazı mesaimde üvey değil, öz kardeş. Bu sözleri söyleyen bir yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Şiirle ilgili eleştirilere ağırlık verdiği
- B) Eleştiriye ve şiire aynı özenle yaklaştığı
- C) Yapıtlarını çok uzun bir zaman diliminde oluşturduğu
- D) Eleştiri ve şiir dışındaki türlerde ürün vermediği
- E) Titiz davranmasının daha az yapıt vermesine neden olduğu
3. Çocukken bizim evde iki şiir kitabı vardı: Biri Aşık Veysel'in Dostlar Beni Hatırlasın'ı, diğeri ise Mehmet Akif'in Safahat'ı. ikisini de okurdum; ikisindeki şiirler de çok etkilerdi beni. Onları okudukça şiir denen olguyla tanışıklığım ilerliyor, içimde o kitaptakiler gibi şeyler yazmak isteği beliriyordu. Bu isteğe fazla dayanamadım. Sanıyorum, ilkokul son sınıftaydım, bir şiir yazdım. Sonra onu sınıf arkadaşlarıma ve öğretmenime gösterdim. Onlar yazmaya devam etmemi söyleyince arkası geldi. Bu, şiir yolunda ilk adımı atmam, anlamına geliyordu. Bir başka ifadeyle de şiir serüvenim başlamıştı artık. Bu parçanın bütününde yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
- A) Şiir yazmaya ne zaman ve nasıl başladığından
- B) İlk şiirlerinin herkesçe çok beğenildiğinden
- C) En çok beğendiği şairlerden
- D) İlk şiirlerinde hangi duyarlılıkların olduğundan
- E) Ailesinin sanatsal etkinliklerle yakından ilgilendiğinden
4. Bizim toplumumuz, her zaman çok kültürlü bir toplum oldu. Güvenilir kaynaklara göre ülkemiz· de hala çok çeşitli kültürler yaşamaktadır. Ne var ki coğrafyamızın bir özelliği olan çok kültürlülüğü bir renk armonisi olarak değerlendiremedik. Onu bir varsıllık kaynağı, bir hazine haline getiremedik. Toplumuzu çok kültürlülüğün kazanımlarından yararlanacak biçimde yapılandıramadık. Oysa bu gözle baksak, inanılmaz bir hazinenin tam da ortasında olduğumuzu görecek, çok kültürlü bir coğrafyada yaşamın kazanımlarından yararlanacaktık. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
- A) Ülkemizin çok değişik iklimlerin yaşandığı bir coğrafyada bulunmasından
- B) Toplumumuzun, kültürlü insanların önderliğine gereken önemi vermemesinden
- C) Ülkemizdeki çok kültürlüğü bir zenginliğe dönüştüremeyişimizden
- D) Ülkemizin çok farklı kültürel unsurlara sahip olmasının olumsuz sonuçlarından
- E) Toplumumuzun kültürel yönden istenen düzeye yükselememiş olmasından
5. Bir yapıt, başka bir dile aktarılırken kimi terimlerin o dilde tam karşılığı olmayabilir; ancak o terimlerin bir açıklaması mutlaka vardır. Oysa bu kitabı okurken benim için pek çok teri m anlamsız kaldı: "yalorişa, oşalufan, sarapatel, kopuera" bunlardan yalnızca birkaçı. Belki de sadece o bölgede kullanılan yerel terimler bunlar. Ama bunları anlamak, okur olarak benim hakkım; bunların ne olduklarını bana açıklamak da çevirmenin görevi değil mi? Gerçi, çevirmenin farklı bir kültürden bir kitabı dilimize kazandırması saygıdeğer bir davranış. Keşke bir" de buna dikkat etseydi. Bu parçada yazarın, okuduğu kitabın çevirmeninde gördüğü eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Hiç bilinmeyen bir kültüre ait bir kitabı çevirmesi
- B) Kitaptaki terimlerin açıklamalarını vermemesi
- C) Çevirdiği yapıtın dilini iyi bilmemesi
- D) Sözcüklerin anlamlarını vermek yerine, açıklamasını yapması
- E) Çeviri konusunda deneyimsiz olması
6. Deneme, edebiyatın gelişme düzeyinin bir göstergesidir. Düşüncesi olmayan bir edebiyattan söz edilebilir mi? Öyleyse edebiyatı da denemesiz düşünmek mümkün değil. Bu anlamda deneme, hep taşıyıcı, yol gösterici olmuştur. Hep kendinden bir şeyler vermiştir edebiyata, öteki yazın türlerine. Örneğin eleştirinin kurulmasında en etkin yazı biçimi deneme olmuştur. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
- A) Edebiyatın bütün türlerinin aynı değeri taşımadığından
- B) Denemenin edebiyata önemli katkıları olan bir yazın türü olduğundan
- C) Eleştirinin, denemenin gelişimine büyük katkı sağladığından
- D) Denemenin düşünsel yönü ağır basan bir tür olduğundan
- E) Deneme yazan sanatçıların öteki yazın türlerinde de başarılı olacağından
7. Edebiyatın aşağı yukarı her türünde yazarım; ancak benim için aslolan şiirdir. Diğer her şey, ikincildir benim gözümde. Çünkü ben şiiri adeta kendiliğinden yazarım. Diğer türlerde ise yazmam gerektiğini düşünürüm; yazmak adeta bir zorunluluk haline gelir. Tamamen kendiliğinden, tamamen içimden gelen bir yazmadan söz edemem onlarda. Yazmalı mıyım?. Belki de yazmalıyım. Ama o türlerde yazarken işin "kendiliğindenlik" kısmı kayboluyor. Oysa şiirde her şey büyük bir istekle kendiliğinden gerçekleşiyor. Bu sözleri söyleyen bir sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Yapıtlarını oluştururken konuların kendiliğinden ortaya çıktığı
- B) Diğer türlerde yapıt vermesinin şairliğini olumsuz etkilediği
- C) İsteyerek yazdığı asıl türün şiir olduğu
- D) Yazarken okurlarının isteklerine boyun eğdiği
- E) Şiir dışındaki türlerde daha fazla yapıt verdiği
8. Yazarlık biletini genç yazarlara veren, editörlerdir. Bu yüzden gençler, yazılarını ilk önce editörlere yollamalıdır. Editörler bazen yanılsalar bile genellikle işlerinin bilincindedir. Diyelim bir editör, genç bir yazarın kitabını reddetti. Bunu kendine yapılmış bir kötülük olarak düşünmemeli genç yazar. Bunu, her şeyden önce kendine yapılmış bir iyilik olarak düşünmeli. Yazar adayımız başta üzülse bile zamanla bunu unutacaktır. Üstelik bir gün gerçekten söyleyecek bir şeyleri varsa mutlaka söyleyecektir. Yani editör, yazma duygusunu kamçılayacaktır genç yazarın. Bu parçanın yazarı, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
- A) Genç yazarların yazma serüveninden
- B) Editörlerin, genç yazarlara katkısından
- C) Editörlerin, edebiyata katkısından
- D) Genç yazarların, editörlere bakış açısından
- E) Yazar adaylarının yazılarının niteliğinden
9. Bir sanatçının, çağını, çevresini, yurdunu, ulusunu açık ve doğru olarak yansıtması için onları iyi bilmesi gerekir. Yurdunun özelliklerini bilmeyen, halkının yaşayış ve kültürüyle ilgilenmeyen, yöresinin geçirdiği oluşumun özünü kavramayan bir sanatçıdan çağını gerçeğe uygun olarak yansıtması, geneli belirtmesi beklenemez. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanatçının çağını yansıtması için ülkesini ve toplumunu tüm yönleriyle tanıması gerekir.
- B) Sanatçı, gerçekliği her şeyin önünde tutmalıdır.
- C) Topluma yön veren sanatçılar, çağını iyi bilen sanatçılardır.
- D) Sanatçı, çağını doğru yansıtırsa başarılı olur.
- E) Halkın içinde yaşamayan sanatçı çağını iyi yansıtamaz.
10. Sanatın amacı nedir? Hayatı anlamak mı? Doğayı açıklamak, toplumu yansıtmak mı? İnsanı tanımak ya da bir yaşantı kurmak mı? Bir övgü veya bir yergi mi? Kuşkusuz sanatçının amacıdır bunlar, ama onun temeldeki amacı güzellik kavramını somutlaştırmak olmalıdır. Bu parçaya göre sanatçının asıl amacı nedir?
- A) Toplumu ve yaşamı yansıtmak
- B) Doğayı, bütün özellikleriyle eserine yansıtmak
- C) İnsanı tanımak ve tanıtmak
- D) Topluma daha iyi yaşam koşulları sunmak
- E) Güzel olanı, okurun zihninde belirginleştirmek
11. Sanat, şekilci edebiyat kuramcılarının dediği gibi, bilgiden uzak bir şey değildir elbette. Ama sanatın verdiği bilgi, tarih ya da sosyoloji kitabının verdiği bilgiye benzemez; ansiklopedik değil, yaşantısaldır. Bilgi, duygunun içinde erimiş olarak iletilir. Sanatta, doğrudan bilgi vermek amaçlanmaz. Sanatın bize öğrettikleri, bilgi hazinemizi değil yaşantımızı zenginleştirir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanat, insanı ve toplumu olgunlaştıran bir olgudur.
- B) Duygudan arınmış bilginin sanat değeri yoktur.
- C) Sanat bilgi vermeyi değil, yaşamı zenginleştirmeyi amaçlar.
- D) Bilgi olmadan, sanat eseri de olmaz.
- E) Sanat, tarih gibi bir bilgi kaynağı değildir.
12. Efsaneler, masallar, halk hikayeleri, halk mizahı yönünden çok zengin bir milletiz. Yeryüzünde bir Nasreddin Hoca daha yetişmemiştir. Dede Korkut, usta bir hikayeci; Köroğlu, eşi benzeri olmayan. bir destan kahramanıdır. Yunus, ilahi aşkın burcunda gönülleri doyuran ölümsüz bir şair; Karagöz, mizah gücünü hayal perdesine yansıtan yaman bir oyuncudur. El alem bir çocuk masalı ile adını dünyaya duyururken biz bunca zenginlikler içerisinde, her dokunduğu altın olan ama açlıktan ölen Midas'a benzemiyor muyuz? Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır?
- A) Halk kültürümüzün giderek zenginliğini kaybettiği
- B) Folklor ürünleri yönüyle milletimizin çok zengin olduğu
- C) Yunus gibi, Nasreddin Hoca gibi dehaların yalnız bizim kültürümüzde var olduğu
- D) Kültür kaynaklarımızın zenginliğinden habersiz yaşadığımız
- E) Halk hikayelerimizi yeteri kadar tanımadığımız
13. Oyunun kişileri iyi çizilmiş. Eylem, gerilim, entrika nitelikleri de yerli yerinde. Dekor ünlü bir ressamın tablosundan daha güzel. Yer yer çalgı da var; öyle ki konserde sanırsınız kendinizi. Oyunculara gelince, onlar da jest, mimik, bale dersi verircesine oynuyorlar; ama dilin tadını duyuramıyorlar seyirciye. Şimdi söyleyin bana, tiyatro mu bu? Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dilin güzel kullanılması seyircinin algılama seviyesini artırır.
- B) Oyuncular kişisel yetenekleriyle çok kötü bir tiyatro oyununu bile sevdirebilir.
- C) Tiyatroda önemli olan, yönetmen ve yazarın istediklerinin olup olmadığıdır.
- D) Bir tiyatro yapıtının başarısı, seyirciye dil zevkini tattırabilmesiyle ölçülür.
- E) Bir oyunda dilin tadına varılması oyuncuların tecrübesine bağlıdır.
14. I. Fakat aradığı özel anlamı demlendirmek için bir şiir ve nesrin içinde şiire direnen kaba tortulardan kendini kurtaracak bir şekil düzenine muhtaçtır. II. Şiir dili, her şeyden evvel sözcüğü, esiri olduğu sözlük anlamından kurtararak ona yeni anlamlar yükler. III. İşte şair, bütün bunları, biz okuyucusuna hissettirmeden gerçekleştirir. IV Nefes aldıran ve anlama özgürlük veren bu düzeni yalnız mısraların ölçüsü ve uyağı değil, kendi öz yapısı da temsil eder. V Şair ona düzyazının anladığı anlamı vermez. Bu cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi paragrafın giriş cümlesi olur?
- A) II.
- B) III.
- C) IV.
- D) V.
- E) I.
15. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
- A) Eğer böyle bir düşünceniz varsa boşuna masraf edip yorulmayın.
- B) Yarın da bu köy meydanında iki gencin davullu zurnalı düğünü olacak.
- C) Yoluma çıktığı yetmiyormuş gibi, bir de beni susturmaya çalışmaz mı?
- D) Konuşmak insanı rahatlatır; susmak ise insana sıkıntı verir.
- E) Yazı yazarken de birtakım hayallere dalıp gidiyorum.
16. (I) Neyin elmas sayılıp sayılmadığı kişiye göre değişse de toplumun genel olarak elmas diye nitelendirdiği birçok değeri bir yana itip çıkmıştık biz yolculuğa. (II) Bir gezi ya da tatil değildi. (III) Kafdağı'nın peşindeydik. (IV) Kendi hayallerimizin nerede olduğunu aslında belki de kendi elmasımızın ne olduğunu bulmaya çıkmıştık.(V) Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisine "Nepal'de ünlü bir atasözü vardır ki karşınıza bir fırsat çıktığında elmasınızı bile kırmaya hazır olmalısınız." cümlesi getirilebilir?
- A) V.
- B) II.
- C) IV.
- D) III.
- E) I.
17. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olamaz?
- A) Pek çok insanın yaşam amacı huzurdu eskiden.
- B) İnkar etmişti az önce söylediği her şeyi.
- C) Duyguların aynasıdır sanat.
- D) Hoşgörü üzerine söylenecek sözlerimiz vardır.
- E) "Şair kimdir?" sorusunun cevabı çok basit değildir.
18. (I)Arama işine koyulacak bir kişinin akıl gözü sadece aradığı şeyi görür. (II) Ondan başkasını bulamaz, ondan başkasının kendi benliğinden içerisızmasına olanak vermez, hep aradığı şeyi düşünür. (III) Bir amacı vardır çünkü. (IV) Bu amaç avucuna almıştır onu. (V) Aramak, kendine bir amaç saptamış olmaktır. (VI) Bulmaksa özgür olmak, dışarıya kapıları açmak, bir amacı bulunmamaktadır. Yukarıdaki paragraf yeniden düzenlenecek olsa hangisi paragrafın giriş cümlesi olmaya uygundur?
- A) III.
- B) II.
- C) IV.
- D) V.
- E) VI.
19. (I) Çünkü yaşamı sorgulamayı, eleştirel bakış açısını ve her şeyin değişebileceğini kavratan tarih bilincini, gelecek umudunu ortadan kaldırmayı amaçlıyor. (II) Televizyon dizileri, düzenin ideolojisini, yaşama ilişkin değerlerini kitlelere benimsetmenin en saldırgan araçlarıdır. (III) Birkaç ay çok izlenen, çok satan listelerinde reklam ediliyor. (IV) Sonra yerine dizinin yeni bölümünün yayımlanması gibi, bir başka roman geliyor. (V) Günümüzün çok satar romanları da televizyon dizilerine benziyorlar. Yukarıdaki cümleler düşüncenin akışına göre sıralandığında parçanın ikinci cümlesi aşağıdakilerden hangisi olur?
- A) V.
- B) II.
- C) III.
- D) IV.
- E) I.
20. Aşağıdakilerden hangisi paragrafın giriş cümlesi olamaz?
- A) Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı.
- B) Bizans'ın fethi Osmanlı donanmasının Haliç'e indirilmesine bağlıydı.
- C) Osmanlı donanması Haliç'in girişine dayanmıştı bu arada.
- D) Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirelecekti.
- E) Gencecik bir padişah önce imkansızlığı yendi, sonra Bizans'ı.