1. Kafa dediğin taşları dönen bir değirmendir, arasına bir şey koymazsan kendi kendini öğütür. Yukarıdaki cümleyi söyleyen bir kişinin anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Her aracı amacına göre kullanan insanların mutlu olabildikleri
- B) Kişinin sıradanlaşmaması için düşünce üretmesinin gerekliliği
- C) Kaderci düşünen kişilerin günlerini gün edenler olduğu
- D) insanın sıkıntıya girdiği eylemlerinden birinin de düşünmek olduğu
- E) Olup biteni seyretmekle yetinenlerin rahatları na baktıkları
2. Varlığımızı oluşturan insanlık değerlerinin bozulmadığı her çağda edebiyat önemsenmiş, değer bulmuştur. Yukarıdaki cümlenin yakın anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İnsanlık değerlerinin varlığı, insanın var oluş nedeni olarak düşünülmelidir.
- B) Toplumsal mutluluk ancak bireylerin özgür düşünebildiği ortamlarda görülür.
- C) Geleceğe güven duymayan yazarlar, toplumla bütünleşmekte zorlanır.
- D) Sanatın kendini hissettirdiği dönemlerde insanlık değerlerinin korunduğu görülür.
- E) Bireyin yaşamı dönüştürme gücünün en güzel aracı kuşkusuz ki sanattır.
3. I. Yaşam deneyimlerini yazınsal dile dönüştürebilen bir yazarın başarıyı yakalaması kolaydır. II. Hedefe ulaşmak isteyen bir sanatçı, kendi macerasını sanatın diliyle anlatmalıdır. III. Kurmaca yapıtların hayatın gerçeğiyle birebir örtüşmesi hiçbir zaman beklenemez. IV. Müziğin düşsel dünyasıyla süslenen bir hayat, yaşanabilir düzeydedir. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangi ikisi yakın anlamlıdır?
- A) II ve III
- B) III ve IV
- C) II ve IV
- D) I ve II
- E) I ve IV
4. Gelecek, ancak bilimsel gelişmelerin ışığında ilerleyen insanlığın elinde biçimlenecektir. Yukarıdaki cümlede geleceğe şekil vermek için önemi öne çıkarılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kuşkulanmak
- B) Bilimsellik
- C) Deneysellik
- D) İnsanlık
- E) Çalışmak
5. Bir konserden çıktığımda konsere girmeden önceki benliğimden çok farklı biri olmak isterim. Yukarıdaki cümlenin yakın anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir sanat yapıtı sanatseverin ruhuna seslenebildiği ölçüde işlevini yerine getirir.
- B) Bir sinema ya da tiyatro yapıtında izleyici, yapıtlarda sadece kendini izlemek ister.
- C) İnsanların sanattan beklediklerinden biri de sanatın kendilerini değiştirebilmesidir.
- D) Müzik yapıtları görsellikle desteklendiğinde daha çok dinleyici bulabilir.
- E) Duyguların ve düşüncelerin en güzel ifadesi hiç kuşkusuz ki müziktir.
6. I. Buğday başak verince orak pahaya çıkar. Il. Bal, bal demekle ağız tatlanmaz. III. Aş taşınca kepçeye paha olmaz. IV. Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz. Yukarıdaki atasözlerinden hangi ikisi anlamca aynı doğrultudadır?
- A) I ve II
- B) II ve III
- C) I ve III
- D) II ve IV
- E) I ve IV
7. I. Bilgili bir insan sorunlarla nasıl baş edebileceğini bilen, disiplinli bir insandır. II. Bilmediğini bilen kişi, bilmek için kırk kapıyı daha çalması gerektiğini bilen kişidir. III. insan bilmediklerini ararken eski bilgilerini de hafızasından silip atmalıdır. IV. Bilinçli bir insan, eksik olduğunun farkına vardığında bilgileye ulaşmanın yolunu bulur. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangi ikisi yakın anlamlıdır?
- A) II ve III
- B) II ve IV
- C) I ve IV
- D) I ve II
- E) III ve IV
8. Öykülerimde ne demek istediğimi soranlara şaşıp kalıyorum; onlara ne demek istediğimi anlatmaktansa oturur, o öyküleri bir daha yazarım. Yukarıdaki cümlenin yakın anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanatçı eserlerinde vermek istediği mesajı açıklamak zorunda değildir.
- B) Konuşmaktan çok, yazmayı sevdiği için az konuşur bir şair.
- C) Sanat yapıtı bilgi vermek için yazılmış bir ders kitabı değildir.
- D) Her yazar okuruyla sohbet ederken kimi şaşkınlıklar yaşar.
- E) Yazarlar kimi kez şaşkınlıklarını gizlemek durumunda kalabilirler.
9. Kimi yazarları okurken dilsizlerin konuştuğunu, körlerin okuduğunu düşünüyorum. Yukarıdaki cümlenin yakın anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okur kitlesinin düzeyi bir yapıtı yüceltebilir, bazen de tersi olur.
- B) Çok az yazar okur kitlesinin beğenisine seslenmeyi amaç edinir.
- C) Yazarlar sanatta üslubun ne kadar önemli olduğunu unutmamalıdır.
- D) Dil ve anlatımı bozuk yapıtları ancak düzeyi düşük okurlar eline alır.
- E) Sadece olumsuz eleştiri almak için yazanlar var, diye düşünüyorum.
10. Üzerinde yaşadığımız topraklar tüm insanlığındır, başkalarının başından geçenler bizi de etkilediği için olup biten hiçbir şeye duyarsız kalamayız. Yukarıdaki cümlede aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmuştur?
- A) Evrensel düşünme
- B) Kendini gözetme
- C) Yaşamın farkına varma
- D) Sorumluluk duyma
- E) Yaşamdaki sorunları görme
11. Bizim kuşağımızın ve belki bir sonraki kuşağın göremeyeceği fakat gelecek kuşakların erişebileceği o günler asıl bayram günleri olacaktır. Çünkü bir azınlığın bir çoğunluğu sömüremediği emek fazlası değerden yığın yığın servetler edinilemediği, herkesin çalışmasının tam karşılığını aldığı, devlet hazinesinin talana uğratılamadığı ve sorumlulukların örtbas edilemediği her türlü düşüncenin tam bir özgürlük ve hoşgörü havası içinde tartışılabildiği gerçek demokratik toplumun günleri olacaktır o günler. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Toplumlardaki düzensizlik yüzyıllardır var olan bir gerçekliktir.
- B) Tüm dünyada küçük bir azınlığın sözü geçmektedir.
- C) Devlet kavramının doğduğu günden beri büyük bir çoğunluk sömürülmektedir.
- D) Günümüze dek, idealize edilen sistemler kurulamamıştır.
- E) Adil bir dünya düzeni önünde sonunda kurulacaktır.
12. Shakespeare, Londra'da kafayı çekip bir "pub"ı dağıttı. Orada bulunan bir magazinci olayı fotoğrafladı. Gazetelerde kendisini gören Shakespeare, ı'Ben artık sanatçı oldum." dedi. Oturdu Hamlet'i, Macbeth'i, Kral Lear'i yazdı. Van Gogh, çöplerin toplanmadığına kızarak elinde bir bıçak, evinin damına çıkmıştı. Medya hemen oraya damladı. Van Gogh, kameraların önünde kulağını kesti. Keser kesmez de sanatçı oldu. Karacaoğlan çobandı. Koyunlarını güttüğü yerden geçen televizyoncunun biri, "Dur, şunu sanatçı yapayım," dedi. Çobana mikrofonu uzatıp "Merhaba Telegülle!" dedirtti. Karacaoğlan o anda sanatçı oldu. Yukarıdaki parça aşağıdakilerin hangisinde ileri sürülen düşünceyi alaya almak için yazılmıştır?
- A) İnsanların sanatçı olup olamayacağına kimse karar veremez.
- B) Medyaya rağmen sanatçı olmaya heveslenen birçok kişi var.
- C) Sanatın gereklerini yerine getiren bir sanatçı medyayı umursamaz.
- D) Görsel ve yazılı basın olmasaydı bugün bir tek sanatçı olmazdı.
- E) Medya araçlarının çeşitliliği sanatın yaygınlaşmasını hızlandırdı.
13. Fransız eleştirisinde birçok yöntem devresini tamamlamış, işlevlerini yerine getirmiş ve kaybolup gitmiştir. Öyle ki Fransız eleştirisi bugün eskiye göre o kadar önemli değildir ve ağırlığını yitirmiştir. Bu da eleştiride kimi sıkıntıların doğmasına yol açmıştır. Bugün eleştiriyi herkes biraz kendisi için, kendine göre yöntemsel belirleme kaygıları olmadan yapıyor. İç sınırlar silinmiştir biraz. Buna karşılık on yıl öncesinde pek düşünülmeyen, yirmi yıl önceyse hiç akla getirilmeyen bazı disipliner ortaya çıkmıştır. Bu parçada Fransız eleştirisiyle ilgili yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eleştirinin yöntem ve sınırlarının kaybolması
- B) Akıl dışı disiplinlerin ortaya çıkması
- C) Bazı yöntemlerin kaybolup gitmesi
- D) Dünyadaki etkisini yitirmesi
- E) Nitelikli eleştirmenlerin kalmaması
14. Ressamsanız, her şeyi ressam olarak görürsünüz. Tabağınızdaki yemekten tutun, seyrettiğiniz futbol maçını bile. Şairseniz, her şeye şair olarak bakarsınız. Ben de şiir yazmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Sanatla uğraşıyorsanız başka türlü yapamazsınız. Çiçeklere, geçen trenlere, grev gözcülerine, her şeye. Kaçınılmaz bir şey bu. Bunun simgesi olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanıdım. Sanırım, düşlerini bile şair olarak görüyordu. Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Hiçbir şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi şiirin ustası olamaz.
- B) Günlük yaşamın telaşı sanatı zehirleyen başlıca etkendir.
- C) Ressam ya da şair, her sanatçı sanatının gereklerini yerine getirmelidir.
- D) Sanatçı hayatının her anını sanatını düşünerek geçirir.
- E) Sanatla uğraşmak kimi bedelleri ödemeyi göze almaktır.
15. "Düşünce" bir sanattır ve okuya okuya elde edilir. Şu halde "güzelliği düşünme sanatı'', güzelliğin gönülde tatlandırılması ya da güzelliğin tadına varma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bu tat damak zevki değil; kaba duygular, maddi haz ve şehvet tadı hiç değil. Gerçek sanat eseri olan çıplak bir kadın heykelini seyreden kişinin mermeri canladıran sanatçıyı, sanatçının ruhunu, o heykelin vücut ve yüz ifadelerinde görmekten duyduğu sonsuz sanat heyecanıdır bu. Bu parçaya göre güzelliği düşünme sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Her insanın göremeyeceği ayrıntıların eserde görülmesidir.
- B) Okuyup araştırarak ulaşılan bir düşünme biçimidir.
- C) Sanat yapıtındaki yaratıcılıktan haz almaktır.
- D) Taş ve mermer sanat eserlerinden ortaya çıkan bir sanattır.
- E) Zevk ve maddi haz üzerine kurulu bir düşüncedir.
16. Okuldaki çocuklara ev ödevleri verilir, onlardan çeşitli alıştırmalar yapmaları istenir. Bu tür ödev ve alıştırmalar, onları hayata hazırlar. Onların sorumluluk ve bilinç sahibi olmalarını sağlar. Ben ödevin bu tür faydalarına inanıyorum ve ödeve karşı çıkmak yerine, ödev vermeyi destekliyorum. Ödevin gerekliliğine sonuna kadar inanan bir kişiyim. Yukarıdaki parçaya göre, ödevin en büyük işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kişiye, işlerin kolay yollarını öğretmesi
- B) İnsana büyük bir sabır gücü kazandırması
- C) Okulu ve dersi sevmeyi öğretmesi
- D) İnsanı bilinçlendirip hayata hazırlaması
- E) Yeteneklerini keşfetme olanağı sağlaması
17. Edebiyatın aşağı yukarı her türünde yazarım; ancak benim için aslolan şiirdir. Diğer her şey, ikincildir benim gözümde. Çünkü ben şiiri adeta kendiliğinden yazarım. Diğer türlerde ise yazmam gerektiğini düşünürüm; yazmak adeta bir zorunluluk haline gelir. Tamamen kendiliğinden, tamamen içimden gelen bir yazmadan söz edemem onlarda. Yazmalı mıyım?. Belki de yazmalıyım. Ama o türlerde yazarken işin "kendiliğindenlik" kısmı kayboluyor. Oysa şiirde her şey büyük bir istekle kendiliğinden gerçekleşiyor. Bu sözleri söyleyen bir sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) İsteyerek yazdığı asıl türün şiir olduğu
- B) Yapıtlarını oluştururken konuların kendiliğinden ortaya çıktığı
- C) Şiir dışındaki türlerde daha fazla yapıt verdiği
- D) Diğer türlerde yapıt vermesinin şairliğini olumsuz etkilediği
- E) Yazarken okurlarının isteklerine boyun eğdiği
18. Çocukken bizim evde iki şiir kitabı vardı: Biri Aşık Veysel'in Dostlar Beni Hatırlasın'ı, diğeri ise Mehmet Akif'in Safahat'ı. ikisini de okurdum; ikisindeki şiirler de çok etkilerdi beni. Onları okudukça şiir denen olguyla tanışıklığım ilerliyor, içimde o kitaptakiler gibi şeyler yazmak isteği beliriyordu. Bu isteğe fazla dayanamadım. Sanıyorum, ilkokul son sınıftaydım, bir şiir yazdım. Sonra onu sınıf arkadaşlarıma ve öğretmenime gösterdim. Onlar yazmaya devam etmemi söyleyince arkası geldi. Bu, şiir yolunda ilk adımı atmam, anlamına geliyordu. Bir başka ifadeyle de şiir serüvenim başlamıştı artık. Bu parçanın bütününde yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
- A) Ailesinin sanatsal etkinliklerle yakından ilgilendiğinden
- B) En çok beğendiği şairlerden
- C) Şiir yazmaya ne zaman ve nasıl başladığından
- D) İlk şiirlerinin herkesçe çok beğenildiğinden
- E) İlk şiirlerinde hangi duyarlılıkların olduğundan
19. Yazmak, yaşamı m içinde ancak önem kazandığında benim için anlamlı oluyor. Bu açıdan okumaya ayırdığım özel zamanları yazmaya ayırmıyorum. Okumak için kendimi mecbur hissetmediğim pek enderdir; ama ciddi anlamda kendimi yazmaya mecbur hissettiğimi aynı rahatlıkla söyleyemem. Buna rağmen birçok eser yazdım; ancak onları nasıl yazdığımı ben de bilmiyorum. Bir şekilde yazmışım işte. Bir de bakıyorum ki, bir yazının tam ortasına düşüvermişim. O da capcanlı akıp giden hayatımın bir parçası olup çıkıvermiş. Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?
- A) Yaşamının, yazıyla anlamlı hale geldiğini
- B) Eser vermek için ciddi bir okuma sürecinden geçtiğini
- C) Yazı merkezli bir yaşam sürdürdüğünü
- D) Yazı faaliyetlerinin, yaşamının doğal sürecinde ortaya çıktığını
- E) Yeni bir eser verirken nasıl bir çalışma içine girdiğini
20. Deneme, edebiyatın gelişme düzeyinin bir göstergesidir. Düşüncesi olmayan bir edebiyattan söz edilebilir mi? Öyleyse edebiyatı da denemesiz düşünmek mümkün değil. Bu anlamda deneme, hep taşıyıcı, yol gösterici olmuştur. Hep kendinden bir şeyler vermiştir edebiyata, öteki yazın türlerine. Örneğin eleştirinin kurulmasında en etkin yazı biçimi deneme olmuştur. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
- A) Eleştirinin, denemenin gelişimine büyük katkı sağladığından
- B) Denemenin düşünsel yönü ağır basan bir tür olduğundan
- C) Denemenin edebiyata önemli katkıları olan bir yazın türü olduğundan
- D) Edebiyatın bütün türlerinin aynı değeri taşımadığından
- E) Deneme yazan sanatçıların öteki yazın türlerinde de başarılı olacağından