Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Paragrafın Konusu ve Ana Düşüncesi Testi II

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Gençlikte adı dilimizden, kitabı elimizden düşmeyen bir yazar, bakıyorsunuz zamanla unutulup gitmiş. Bu arada çocukluğun, gençlik yıllarının, yaşlılığın aynı yaşama getirdiği yorumlar da değişiyor kuşkusuz. Örneğin, Jonathan Swift, bana okumayı sevdiren yazardı. Şimdi ise bir eleştirmen olarak görüyorum onu. Gulliver'in gezileri artık bir serüven değil, kendi toplumunu taşlayan bir yapıttır benim gözümde. Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gerçek yazarın hiçbir zaman okuyucusunu kaybetmeyeceği
B) Bir yazara bakış açısının okuyucunun yaşına göre değişebileceği
C) Bir yazarın değerinin zamanla anlaşılacağı
D) Gerçek yazarın her seviyeden okuyucuya seslenmesi gerektiği
E) İyi bir yazarın okuyucunun anlayacağı şekilde yazması gerektiği
Soru 2
Şiir, yaşayan ve yaşayacak olan bir dille yazılırsa, gerçek bir sanat eseri olur ve ölmezliğe hak kazanır. Her gün değişen bir dille şiir yazmaya çabalayanlar, kaygan arazi parçası üzerine bina yapan mimarlara benzerler. Eserlerinin ömrü, kullandıkları dil kadar kısa sürer. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiirin kalıcılığı, yaşayan ve hep kullanılacak dille yazılmasına bağlıdır.
B) Yazıldığı dönemde ilgi gören yapıtlar kalıcılığı yakalar.
C) Gerçek sanat yapıtı, toplumsal konuları yalın bir dille anlatır.
D) Okuyucu, dilini anlamadığı şiiri sevmez.
E) Bir şiirin kalıcı olabilmesi için dilinin yalın olması gerekir.
Soru 3
Bir toplumda başarılı olanların hepsi amacını bilen, hedefini belirlemiş kişilerdir. Umutsuzluğun, bezginliğin, yılgınlığın en önemli sebebi hayata bir anlam verememe ve hiçbir ideal taşımamadır. Bu durumda olanlar, kendilerine güvenlerini yitirmiş, boşvermişlik duygusu ile hareket eden, hayat boyu huzursuz kimselerdir. Onlardan asla başarılı olmaları beklenemez. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanın kendine güvenmesi gerektiği
B) İnsanın boşvermişlik duygusundan kurtulması gerektiği
C) Bir işe başlamadan önce amacı belirlemek gerektiği
D) Başarılı olmanın hayata bir anlam verip bir ideale bağlanmaktan geçtiği
E) İnsanın umutlu ve düzenli bir yaşantısının olması gerektiği
Reklam
Soru 4
Bir toplumun kendine has duyuş, düşünüş ve davranış özelliklerinin bir bütünü olan kültürün, bir nesilden ötekine iletilmesi ve yaşatılması için, dilden daha güvenilir bir araç mevcut değildir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için dilin, bilim dili olmaktan ziyade, yazınsal bir dil, bir şiir dili olmaya devam etmesi gerekmektedir. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilim dili ile yazınsal dil farklı özelliklere sahiptir.
B) Kuşaklar arasındaki kültür farklılıkları dille giderilir.
C) Kuşaklar arası kültür aktarımında en güvenilir kaynak yazınsal dildir.
D) Kültür iletişiminde bilim dili kullanılmalıdır.
E) Kültürün diğer nesillere aktarılması bilim dili ile sağlanır.
Soru 5
Yazar, iyi bir değerlendirme sayesinde kendini tanır, başarılı veya hatalı yönlerini görür, kendine çekidüzen vermeye çalışır. Bu noktada değerlendirmeciye düşen görev, çok dikkatli olmak, yazarı yerden yere vurarak ümidini kırmamaktır. Bu yüzden nice kabiliyetlerin silindiği bilinmeli, ona göre davranılmalıdır. Daha ılımlı bir yaklaşımla sanatçıyı ikaz etmek, daha mükemmele ulaşmak için heveslendirmek mümkündür. Bu parçaya göre bir eleştirmenin hangi davranışı sanatçıyı olumsuz yönde etkiler?
A) Eleştirilerinde öznel davranması
B) Yapıt dışında sanatçıya yönelik eleştirilerde bulunması
C) Eleştirilerine kendi değer yargılarını katması
D) Bir araştırma yapmadan sanatçıyı eleştirmesi
E) Olumsuz eleştiriler yaparak ümit kırıcı olması
Soru 6
Oldum olası ödüllere içim hiç ısınmamıştır. Bir yapıt yazıyorsunuz, ya da çeviriyorsunuz; yapıtınız genellikle bir kenara atılıyor, onunla değil sizinle ilgileniliyor. Oysaki, dikkatler yazardan daha çok yapıtlar üzerine çevrilse, yapıtın üzerinde titizce durulsa, derin çözümlemeler yapılsa, üzerinde konuşulup yazılsa, çizilse, kanımca bu tür yapay tanıtmalardan daha iyi olur. Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ödülü hak eden, yazar değil, yapıtın kendisi olmalıdır.
B) Ödül, sanatçının üretkenliğini olumsuz yönde etkiler.
C) İyi bir sanat yapıtı er geç hak ettiği ilgiyi görür.
D) Ödül almış her yapıt, başarısını kanıtlamıştır.
E) Ödüllerin, sanatçıyı teşvik edici bir özelliği vardır.
Reklam
Soru 7
Şiir hakkında herkesin farklı görüşleri vardır elbette. Bir şairimiz, şiir hakkında şunları söylüyor: "Şiir, önce bizim ulusumuzu, bizim duygu ve düşünce dünyamızı söylesin. Fakat aynı şiir, bu ulusal atmosfer içinde, bizi anlatırken aynı ölçüde bütün insanlığın duygu, düşünce, zevk ve heyecan iklimlerinin tercümanı olsun." Ben buna katılıyorum. Bu parçaya göre, şairin, şiirde özellikle bulunmasını istediği şey nedir?
A) Akıcılık ve genellik
B) Soyutluk ve öznellik
C) Duygusallık ve etkileyicilik
D) Ulusallık ve evrensellik
E) Somutluk ve öznellik
Soru 8
Doğrusu eleştirmenleri de okurum; sözünü ettikleri kitap üzerinde bir fikir edinmek için değil, öyle bir şey aramam onlarda; ama içlerinde tatlı tatlı yazan, hoş sözler bulup söyleyen adamlar vardır. Onları okumak hoş olur. Sizin anlayacağınız, eleştirileri de bir sanat yapıtı diye zevk için okurum. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştiride amaç, bir sanat yapıtı ile ilgili insanı bilgilendirmektir.
B) Eleştiride sanatçı değil, onun yapıtı göz önünde bulundurulmalıdır.
C) Eleştiri de, bir sanat yapıtı gibi zevk için okunabilir.
D) Bir eserin değerini ancak eleştirmenler ortaya koyar.
E) Eleştiri ile sanatın kendine özgü kuralları vardır.
Soru 9
(I) Halit Fahri, sağ yandaki küçük, camlı odada çalışıyordu. (II) Biz de Gavsı Ozansoy, Cavit Yamaç, Rıfat Ilgaz ve şu an aklıma gelmeyen birkaç kişiyle dipteki odada çalışıyorduk. (III) Bu odada dergiyi daha çok canlandırmak için ne gibi şeyler yapmamızı düşünüyorduk. (IV) Dergide yazacağımız şiirler, hikayeler, yazılar suya sabuna dokunmayacaktı. (V) Gavsı Ozansoy, genç şairleri derginin çevresinde toplarken ortaya değişik görüşler de atıyordu. (VI) O, bütün eski kuşağa edebiyatın kapılarını kapamak, yenilerin işlerine karışmalarını önlemek istiyordu. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) III ve VI
B) II ve V
C) I ve VI
D) II ve VI
E) I ve II
Reklam
Soru 10
(I) Perekladin, kırk yıllık memurluk hayatında yazdığı bütün yazıları hatırlamaya çalıştı. (II) Ama o kadar düşünmesine, o kadar alnını buruşturmasına karşın geçmişte hiç bir ünlem işareti bulamadı. (III) "Bu ne biçim şey? Kırk yıl yazı yazmışım, hiç ünlem işareti koymamışım." diye düşündü. (IV) Gözlerini açtı, öbür yana döndü, tam gözlerini kapayacağı sırada yine ünlem işaretlerinin belirdiğini gördü. (V) En sonunda bütün işaretler bir tek kocaman ünlem işaretine dönüştü. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) III.
B) II.
C) I.
D) IV.
E) V.
Soru 11
Son bir gayretle bir kaç metre sürüklendi; fakat iri vücudu gittikçe daralan galeriye sığamıyordu artık. Toprak, vücudunu kavramış, onu kıskıvrak bağlamıştı. Kanayan başı ileri uzandı. Bulanık, iri gözleriyle yeni bir geçit aradı. Su onu hızla kaplıyordu. Yardım isteme çığlıkları dinmiyor, sular yelesini ıslattıkça, ileri doğru uzattığı, alabildiğine açık ağzıyla daha kısık feryat ediyordu. Dolan bir fıçının büyük gürültüsünü andırır son bir hırıltı işitildi. Sonra derin bir sessizlik oldu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Karşılaştırma
C) Öyküleme
D) Benzetme
E) Örneklendirme
Soru 12
Dil bir medeniyet olayıdır. Bir medeniyetin kurduğu dil başka bir medeniyetin düşündüklerini söyleyemez, yetmez onu söylemeye. Bir ulus, medeniyetini değiştirdi mi, dilini de değiştirmek zorundadır. Dilin değişmesi ise, edebiyatın değişmesini gerektirir. Öyleyse edebiyat, medeniyeti olduğu gibi yansıtır. Edebiyatla çok uğraşmamışlar ama bildikleri yabancı dili çok iyi bilirlermiş! Bu olacak şey değildir; inanmayın onlara. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Bir ülkenin medeniyetini tanımadan dili öğrenilebilir mi?
B) Bir dili öğrenmek, ancak edebiyatçı olmakla mümkündür.
C) Bir dilin edebiyatını bilmeyen o dili hiçbir zaman iyi bilemez.
D) Kendi dilini bilmeyen, başka dili de öğrenemez.
E) Onlar medeniyetle edebiyat arasındaki ilgiden habersiz insanlardır.
Reklam
Soru 13
Elbette ya!.. Avrupa'nın, Amerika'nın veya bu işte en ileri gitmiş bir milletin veya milletlerin tiyatrosunu aynen kopya edip bizim memlekette de uygulayacak olduktan sonra, milletin, tiyatrom var, demesine hiç gerek yoktur. Hikayede dünyanın en güzel hikayelerini aktarmak; müzikte dünyanın en üstün eserlerini çaldırmak; mimaride, dünyanın en iyi mimarisini aynen inşa etmek, nasıl meseleyi halletmeye yetmiyorsa, tiyatroda da dünyanın en ünlü piyeslerini alıp oynatmak tiyatromuz var demek için yetmez. Milli tiyatroyu kurmamız lazımdır, milli tiyatroyu! Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?
A) Hikaye, tiyatro, mimari, müzik gibi sanat dallarında ulusal niteliklerin de ele alınması gerekir mi?
B) Sizce Batı'nın en ünlü sanat eserleri, dilimize çevrilip, halkımıza tanıtılmalı mı?
C) Batı tiyatro eserlerini oynatmak, tiyatromuz olduğu anlamına gelmez, diyenlere katılıyor musunuz?
D) Sanat eserinin ulusal nitelikler taşıması gerekir, diyenlere katılıyor musunuz?
E) Türk tiyatrosunun geleneksel oyunlarının Batı tiyatro tekniğine göre düzenlenmesi gerekli midir?
Soru 14
(I) Yazı yazanların birçoğu insanları şu veya bu yola sevk etmek arzusuyla yazıyorlar. (II) Bu gibilerin yazılarında derecelerine göre bir aydınlatma havası seziliyor. (III) Kısa yazmanın zorluğu da uzun yazmanın daha kolay olduğundan ileri gelmektedir. (IV) Kimi bir peygamber gibi, kimi bir kaşif gibi, kimi bir mübeşşir gibi konuşuyor. (V) İnsanlığın hayrına çalıştıkları anlaşılan bu adamların herbiri hakikaten yazdıklarına inanıyorlar mı? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) V
B) III
C) II
D) I
E) IV
Soru 15
İnsan hayatta birçok şey kaybedebilir. Diyelim ki ömrü boyunca biriktirdiği parasını daha fazla kazanmak ümidiyle bir işe koyar ve orada onun hepsini birden kaybeder. Bunun önemi yoktur. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Dünya, kaybedilip de yeniden kazanılmış paraların hikayeleri ile doludur. Bu sadece para için değil her şey için geçerlidir; yeter ki ümidimizi kaybetmeyelim. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir şeyin değerini, kaybetmeden önce bilmek gerekir.
B) Kişi parasını kaybettiğine üzülmek yerine, onu yeniden kazanmanın yollarını aramalıdır.
C) Ümidimizi kaybetmedikten sonra diğer kaybedilen şeylerin bir önemi yoktur.
D) İnsan parasını nasıl değerlendireceğini iyi bilmelidir.
E) Kaybedilen şeylere üzülmek onları geri getirmez.
Reklam
Soru 16
... Günün birinde bir şair çıkıyor, size güneşin batışını veya bir çiçeğin soluşunu anlatıyor şaşıp kalıyorsunuz. Bir romancı çıkıyor, her gün gördüğünüz insanları size bir tarif ediyor, hayret ediyorsunuz. Bir ressam renkleri, bir müzisyen sesleri yeni bir biçimde bir araya getiriyor, her gün gördüğünüz bu renkleri ilk defa görmüş gibi; veya her birini ayrı ayrı duymuş olduğunuz bu sesleri ilk defa duymuş gibi oluyor, zevk alıyorsunuz... Bu sözleri söyleyen birinin anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçının iyi bir gözlemci olduğunu
B) Sıradan şeylerin sanatçının anlatımında ne kadar değişip güzelleştiğini
C) Herkesin sanatçılar kadar dikkatli ve duyarlı olmadığını
D) Her sanatçının kendine özgü malzemelerinin olduğunu
E) İnsanların çevresini yeterince tanımadığını
Soru 17
Leyla ile Mecnun'un, Ferhat ile Şirin'in hikayelerini bilirsiniz. Bu hikayeler aslında bir ayrılığın, sürüp giden bir özlemin, her şeye rağmen bir türlü buluşamamanın, yalnız kalmanın hikayesidir. Eğer Leyla ile Mecnun birbirlerini görür görmez evlenmiş olsalardı, Ferhat ile Şirin tanışır tanışmaz soluğu nikah memurunun önünde alsalardı, serüvenleri kimsenin dikkatini çekmez, onlar da nikah bağıyla bağlanmış milyonların arasında kaybolup giderlerdi. Bu parçada anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halk hikayelerinin sevilmesinin en büyük nedeni kahramanların tüm engelleri aşıp kavuşmalarıdır.
B) Gerçekten seven insanlar, ayrılıkları, engelleri aşmasını bilirler.
C) Sevgililerin kavuşamaması hikayelerin etkileyiciliğini artırır.
D) Sevgiler, araya hasret, özlem girmediği zaman sıcaklığını ve etkileyiciliğini kaybeder.
E) insan ayrılık olmazsa kavuşmanın değerini bilmez.
Soru 18
Eğer bütün ömür iyi kullanılacak olursa, hayat yetecek kadar uzundur. Fakat ölçüsüzlük ve ihmal ile ziyan edildiği, hiçbir iyi işte kullanılmadığı takdirde, son akıbet sıkıştırmaya başladığı zaman onun ilerlediğini anlamayız, geçmiş olduğunu hissederiz. Bol ve geniş gelir kaynakları, fena bir mal sahibinin eline geçince kısa bir zamanda nasıl tükenirse; az bir gelir, iyi idare etmesini bilenin elinde olunca nasıl artarsa, hayat da, iyi düzenlemesini bilene çok olanaklar verir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) İdare etmesini bilmeyen insan ne kadar malı olsa geçinemez.
B) Hayatını düzenlemesini bilen insan için ömür yeteri kadar uzun ve olanaklarla doludur.
C) İnsan, hayatın kısalığını ölüm geldiğinde anlar.
D) Kanaat sahibi bir insan az bir gelirle bile hayatını en iyi şekilde sürdürür.
E) Hayatın anlamı uzun yaşanmasında değil rahat yaşanmasındadır.
Reklam
Soru 19
(I) Kendi kendisini amaç edinen kusursuz, gerçek bir dil olamaz. (II) Gerçek yaşantıların dışavurumu işlevini gördüğü sürece bir dilin kusursuzluğundan ve gerçekliğinden söz edilebilir ancak. (III) Bu yüzden çok eski, kişisellik üstü yaşantıyla dolup taşan halk dili her zaman işte öylesine güzeldir. (IV) Günümüzde sıradan bir insanın kendi dilini bu kadar kötü kullanması ona gereken özeni göstermemesinden değildir. (V) Olabildiğince derinlerde saklı bir nedenden, ger· çele ve güçlü yaşantıları yaşama güçsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Yukarıdaki paragrafın hangi cümlesinde ideal dilin özelliklerinden bahsedilmiştir?
A) II.
B) IV.
C) V.
D) III.
E) I.
Soru 20
Uğraşı, kişiyi mutlu kılan şeydir; önce iyilik yaratarak etkili gücüyle bir kötülüğü kısa sürede iyiye dönüştürür. Bu nedenle yarın yine işbaşına! Evet, dün yaptığınızı yıkılmış bulursanız tıpkı karıncalar gibi, hemen yıkıntıları kaldırmalı! Yeni planlar kurmalı, çareleri yeniden düşünüp bulmalı! Böyle olursa dünyanın kendisi yuvarlanıp içinden parçalansa bile onu siz yeniden kurarsınız sonsuza değin ve zevkle. Bu parçada okuyucuya verilmek istenen mesaj aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşamak umutla direnmek güçlüklerden yılmamaktır.
B) Pes etmek, sadece güçsüzlere özgü bir davranıştır.
C) İnsan, elinden geleni yaptıktan sonra umutsuzluğa düşmelidir.
D) Tüm bireylerin meslekleri ve keyif aldığı uğraşları olmalıdır.
E) Dünyada emek verilip üretilen her şey bir gün yıkılmaya mahkumdur.
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün