Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Paragrafın Konusu ve Ana Düşüncesi Testi III

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Bir sanatçının, çağını, çevresini, yurdunu, ulusunu açık ve doğru olarak yansıtması için onları iyi bilmesi gerekir. Yurdunun özelliklerini bilmeyen, halkının yaşayış ve kültürüyle ilgilenmeyen, yöresinin geçirdiği oluşumun özünü kavramayan bir sanatçıdan çağını gerçeğe uygun olarak yansıtması, geneli belirtmesi beklenemez. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçının çağını yansıtması için ülkesini ve toplumunu tüm yönleriyle tanıması gerekir.
B) Topluma yön veren sanatçılar, çağını iyi bilen sanatçılardır.
C) Sanatçı, çağını doğru yansıtırsa başarılı olur.
D) Sanatçı, gerçekliği her şeyin önünde tutmalıdır.
E) Halkın içinde yaşamayan sanatçı çağını iyi yansıtamaz.
Soru 2
Efsaneler, masallar, halk hikayeleri, halk mizahı yönünden çok zengin bir milletiz. Yeryüzünde bir Nasreddin Hoca daha yetişmemiştir. Dede Korkut, usta bir hikayeci; Köroğlu, eşi benzeri olmayan. bir destan kahramanıdır. Yunus, ilahi aşkın burcunda gönülleri doyuran ölümsüz bir şair; Karagöz, mizah gücünü hayal perdesine yansıtan yaman bir oyuncudur. El alem bir çocuk masalı ile adını dünyaya duyururken biz bunca zenginlikler içerisinde, her dokunduğu altın olan ama açlıktan ölen Midas'a benzemiyor muyuz? Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Folklor ürünleri yönüyle milletimizin çok zengin olduğu
B) Yunus gibi, Nasreddin Hoca gibi dehaların yalnız bizim kültürümüzde var olduğu
C) Kültür kaynaklarımızın zenginliğinden habersiz yaşadığımız
D) Halk kültürümüzün giderek zenginliğini kaybettiği
E) Halk hikayelerimizi yeteri kadar tanımadığımız
Soru 3
Ustaca hazırlanmış bir filmin kitleleri etkilemesi, harekete geçirmesi işten bile değil. 60'1ı yılların başında İngiliz televizyonu, George Orwell'in "1984"ünü filme uyarlayıp yayınladığında, bütün İngiltere büyük bir şok geçirdi. Bu filmden etkilenen milyonlarca İngiliz uzun süre "1984"ü ve anlattığı totaliter devleti konuştu. Bir insana saatlerce, günlerce bir düşüncenin kötülüğünü anlatabilir, hatta onu ikna edebilirsiniz; ama asla bir film kadar etkili olamazsınız. Bu parçadan çıkarılabilecek en uygun sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sinema, tiyatrodan daha etkili bir sanat dalıdır.
B) Totaliter devlet görüşü her toplumda yer bulan bir düşüncedir.
C) Sinema, kitleleri etkileyen en güçlü araçlardan biridir.
D) Sinema, toplumlar için bir ayna görevi görür.
E) "1984" romanı çok etkileyici ve eğitici bir romandır.
Reklam
Soru 4
Çağımızın gelişen tekniğinden yararlanmamalı mı tiyatro? Elbette yararlanmalı. Ama teknik; amaç gibi değil, araç gibi görülmeli; sözün gücünü gölgelemek için değil, belirtmek için kullanılmalı. Tekniğin getirdikleri, yardımcı öğelerdir. Önce, söz bütün ayrıntılarıyla belirebilmeli, salon sözle yıkanabilmeli. Teknik bundan sonra düşünülmeli. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılanları bütünüyle içerir?
A) Teknik imkanları kullanamayan tiyatrolar başarısız olur.
B) Teknolojik gelişmeler tiyatronun gücüne gölge düşürür.
C) Tiyatro, asıl gücünü dilden almalı, teknik ona yardımcı olmalıdır.
D) Tiyatro, teknik imkanlarla güçlendirilmelidir.
E) Tiyatroda söz, teknikten etkilenmemelidir.
Soru 5
Sanat, şekilci edebiyat kuramcılarının dediği gibi, bilgiden uzak bir şey değildir elbette. Ama sanatın verdiği bilgi, tarih ya da sosyoloji kitabının verdiği bilgiye benzemez; ansiklopedik değil, yaşantısaldır. Bilgi, duygunun içinde erimiş olarak iletilir. Sanatta, doğrudan bilgi vermek amaçlanmaz. Sanatın bize öğrettikleri, bilgi hazinemizi değil yaşantımızı zenginleştirir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Duygudan arınmış bilginin sanat değeri yoktur.
B) Sanat bilgi vermeyi değil, yaşamı zenginleştirmeyi amaçlar.
C) Sanat, insanı ve toplumu olgunlaştıran bir olgudur.
D) Sanat, tarih gibi bir bilgi kaynağı değildir.
E) Bilgi olmadan, sanat eseri de olmaz.
Soru 6
Oyunun kişileri iyi çizilmiş. Eylem, gerilim, entrika nitelikleri de yerli yerinde. Dekor ünlü bir ressamın tablosundan daha güzel. Yer yer çalgı da var; öyle ki konserde sanırsınız kendinizi. Oyunculara gelince, onlar da jest, mimik, bale dersi verircesine oynuyorlar; ama dilin tadını duyuramıyorlar seyirciye. Şimdi söyleyin bana, tiyatro mu bu? Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir oyunda dilin tadına varılması oyuncuların tecrübesine bağlıdır.
B) Bir tiyatro yapıtının başarısı, seyirciye dil zevkini tattırabilmesiyle ölçülür.
C) Oyuncular kişisel yetenekleriyle çok kötü bir tiyatro oyununu bile sevdirebilir.
D) Dilin güzel kullanılması seyircinin algılama seviyesini artırır.
E) Tiyatroda önemli olan, yönetmen ve yazarın istediklerinin olup olmadığıdır.
Reklam
Soru 7
Sanatın amacı nedir? Hayatı anlamak mı? Doğayı açıklamak, toplumu yansıtmak mı? İnsanı tanımak ya da bir yaşantı kurmak mı? Bir övgü veya bir yergi mi? Kuşkusuz sanatçının amacıdır bunlar, ama onun temeldeki amacı güzellik kavramını somutlaştırmak olmalıdır. Bu parçaya göre sanatçının asıl amacı nedir?
A) Doğayı, bütün özellikleriyle eserine yansıtmak
B) İnsanı tanımak ve tanıtmak
C) Toplumu ve yaşamı yansıtmak
D) Güzel olanı, okurun zihninde belirginleştirmek
E) Topluma daha iyi yaşam koşulları sunmak
Soru 8
İnsan, ne ressam doğuyor ne şoför doğuyor ne pilot doğuyor. İçinde bulunduğumuz, yaşadığımız şartlar, çevre bizi bazı yerlere doğru iteliyor. Bizde de biraz gayret varsa, o yönde yetişiyoruz, o yönde kök salıyoruz ve çiçek açıyoruz. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanın meslek seçimini birçok etken belirler.
B) Çevre, insanı birtakım davranışlara zorlar ve farkında olmadan değiştirir.
C) Bulunduğumuz çevreye önem vermeden yaşayamayız.
D) İnsan yetiştiği çevrenin etkisiyle biçimlenir ve gelişir.
E) Çevre ve şartlar dikkate alınmadan insan kimliği anlaşılamaz.
Soru 9
Yazarlık biletini genç yazarlara veren, editörlerdir. Bu yüzden gençler, yazılarını ilk önce editörlere yollamalıdır. Editörler bazen yanılsalar bile genellikle işlerinin bilincindedir. Diyelim bir editör, genç bir yazarın kitabını reddetti. Bunu kendine yapılmış bir kötülük olarak düşünmemeli genç yazar. Bunu, her şeyden önce kendine yapılmış bir iyilik olarak düşünmeli. Yazar adayımız başta üzülse bile zamanla bunu unutacaktır. Üstelik bir gün gerçekten söyleyecek bir şeyleri varsa mutlaka söyleyecektir. Yani editör, yazma duygusunu kamçılayacaktır genç yazarın. Bu parçanın yazarı, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
A) Genç yazarların yazma serüveninden
B) Editörlerin, edebiyata katkısından
C) Yazar adaylarının yazılarının niteliğinden
D) Editörlerin, genç yazarlara katkısından
E) Genç yazarların, editörlere bakış açısından
Reklam
Soru 10
Şair ve eleştirmen olarak anılmamın, hem onurlandırıcı hem de sorumluluk yükleyici bir durum olduğunu biliyor; bu bilinçle şiirde de eleştiride de çok titiz, hatta bazen "işgüzar" olduğumu düşünüyorum. Sıkıntı ve gerginlik verici bir durum bu. Ama başka türlü de olmuyor. Hem şiir hem eleştiri yazısı yazan başkalarında nasıldır bilmem, ben ikisine de aynı mesafedeyim. Bir eleştiri yazısı kaleme alırken de bir şiirin dizelerini damıtırken de kılı kırk yaran tavrımda bir değişme olmuyor. Onun için eleştiri ile şiir, benim yazı mesaimde üvey değil, öz kardeş. Bu sözleri söyleyen bir yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Yapıtlarını çok uzun bir zaman diliminde oluşturduğu
B) Eleştiri ve şiir dışındaki türlerde ürün vermediği
C) Eleştiriye ve şiire aynı özenle yaklaştığı
D) Şiirle ilgili eleştirilere ağırlık verdiği
E) Titiz davranmasının daha az yapıt vermesine neden olduğu
Soru 11
Şiir hakkında herkesin farklı görüşleri vardır elbette. Bir şairimiz, şiir hakkında şunları söylüyor: "Şiir, önce bizim ulusumuzu, bizim duygu ve düşünce dünyamızı söylesin. Fakat aynı şiir, bu ulusal atmosfer içinde, bizi anlatırken aynı ölçüde bütün insanlığın duygu, düşünce, zevk ve heyecan iklimlerinin tercümanı olsun." Ben buna katılıyorum. Bu parçaya göre, şairin, şiirde özellikle bulunmasını istediği şey nedir?
A) Somutluk ve öznellik
B) Soyutluk ve öznellik
C) Akıcılık ve genellik
D) Ulusallık ve evrensellik
E) Duygusallık ve etkileyicilik
Soru 12
Bir toplumun kendine has duyuş, düşünüş ve davranış özelliklerinin bir bütünü olan kültürün, bir nesilden ötekine iletilmesi ve yaşatılması için, dilden daha güvenilir bir araç mevcut değildir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için dilin, bilim dili olmaktan ziyade, yazınsal bir dil, bir şiir dili olmaya devam etmesi gerekmektedir. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilim dili ile yazınsal dil farklı özelliklere sahiptir.
B) Kuşaklar arası kültür aktarımında en güvenilir kaynak yazınsal dildir.
C) Kültür iletişiminde bilim dili kullanılmalıdır.
D) Kuşaklar arasındaki kültür farklılıkları dille giderilir.
E) Kültürün diğer nesillere aktarılması bilim dili ile sağlanır.
Reklam
Soru 13
Şiir, yaşayan ve yaşayacak olan bir dille yazılırsa, gerçek bir sanat eseri olur ve ölmezliğe hak kazanır. Her gün değişen bir dille şiir yazmaya çabalayanlar, kaygan arazi parçası üzerine bina yapan mimarlara benzerler. Eserlerinin ömrü, kullandıkları dil kadar kısa sürer. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiirin kalıcılığı, yaşayan ve hep kullanılacak dille yazılmasına bağlıdır.
B) Gerçek sanat yapıtı, toplumsal konuları yalın bir dille anlatır.
C) Okuyucu, dilini anlamadığı şiiri sevmez.
D) Yazıldığı dönemde ilgi gören yapıtlar kalıcılığı yakalar.
E) Bir şiirin kalıcı olabilmesi için dilinin yalın olması gerekir.
Soru 14
Bir toplumda başarılı olanların hepsi amacını bilen, hedefini belirlemiş kişilerdir. Umutsuzluğun, bezginliğin, yılgınlığın en önemli sebebi hayata bir anlam verememe ve hiçbir ideal taşımamadır. Bu durumda olanlar, kendilerine güvenlerini yitirmiş, boşvermişlik duygusu ile hareket eden, hayat boyu huzursuz kimselerdir. Onlardan asla başarılı olmaları beklenemez. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanın umutlu ve düzenli bir yaşantısının olması gerektiği
B) İnsanın boşvermişlik duygusundan kurtulması gerektiği
C) Bir işe başlamadan önce amacı belirlemek gerektiği
D) İnsanın kendine güvenmesi gerektiği
E) Başarılı olmanın hayata bir anlam verip bir ideale bağlanmaktan geçtiği
Soru 15
Gençlikte adı dilimizden, kitabı elimizden düşmeyen bir yazar, bakıyorsunuz zamanla unutulup gitmiş. Bu arada çocukluğun, gençlik yıllarının, yaşlılığın aynı yaşama getirdiği yorumlar da değişiyor kuşkusuz. Örneğin, Jonathan Swift, bana okumayı sevdiren yazardı. Şimdi ise bir eleştirmen olarak görüyorum onu. Gulliver'in gezileri artık bir serüven değil, kendi toplumunu taşlayan bir yapıttır benim gözümde. Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir yazarın değerinin zamanla anlaşılacağı
B) İyi bir yazarın okuyucunun anlayacağı şekilde yazması gerektiği
C) Bir yazara bakış açısının okuyucunun yaşına göre değişebileceği
D) Gerçek yazarın hiçbir zaman okuyucusunu kaybetmeyeceği
E) Gerçek yazarın her seviyeden okuyucuya seslenmesi gerektiği
Reklam
Soru 16
Yazar, iyi bir değerlendirme sayesinde kendini tanır, başarılı veya hatalı yönlerini görür, kendine çekidüzen vermeye çalışır. Bu noktada değerlendirmeciye düşen görev, çok dikkatli olmak, yazarı yerden yere vurarak ümidini kırmamaktır. Bu yüzden nice kabiliyetlerin silindiği bilinmeli, ona göre davranılmalıdır. Daha ılımlı bir yaklaşımla sanatçıyı ikaz etmek, daha mükemmele ulaşmak için heveslendirmek mümkündür. Bu parçaya göre bir eleştirmenin hangi davranışı sanatçıyı olumsuz yönde etkiler?
A) Eleştirilerinde öznel davranması
B) Olumsuz eleştiriler yaparak ümit kırıcı olması
C) Yapıt dışında sanatçıya yönelik eleştirilerde bulunması
D) Bir araştırma yapmadan sanatçıyı eleştirmesi
E) Eleştirilerine kendi değer yargılarını katması
Soru 17
Oldum olası ödüllere içim hiç ısınmamıştır. Bir yapıt yazıyorsunuz, ya da çeviriyorsunuz; yapıtınız genellikle bir kenara atılıyor, onunla değil sizinle ilgileniliyor. Oysaki, dikkatler yazardan daha çok yapıtlar üzerine çevrilse, yapıtın üzerinde titizce durulsa, derin çözümlemeler yapılsa, üzerinde konuşulup yazılsa, çizilse, kanımca bu tür yapay tanıtmalardan daha iyi olur. Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ödül, sanatçının üretkenliğini olumsuz yönde etkiler.
B) Ödüllerin, sanatçıyı teşvik edici bir özelliği vardır.
C) İyi bir sanat yapıtı er geç hak ettiği ilgiyi görür.
D) Ödülü hak eden, yazar değil, yapıtın kendisi olmalıdır.
E) Ödül almış her yapıt, başarısını kanıtlamıştır.
Soru 18
Doğrusu eleştirmenleri de okurum; sözünü ettikleri kitap üzerinde bir fikir edinmek için değil, öyle bir şey aramam onlarda; ama içlerinde tatlı tatlı yazan, hoş sözler bulup söyleyen adamlar vardır. Onları okumak hoş olur. Sizin anlayacağınız, eleştirileri de bir sanat yapıtı diye zevk için okurum. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir eserin değerini ancak eleştirmenler ortaya koyar.
B) Eleştiride amaç, bir sanat yapıtı ile ilgili insanı bilgilendirmektir.
C) Eleştiri ile sanatın kendine özgü kuralları vardır.
D) Eleştiri de, bir sanat yapıtı gibi zevk için okunabilir.
E) Eleştiride sanatçı değil, onun yapıtı göz önünde bulundurulmalıdır.
Reklam
Soru 19
I. Fakat aradığı özel anlamı demlendirmek için bir şiir ve nesrin içinde şiire direnen kaba tortulardan kendini kurtaracak bir şekil düzenine muhtaçtır. II. Şiir dili, her şeyden evvel sözcüğü, esiri olduğu sözlük anlamından kurtararak ona yeni anlamlar yükler. III. İşte şair, bütün bunları, biz okuyucusuna hissettirmeden gerçekleştirir. IV Nefes aldıran ve anlama özgürlük veren bu düzeni yalnız mısraların ölçüsü ve uyağı değil, kendi öz yapısı da temsil eder. V Şair ona düzyazının anladığı anlamı vermez. Bu cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi paragrafın giriş cümlesi olur?
A) II.
B) III.
C) IV.
D) V.
E) I.
Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
A) Eğer böyle bir düşünceniz varsa boşuna masraf edip yorulmayın.
B) Yarın da bu köy meydanında iki gencin davullu zurnalı düğünü olacak.
C) Yoluma çıktığı yetmiyormuş gibi, bir de beni susturmaya çalışmaz mı?
D) Konuşmak insanı rahatlatır; susmak ise insana sıkıntı verir.
E) Yazı yazarken de birtakım hayallere dalıp gidiyorum.
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün