1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu yapılmıştır?
- A) Sizce bu, doğru olabilir, ancak ben hâlâ yanlış olduğuna inanıyorum.
- B) Her kurumun farklı bir yapısı, kendine göre kuralları vardır.
- C) Çevremizdeki insanların her zaman bizleri anlamalarını bekleyemeyiz.
- D) Her durumda soğukkanlı kalabilmeyi çok az kişi başarabiliyor.
- E) Arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde her zaman düzeyli olmaya çalışmıştır.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Kimsenin onun bu zor işi başaracağından şüphesi yoktu.
- B) Ay yıldızlı bayrağımızı göndere çektirmeyi hep hayal etmişti.
- C) Sınıf arkadaşlarımdan biri güç de olsa bu yarışı kazanabildi.
- D) Ona her fırsatta güven duyduğumuzu ve desteklediğimizi söylemiştik.
- E) Zorlu rakiplerle mücadele edecek olması onu korkutmuyordu.
3. Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Her inşanın bir gün susmayı, düşünmeyi deneyeceğini şimdiden görüyorum.
- B) Onların bir gün benden hesap soracaklarını adım gibi biliyorum.
- C) Gece vakti, deniz kenarında, yalnız yürüyor ve seni düşünüyorum.
- D) İnsanların çıkara dayalı ilişkilere bel bağladıklarını gördükçe üzülüyorum.
- E) Dün onlara karşı nefret, bugün ise anlam veremediğim bir sevgi duyuyorum.
4. Her öykü yazan sanatçı, eserine yaşadıklarını aktarmayabilir. Bu cümledeki anlatım, bozukluğu, aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
- A) Özne-yüklem uyuşmazlığından
- B) Çatı uyuşmazlığından
- C) Sözcüğün yanlış yerde, kullanılmasından
- D) Anlamca çelişen sözlerin bir arada kullanılmasından
- E) Tamlayan eki eksikliğinden
5. Gençlerin, gelecekte ülkenin kendilerinden beklediği görevleri düşünerek, sorumluluk duygusu taşımalıdırlar. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
- A) “düşünerek” sözcüğünden sonra “onlar” sözcüğü getirilerek
- B) “görevleri” sözcüğü tekil yapılarak
- C) “ülkenin” sözcüğü cümleden çıkarılarak
- D) “görevleri” sözcüğü ile “sorumluluk duygusu” sözünün yerleri değiştirilerek
- E) “Gençlerin” sözcüğündeki tamlayan eki atılarak
6. “Trafik cezalarına çeşitli oranlarda zam yapılarak caydırıcılığının artırılması düşünülüyor” Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Özne-yüklem uyuşmazlığı
- B) Nesne eksikliği
- C) Çatı uyuşmazlığı
- D) Tamlayan eksikliği
- E) Gereksiz sözcük kullanımı
7. Arkadaşlarımın tatil yaptığı yere birkaç gün önce gittim ve gördüm. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
- A) “birkaç gün önce” sözü “Arkadaşlarımın” sözcüğünden önce getirilerek
- B) “gördüm” yerine “gördük” getirilerek
- C) “yere” sözcüğü yerine “kasabaya” getirilerek
- D) “birkaç gün” sözü atılarak
- E) “gördüm” sözcüğünden önce “orayı” getirilerek
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlam belirsizliği vardır?
- A) Kitaplarını çantaya özenle yerleştirdi.
- B) Çocukların yaramazlıkları çoğu zaman hoş görülür.
- C) Kardeşiniz rahatsızlandı, denince oldukça üzülmüştü.
- D) Birkaç gün sonra arkadaşı bile ona inanmayacaktı.
- E) Teyzemlerin akşama geleceğini duyunca çok sevindim.
9. Çanakkale Boğazı’ndan günde 130, yılda ise 49.000’e yakın gemi geçiyor. Bunlar çoğunlukla Malta’ya, Rusya’ya, Ukrayna’ya, Suriye’ye ve ülkemize ait gemiler. Doğal gaz ve tehlikeli yük taşıyan çok sayıda geminin geçişi sırasında Boğaz, güvenlik açısından trafiğe kapatılıyor. Boğaz’da güvenliğin sağlanması için her türlü önlemin alındığı gözleniyor. Bu parçada Çanakkale Boğazı’yla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinedeğinilmemiştir?
- A) Alınan güvenlik önlemlerinden birine
- B) Ne tür yükler taşıyan gemilerin geçtiğine
- C) Yoğun bir trafiğinin olduğuna
- D) En çok hangi ülkelere ait gemilerin geçtiğine
- E) Yıllık gemi geçişinin ne zaman beklenen sayıya ulaşacağına
10. (I) Yabancı filmlerin kimilerinde kahraman, kötü adamlarla dövüşmeden önce, mutlaka haksızlığa uğrar. (II) Ardından, uğradığı haksızlıklara karşı direnmesi içimizde bir sevinç yaratır. (III) Çünkü hakarete, haksızlığa ya da iftiraya uğrayanla bir bakıma özdeşleştiririz kendimizi. (IV) Masal kahramanlan tek boyutludur. (V) Onlardan farklı biçimlerde etkileniriz. (VI) Örneğin Külkedisi’nin dışlanması, hor görülmesi içimizde acıma duygusu uyandırır. (VII) Kendimizi onun yerine koyar, onun acılarıyla üzülür, onun sevinçleriyle mutlu oluruz. Bu parça düşüncenin akışına göre iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
- A) VI.
- B) V.
- C) II.
- D) III.
- E) IV.
11. Ormanlarımız bir bir yok oluyor, (i) Kimi yanıyor, kiminin de ağaçlan bilinçsizce kesiliyor. (II) Böyle durumlarla karşılaşmamak için her fırsatta, büyük-küçük, eğitimli eğitimsiz demeden herkese ormanların önemini anlatmak gerekiyor. (III) Resmi kurumlar ve gönüllü kuruluşlar bu konuda çok çaba gösteriyor. (IV) Doğaya gönül verenlere göre en büyük tehlike erozyon. (V) Erozyon önlenemediği takdirde iklimler değişecek, dahası üzerinde yaşayacak toprak bulmak bile zorlaşacak. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istendiğinde ikinci paragraf kaç numaralı cümleyle başlar?
- A) I.
- B) IV.
- C) V.
- D) III.
- E) II.
12. (I) Şiir antolojileri hazırlanırken şiir seçiminin tartışma konusu yapılmasından yana değilim. (II) Çünkü her antolojide seçilen şiirler öznel ölçütlerle belirlenir. (III) Ben de bir antoloji hazırlayacak olsam, canımın istediği şairden şiir alırım antolojime. (IV) Seçimimden dolayı da kimseye hesap vermem gerekmez. (V) Antolojilerin değerlendirme bölümlerinde estetiğin nesnel ve evrensel ölçütleri geçerlidir. (VI) Bu nedenle, hazırlayıcının yeteneği, zekâsı, yanlılığı ve yansızlığı bu bölümde ortaya çıkar. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
- A) III
- B) II
- C) IV
- D) VI
- E) V
13. Karşımda şeftali ağacı... Sayısız arı kıpırdıyor dalları arasında. Arı değil, diyor bir dostum, onlar sinek. Her biri kocaman birer uçak. Sokmazlarmış insanı, ısırırlarmış. Şeftali ağacı bağrına basıyor hepsini. Çünkü doğada bireycilik yok, herkes her şeyden payını alıyor. Şeftali ağacı, çocukluğumun erik ağacını anımsattı bana. Bozdoğan Kemeri’nin bittiği yerdeydi bahçemiz. Kuyu çıkrığının ince sesini duyar gibiyim şimdi. Bu parçada aşağıdakilerden hangisiyoktur?
- A) Geçmişin güzellikleriyle övünme
- B) Görme duyusuyla algılanan ayrıntılara yer verme
- C) Bir durumla ilgili yorum yapma
- D) Benzetmeden yararlanma
- E) Açıklamaya yer verme
14. Lise ve dengi okullarda edebiyat derslerinin amacı yazar ve ozan adlarını ezberlemek, onların yaşantısıyla, eserleriyle ilgili bilgiler vermek midir? Yoksa, öğrenciyi gerçekten değerli eserlerle tanıştırıp onların sanat anlayışını geliştirmek mi? Bence edebiyat kitaplarımızda tarih görüşünün yerini sanat görüşü almalı, böylece kitaplarımız mezarlık olmaktan kurtarılmalıdır. Paragrafta vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Edebiyat kitapları sanatçıların adlarını ve yapıtlarını vermekle yetinmemelidir.
- B) Edebiyat dersleri, öğrencinin sanat anlayışını geliştirmelidir.
- C) Edebiyat derslerine eleştirel bakmalıyız; yoksa dersler amacına ulaşmaz.
- D) Edebiyat dersleri, iyi bir programla amacına ulaşabilir.
- E) Edebiyat kitapları yazar ve ozanlarımızı tanıtmalıdır.
15. Toplumu oluşturan insanların çoğu, yüzü mağaranın içine dönük, kollan zincirlerle birbirine bağlanmış tutsağa benzer. Yalnızca arkadan gelen ışığın içeriye girmesiyle duvarda oluşan kendi gölgelerini görür, bu gölgelerle oyalanıp dururlar. Filozoflar ise kendilerini zincirden kurtararak, yüzlerini cesurca ışığa çevirir; doğruyu görmeye, yaşamın gerçek anlamını çözmeye yönelirler. Ne var ki filozofların, öbür insanları gördüklerine inandırması çok zordur. Çünkü tutsaklık da karanlık da bu insanlara rahat gelir. Işığa bakıp gerçekleri görebilmek cesaret ister. Bu parçaya göre, filozofların davranışı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
- A) Topluma, yeni düşünceleri örneklendirerek gösterme
- B) İyiyle kötüyü ayıracak ölçütler belirleme
- C) Bilimsel düşünüşün temellerini sezdirme
- D) Yaşanan olumsuzlukları iyimser bir bakış açısıyla yansıtma
- E) Doğruları yorumlayıp korkusuzca açıklayarak insanları aydınlatma
16. Hangi kitapçıya girsem başvuru kitaplarının az olmasına ya da hiç bulunmamasına şaşırırım. Bir zamanlar bu tür kitapları çokça basan bir kitabevi artık bunları basmaz oldu. Piyasaya baktığımızda da hep aynı tür kitaplarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle, yayınevlerini birbirinden ayıran fazla özellik kalmadı. Yayınevlerini aynı türden kitap bastıklan için yadırgamamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yayıncılıkta uzmanlaşmış yayınevlerinin ayakta durmaları az satan kaynak kitaplara değil, çok satan kitaplara bağlı. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kimi kitapçılarda başvuru kitaplarına az rastlanmaktadır.
- B) Yayınevleri çok aranan kitapları basmaya yetişememektedir.
- C) Başvuru kitaplarının getirisi yayınevinin yaşamasına yetmemektedir.
- D) Uzmanlık isteyen alanlarda kitap yazmak kolay değildir.
- E) Başvuru kitaplarıyla ilgilenen okur sayısı azalmıştır.
17. (I) Birileri emek vermiş, yazmış ya, o emeğe saygıyla yaklaşırım. (11) Anlamaya, şairin onu yazarken aldığı tatları yakalamaya çalışırım.(III) Okşayarak, bir anlamda şımartarak okurum her şiiri. (IV) Özellikle kendi şiirlerime hep korkarak yaklaşırım. (V) iyi bir okuyucu olarak kayırmam hiçbirini. (VI) İyi şiir iyidir, kötü şiir diye bir şiir de yoktur; o şiir değildir zaten. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışım bozmaktadır?
- A) IV.
- B) V.
- C) III.
- D) II.
- E) I.
18. (I) Anadolu’da çok eski zamanlardan beri bir hamam geleneği olduğu bilinir. (II) Bu geleneği yaşatan “Türk hamamları” olmuştur. (III) Çünkü Türkler, Asya’dan getirdikleri ile Anadolu’da buldukları hamam kültürünü birleştirip yeni bir “Türk Hamamı” anlayışı oluşturdular. (IV) Bugün bu gelenek toplumumuzda hala sürdürülmektedir. (V) Bundan sonra hamamlar, Türklerin gelenekleri arasına yerleşti ve Avrupa’ya kadar yayıldı. (VI) Öyle ki birçok Avrupalı ressam, Türk hamamını ve hamamdaki kadın topluluklarını konu alan resimler yaptı. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışınıbozmaktadır?
- A) III.
- B) IV.
- C) V.
- D) II.
- E) VI.
19. “Kuş Geceleri", “Soğuma” ve “Atlıkarınca Sohbeti”, onun ince uçlu kalemiyle yazdığı, dikkatli okuma gerektiren kitaplarıydı. Bu cümlede sözü edilen kitapların dikkatli okunmasını gerektiren özellik aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İçeriğiyle ilgi çekme
- B) Farklı konuları içerme
- C) İlk bakışta göze çarpmayan ayrıntılarla işlenmiş olma
- D) Biçimsel özellikleriyle ön plana çıkma
- E) Sürükleyici bir hava taşıma
20. Yağmur, bir kelebek için hafife alınamayacak bir doğa olayıdır. Örneğin 500 miligram ağırlığındaki bir kelebeğe, 70 miligram ağırlığında bir yağmur damlasının çarpması, insana bir kova dolusu su çarpması kadar etkilidir. Kelebeğin hareketlerini fırtına da engeller. Uçmaya hazırlanan bir kelebek, kanatlarını güneş ışığına doğru açar. Böylece güneş ışığı uçuş kaslarını hızlı bir biçimde ısıtır. Öte yandan bulutlar güneşin radyasyonunu kestiği için kelebek kanatlarını açmakta zorlanır. Bu yüzden hava kararmaya başladığı zaman kelebekler tüneklerine çekilir. Güneş ışınları yeniden çıkmaya başlayınca birkaç dakika içinde kelebeklerin hareketlerinin hızlandığını, gök gürlemeye başlayınca da korunaklı yerlere sığındıklarını görürsünüz. Bu parçada kelebeklerle ilgili olarak anlatılanlar en kapsamlı biçimde aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir?
- A) Fiziksel yapılarının dayanıklı olmadığı
- B) Güneşten nasıl yararlandığı
- C) Işık azaldığında nerelerde bulunduğu
- D) Hangi koşullarda uçamadığı
- E) Kimi doğa olayları karşısında neler yaptığı