Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Paragraf Soruları

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Bu yapıtta şair hem toplum düzensizliklerinin gündelik eleştirisine, hem bireysel yaşamının özentili deyişlerine yer vermiştir. Genellikle yüklemleri dize sonlarına saklayan düzyazı yönteminden sakınmaz. Ama etkili imgeleri özgün bir şekilde kullanmasını da bilir. Her zaman ki gibi, duygusal bir coşkuya dayalı zengin hayaller, özel imgeler ve etkili dizelerle iki yanlı bir gelişim içindedir. Bu parçada sözü edilen eserle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Hayal dünyasının zenginliğine
B) Özentili bir söyleyişinin olduğuna
C) Toplumsal düzensizliklerin eleştirildiğine
D) Düzyazı yönteminden yararlanıldığına
E) Söz sanatlarıyla yüklü olduğuna
Soru 2
Anadolu'ya açılmayan yazarın bütün romanları İstanbul'da geçer. Romancı olarak bir başarısı konuya göre kişiler ve tipler seçmesidir. Kişilerin dış yapılarından çok iç yapılarına önem veren yazar, psikolojik çözümlemelerde gerçekçi ve nesneldir. Ancak romanlarında bedence ve ruhça hasta, daha çok karamsar olan kişilere sıkça rastlanır. Romanlarına çekicilik veren, olayları sıralayışındaki ustalık ve canlı anlatımıdır. Bu değerlendirmelerden, aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Anlatımın canlılığının eseri çekici hale getirdiği
B) Günlük konuşma dilinin seçilmesinin esere akıcılık kazandırdığı
C) İnsanın ruh halinin nesnel bir tarzda anlatıldığı
D) Kişilerin eserin konusuna göre seçildiği
E) Usta bir şekilde dizilen olayların daima İstanbul'da geçtiği
Soru 3
(I) Halit Fahri, sağ yandaki küçük, camlı odada çalışıyordu. (II) Biz de Gavsı Ozansoy, Cavit Yamaç, Rıfat Ilgaz ve şu an aklıma gelmeyen birkaç kişiyle dipteki odada çalışıyorduk. (III) Bu odada dergiyi daha çok canlandırmak için ne gibi şeyler yapmamızı düşünüyorduk. (IV) Dergide yazacağımız şiirler, hikayeler, yazılar suya sabuna dokunmayacaktı. (V) Gavsı Ozansoy, genç şairleri derginin çevresinde toplarken ortaya değişik görüşler de atıyordu. (VI) O, bütün eski kuşağa edebiyatın kapılarını kapamak, yenilerin işlerine karışmalarını önlemek istiyordu. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) III ve VI
B) II ve V
C) I ve VI
D) II ve VI
E) I ve II
Reklam
Soru 4
(I) Perekladin, kırk yıllık memurluk hayatında yazdığı bütün yazıları hatırlamaya çalıştı. (II) Ama o kadar düşünmesine, o kadar alnını buruşturmasına karşın geçmişte hiç bir ünlem işareti bulamadı. (III) "Bu ne biçim şey? Kırk yıl yazı yazmışım, hiç ünlem işareti koymamışım." diye düşündü. (IV) Gözlerini açtı, öbür yana döndü, tam gözlerini kapayacağı sırada yine ünlem işaretlerinin belirdiğini gördü. (V) En sonunda bütün işaretler bir tek kocaman ünlem işaretine dönüştü. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) III.
B) II.
C) I.
D) IV.
E) V.
Soru 5
Son bir gayretle bir kaç metre sürüklendi; fakat iri vücudu gittikçe daralan galeriye sığamıyordu artık. Toprak, vücudunu kavramış, onu kıskıvrak bağlamıştı. Kanayan başı ileri uzandı. Bulanık, iri gözleriyle yeni bir geçit aradı. Su onu hızla kaplıyordu. Yardım isteme çığlıkları dinmiyor, sular yelesini ıslattıkça, ileri doğru uzattığı, alabildiğine açık ağzıyla daha kısık feryat ediyordu. Dolan bir fıçının büyük gürültüsünü andırır son bir hırıltı işitildi. Sonra derin bir sessizlik oldu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Karşılaştırma
C) Öyküleme
D) Benzetme
E) Örneklendirme
Soru 6
Dil bir medeniyet olayıdır. Bir medeniyetin kurduğu dil başka bir medeniyetin düşündüklerini söyleyemez, yetmez onu söylemeye. Bir ulus, medeniyetini değiştirdi mi, dilini de değiştirmek zorundadır. Dilin değişmesi ise, edebiyatın değişmesini gerektirir. Öyleyse edebiyat, medeniyeti olduğu gibi yansıtır. Edebiyatla çok uğraşmamışlar ama bildikleri yabancı dili çok iyi bilirlermiş! Bu olacak şey değildir; inanmayın onlara. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Bir ülkenin medeniyetini tanımadan dili öğrenilebilir mi?
B) Bir dili öğrenmek, ancak edebiyatçı olmakla mümkündür.
C) Bir dilin edebiyatını bilmeyen o dili hiçbir zaman iyi bilemez.
D) Kendi dilini bilmeyen, başka dili de öğrenemez.
E) Onlar medeniyetle edebiyat arasındaki ilgiden habersiz insanlardır.
Reklam
Soru 7
Elbette ya!.. Avrupa'nın, Amerika'nın veya bu işte en ileri gitmiş bir milletin veya milletlerin tiyatrosunu aynen kopya edip bizim memlekette de uygulayacak olduktan sonra, milletin, tiyatrom var, demesine hiç gerek yoktur. Hikayede dünyanın en güzel hikayelerini aktarmak; müzikte dünyanın en üstün eserlerini çaldırmak; mimaride, dünyanın en iyi mimarisini aynen inşa etmek, nasıl meseleyi halletmeye yetmiyorsa, tiyatroda da dünyanın en ünlü piyeslerini alıp oynatmak tiyatromuz var demek için yetmez. Milli tiyatroyu kurmamız lazımdır, milli tiyatroyu! Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?
A) Hikaye, tiyatro, mimari, müzik gibi sanat dallarında ulusal niteliklerin de ele alınması gerekir mi?
B) Sizce Batı'nın en ünlü sanat eserleri, dilimize çevrilip, halkımıza tanıtılmalı mı?
C) Batı tiyatro eserlerini oynatmak, tiyatromuz olduğu anlamına gelmez, diyenlere katılıyor musunuz?
D) Sanat eserinin ulusal nitelikler taşıması gerekir, diyenlere katılıyor musunuz?
E) Türk tiyatrosunun geleneksel oyunlarının Batı tiyatro tekniğine göre düzenlenmesi gerekli midir?
Soru 8
(I) Yazı yazanların birçoğu insanları şu veya bu yola sevk etmek arzusuyla yazıyorlar. (II) Bu gibilerin yazılarında derecelerine göre bir aydınlatma havası seziliyor. (III) Kısa yazmanın zorluğu da uzun yazmanın daha kolay olduğundan ileri gelmektedir. (IV) Kimi bir peygamber gibi, kimi bir kaşif gibi, kimi bir mübeşşir gibi konuşuyor. (V) İnsanlığın hayrına çalıştıkları anlaşılan bu adamların herbiri hakikaten yazdıklarına inanıyorlar mı? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) V
B) III
C) II
D) I
E) IV
Soru 9
İnsan hayatta birçok şey kaybedebilir. Diyelim ki ömrü boyunca biriktirdiği parasını daha fazla kazanmak ümidiyle bir işe koyar ve orada onun hepsini birden kaybeder. Bunun önemi yoktur. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Dünya, kaybedilip de yeniden kazanılmış paraların hikayeleri ile doludur. Bu sadece para için değil her şey için geçerlidir; yeter ki ümidimizi kaybetmeyelim. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir şeyin değerini, kaybetmeden önce bilmek gerekir.
B) Kişi parasını kaybettiğine üzülmek yerine, onu yeniden kazanmanın yollarını aramalıdır.
C) Ümidimizi kaybetmedikten sonra diğer kaybedilen şeylerin bir önemi yoktur.
D) İnsan parasını nasıl değerlendireceğini iyi bilmelidir.
E) Kaybedilen şeylere üzülmek onları geri getirmez.
Reklam
Soru 10
... Günün birinde bir şair çıkıyor, size güneşin batışını veya bir çiçeğin soluşunu anlatıyor şaşıp kalıyorsunuz. Bir romancı çıkıyor, her gün gördüğünüz insanları size bir tarif ediyor, hayret ediyorsunuz. Bir ressam renkleri, bir müzisyen sesleri yeni bir biçimde bir araya getiriyor, her gün gördüğünüz bu renkleri ilk defa görmüş gibi; veya her birini ayrı ayrı duymuş olduğunuz bu sesleri ilk defa duymuş gibi oluyor, zevk alıyorsunuz... Bu sözleri söyleyen birinin anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçının iyi bir gözlemci olduğunu
B) Sıradan şeylerin sanatçının anlatımında ne kadar değişip güzelleştiğini
C) Herkesin sanatçılar kadar dikkatli ve duyarlı olmadığını
D) Her sanatçının kendine özgü malzemelerinin olduğunu
E) İnsanların çevresini yeterince tanımadığını
Soru 11
Leyla ile Mecnun'un, Ferhat ile Şirin'in hikayelerini bilirsiniz. Bu hikayeler aslında bir ayrılığın, sürüp giden bir özlemin, her şeye rağmen bir türlü buluşamamanın, yalnız kalmanın hikayesidir. Eğer Leyla ile Mecnun birbirlerini görür görmez evlenmiş olsalardı, Ferhat ile Şirin tanışır tanışmaz soluğu nikah memurunun önünde alsalardı, serüvenleri kimsenin dikkatini çekmez, onlar da nikah bağıyla bağlanmış milyonların arasında kaybolup giderlerdi. Bu parçada anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halk hikayelerinin sevilmesinin en büyük nedeni kahramanların tüm engelleri aşıp kavuşmalarıdır.
B) Gerçekten seven insanlar, ayrılıkları, engelleri aşmasını bilirler.
C) Sevgililerin kavuşamaması hikayelerin etkileyiciliğini artırır.
D) Sevgiler, araya hasret, özlem girmediği zaman sıcaklığını ve etkileyiciliğini kaybeder.
E) insan ayrılık olmazsa kavuşmanın değerini bilmez.
Soru 12
Eğer bütün ömür iyi kullanılacak olursa, hayat yetecek kadar uzundur. Fakat ölçüsüzlük ve ihmal ile ziyan edildiği, hiçbir iyi işte kullanılmadığı takdirde, son akıbet sıkıştırmaya başladığı zaman onun ilerlediğini anlamayız, geçmiş olduğunu hissederiz. Bol ve geniş gelir kaynakları, fena bir mal sahibinin eline geçince kısa bir zamanda nasıl tükenirse; az bir gelir, iyi idare etmesini bilenin elinde olunca nasıl artarsa, hayat da, iyi düzenlemesini bilene çok olanaklar verir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) İdare etmesini bilmeyen insan ne kadar malı olsa geçinemez.
B) Hayatını düzenlemesini bilen insan için ömür yeteri kadar uzun ve olanaklarla doludur.
C) İnsan, hayatın kısalığını ölüm geldiğinde anlar.
D) Kanaat sahibi bir insan az bir gelirle bile hayatını en iyi şekilde sürdürür.
E) Hayatın anlamı uzun yaşanmasında değil rahat yaşanmasındadır.
Reklam
Soru 13
(I) Sanatçının soyutlamadan yararlanarak yaptığı manzara resimlerinden oluşan sergide, insan farklı anlamlarla yüz yüze geliyor. (II) Bu resimlerden, onun soyut ile somut arasında gidip geldiğini anlıyoruz. (III) Kimi resimlerinde ise çizgileri anlam ağırlığından sıyrılarak garip görüntülere dönüşüyor. (IV) Resim, günümüzde giderek özel çalışmalar gerektiren bir uzmanlık dalı haline geliyor. (V) işte bu yadırgatıcı çalışmalar değişik duyguları görselleştirerek alışılmadık tatların kapılarını aralıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.
B) IV.
C) V.
D) III.
E) I.
Soru 14
Her şey durmadan değişiyor. Dün bugüne benzemiyor, bugün de yarına benzemeyecek. Yaşam durağan değil, hareket halinde. Aslında bu hareketlilik, bu değişim, gelişme ve ilerleme demek. Bu nedenle, yaşamdaki değişimi durduramadığımız gibi dilin de belli kurallar içindeki değişim ve gelişimini durduramayız. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Değişimin her bireyi farklı yönde etkilediği
B) Yeniliklerin olumsuz sonuçlar da doğurabileceği
C) Dilde ortaya çıkan yeniliklerin kaçınılmaz olduğu
D) Değişiklikleri kabullenmenin zor olduğu
E) Dildeki kuralların zamanla benimsendiği
Soru 15
(I) Onun ilk şiiri, o daha lise yıllarındayken yayımlanır. (II) Genç bir şair olarak edebiyata attığı bu ilk adımın ardından yalnız şiirle yetinmez. (III) 1951 yılında gazeteciliğe başlayarak takma adlarla fıkra ve denemeler yazmaya girişir. (IV) 1960 sonrasında romanla oyun yazarlığına yönelir. (V) Romancılığını iki aşamada ele alabiliriz. (VI) Birincisinde, 1951 yılında başladığı gazeteciliği sırasında, gazetelerde yayımladığı tefrika romanlar yer alır. (VII) İkincisi ise kendi adıyla ve kitaplaştırarak yayımladığı romanlar dönemidir. Bu parça düşüncenin akışına göre iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A) III.
B) VI.
C) IV.
D) V.
E) II.
Reklam
Soru 16
Her şey nasıl da farklı gözüküyor bugün! Önceden dikkat etmediğim ufacık şeylerin bile tadına varıyorum. Örneğin bir serçenin uçuşunu imrenerek izliyorum, incecik beyaz bir buluta dakikalarca takılıp kalıyor gözlerim. Vazodaki karanfiller daha bir kırmızı, daha bir pembe, daha bir ak görünüyor bu sabah. Her şey o denli güzel ki... Oysa zaman zaman bunalır, ufak bir sıkıntıda, yaşama sevincimi yitirirdim. Ne kadar da yanlışmış meğer! Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşamanın güzelliği
B) Yaşamı bir bütün olarak algılamanın güçlüğü
C) Ayrıntıların çeşitliliği
D) Geleceğe yönelik düşler kurmanın önemi
E) Duyguların gelip geçiciliği
Soru 17
Hani bir sevgilin vardı / Yedi sekiz yıl önce, Dün yolda rastladım / Sevindi beni görünce. Sokakta ayaküstü / Konuştuk ordan burdan, Evlenmiş, çocukları olmuş / Bir kız, bir oğlan. Mutluymuş, kocasını seviyormuş, Kendilerininmiş evleri... Suçlu, üzgün ve ezik, / Sana selam söyledi. Bu dizelere ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
A) Konuşma havası içerdiği
B) Uyaklı sözcüklerin kullanıldığı
C) Söz ve anlam sanatlarına başvurulmadığı
D) Öğretici bir nitelik taşıdığı
E) Öyküleyici bir anlatım biçimi seçildiği
Soru 18
Bu tür etkinlikleri, “kitap fuarı” olarak değil de “kitap sergisi, panayırı, pazarı” olarak nitelendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu fuarların, kitap çeşitliliğini ve indirim olanaklarını okura geniş bir çerçevede sunmaktan başka bir işlevi yok. Amaç sınırlı olunca, fuarın kültürel etkinliği de sınırlı oluyor ve yayınevlerince seçilen kitapların satışına yönelik kalıyor. Bu parçada belirtilenler aşağıdakilerden hangisinin karşılığı olabilir?
A) Kitap fuarları yazarlar üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?
B) Kitap fuarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
C) Kitap fuarlarının yayınevlerine getirisi ne oluyor?
D) Kitap fuarlarının fuarlarının amacı sizce ne olmalı?
E) Kitap fuarlarında ne gibi etkinlikler yer almalı?
Reklam
Soru 19
Çağının fotoğrafını veren yazarlar, başarıya ulaşmış saymamalı kendini. Çünkü çağıyla birlikte kaybolup gidecektir. Çağı aşan bir yönü, yeni çağlara bildiriler gönderen bir üstünlüğü olmalı sanat yapıtının. Dostoyevski, Stendhal gibi sanatçılar, çağlarını çizdikleri için değil, insanı çözümleyip ona ait yeni görüşler ileri sürdükleri için günümüze kadar gelebildiler. Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılabilir?
A) Sanatçı çağını yansıtırken, nesnel bir tutum içinde olmalıdır.
B) Bilinçli okurlar, sanatçıları geleceğe taşır.
C) İnsan odaklı ve geleceğe dönük yapıtlar veren yazarlar kalıcı olur.
D) Yaşanılan dönemlerin anlatıldığı yapıtların okuyuculara bir katkısı olmaz.
E) Kendini yenilemeyen pek çok sanatçı zamanla unutulmuştur.
Soru 20
“Üç Öykü", dünya edebiyatının önemli yazarlarından Gustave Flaubert’in çok özel bir kitabı. Yazarın ölümünden üç yıl önce 1877’de yayımlanan bu kitap, “Saf Bir Yürek”, “Konuksever Aziz Julien Söylencesi” ve “Herodias” adlı üç öyküden oluşuyor. İşlenen temaların çeşitliliği ve üslûp yetkinliğiyle Flaubert’in yeteneğini tüm yönleriyle ortaya koyan bu kitap, Madame Bovary yazarının başyapıtı olarak kabul edilir. İlk yayımlandığında, neredeyse tüm eleştirmenlerce bir "edebiyat olayı” olarak değerlendirilen, okurlardan büyük ilgi gören kitap, bir eleştirmenimizin deyişiyle, yazarın tüm çabalarının, tüm yönelimlerinin, tüm özlemlerinin somutlaştığı bir yapıttır. Bu parçada sözü edilen yazar ve yapıtıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırdığına
B) Öykülerde konuları farklı biçimde işlediğine
C) Anlatımda önemli sayılacak bir düzeyi olduğuna
D) Zaman içinde değişik açılardan ele alındığına
E) Yazarını bütün özellikleriyle yansıttığına
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün