Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragrafta Yardımcı Düşünce Test II

ALES » Türkçe

1 / 12 Soru
00:00
1.


"Gönül ki Yetişmekte" adlı eserimi Fransızcadan çevirirken kitabın İngilizce çevirisini de hep önümde tutmuştum. Flaubert'i İngilizce'ye çeviren kişi bir şeyi kavrayamamış, başka türlü söylemişti. Flaubert, uzun bir yolculuktan dönüşte, kişinin burnunun kemiğindeki bir sızıdan söz ediyordu. Çevirmende o duygu olmadığı için bunu anlamamış diye düşünmüştüm. Tam da, eve yaklaşırken başlar sızı, kapının önünde en üst düzeyine varır.

Bu parçada sözü edilenlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bir duyguyu yaşamamış olan kişinin o duyguyu yaşayanı anlamasının zor olduğu
B) Yazarın çeviri yaparken, çevirdiği eserin başka dillerdeki çevirilerinden de yararlandığı
C) Yazarın, Flaubert'in sözünü ettiği duyguyu kendisinin de yaşadığı
D) Çevirmenin, çevirdiği sanatçının yaşadığı duyguları bilmezse iyi bir çeviri yapamayacağı
E) Çevirmenin çevirdiği eserin dil ve anlatımına mümkün olduğunca bağlı kalması gerektiği
2.


Günümüzde artık, insanlar arası iletişim aracı olarak grafik sanatının önemi bilinmektedir. Grafik ürünlerinin anlatım gücü, söze dayalı anlatım gücünü aşmıştır. Aynı dili konuşmayan, yazmayan, hatta okuma-yazma bilmeyen insanlara grafik simgelerle aynı şeyleri anlatma olanağı vardır. İşte bu olanak, grafik sanatını çeşitli uzmanlık dallarını kapsayan bir meslek durumuna getirmiştir.

Bu parçadan grafik sanatıyla ilgili aşağıdaki· terden hangisi çıkarılamaz?

A) Birbirinin dilini bilmeyen insanlar arasında bile anlaşma sağladığı
B) İnsanlar arası iletişim aracı olduğu
C) Söze dayalı anlatımlardan daha etkili olduğu
D) Ülkemizde yeni yeni tanındığı
E) Çeşitli uzmanlık dallarını içine aldığı
3.


Başına gelenler, yüzünden kimseye kin duymuyordu. İnsanın her şeye rağmen, barış içinde yaşamasını, ayrı ülkelerden insanların "barış çöreği"ni bölüşmesini canıgönülden arzuluyordu. İnsanları düşman eden değil, dost eden bir kimlik taşıması için, Türkiye'de ve Almanya'da durmadan çalıştı. Almanya yaşamının, ona çok yeni bakış açıları, gerçekçilik boyutları kazandırdığı kanısındayım.

Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Kinci bir kişiliğe sahip olmadığına
B) Almanya'da yaşamaktan olumlu yönde etkilendiğine
C) Savaşın hiçbir sorunu çözmediğine inandığına
D) İnsanların barış içinde yaşamasını dilediğine
E) İnsanları dost eden değerleri ön planda tuttuğuna
4.


Kötü bir romanı okuyamıyorum. On beş yirmi sayfa ilerledikten sonra elimden atıyorum. Kötü roman dedim, bir romanın iyi mi kötü mü olduğunu on beş yirmi sayfada anlamak kolay mı? İyi yazılmamış roman desem iyi olacak. Bu tür romanlar ilk formasında, hatta ilk birkaç sayfasında kendini ele veriyor. İyi yazılmış olup da iyi olmayan romanlar yok mu? Var elbette. Ama iyi yazılmamasına karşın, iyi olan romana hiç rastlamadım.

Bu parçada sözü edilenlerle aşağıdakilerden hangisi çelişir?

A) Kimi romanlar teknik kusurlarına rağmen iletilerinin öneminden dolayı iyi roman sayılmıştır.
B) İyi yazılmamış bir romanın iyi bir roman olması mümkün değildir.
C) İyi yazıldığı halde iyi olmayan romanlar vardır.
D) Kötü bir roman kendini daha ilk sayfalarında ele verir.
E) İyi yazılmamış bir roman diğer yönlerden ne kadar iyi olursa olsun iyi bir roman değildir.
5.


Edita Morris'in önce Vietnam'a Sevgiler romanını çevirdim. Bunu Edita Teyze'nin başka kitaplarının çevirileri izledi. "Edita Teyze" diyorum, çünkü onun ölümüne kadar sürecek bir dostluk kurulmuştu aramızda. Paris'te eşi Ira Morris'le onun konuğu oldum. Kim bilir kaç kere... Edita Teyze iki kere Türkiye'ye geldi. Birlikte bir Latin Amerika yolculuğu yaptık. Son romanını bana adadı.

Bu parçada yazar, Edita Morris ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Romanlarında onun tekniğini örnek aldığına
B) Aralarında sıkı bir dostluğun olduğuna
C) Son romanını kendisine adadığına
D) Değişik kitaplarını Türkçe'ye çevirdiğine
E) Birlikte yolculuk yaptıklarına
6.


Ben, şiiri "sanat sanat içindir" anlayışıyla kabul etmişimdir. Benim şiirlerimde ideoloji ve politika bulunmamaktadır. Şiiri; daha çok insanların acıları, sevinçleri, özlemleri, aşkları gibi konularda yazmayı tercih etmişimdir. Toplumsal konularda yazdığım şiirlerde bile duygunun ağır bastığı görülür. Ben daha çok bir duygu şairiyim. Şiir benim için ümittir, tesellidir, sevinçtir, hüzündür. Şiir bence daha çok kişiseldir. Ama bu kişisel şiir de aynı duyguları taşıyan birçok okuyucu arasında bir fonksiyon icra eder.

Bu sözleri söyleyen birinin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?

A) İnsanlar benim şiirlerimde acılarıyla, aşklarıyla hüzünleriyle kendisini bulur.
B) İnsanlara kendi düşüncesini benimsetmek isteyen şairleri oldum olası sevmem .
C) Ben şiiri başkaları için değil kendim için yazarım.
D) Benim şiirlerimin yol göstermesini değil gönülleri heyecanlandırmasını isterdim.
E) Her şairin bir dünya görüşü vardır ve bu görüşünü dizeler aracılığıyla okura iletir.
7.


Çok roman okudum. Hatta kötü romanlar okuyarak yetiştim diyebilirim. İyi bir roman benim için her şeydir. Şiire de başka türlerin örneklerine de yeğ tutarım onu. Goriot Baba'yı dört kez, Karamazoflar'ı beş kez, Savaş ve Barış'ı iki kez, Cemo'yu üç kez okudum. İçimde her zaman sevdiğim romanları bir gün yeniden okuma isteği vardır.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Kimi romanları birçok kez okuduğuna
B) Kötü romanları bile okumaktan kaçınmadığına
C) Romanı diğer edebiyat türlerinden üstün tuttuğuna
D) Sevdiği romanları gelecekte yine okumayı düşündüğüne
E) Daha çok Batı klasiklerini okuyup sevdiğine
8.


Cahit Üçok, dün sempozyumda yazarlık serüvenini anlattı. Doksan yaşında. 1935'ten bu yana yazıyor. Çocuk kitapları, aşk romanları ve anılar ... Yazarlığa nasıl başladığını, Babıali kurtları arasında nasıl parçalanmadan yaşadığını dile getirirken, bugün vardığımız çizgi daha iyi anlaşılıyordu. Anadolu'da nasıl bir hayatın-içinden İstanbul'a geldiğini bir romancıya özgü etkileyicilikte bize aktarırken, yalnız beni değil tüm dinleyicileri büyüledi.

Bu parçadan Cahit Üçok ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Zorluklarla mücadele ederek yazarlığını geliştirdiği
B) Etkileyici bir konuşma yönteminin olduğu
C) Oldukça yaşlı olduğu
D) Değişik türde kitaplar yazdığı
E) Yeni sanatçıların yetişmesinde büyük emeği olduğu
9.


Onu tanıdığımda konservatuvar mezunu gencecik bir tiyatrocuydu o. Uzun süre İstanbul'da çeşitli topluluklarda sahneye çıktı, turnelerle Anadolu'yu dolaştı. Sonra, yaklaşık yirmi yıl önce, oyunculuğu bırakıp Bodrum'a yerleşti. Şimdi orada bir de dergi çıkarıyor. Anılarla Balıkçıya Merhaba kitabının derleyici ve yayıncısı. Çocukluğundan bu yana sinemaya özel bir ilgi duyduğunu biliyorum. Başarısının altında bu ilginin yattığını sanıyorum.

Bu parçadan, sözü edilen tiyatrocuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Çeşitli turneler nedeniyle Anadolu'yu dolaştığı
B) Bodrum'da dergicilik yaptığı
C) Bodrum'da doğup büyüdüğü
D) Sinemaya karşı özel bir ilgi duyduğu
E) Tiyatro alanında eğitim aldığı
10.


Şairin veya hikayecinin, bize gözümüzün önünde duran, ama alışık olduğumuz için artık fark edemediğimiz güzellikleri anlatmaları, sezdirmeleri gerekir. Hayatın yalnız iyi yanlarını söylesinler demek mi istiyorum? Hayır. Acıları, kötülükleri, çirkinlikleri söyleyerek de o işi başarabilirler. Okurlara, yaşamanın güzel bir şey olduğunu sezdirirler de acılar, kötülükler, çirkinlikler karşısında irkilmenin kutluluğunu, o yürekler paralayan mutluluğu duyururlar.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi sanatçıların görevlerinden değildir?

A) Okurun, hoş olmayan şeyler karşısında irkilmesini sağlamak
B) Hayatın iyi yanları yanında kötü yanlarını da vermek
C) Okurlara yaşamın güzel olduğunu sezdirmek
D) Okura, acının da mutluluğun da geçici olduğunu hissettirmek
E) Her an karşımızda duran, ancak farkında olmadığımız güzellikleri sezdirmek
11.


Bilinen ilk aşk romanı Endülüslü bir müslüman olan İbn Hazm'ın "Güvercin Gerdanlığı" dır. XIV. yüzyılda yazılan ve sevgiliye seslenen mektuplardan oluşan bu yapıt dünya edebiyatının roman türündeki ilk yapıtı olarak kabul edilmektedir aynı zamanda XIX. yüzyıl romancıları da sayısız hicranlı aşk romanları yazarlar. Polisiye, bilimkurgu gibi türler çıkmadan önce tarihsel romanların dışında roman, hemen hemen teması bütünüyle aşka ayrılmış bir edebiyat türüydü diyebiliriz. Romantizm akımı boyunca böylece sürer bu. Gerçekçilik ve eleştirel - gerçekçilik akımları ortaya çıkıncaya kadar egemenliğini sürdürür.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?

A) 19. yüzyıl romancılarının çoğunun aşk romanı yazdığından
B) İlk aşk romanının bir müslüman tarafından yazıldığından
C) Gerçekçi romanların, aşk romanlarının egemenliğine son verdiğinden
D) Romantizm akımında aşk romanlarına büyük önem verildiğinden
E) Roman türünün XIX. yüzyıldan bugüne en önemli edebiyat türü sayıldığından
12.


Dilin bir ulus için önemini kim bilmez? Ne zaman Türkçe ile ilgili bir yazı yazsam, yurt içinden, daha çok da yurt dışından birçok gönderi alıyorum. Türkçe'nin yabancı kelime istilasına uğramaması konusunda çok özenli davranıyorlar. Ben o duyarlığı anlıyorum. İtirazım; dildeki yabancı kelime artışının yasayla önlenemeyeceği gerçeğini bilmemden kaynaklanıyor.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Dildeki yabancı sözcük artışının yasalarla önlenemeyeceğine
B) Türkçe'yi yabancı dillerin etkisinden sanatçıların ve aydınların koruyabileceğine
C) Okurlarının, Türkçe'nin yabancı dillerin istilasına uğramasına karşı çıktığına
D) Türkçe hakkındaki yazılarına büyük ilgi gösterildiğine
E) Dilin bir ulus için çok önemli olduğuna
İstatistikler
0%

Test Tamamlandı

0
Doğru
0
Yanlış
00:00
Süre

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir. Sayısal ve sözel yetenek bölümlerinden oluşur.

Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 12 soru içermektedir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
  • Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
  • Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
  • Zaman tutarak çözme pratiği yapın

Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.