Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Anlatım Bozukluğu Testi

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Düzenli test çözme alışkanlığı, öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesini sağlar ve sınav başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Bu test, alanınızdaki bilgi seviyenizi ölçmenize ve sınav hazırlık sürecinizi daha verimli yönetmenize yardımcı olacaktır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Bu tip insanlar, yeni bir binanın yapımına ciddi biçimde gereksinim duyan ama yapmak için hiçbir girişimde bulunmayan kişilere benzerler. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Özne-yüklem uyuşmazlığı
B) Yüklemin yanlış yerde kullanılması
C) Nesne eksikliği
D) Dolaylı tümleç eksikliği
E) Yanlış sözcük kullanımı
Soru 2
Ali Bey, bu kitapta, çıkmış çıkmamış tüm sınav sorularını bulabileceğimizi söyledi.Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir? Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Özne-yüklem uyuşmazlığı
B) Mantıksal yanlışlık
C) Tamlayan eki eksikliği
D) Dolaylı tümleç eksikliği
E) Yüklemin yanlış yerde kullanılması
Soru 3
Öğrencilerini sürekli çalıştırarak sonunda başarılı olmalarını sağladı. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
A) "sürekli" yerine "durmadan" sözcüğü getirilerek
B) "başarılı" sözcüğünden önce "onların" getirilerek
C) "sağladı" yerine "başardı" getirilerek
D) "sonunda" yerine "sonuçta" sözcüğü getirilerek
E) "çalıştırarak" yerine "çalıştırıp" sözcüğü getirilerek
Reklam
Soru 4
Karacaoğlan gibi büyük bir ustaya sahipken ülkemizde yeni çıkan kimi şarkıların sözleri niye bu kadar anlamsız ve düzeysiz, anlamıyorum, ister halk şiirindeki Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Karacaoğlan’dan; ister divan şiirindeki Fuzuli, Nedim, Baki, Nefi’den yararlanın... Hangisini isterseniz onu örnek alın. Köklerimize dayanmayan, oradan güç almayan bir çağdaş sanat yaratmak olanaksızdır. Gelenek reddedilerek bir yere varılamaz. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?
A) Sanatta, yüzyıllardır oluşmuş birikimden yararlanmak gerekir.
B) Sanat, sanatçının yaratıcılığı ölçüsünde gelişir.
C) Sanata gösterilen ilgi her zaman yetersiz kalmıştır.
D) Sanatta ortaya konabilecek her şey geçmişte oluşturulmuştur.
E) Yenilik yapmak sanatta zor başarılan bir iştir.
Soru 5
(I) O zamanlar gazeteler, yeni romanların, öykülerin sergilendiği, yarıştığı bir sınav alanıydı. (II) Bir roman beğenildi mi o romanı kitaba dönüştürmek için dört-beş yayınevi birden devreye giriyordu. (III) Halk, edebiyatı gazetelerde tanıyor, gazetelerde izliyordu. (IV) Gazeteler de edebiyatı kitlelere ulaştırma ve benimsetme görevini üstlenmiş gibiydi. (V) Gazetelerin edebiyata yer vermesi oldukça önemlidir. (VI) O dönem, edebiyatın altın dönemiydi ve her yerde her zaman o konuşuluyordu. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) III.
B) IV.
C) V.
D) VI.
E) II.
Soru 6
(I) Yapıları binlerce araştırmaya karşın, beynimizin nasıl çalıştığını hala kimse tam olarak anlayabilmiş değil. (II) Bilim insanlarının ortak düşüncesi, vücudumuzun, beyni oluşturan milyarlarca minik sinir hücresi tarafından yönetildiği yönünde. (III) Yani her hareketimiz, duygu ve düşüncemiz bir sinirden ötekine aktarılan sinyallerle gerçekleşmekte. (IV) Ayrıca sinir hücreleri arasındaki bu sinyaller sayesinde birçok elektronik aleti de kullanabiliyoruz. (V) Uzmanlar beynin her iki bölümünün işlevlerinin uyum içinde olduğu konusunda anlaştılar. (VI) Buna ek olarak her bölümün kendine özgü fiziksel aktiviteleri olduğunu ve öğrenme sürecinde farklı işlevlerinin bulunduğunu belirttiler. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A) VI.
B) II.
C) III.
D) V.
E) IV.
Reklam
Soru 7
(I) Hani çok sevilen insanlar vardır. (II) Bir kere, ben onlardan değilim; hatta soğuk, itici, hırçın, uzak durulması gereken biri olarak değerlendiriliyor olabilirim. (III) Ama en azından adalet, dürüstlük ve saygı yönünden yüksek puan aldığımı sanıyorum. (IV) Yanımda çalışanlar da bu yüzden bana saygıda kusur etmezler. (V) İnsanın adil davranabilmesi için önce sevilmemeyi göze alması gerekir. (VI) Adil olduğunuzda sizi kimileri sevmeyebilir ama bir süre sonra herkes size güvenir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A) V.
B) VI.
C) III.
D) IV.
E) II.
Soru 8
Itri, yapıtlarıyla bir çığır açmış, klasik Türk müziğinin kurucusu olmuştur. Ondan önceki bestecilerde, bir ölçüde de olsa Orta Doğu ve Yakın Doğu müziklerinin etkileri görülür. Onda ise bu etkiler bütünüyle silinmiş, klasik Türk müziği diye adlandırılan Osmanlı-Türk üslubu en belirgin çizgileriyle ortaya çıkmıştır. Klasik üsluba bağlı kalmış pek çok bestecide, az ya da çok onun etkisi vardır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Benzetmeden
B) Örneklerden
C) Karşılaştırmadan
D) Tanımlamadan
E) Tanık göstermeden
Soru 9
(I) Bütün zengin diller gibi Türkçenin zenginliği de onun kullanılmasına bağlıdır. (II) Dilin, yazılı ve sözlü olmak üzere İki boyutu vardır. (III) Bunlardan söze dayananları her türlü konuşma, ders, konferans gibi etkinlikleri içerir. (IV) Yazılı olanlarsa roman, öykü, deneme, mektup gibi türlerde dilin bütün olanaklarıyla kullanılmasını zorunlu kılar. (V) Öte yandan birçok yabancı ülkede Türkçe öğretimine yer verilmesi onun geniş bir coğrafyada konuşulduğunun göstergesidir de. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) V.
B) I.
C) III.
D) IV.
E) II.
Reklam
Soru 10
Eğer şöhretliyseniz, “Sen herkese aitsin. Gülü seven dikenine katlanır.” diyorlar. Ama bana göre öyle şey olmaz. “Ünlü olmanın bir bedeli vardır.” sözünü kim söylemiş bilmiyorum ama kesinlikle aynı fikirde değilim. Yıllarca kendine, kimliğine, duruşuna özen gösteren bir insana, binleri gelip de “kılıç sallarsa” buna kayıtsız mı kalacağım? Ne suç işledim ki ömür boyu göz hapsinde olmak gibi bir bedel ödüyorum? Böyle düşündüğüm için sanat yaşamımda da özel yaşamımda da başından beri aynı tutumu sürdürmeye çalışıyorum. Bu sözleri söyleyen kişi neden yakınmaktadır?
A) Herkesçe tanınan kişilerin, yaşamlarına özen göstermemelerinden
B) Ünlenmiş kişilerin sürekli izlenmesinden
C) İnsanların, davranışlarını özgürce biçimlendiremeyişinden
D) Haksızlığa uğrayan kişilere yardımcı olunmamasından
E) Yaşamın başkalarının ölçülerine göre yönlendirilmesinden
Soru 11
(I) Kimi yazınsal türler ikili özellik taşır. (II) Bunlar, hem başlı başına bir tür hem de bir anlatım biçimi olarak değerlendirilir. (III) Bunlardan biri olan mektup, dilin kullanımı yönünden bağımsız bir tür olduğu gibi, başka türlerin dokusu içinde bir anlatım biçimi olarak da kullanılabilir. (IV) Ancak bilinmelidir ki mektupta önemli olan, duygu ve düşüncelerdir. (V) Mektup biçiminde yazılmış romanlar, öyküler somut bir kanıtıdır bunun. (VI) Anı ve günlük için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) VI.
B) V.
C) II.
D) III.
E) IV.
Soru 12
Sıradan okuyucu, daha çok, zevk almak için okur. Yazanla bir alıp veremediği yoktur bu yüzden. • Düzeyli okuyucuysa yazarları kıskanmaya başlamış okuyucudur. Çünkü iyi metinlerle yüz yüze geldikçe ruhunda, yazar olma hevesi uyanır. Okuduğu metinler için “Bunu keşke ben yazabilseydim.” der. Bu gizli kıskançlığı yüzünden kendisine bir fikrin açık açık dayatılmasını da kaldıramaz. Yazar kim oluyordur da ona ahkam kesme hakkını buluyordur kendinde? Bu nedenle yazınsal yapıtlardaki düşünce, ancak gizli olursa düzeyli okuyucuya ulaşır. Bu parçaya göre, düzeyli okuyucu aşağıdakilerden hangisiylenitelendirilemez?
A) Öz güveni fazla olan
B) Eleştirel bir tutum takınan
C) Hoşgörüden yoksun
D) Seçici davranan
E) Okuduklarından etkilenen
Reklam
Soru 13
“Eleştiridir kitapları yaşatan, okurlar değil.” der bir yazarımız. Kitapların kolayca unutulmaması için onlara ilişkin eleştirinin, dik başlı ve metinler arasında ilişki kurularak esere yeni boyutlar kazandıran nitelikte yazılması gerekir. Ayrıca dilde ve düşünüşte yeni açılımlar yakalayabilmeli eleştiriler. Belki de Eagleton’ın dediği gibi, “Eleştiriye modaya uygun yeni görevler icat etmek değil, ona geleneksel görevini anımsatmak” gerekli. Bu parçada öne sürülen düşünce ile aşağıdakilerden hangisi anlamca örtüşür?
A) Eleştirmen yalnızca sevdiği, beğendiği yazarların yapıtlarını iyi yönleriyle ele almamalıdır.
B) Eleştirmenin görevi, yazıyı güncelleştirip onu süslü sözlerle bezeyip donatmak değildir.
C) Eleştirinin en büyük düşmanı, yapıtı ona duyulan yakınlığa ya da uzaklığa göre yargılamaktır.
D) Eleştiride seçici olmak önemlidir, her yapıtın eleştirisi yapılmamalıdır.
E) Eleştirmen, sanat yapıtının özüne varıp onda kimsenin göremediğini sezdiren yorumlar yapmalıdır.
Soru 14
Bir meyve bir yerde bu kadar meşhur olur da adına şenlikler düzenlenmez mi? İlçenin adını dünyaya duyuran, üreticisini kalkındıran kirazı, burada festivallerle taçlandırmamak olur mu hiç? Elbette hayır. Nitekim ilçede ilk kez 18 Haziran 1984 tarihinde kiraz şenlikleri düzenlendi. O zamanlar bir gün süren ve yalnızca konserden ibaret olan şenlik, bugün bir haftaya yayılmış durumda. Çevre ilçe, kasaba ve köylerden yüzlerce kişinin ilgi gösterdiği festival kapsamında, ünlü sanatçılar konser verirken, çeşitli spor yarışmaları yapılıyor. Çocuklar ise kendileri için hazırlanan dev şişme oyun parkında eğlenceli anlar yaşıyor. Bu parçada, sözü edilen festivalle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
A) Tanıtım çalışmalarının ne zaman başladığına
B) Her yıl hangi tarihlerde yapıldığına
C) Ne tür etkinliklere yer verildiğine
D) Önümüzdeki yıllarda ne tür düzenlemeler yapılacağına
E) Daha çok gençlerin ilgi gösterdiğine
Soru 15
Şiirlerimdeki, doğayla ilgili ayrıntılar yaşamımdan izler taşıyor. Anadolu’daki küçük bir kasabada, doğanın kucağında bahçeli bir evde büyüdüm. Böceklerin seslerini tanıyan, ağaçlara tırmanan, meyveleri dalından koparan bir çocuktum. Dut ağacı sallamışlığım, dut yemişliğim çoktur örneğin. “Dutluk" şiirini bunların etkisiyle yazdım. Bir yazımın adı da “Ben Doğanın Okulundan Hiç Mezun Olmadım.” oldu. Orada doğanın kucağında kendimi duydum ben hep. Doğa ile şiirlerim arasında bir bağ kurdum. Bu sözlerine göre şair aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
A) Şiirlerinin, çocukluğunda yaşadığı çevreden beslendiğini düşünen
B) Öğrenmenin sınırsız olduğunu düşünen
C) Şiirlerinde çocuklara seslenen
D) Çevresindekilerin etkisiyle şiire başlayan
E) Düşle donanmamış duyguların şiirinin yazılmayacağına inanan
Reklam
Soru 16
Yazı, bir düşüncenin, harflerden oluşan sözcükler aracılığıyla yazım kurallarına uygun olarak bir nesne üzerinde sunulmasıdır. (I) Konuşmaysa bir düşünceyi belirten sözcüklerin seslendirilmesi diye tanımlanabilir. (II) Konuşmada, anlatılmak isteneni el, kol ve yüz hareketleri, ses tonu destekler. (III) Sesin alçaltılıp yükseltilmesi, sese ezgi katılması konuşmayı etkili kılar. (IV) Yazıda kullandığımız noktalama işaretleri duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmeye, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmaya yarar. (V) Bu nedenle noktalama işaretlerinin nerede hangi amaçla kullanıldığını iyi bilmek gerekir. Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine düşüncenin akışına göre “Bunlar yazıda noktalama işaretleriyle karşılanmaya çalışılır." cümlesi getirilebilir?
A) III.
B) II.
C) V.
D) IV.
E) I.
Soru 17
Çocuk kitabı yazmak bana göre çok eğlenceli. Yeter ki vermek istediğiniz bilgileri doğru bir biçimde süzün ve hissettirmeden kurguya yerleştirin. Benim pedagoji eğitimim var ama gördüm ki bu bana, sonraki yıllarda yaptığım öğretmenlikten edindiklerimi verememiş. On yıldır çocukların içinde yaşamak benim en büyük avantajım. Onların nelerden hoşlandıklarını, neleri sahte ve yapmacık bulduklarını çok iyi biliyorum. Düşüncesini bu sözlerle dile getiren bir öğretmen, kitaplarını yazarken aşağıda belirtilenlerin hangisinden yararlanmıştır?
A) Yazma isteğinin güçlülüğünden
B) Mesleğinde kazandığı deneyimlerden
C) Çocuklara olan sevgisinden
D) Öğrenciliğinde kazandığı önemli bilgilerden
E) Çocuk dilinin inceliklerinden
Soru 18
Burası mimarisiyle, atmosferiyle, bulunduğu coğrafyayla, ülkedeki en güzel kentti. Özellikle eski yapıların, mimarlığa özgü ayrıntılar içeren ilginç kapı ve pencereleri, büyük bir çeşitlilik gösteriyordu. Bütün bunlar, tarihi liman kentinin geçmişten gelen sözcüleri gibiydi. Bana da onları fotoğraflamak düştü. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
A) Fotoğraflarını çekeceğiniz kentin tarihiyle ilgili yeterince bilgi edinir misiniz?
B) Bu kentin fotoğraflarını çekmek size neler kazandırdı?
C) Fotoğraf çekmek için niye bu kenti seçtiniz?
D) Kentteki tarihi yapılar sizi hangi açıdan ilgilendiriyor?
E) Mimari açıdan zengin kentlerde fotoğraf çekmek nasıl bir duygu?
Reklam
Soru 19
Dün bir cümle okudum bir yerlerde, “Sana karşılıksız sevgi ve emek verenlerin kıymetini bil.” diyordu. İşte bu bilinçle avuçlarına gömüp yüzümüzü, kokusunu ruhumuza çekerek öpmeliyiz annemizin ellerini. Yaşımın ilerlemesine karşın hala gördüğümde ilk önce ellerine sarılır, doya doya içime çekerim annemin ellerinin kokusunu, inanıyorum ki hangi eve anne kokusu sinmişse o ev mutludur, huzurludur. Yastıklardaki nakışlardan masadaki örtülere, perdelerdeki ışıl ışıl görünümden balkondaki çamaşırlara kadar her yere siner anne kokusu. Bütün parfümleri kocaman bir şişeye doldurup önüme getirseniz yine de bir damla anne kokusuna değişmem. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
A) Tanımlama yapılmıştır.
B) Alıntıya yer verilmiştir.
C) Devrik cümle kullanılmıştır.
D) Deyime yer verilmiştir.
E) Karşılaştırmalara başvurulmuştur.
Soru 20
(I) Yörede dikkat çeken tarihsel kalıntılardan biri de su kemerleri. (II) İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Istrancalardaki derelerden, ilk olarak Bizans imparatoru Konstantin zamanında yararlanılmaya başlanır. (III) Tepeden tepeye su aktaran bu kemerler birer sanat eseri niteliğinde. (IV) Yemyeşil vadilerin ortasında manzarayı tamamlayan bir gerdanlık gibi duruyor. (V) Bunlardan, Karamandere ile Gümüşpınar arasındaki vadide bulunan iki katlı, yedi gözlü Kurşun Germe günümüze kadar ulaşmış en büyük ve sağlam su kemeri olarak biliniyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.
B) IV.
C) V.
D) II.
E) III.
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün