1. Köşe yazarları bence, günümüz Türk gazeteciliğinin bir diğer özelliği. Böylesine yorum çeşitliliğine dünyanın başka bir ülkesinde rastlanabileceğini sanmıyorum. Yorumdan ibaret de değil. Aynı zamanda yeni tarzlar, hatta haber - yorum - edebi metin karması bilinmedik renkler, türler de icat ediyoruz. Teknik farklar yüzünden, habercilikte zamanlama açısından önü kesilen gazetenin televizyona karşı geliştirdiği bir silah bu. Bir fazlalık, bir kargaşa yok değil. Gazete satışları, promosyon desteğine rağmen özlenen seviyelere ulaşamıyor. Bu parçadan köşe yazılarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Başka ülkelerde görülmeyecek derecede yorum çeşitliliğine sahip olduğu
- B) Günümüz Türk gazeteciliğine ait bir nitelik taşıdığı
- C) Televizyonlara kayan ilgiyi tekrar gazeteye çekmek için kullanıldığı
- D) Yeni tarzlar, yeni türler şeklinde karşımıza çıktığı
- E) Gazeteciliğin en önemli göstergelerinden biri olduğu
2. Şu sıralar bir roman yazmayı düşünüyorum ama öyküye ara vermeyeceğim. Çünkü öykünün geldiği anda yazılması gerek; roman gibi dinlene dinlene yazılamıyor. Bu arada deneme - makale türünde "Dil Yanlışları" adlı bir kitabım çıkıyor bu ay içinde. Medyanın Türkçe kullanımını esas alarak yanlışları yazdım. Haberler, reklamlar, pop şarkılarındaki ve çevirilerdeki dili eleştiriyorum daha çok. Bu parçadan, sözü edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Televizyon programlarını seviyesiz bulduğu
- B) Değişik türde eserler verdiği
- C) Medyadaki dil yanlışlarını eleştiren bir kitap hazırladığı
- D) Öyküye hiç ara vermediği
- E) Yeni bir roman yazmayı tasarladığı
3. Roman şiirden çok değişik bir tür. Romanda anlatı iyice ağır basıyor. Onun için de belirsizlik alanları daha az ... Ama çağcıl romanın ustalarından, Kafka, Joyce, Beckett, Faulkner, Robbe-Grillet gibi yazarlardan sonra romanın belirsizlik alanları da genişledi. Çeşitli yöntemlerle romana da anlamını yorumla verme özelliği kazandırıldı. Bugün bir yazar, romanının, ikinci, üçüncü okuyuşlarında okurların yeni yeni şeyler bulacaklarını, ilk okuyuşta göremedikleri birtakım bağlantıları göreceklerini söyleyebiliyor. Roman iki üç kez okunur mu? Demek ki romanlarını elimizin altında tutup, şiir okur gibi, tekrar tekrar açıp okumamızı bekleyen yazarlar var günümüzde... Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) İlk okuyuşta kendini ele vermeyen romanların daha başarılı sayıldığına
- B) Romanın belirsizlik alanlarının şiirden daha az olduğuna
- C) Romanlarının, şiir gibi, birkaç kez okunmasını isteyen romancıların olduğuna
- D) Kimi yazarların, romanlarının ilk okuyuşta anlaşılmayacağını söylediklerine
- E) Günümüzde bazı yazarların romanlarında belirsizliklerin arttığına
4. Yahya Kemal'le çok sıkı bir dostluğumuz vardı. Yahya Kemal çok bonkör bir şairdi ... Elinde avucunda ne varsa harcardı ... Şairleri, yazarları kaldığı Park Otel'de toplar, onlara tarihten ve edebiyattan bahsederdi. Misafiri hiç eksik olmazdı. Her hafta otele gider, Yahya Kemal'in sohbetlerinden faydalanmaya, kendimizi yetiştirmeye çalışırdık. Bazen de Çınaraltı'nda bir araya gelirdik. Bu toplantıya ilim adamları da gelirdi. Bu parçada Yahya Kemal ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Toplantılarına sanatçıların yanında ilim adamlarının da katıldığına
- B) Etrafındakilerin ondan faydalanmaya çalıştığına
- C) Eski şiiri çok iyi bildiğine
- D) Misafirden rahatsız olmadığına
- E) Etrafında toplananlara tarihten ve edebiyattan söz ettiğine
5. Aslında sivri dilliyimdir. Gazete yazılarında ise zaman zaman üstü kapalı bir dil kullanıyorum. Ama apaçık mizah yaptığım zaman da oldu. İlk kitabım için tamamen mizah diyebilirim. Bundan bir önceki kitabım "Sensiz Olmuyor"da sürekli bir ıstırap vardı ama içinde mizah da vardı. Ancak son romanımda mizah için uygun atmosfer yoktu. Bu parçadaki yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Gazetelerde yazı yazdığı
- B) Toplumsal sorunları mizahla açıkladığı
- C) Kimi zaman kapalı bir dil kullandığı
- D) Eserlerinde mizaha yer verdiği
- E) İğneleyici bir anlatımının olduğu
6. Peyami Safa'nın romanlarında çok değişik özellikler bir arada görülür. Örnekse, Cumbadan Rumbaya romanı, Fatih-Harbiye romancısının, Doğu-Batı meselesine sevimli bir babacanlıkla da yaklaşabileceğini belgeler. Fatih-Harbiye'de Batı ille ölümcül, Doğu ille insancılken Cumbadan Rumbaya'da adeta bir senteze ulaşılır; Doğunun da, Batının da anlam taşıyan yönlerinden söz açılır. Sonra başka yazılarımda da andığım Selma ve Gölgesi. Selma ve Golgesi, romanımızın tek gotik roman örneğidir. Selma'nın gölgesi, ikinci ben, aslında bir dişi vampir kraliçedir... Bu eserin gerçekte 'uyarlama' olduğu söylenmiştir. Akla uzak değil. Romanın sonundaki Venedik, kanal, gondol sahneleri biraz yapaylık taşıyor. Ama başlangıçtaki Boğaziçi yalısı, Selma'yla okurun ilk karşılaşması büyüleyicidir. Burada usta bir romancı konuşur. Bu parçadan Peyami Safa'yla ilgili aşağıdakilerden hangisi cıkarılamaz?
- A) Fatih-Harbiye romanında Batıya karşı olumsuz yaklaştığı
- B) Gotik tarzda roman örneği de verdiği
- C) Selma ve Gölgesi romanının yabancı bir romandan adapte edilmiş olabileceği
- D) Romanlarında Doğu - Batı meselesi üzerinde durduğu
- E) Cumbadan Rumbaya romanının Batılı roman anlayışına uygun olmadığı
7. Geçen gün bir dergide genç bir ozanın şiirine takıldı gözüm. Kısa sayılamayacak yapıda bir şiirdi. Genç ozan kişisel duygularını yansıtmış. Bunu yaparken şekilden, kurgudan hiç ödün vermemiş. Halk şairlerinin şiirinin son dörtlüğünde isim veya mahlas kullanma geleneğine de uymuş. Açık, yapmacıktan uzak anlatımıyla geleceğin büyük şairlerinden biri olacağını müjdeledi bana. Bu parçada sözü edilen şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Uzun bir şiir olduğuna
- B) Son dörtlükte şairin adının geçtiğine
- C) Yalın ve doğal bir söyleyişe sahip olduğuna
- D) Umut vaat eden genç bir şaire ait olduğuna
- E) Konusunun çok ilginç olduğuna
8. Bu memleketin en kuvvetli iki sanat kolu şiir ve nakıştır. Mimarimiz büyük şehirlerimizde demir atmış, zahmet edip kuş uçmaz kervan geçmez köylerimize kadar uzanamamıştır. Herhangi bir toplumda sanatın dünya çapında bir değere ulaşması onun milletçe benimsenmiş, kavranmış olmasıyla mümkündür. Bu bakımdan yüzde yüz yerli olan bir sanat kolu, kendiliğinden dünya çapında olmaya namzettir. Köy türkülerinden, köy nakışlarından faydalanmak, bana, ekmekten, sudan faydalanmak kadar açık geliyor. Çünkü bunlarda milyonlarca insanın el emeği, göz nuru var. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Türk şiir ve nakışlarının dünya çapında bir değere sahip olduğuna
- B) Milletçe benimsenmemiş sanatın dünya çapında bir değere ulaşamayacağına
- C) Mimarimizin şehirlerde kalıp ülkemizin her tarafına yayılamadığına
- D) Tam anlamıyla yerli bir sanatın dünya çapında olabileceğine
- E) Köy türkü ve nakışlarından yararlanmayı bir zorunluluk olarak gördüğüne
9. "Apartman"da iki eksen öyküyü birbirinden ayırmak zordur bence. Biliyorsunuz, kentleşme olgusu edebiyatımızda daha önce işlenmiştir. Ancak sorun, aile ölçeğinde ve Doğu - Batı sorunsalı açısından ele alınmıştır genellikle. Oysa Apartman'da aile değil, bireyle birlikte doğasının da nasıl bir değişime uğradığı verilmeye çalışılmıştır, bir anlamda Esendal'ın "Ayaşlı ve Kiracıları"nın bu süreçteki bir uzantısı olarak. Dolayısıyla, Apartman onlara bir "zeyl" olarak değerlendirilse, hata yapılmış olmaz sanırım. Bu parçada "Apartman" öyküsüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Bireyin nasıl bir değişime uğradığını gösterdiği
- B) Toplumsal sorunların çözümüne yardımcı olduğu
- C) Kentleşme olgusunu ele alan önceki eserlerden farklı olduğu
- D) Kentleşme olgusunu işlediği
- E) Ayaşlı ve Kiracıları'nın devamı niteliği gösterdiği
10. Ölümümden sonra bir yayıncının bu yazdıklarımı gün ışığına çıkaracağı hayali son avuntum. Böyle bir şey gerçekleşmezse yine boşa gitmiş sayılmaz avuntum. Çünkü ek gelir için dilimize çevirdiğim o çok satılan kötü aşk romanlarının orasına burasına duygularımı, insan ilişkileri ve yalnızlık konusundaki düşüncelerimi her fırsatta serpiştiriyorum. Söz konusu kötü aşk romanlarını piyasaya süren yayınevinin sahibi de, en çok benim eklediğim bölümleri beğeniyor, oralarda gözyaşlarını tutamıyormuş. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Yazdıklarının, ölümünden sonra bir yayınevi tarafından yayınlanacağıyla avunduğuna
- B) Yayınevi sahibinin romana kendinin eklediği bölümlerden çok etkilendiğine
- C) Piyasada kötü aşk romanlarının iyi romanlardan daha çok beğenildiğine
- D) Kendine gelir sağlayabilmek için roman çevirileri yaptığına
- E) Çevirisini yaptığı romanlara kendi duygu ve düşüncelerini de eklediğine
11. Son günlerde Bodrum'dan geçtim ve bu eski küçük, sürgün kasabasının tarihten koparak karşı konulmaz biçimde kent boyutlarına eriştiğini, büyük kentlerin pek çok sorununun da buraya taşındığını gördüm. Biraz ürktüm pek çokları gibi bu gelişmeden. Ama Cahit Kayra'nın "Hoşçakal Bodrum"unu okuyunca, içimde biriken eleştirel karamsarlığı bir yana bırakıp "yaşama yanıt verme" nin belki de daha iyi olacağını düşündüm. Kayra da "Hoşçakal" diyor, ama sanıyorum bir yere gitmeye niyeti yok. Bu parçadan yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) "Hoşçakal Bodrum" adlı eserin,yazarın içindeki karamsarlığı yok ettiği
- B) Cahit Kayra'nın eserini okuyunca düşüncelerinde değişiklik olduğu
- C) Bodrum'un, tarihi dokuyu yok edecek bir yapılaşma sürecine girmesinden rahatsız olduğu
- D) Bodrum'un eskiden, şimdikinden daha güzel ve daha temiz olduğunu düşündüğü
- E) Bodrum'un büyük kentlerin sorunlarına benzer sorunlar yaşamasına üzüldüğü
12. "Çukurova, benim doğduğum topraklar olduğu kadar, benim romanlarımın da toprağıdır. Ama doğduğum toprak ayrıdır, yarattığım toprak ayrı. Bir şey daha var: İnsanoğlu ne kadar doğayla zenginleşirse, hayat gücü artar, hayal dünyası çok daha genişler. Onun için Çukurova, benim düşlerimin Çukurova'sıdır. Gerçek değil mi? Elbette gerçek ... " Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Yazarın, romanlarını gerçeklerden yola çıkarak oluşturduğu
- B) Yazarın eserlerinde Çukurova yöresine yer verdiği
- C) Gerçeğin, romana yazarın hayal dünyasından geçerek yansıması gerektiği
- D) Düş kurma yeteneği güçlü bir yazarın, başarılı romanlar yazabileceği
- E) Doğayla zenginleşmenin kişinin hayal dünyasını zenginleştireceği
13. 12. - 14. sorulan aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız. Dikkat! Her soruyu birbirinden bağımsız olarak cevaplayınız. Ali, Burcu, Ceyda, Deniz, Elif, Fatma, Gonca ve Hasan sekiz kişilik bir sınıfın öğrencileridir. Öğretmenleri bir şiir yarışması yapmak amacıyla bu öğrencileri dörder kişilik 2 gruba ayırmıştır. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir: - Deniz 1. gruptadır. - Burcu ve Ceyda aynı gruptadırlar. - Gonca ve Fatma aynı gruptadırlar. - Ali ve Hasan farklı gruptadırlar. Aşağıdakilerden hangisinin hangi grupta olduğu kesin olarak bilinmektedir?
- A) Elif
- B) Hasan
- C) Burcu
- D) Gonca
- E) Ali
14. Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?
- A) B markalı sütler, 5. raftadır.
- B) A markalı sütler, 4. raftadır.
- C) B markalı sütler, A markalı sütlerin bulunduğu rafın üstünde yer alan raflardan birindedir.
- D) D markalı sütler, 3. raftadır.
- E) D markalı sütler, A markalı sütlerin bulunduğu rafın altında yer alan raflardan birindedir.
15. 1. - 4. soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız. Ahmet, Burcu, Cenk, Doruk, Emre ve Fatoş bir matematik öğretmeninden haftanın farklı günlerinde özel ders almaktadırlar. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir: • Hiç kimse pazar günü ders almamaktadır. • Doruk, cuma günü ders almaktadır. • Ahmet'in dersi, Cenk'in dersinden 1 gün sonradır. • Emre'nin dersi, Burcu'nun dersinden 1 gün öncedir. Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi kesin olarak yanlıştır?
- A) Ahmet'in dersi Burcu'nun dersinden önceki bir gündedir.
- B) Burcu'nun dersi Cenk'in dersinden sonraki bir gündedir.
- C) Cenk'in dersi pazartesi günüdür.
- D) Burcu'nun dersi çarşamba günüdür.
- E) Fatoş'un dersi cumartesi günüdür.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kısaltmalarla ilgili bir yazım yanlışı vardır?
- A) Küçük kardeşi KATÜ'yü kazanmış.
- B) Tayin için ME8'na dilekçe vermiş.
- C) ABD'ye gitmekten vazgeçmiş.
- D) DSİ'ye çok sayıda işçi alınacakmış.
- E) Haftaya TCDD'de işe başlayacakmış.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Buraya yürüyerek gelmek pekte kolay değil.
- B) Şehrin kuzey tarafları kışın çok soğuk olurdu.
- C) Fırtınadan dolayı elektrikler sık sık kesiliyor.
- D) Gelecek yılki festival eylülde yapılacakmış.
- E) Konsere siz de bizimle gelecek misiniz?
18. Aşağıdakilerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Yoklama fişini saklıyan öğrenciye disiplin cezası verildi.
- B) Çocuk ikide bir arkasına bakıp duruyordu.
- C) Öğrenciler altmış altıncı soruyu çözememiş.
- D) Otobüs gelse de bizim için fark etmez artık.
- E) Cumhurbaşkanımız yarın akşam KKTC'yi ziyaret edecekmiş.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımı ile ilgili bir yazım (imla) yanlışı vardır?
- A) Karayel kuzeybatıdan eser.
- B) Türkiye'nin Güneyi genellikle yağışlıdır.
- C) Amerika'nın kuzey komşusu Kanada'dır.
- D) Arjantin bir Güney Amerika ülkesidir.
- E) Doğu Anadolu'da kara iklimi etkilidir.
20. Aşağıdakilerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?
- A) Soruyu birde bu yolla çözmeyi deneyin.
- B) Annesi, uyumıyan çocuğuna süt içirdi.
- C) Yalova sahilinde bir rüzgargülü gece gündüz dönerdi.
- D) Özge; kendi halinde, zayıfca bir kızdı.
- E) Tutki bu sene sınavı dereceyle kazandın.