Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragrafın Anlatım Biçimleri Test

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1

Kimi sanatçılar romanlarında gereksiz açıklamalarda bulunmaktan kaçınırlar. Onlara göre romanda yazarın olaylara müdahale edip bazı bilgiler vererek okuyucuyu etkileme çabaları romanın yapısına terstir. Kimileri ise romanda kahramanlara her şeyi söyletmenin mümkün olmadığını; yazarın, romanını yazmakla amaçladığı şeyi en iyi, olay aralarında verebileceğini söylerler. Romanın tarihi gelişimi dikkate alındığında birincilerin sanatçı, ikincilerin faydacı oldukları görülür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tanımlama
B) Karşılaştırma
C) Benzetme
D) Tanık gösterme
E) Örneklendirme
Soru 2

Ünlü bir düşünür, ünlü bir önermesinde şöyle der: "Fotoğraflar yalan söyler çünkü hayat hiç bir zaman durmaz..." Ben aksini düşünüyorum. Benim gibi düşünen bir başka sanatçı da şöyle diyor: "Fotoğraflar yalan söylemez çünkü fotoğraflar zamanın aktığının belgesidir..." Neden fotoğraf, neden hayat? Yanıtı basit; varolduğumuz kentin yaşadığını belgelemek... Bir önceki yazımda, henüz kent kültürü kavramının anlamını çözemediğimizi dile getirmiş, İstanbul'un ve insanının bu kavrama sahip çıkması gerektiğini vurgulamıştım. Bu mantık bizi, okurlarımızın, kentin yaşadığını gösteren küçük anları belgeledikleri fotoğraflarını yayınlamaya kadar götürdü. Sonuçta okur fotoğraflarını yayımlamak, sandığımızdan daha derin bir iş olarak çıktı karşımıza.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenmez?

A) Bitirilmemiş cümlelere yer verilmiştir.
B) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
C) Öyküleyici bir anlatım kullanılmıştır.
D) Kanılar nedenleriyle açıklanmıştır.
E) Tanık göstermeye yer verilmiştir.
Soru 3

Türkiye ile aynı boylamı paylaşan, ama alabildiğine kuzeyde, "uygar" olarak bilinen dünyanın elverişli iklim koşullarının uzanamadığı bir başka uygarlıktayım. Uluslararası çıkar pazarlıklarının dışında kalmış, ulusal bağımsızlığını bizimle hemen hemen aynı zamanda, bizim gibi yaman bir bedel ödeyerek elde etmiş, ormanlarla göllerin sarmaş dolaş olduğu, güz renklerinin tüm tonlarının kilometreler boyunca sereserpe uzanıverdiği, kocaman bir ülkedeyim. Yüzölçümü bizimkinden daha küçük olsa da nüfusu bizimkinin onda birine bile ulaşmayan, aynı düzeydeki teknoloji sayıca çok daha az kişiye hizmet verdiği için bizden kat kat uygar olabilen Finlandiya...

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
B) Betimleyici öğelere yer verilmiştir.
C) Nesnel bilgilerden yararlanılmıştır.
D) Anılardan yararlanılmıştır.
E) Terimlere yer verilmiştir.
Reklam
Soru 4

Hammaddesi paçavra olan sevgili kağıt! Acaba seni eline alan genç bir sanatçı ne denli zengin yaratıcılıklara olanak tanıdığının, üzerine konacak her bir işaretin, yırtıp keserken ortaya Çıkan biçimin, eğip büker ya da katlarken veya eritip hamur halinde yeniden oluştururken, üçboyutlu biçimler kurarken, sertleştirip yumuşatır, üzerine aynı türden bir başka kağıt parçacağını yapıştırırken gerçek yaratılcılığın, sanatçı zekasının, teknik beceri ve kurgulama yetisinin senin tarafından sınandığının hesabını yapabiliyor mu?

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bir varlık değişik durumlarıyla ortaya koyulmuştür.
B) Hitap cümlelerine yer verilmiştir.
C) Benzetmelere yer verilmiştir.
D) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.
E) Sözcüklerin duygusal anlamları çağrıştırılmıştır.
Soru 5

Sabahları, tam dokuz yüz doksan dokuz penceresinden doğan güneşle aydınlanan Selimiye'nin içi, geceleri de üç bin yedi yüz seksen sekiz kandille ışığa boğuluyordu sanki. Duvarları süsleyen, eşi benzeri az bulunur güzellikteki İznik çinilerinin firuze ağırlıklı renkleri, lale, sümbül, menekşe, karanfil, papatya, gül ve nar çiçekleri suretinde, gecenin ve gündüzün aydınlığında farklı yansımalarla deviniyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma
B) Açıklama
C) Öyküleme
D) Betimleme
E) Karşılaştırma
Soru 6

Nedir uzatı? Konudan uzaklaşan söylem, sözün gereksiz yere uzatılması. Bir de yapıtında aynı tutumu benimseyen romancı ya da öykücünün edimi, bu edimin ürünü olan söylem parçası. "Romancı hiç böyle saçmalık yapar mı?" demeyin, yapar. Bir olayı anlatırken, bir nesneyi, bir kişiyi ya da bir görünümü betimlerken, bir nesneyi, birden anlatının doğal akışını keserek düşünsel açıklamalarda bulunmaya, söz ettiği olay ya da kişilere açıklamalarda bulunmaya, söz ettiği olay ya da kişilere ilişkin görülerini sıralamaya başlar, hatta, Montherlant'ın yaptığı gibi, kendi yaratıp kendi konuşturduğu roman kişisine yanıt yetiştirmeye kalktığı bile olur. Bizim sanatçılarda bu daha çok görülür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Tanık göstermeden
B) Örneklendirmeden
C) Soru cümlelerinden
D) Tanımlamadan
E) Tartışmacı anlatım biçiminden
Reklam
Soru 7

İlkyaz gelip kapıya dayandı işte... Bir kitabımda dediğim gibi, her ilkyaz bir devrimdir. Doğada, kişide, dünyada... Bir yenileşme, umutların güçlenmesi, özlemlerimizin elle tutulur olması, ya da bize öyle gelmesi... Bugün nisanın yedisi... Dün birden bire balkondan içeri bir minik serçe girmez mi? Eşim "Hoşgeldin ilkyaz" diye karşıladı. İlk müjdecisi bu yılın. Derken bir minik serçe daha belirdi, herhalde sevgilisiydi. Parmaklıkların üstünde buluştular, yanyana durdular, söyleştiler, sonra çekip gittiler karşı evin damına .

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bir düşünce örneklerle açıklanmıştır.
B) Kişileştirmeye başvurulmuştür.
C) Devrik cümlelerle yazıya akıcılık kazandırılmıştır.
D) Söyleyişe yorum katılmıştır.
E) Varlıklar hareket halinde gösterilmiştir.
Soru 8

İnsanoğlunun yaşama hakkını savunmayan yaklaşımların "insan hakları" nı birer kalıp olarak kullanmaları durumunda kendilerini benimsetebilme şansları yoktur. Hele sanatta ve edebiyatta kendini teknik becerinin, zanaattaki yetkinliğin çekiciliğine, bu becerinin neye hizmet etmesi gerektiğini unutacak kadar kaptırıp, kulağa ve göze hoş gözükmenin sınırlarını aşamamak... Canetti'nin, "Uzun yaşamanın tehlikesi, insanın ne için yaşadığını unutmasıdır." özdeyişinde dile geldiği gibi, nereden yola çıktığının artık hatırlanmasıyla eşanlamlıdır.

Bu parçada yazar düşüncesini geliştirmek için aşagıdakı yollardan hangisine başvurmuştür?

A) Örneklendirme
B) İlişki kurma
C) Benzetme
D) Tanık gösterme
E) Karşılaştırma
Soru 9

Şairler bir şey anlatarak da, anlatmadan da yüzyıllardır şiir yazdılar, yazıyorlar. Benim öykü şiirinden yana sözler etmem bu durumu değiştirmez. Ama bir yazın çevresinde, "Şiirde öykü olmaz." diyenler varsa, onlara karşı, birilerinin de "Şiirde öykü olur." demesi doğaldır. Çünkü yapılan, yapılabilen bir şeyin, yapılmasına karşı çıkmak bir yasaklamadır, her yasak da mutlaka tepki görür. Hiç kimsenin yadsımadığı şiirin sözcüklerle yazıldığı gerçeğine gelince bu durum şiirin içinde düşüncelerin, duyguların yer almasına kesinlikle engel değildir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Açıklama
B) Tartışma
C) Öyküleme
D) Örneklendirme
E) Betimleme
Reklam
Soru 10

Sanat eseri yaratıcı bir çabanın sonunda doğar. Başka bir deyişle toplumsal bir çaba olan sanat, aynı zamanda yaratıcı bir çabadır. Burada Alain'in bir sözünü anıyoruz. "Sanat insanın, doğaya eklediği bir şeydir." Estetik çalışmanın manasını oluşturan öğeler doğada varsa da bunları sanat haline getiren insandır. Meydana getirmek sanatın en temel özelliklerinden biridir. Yaratıcı olmamak sanatçı olmamaktır. Kendinden öncekileri çocuğun büyüklerinde gördüklerini yapması gibi taklit edenler sanatçı olamaz. Onları olduğu gibi yazan da sanatçı değildir. Sanatçı bunların hepsinden üstün, hepsini kapsayıcı bir yaratma çabası gösterir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine örnek gösterilemez?

A) Örneklendirmeye
B) Benzetmeye
C) Tanımlamaya
D) Karşılaştırmaya
E) Tanık göstermeye
Soru 11

İstanbul'a gökyüzünden bakma fırsatı bulanlar iyi bilirler; çatısız, kırmızı tuğlalı, estetik yoksunu· bir küçük bahçesi, bahçesinde bitkisi bulunma;an, yuzlerce kilometrekarelik dev mahalleleri... Hele de Avrupa seyahatinden dönüyor ve uçak penceresinden İstanbul'u süzüyorsanız, içinizin "cız" etmemesi imkansızdır. Yahya Kemal'in dediği Ankara'nın en çok İstanbul'a dönmesini seviyorum." artık maalesef geçerli değil. Kültürel ve mimari yozlaşmanın "doku" haline geldiği İstanbul'a "dönmek" hiç de sevilecek gibi değil.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
B) Alıntı yapılmıştır.
C) Uzun cümleler kullanılmıştır.
D) Tanımlamaya başvurulmuştür.
E) Kişisel bir düşünce dile getirilmiştir.
Soru 12

Hikayelerde sözün ele alınış yolları, biçimin özelliklerini ve görünüşlerini de belirliyor. Gerçekler önünde aktif olan sanatçının giderek değişici, ilerleyici bir biçimi olacaktır. Hikayeci değişen gerçekleri en güzel bir biçimde anlatmaya çalıştığı için biçimleri durmaksızın değişmektedir. Pasif sanatçının ise özünü değişmez olarak kabul etmesi, ister istemez biçim konusunda duruk, değişmez bir tutuma kaydırır onu. Sonunda yerinde saymak ya da kendini tekrarlamak durumuna gelir dayanır sanatçı.

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştür?

A) Örneklendirme
B) Betimleme
C) Tanık gösterme
D) Karşılaştırma
E) Tanımlama
Reklam
Soru 13

Şudur öykünün kuralları dersem, şiirin, romanın kuralları şunlardır, dersem doğru bir şey yapmış olur muyum? ... Kimi zaman, kendi yazdığım şiirler, öyküler, gezi notları, vazgeçilmez sandığım kurallara başkaldırmışlardır. Çünkü her öykünün giderek her tümcenin kendi yasası vardır. Bir tek şeyi açıklıkla söyleyebilirim. İster öykü olsun, ister şiir, ister roman, tümünün de görevi gerçeği anlatmaktır. Her yazı kendi varoluş nedenlerini, yöntemini kendisi yaratır. Yazı, yaşamın kendisi olduğundan böyle olmak zorundadır. Her insanın ölüm karşısında attığı çığlıktır o.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma
B) Açıklama
C) Öyküleme
D) Karşılaştırma
E) Betimleme
Soru 14
Komşuluk ilişkilerimiz neden zayıfladı, komşularımızın adını niçin bilmiyoruz? Bugün memleketini, çocukluğunu, gençliğini, huyunu hatta adını bile bilmediğimiz komşularımızla paylaşacak neyimiz var? Komşuluk ortak bir dünyanın ve paylaşılan uzun zamanların sonucunda oluşur. Onlar bize nasıl inanır, biz onlara nasıl güveniriz? Çoğumuzun başkalarıyla ortak bir dünyası, paylaşacak zamanı yok artık. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Komşularımızla paylaşılan konuların azaldığı
B) Komşuluk ilişkilerinin, şşşehir hayatının zorlukları yüzünden zayıfladığı
C) Artık komşuların birbirlerini yakından tanımadığı
D) Günümüzde komşuluk ilişkilerinin eskiye göre gerilediği
E) Komşuluğun, aynı dünyayı ve zamanı paylaşmakla oluştuğu
Soru 15
Edebiyatla olan bağı zamanla, hiç bitmeyen bir tutkuya dönüşüyor yazarımızın yaşamında. Yıllardır siyaset, tarih, kültür, edebiyat alanlarında yazıyor. Onun şairleri var; kimi kendi yaşında, kimi de çok genç. Hepsini okuyor. Bazılarına ilişkin değerlendirmelerini gazetedeki köşesine döküyor. Kimi dostları onu bırakıp son yolculuğuna çıkıyor sessizce. Kaybettiği bu dostlarının ardından her yıl anma yazıları yazıyor. Geçmişte kalan candan ilişkilere doğru hep iz sürüyor bu yazılarında. Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Değişik yaşlardan beğendiği şairlerin olduğu
B) Ölen dostlarını yazılarıyla andığı
C) Farklı konularda yazılar yazdığı
D) İçinde bulunduğu durumdan mutlu olmadığı
E) Edebiyatı çok sevdiği
Reklam
Soru 16
Cumhuriyet dönemi şairlerinden olan Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirleri, şekil, öz ve tür bakımından devamlı değişmeler göstermiştir. Başka şairlerin etkisinde kalmadığı gibi, kendini tekrarlamaktan da kaçınmış, her yeni eserinde bir öncekine benzemeyen atılımlar yapmıştır. Bazen vezinli, kafiyeli yazmış, bazen şekli hiçe saymıştır. Benzetmeleri, hayalleri ve geniş ufuklu şiir dünyasıyla edebiyatımızın köşe taşlarından biri olmuştür. Bu parçadan, Dağlarca ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
A) Şiirlerinin farklı özellikler gösterdiği
B) Her şiirinde kendini geliştirdiği
C) Kendinden sonra gelen şairleri derinden etkilediği
D) Kendine özgü bir yol çizdiği
E) Edebiyatımızın önemli şairlerinden biri olduğu
Soru 17
O, farklı konuları yazan biri değil, tam tersine toplumumuzun son elli yıldaki değişimini bir sanatçı sezgisiyle saptayarak romanlarında bir bütün halinde tartışan bir yazardır. Sanatındaki değişimleri gözlemlediğimiz yapıtları, bir serüvenin devamı niteliğinde. Hemen hemen tüm romanlarındaki kişilerde oldukça önemli benzerlikler bulmak mümkün. Yani benzer çizgilere sahip kişilerin, değişik mekanlardaki tavırlarının tartışması sürer gider onun eserlerinde. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Roman kahramanlarının ortak özellikler taşıdığına
B) Toplumdaki değişimi romanlarına aktardığına
C) Romanlarında anlattığı çevrede yetiştiğine
D) Sanat çizgisinin romanlarında görülebildiğine
E) Romanlarını birbirinden bağımsız olarak yazmadığına
Soru 18
Kendinizi başarıya koşullandırın, kusursuz olmak istediğinizi kendinize daima anımsatın; ardından başarı kendiliğinden gelir. Adeta cam bir kavanozun içindeymişçesine, üçüncü kişilerin gözüyle kendinize bakın, nesnel olun. Bakalım daha önce hiç dikkat etmediğiniz eksik bir yönünüz var mı? Varsa bunu düzeltmek için harekete geçin. Birçok insan kendine o kadar alışmıştır ki, ilerlemek için gereken yolları bir türlü göremez. Siz bu yanılgıya düşmeyin. Böyle diyen birinden, aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Başkasının gözüyle kendine bakabilen biri, yanlışlarını görebilir.
B) İnsanın her işte başarılı olması mümkün değildir.
C) Özeleştiri yapmamak, doğruları bulmamızı engeller.
D) Hatalarından ders alan kişiler başarılı olabilir.
E) Kişinin kendini eleştirmesi, yapıcı ve yararlı bir davranıştır.
Reklam
Soru 19

Aşağıdakilerin hangisinde somut anlamlı bir sözcük soyut anlam kazanmıştır?

A) Tepenin arka yüzü oldukça canlıydı.
B) Yalın bir dili vardı öykünün.
C) Serin bahar yağmuruyla ıslandım.
D) Davranışlarınız değişik bir hava veriyor.
E) Çocuğun notları çok kötüydü.
Soru 20

"Olayların üstüne üstüne gitmek hepimizi yordu."

Aşağıdakilerin hangisinde "kaçmak" sözcüğü bu cümledeki "gitmek" sözcüğünün karşıt anlamlısı olarak kullanılmıştır?

A) Buralardan kaçmak, kafamı dinlemek istiyorum.
B) Şimdi kaçmak sana hiç yakışıyor mu?
C) Onları görünce korkudan sokağa kaçtı,
D) Zorlukları görünce kaçmak sana yakışmıyor.
E) Çocukların topunu kaçırıp oyunlarını oynatmadı.
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın