Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragrafta Ana Düşünce Test III

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Ben hiçbir anlam ifade etmeyen uzun hikâyeleri hiç sevmem. Bir hikayeyi yazmaya başladığım zaman, duygular ve filozofik değimler sözlerimin arkasından usulca gelip yerleşmeli sağa sola. "Başına Buyruk Bir Kadın" da evli ama çok mutsuz bir kadını anlatmıştım. Öylesine mutsuz ki, bu mutsuzluğu onu intihara kadar götürüyor. Bütün bu hikayenin arkasında, aslında bir kadının yaşamı katlanır kılmak için verdiği psikolojik bir savaş var. Psikolojik ve filozofik öğeler ister istemez hikayenin arkasından geliyor yani. Bu parçada sözü edilen yazarın öyküden beklediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Belli bir anlam gözetmesi
B) İnsanların içsel sorunlarına yer vermesi
C) Anlatımıyla okuru etkilemesi
D) Bazı sorunlara çözümler sunması
E) Toplumsal konulara yer vermesi
Soru 2
Şairler genellikle geçimsiz olurlar. Önce kendileriyle geçinemezler, sonra çevreleriyle. Öylelerini tanıdım ki, hiçkimseyi bulamamışlarsa aynaya bakarak kendi kendileriyle kavga etmişlerdir. Mesela Yahya Kemal ile Ahmet Haşim de geçinemeyenlerdendi. Haşim Nuruosmaniye'deki ikbal kahvesine gelir, çevresine şöyle bir bakar, Yahya Kemal'i ortalarda göremeyince: " Oh Nişli Agah yok, kendi kendimize kahve içelim." derdi. Yahya Kemal de Haşim'den geri kalmaz çevresini alanlara: "Hadi gene iyiyiz. Arap Haşim yokken keyiflice sohbet edelim." derdi. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yahya Kemal ile Ahmet Haşim'in birbiriyle geçinemediği
B) Şairlerin çoğu zaman geçimsiz kimseler olduğu
C) Her şairin kendini en iyi şair olarak gördüğü
D) Şair ruhlu insanlara katlanmanın zor olduğu
E) Şairlerin sosyal yönlerinin yeterince gelişmediği
Soru 3
Başta annem. Çok tatlı, çok canlı bir dille, çok güzel masallar anlatırdı bana. Şairdi de. Okuması yazması yoktur; ama biraz kederlendi mi hastalandı mı kafiyeli konuşmaya, şiir söylemeye başlar. Bu da ister istemez beni etkiler duygulandırırdı. Sonra bir de ağabeyim vardı, şairdi, öldü. Birkaç güzel şiiri de vardır. Küçükken ona özenir, şiir yazmaya çalışırdım. Çok ilgilenirdi şiirlerimle, inceler öğütlerde bulunurdu. Bir de lisede öğretmenim vardı, defterimde birkaç şiirimi görmüştü. Her karşılaşmamızda, hani yenileri, derdi. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir cevap olabilir?
A) Sizi sözcük seçiminde titiz olmak gerektiğine kim inandırdı?
B) Düzyazı yerine şiiri seçmenizi size öneren var mıydı?
C) Şiirlerinizi yazılışından sonra, önce kim okurdu?
D) Şairliği seçmenizde etkili olan birileri var mıydı?
E) Biçime bu kadar değer vermenizde bir başkası etkili oldu mu?
Reklam
Soru 4
Bizim genç okuyucularımız var... Orta öğrenimin, yüksek tahsil basamaklarının pırıl pırıl temsilcileri. Bizi onlar okuyor, bizi onlar anlıyorlar. Biliyorum, her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok kitabı onlar satın alacak, onlar okuyacak, onlar tartışacak, onlar karar verecekler. Kitap fuarlarındaki kuyruklarda onlar terleyecek, bir yazarın imza gününde bulunmanın, onunla birkaç cümlelik de olsa hasbihal etmenin heyecanını, sevincini onlar yaşayacaklar. Ve yine biliyorum ki bu yıl da en fazla telefonu gençlerden alacağım, ya benim çalışmalarıma yönelik bir ödev için arayacaklar ya tezler için. Dediğim gibi, yarınlar onların. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir yazara yazma gücünü veren, okurların, kitaplarına ilgisidir.
B) Gençleri yazarlığa özendiren ve onlara öğretmenlik yapan yazarlar daha çok beğenilir.
C) Gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak yazarların görevidir.
D) Yazarlara neleri yazmaları gerektiği konusunda gençler yardımcı olmalıdır.
E) Yazarlara ve onların kitaplarına en çok ilgiyi gençler gösteriyor.
Soru 5
Sanat ve edebiyat ürünlerinin yalnızca var olmaları toplumların düşünce yaşamına katkıları bağlamında ancak yolun yarısıdır. Yolun kalan yarısı ise bu ürünlerin yeterince ve olması gerektiği gibi değerlendirilip özümsenmesiyle tamamlanabilir. Kendi ortamlarında yaratılmış sanat ve edebiyat ürünlerinin eğitiminden geçmeyi başaramayan toplumlar için bu ürünler, yatırıma yöneltilmemiş atıl birikimler kadar işlevsiz kalmaya yazgılıdır. Gerek sanatın gerekse edebiyatın yakın ve uzak geçmişi bize, böyle bir eğitimden geçmeyi doğal sayıp başarmış toplumların dün bugün gelecek çizgisindeki sınavlar karşısında da çok hazırlıklı olabildiklerini, aynı tuzaklara ve bataklıklara düşmekten çoğu kez böyle bir eğitimin yardımıyla korunabildiklerini gösteriyor. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumların hayat karşısında hazırlıklı olmaları sanat ve edebiyat ürünlerinin eğitiminden geçmeleriyle mümkündür.
B) Sanat eserinin var olması yetmez onu değerlendirecek eleştirmenler de olmalıdır.
C) Sanat ve edebiyat kültüründen geçmemiş birinin bu dallarda başarılı olması mümkün değildir.
D) Sanat ve edebiyat ürünlerinin var olması yeterli değildir, sanat eğitimin de okullarda verilmesi gerekir.
E) Günümüzde kendi kültürlerini korumuş toplumların, sanat ve edebiyatta ne derece ileri oldukları görülür.
Soru 6
Şiirin gelenekten beslenmesi bizim Hisarcı şair grubunun da ideali, ölçüsü idi. Ve ben böyle olması gerektiğine inanıyordum. Şiir gelenekle büyür. Yahya Kemal'in dediği gibi, "kökü mazide olan ati" yi meydana getirmek gerekir. Eski temeller üzerine yeni, taze, pırıl pırıl eserler yapmamız gerekiyor. Ama ne yazık ki, son zamanlarda böyle bir çalışmanın yapıldığını, üzülerek söyleyeyim, görememekteyiz. Bizde yenilik çoğu zaman Batıyı taklit etmekle yapılır sanılmaktadır. Dil bilen birçok ünlü şairin, yabancı şairlerin şiirlerini ufak tefek değişikliklerle yazıp yayınladıklarını üzülerek gözlüyoruz. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gençler eski şiirden yararlanmalı ancak Batıdaki gelişmelerden uzak durmamalıdır.
B) Hisarcı şair grubu eski şiiri esas alarak yeni şiirler ortaya koyabilen seçkin bir gruptur.
C) Dil bilen şairlerin Batının büyük şairlerinden şiir çevirisi yapmaları, şiirimiz adına büyük bir kazançtır.
D) Günümüzde eski şekiller içinde yeni şiirler ortaya koyan şair pek yoktur.
E) Günümüzün şiiri Batıyı taklit ederek değil, eski şiirimizden yararlanılarak oluşturulmalıdır.
Reklam
Soru 7
Bu Dağın Ardı'nda aranan şey hiç ifade edilmeden kalmış. Hikâye kahramanı daima ilerisini merak eden bir insan. Anadolu'yu dolaşıyor. Göçmen kuşlar gibi. Her gittiği yerde, önünde bir dağla karşılaşıyor. O dağın ardını görmek arzusuna kapılıyor. Aşıyor o dağı. Ama aştığı dağın ardını gözden geçirmeye, orayı görmeye çalışacağına, ileride ufuklarda duran yeni bir dağın zirvelerine dikiyor gözlerini, onun ardını özlüyor. Ama dağlar hiç bitmiyor; o boyuna arıyor, arıyor. Parçaya göre yazarın sözünü ettiği eserde eksik gördüğü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dağ imgesinin çok sık kullanılması
B) Kahramanın neyi aradığının açık olmaması
C) Toplum sorunlarına yer verilmemiş olması
D) Teknik kusurlarının bulunması
E) Olayların yüzeysel olarak anlatılması
Soru 8
Bugün babaların birçoğu çocuklarından yakınır. Bunlar kendi çocukluklarını unutmuş gibidirler. Bilmezler ki bir zamanlar kendi babaları da aynı şekilde onlardan yakınmışlardı . Tıpkı kendilerinin şimdi yaptıkları gibi, babaları onlara: "Biz çocukken böyle miydik? Sinema nedir bilmez, maçı tanımaz, büyüklerimizin sözlerinden dışarı çıkmazdık. Ya şimdikiler... Nerde..." demişlerdi ama bunları bilen, hatırlayan var mı ki?... Bu parçanın başına getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anılar
B) Çocukluk Günleri
C) Çocukların Eğitimi
D) Geçmişi Unutmak
E) Babalar ve Çocukları
Soru 9
(I) İyi bir roman yazabilmek kolay bir iş değil gerçekten. (II) Bir kere, yenilik yapacağım, diye roman türünün özelliklerini bozmaya kalkmayacaksın. (III) Ayrıca bu alanda başarıya ulaşmış sanatçıların yöntemlerini de taklit etmeyeceksin. (IV) Tam aksine, türün özellikleri içinde yenilikleri gerçekleştirmeye çalışacaksın. (V) Ancak bu yolla kendi tarzını oluşturup nitelikli romanlar yazabilirsin. Bu parçadan anlamlı bir bütün oluşturmak için, numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?
A) I ve II
B) IV ve V
C) III ve IV
D) III ve V
E) II ve III
Reklam
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi bir yazının giriş cümlesi olmaya uygun değildir?
A) Bizim için Leyla ile Mecnun ne ise Romeo ve Juliet de Batı kültürü için odur.
B) Sayfalar dolusu bir kitapla anlatılamayan duygu ve düşünceleri birkaç mısralık şiirle anlatmak mümkündür.
C) Şiir yazmaktan çok, şiir söylemeyi yeğleyen bir adamın dizeleriydi bunlar.
D) Vadideki Zambak, Balzac'ın olgunluk çağının en önemli eserlerinin başında gelir.
E) Bugüne kadar en fazla tarif edilmeye çalışılan bir kavram olarak karşımıza çıkar şiir.
Soru 11
--- Bu yüzden onda düş ile gerçek iç içedir. Şairimiz donuk bir görüntüyü betimlememiştir. Dizelerinde varlıkları hareket halinde anlatmıştır. Bu sunum bir bale gösterisinden daha uyumlu ve görkemlidir. İzlenimlerine düşleriyle renk katmış, anlatısını şiirden öteye taşımıştır. Bu parçanın başına getirilebilecek en uygun cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bu şiir, doğanın düşlerle yoğrulmasıyla ortaya çıkmıştır.
B) Şair, yapıtı düşlerin tekdüze ayrıntılarından kurtaramamıştır.
C) Sanatçı, eserde yalnızca görülmeyeni anlatmayı yeğlemiştir.
D) Onun şiirlerinde amaç yalnızca hüner göstermek değildir.
E) Söz konusu şiirde yaşama ait ayrıntılar ön plana çıkmıştır.
Soru 12

"Gönül ki Yetişmekte" adlı eserimi Fransızcadan çevirirken kitabın İngilizce çevirisini de hep önümde tutmuştum. Flaubert'i İngilizce'ye çeviren kişi bir şeyi kavrayamamış, başka türlü söylemişti. Flaubert, uzun bir yolculuktan dönüşte, kişinin burnunun kemiğindeki bir sızıdan söz ediyordu. Çevirmende o duygu olmadığı için bunu anlamamış diye düşünmüştüm. Tam da, eve yaklaşırken başlar sızı, kapının önünde en üst düzeyine varır.

Bu parçada sözü edilenlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bir duyguyu yaşamamış olan kişinin o duyguyu yaşayanı anlamasının zor olduğu
B) Yazarın çeviri yaparken, çevirdiği eserin başka dillerdeki çevirilerinden de yararlandığı
C) Yazarın, Flaubert'in sözünü ettiği duyguyu kendisinin de yaşadığı
D) Çevirmenin, çevirdiği sanatçının yaşadığı duyguları bilmezse iyi bir çeviri yapamayacağı
E) Çevirmenin çevirdiği eserin dil ve anlatımına mümkün olduğunca bağlı kalması gerektiği
Reklam
Soru 13

Günümüzde artık, insanlar arası iletişim aracı olarak grafik sanatının önemi bilinmektedir. Grafik ürünlerinin anlatım gücü, söze dayalı anlatım gücünü aşmıştır. Aynı dili konuşmayan, yazmayan, hatta okuma-yazma bilmeyen insanlara grafik simgelerle aynı şeyleri anlatma olanağı vardır. İşte bu olanak, grafik sanatını çeşitli uzmanlık dallarını kapsayan bir meslek durumuna getirmiştir.

Bu parçadan grafik sanatıyla ilgili aşağıdaki· terden hangisi çıkarılamaz?

A) Birbirinin dilini bilmeyen insanlar arasında bile anlaşma sağladığı
B) İnsanlar arası iletişim aracı olduğu
C) Söze dayalı anlatımlardan daha etkili olduğu
D) Ülkemizde yeni yeni tanındığı
E) Çeşitli uzmanlık dallarını içine aldığı
Soru 14

Başına gelenler, yüzünden kimseye kin duymuyordu. İnsanın her şeye rağmen, barış içinde yaşamasını, ayrı ülkelerden insanların "barış çöreği"ni bölüşmesini canıgönülden arzuluyordu. İnsanları düşman eden değil, dost eden bir kimlik taşıması için, Türkiye'de ve Almanya'da durmadan çalıştı. Almanya yaşamının, ona çok yeni bakış açıları, gerçekçilik boyutları kazandırdığı kanısındayım.

Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Kinci bir kişiliğe sahip olmadığına
B) Almanya'da yaşamaktan olumlu yönde etkilendiğine
C) Savaşın hiçbir sorunu çözmediğine inandığına
D) İnsanların barış içinde yaşamasını dilediğine
E) İnsanları dost eden değerleri ön planda tuttuğuna
Soru 15

Kötü bir romanı okuyamıyorum. On beş yirmi sayfa ilerledikten sonra elimden atıyorum. Kötü roman dedim, bir romanın iyi mi kötü mü olduğunu on beş yirmi sayfada anlamak kolay mı? İyi yazılmamış roman desem iyi olacak. Bu tür romanlar ilk formasında, hatta ilk birkaç sayfasında kendini ele veriyor. İyi yazılmış olup da iyi olmayan romanlar yok mu? Var elbette. Ama iyi yazılmamasına karşın, iyi olan romana hiç rastlamadım.

Bu parçada sözü edilenlerle aşağıdakilerden hangisi çelişir?

A) Kimi romanlar teknik kusurlarına rağmen iletilerinin öneminden dolayı iyi roman sayılmıştır.
B) İyi yazılmamış bir romanın iyi bir roman olması mümkün değildir.
C) İyi yazıldığı halde iyi olmayan romanlar vardır.
D) Kötü bir roman kendini daha ilk sayfalarında ele verir.
E) İyi yazılmamış bir roman diğer yönlerden ne kadar iyi olursa olsun iyi bir roman değildir.
Reklam
Soru 16

Edita Morris'in önce Vietnam'a Sevgiler romanını çevirdim. Bunu Edita Teyze'nin başka kitaplarının çevirileri izledi. "Edita Teyze" diyorum, çünkü onun ölümüne kadar sürecek bir dostluk kurulmuştu aramızda. Paris'te eşi Ira Morris'le onun konuğu oldum. Kim bilir kaç kere... Edita Teyze iki kere Türkiye'ye geldi. Birlikte bir Latin Amerika yolculuğu yaptık. Son romanını bana adadı.

Bu parçada yazar, Edita Morris ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Romanlarında onun tekniğini örnek aldığına
B) Aralarında sıkı bir dostluğun olduğuna
C) Son romanını kendisine adadığına
D) Değişik kitaplarını Türkçe'ye çevirdiğine
E) Birlikte yolculuk yaptıklarına
Soru 17

Ben, şiiri "sanat sanat içindir" anlayışıyla kabul etmişimdir. Benim şiirlerimde ideoloji ve politika bulunmamaktadır. Şiiri; daha çok insanların acıları, sevinçleri, özlemleri, aşkları gibi konularda yazmayı tercih etmişimdir. Toplumsal konularda yazdığım şiirlerde bile duygunun ağır bastığı görülür. Ben daha çok bir duygu şairiyim. Şiir benim için ümittir, tesellidir, sevinçtir, hüzündür. Şiir bence daha çok kişiseldir. Ama bu kişisel şiir de aynı duyguları taşıyan birçok okuyucu arasında bir fonksiyon icra eder.

Bu sözleri söyleyen birinin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?

A) İnsanlar benim şiirlerimde acılarıyla, aşklarıyla hüzünleriyle kendisini bulur.
B) İnsanlara kendi düşüncesini benimsetmek isteyen şairleri oldum olası sevmem .
C) Ben şiiri başkaları için değil kendim için yazarım.
D) Benim şiirlerimin yol göstermesini değil gönülleri heyecanlandırmasını isterdim.
E) Her şairin bir dünya görüşü vardır ve bu görüşünü dizeler aracılığıyla okura iletir.
Soru 18

Çok roman okudum. Hatta kötü romanlar okuyarak yetiştim diyebilirim. İyi bir roman benim için her şeydir. Şiire de başka türlerin örneklerine de yeğ tutarım onu. Goriot Baba'yı dört kez, Karamazoflar'ı beş kez, Savaş ve Barış'ı iki kez, Cemo'yu üç kez okudum. İçimde her zaman sevdiğim romanları bir gün yeniden okuma isteği vardır.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Kimi romanları birçok kez okuduğuna
B) Kötü romanları bile okumaktan kaçınmadığına
C) Romanı diğer edebiyat türlerinden üstün tuttuğuna
D) Sevdiği romanları gelecekte yine okumayı düşündüğüne
E) Daha çok Batı klasiklerini okuyup sevdiğine
Reklam
Soru 19

Cahit Üçok, dün sempozyumda yazarlık serüvenini anlattı. Doksan yaşında. 1935'ten bu yana yazıyor. Çocuk kitapları, aşk romanları ve anılar ... Yazarlığa nasıl başladığını, Babıali kurtları arasında nasıl parçalanmadan yaşadığını dile getirirken, bugün vardığımız çizgi daha iyi anlaşılıyordu. Anadolu'da nasıl bir hayatın-içinden İstanbul'a geldiğini bir romancıya özgü etkileyicilikte bize aktarırken, yalnız beni değil tüm dinleyicileri büyüledi.

Bu parçadan Cahit Üçok ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Zorluklarla mücadele ederek yazarlığını geliştirdiği
B) Etkileyici bir konuşma yönteminin olduğu
C) Oldukça yaşlı olduğu
D) Değişik türde kitaplar yazdığı
E) Yeni sanatçıların yetişmesinde büyük emeği olduğu
Soru 20

Onu tanıdığımda konservatuvar mezunu gencecik bir tiyatrocuydu o. Uzun süre İstanbul'da çeşitli topluluklarda sahneye çıktı, turnelerle Anadolu'yu dolaştı. Sonra, yaklaşık yirmi yıl önce, oyunculuğu bırakıp Bodrum'a yerleşti. Şimdi orada bir de dergi çıkarıyor. Anılarla Balıkçıya Merhaba kitabının derleyici ve yayıncısı. Çocukluğundan bu yana sinemaya özel bir ilgi duyduğunu biliyorum. Başarısının altında bu ilginin yattığını sanıyorum.

Bu parçadan, sözü edilen tiyatrocuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Çeşitli turneler nedeniyle Anadolu'yu dolaştığı
B) Bodrum'da dergicilik yaptığı
C) Bodrum'da doğup büyüdüğü
D) Sinemaya karşı özel bir ilgi duyduğu
E) Tiyatro alanında eğitim aldığı
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın