1. Bu tabloda, her sütundaki harfler aşağıdan yukarıya doğru, harflerin alfabedeki sırası (...PRSŞTUÜVYZABC...) göz önünde bulundurularak belli bir harf atlama düzenine göre dizilmiş ve orta kısımda “MECAZ” sözcüğü oluşmuştur. Bu harf atlama düzenine göre “KARNE” sözcüğü aşağıdaki tabloların hangisinde gizlenmiştir?

2. I. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar? II. Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın; Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. III. Ruhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli. Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. Numaralanmış dizelerin hangilerinde ihtimal anlamı vardır?
- A) II ve III.
- B) Yalnız I.
- C) I ve III.
- D) Yalnız II.
3. Günümüzde kitaplar, bir tüketim nesnesi olarak sunuluyor ve okur tarafından da öyle algılanıyor. Kitabın, yaşamını kolaylaştırmasını ya da ihtiyacını hemen karşılamasını bekliyor okur. Kitap tanıtım yazıları da bu gereksinimi karşılamak üzere hazırlanıp âdeta bir satış tekniği olarak kullanılıyor. Aşağıdakilerden hangisi bu metinde eleştirilen türde bir kitap tanıtım yazısı değildir?
- A) Bu yapıt, sizi kendinizi bulmaya çağırıyor. Bu yapıtla duygu dünyanızın başrolü olan benliğinize geri dönecek ve kendinize tüm içtenliğinizle “Hoş geldin!” diyeceksiniz.
- B) Bu kitap; insanın, elindeki en büyük gücü nasıl kullanması gerektiğini, inancın ve düşüncenin neler yapabileceğini söylerken kişinin, kendisi ile bağlantıya geçmesini de sağlıyor.
- C) Bu roman, “İncecik bir kitaba, tarihin en büyük acılarını sığdırmak mümkün müdür?” sorusunun cevabı niteliğini taşıyor. Sembolik ve ders verici anlatımıyla savaşın tüm yıkıcılığını ortaya koyuyor.
- D) Bu eser, insanın toplum içindeki yalnızlığını ele alıyor. Yazarın, büyük şehirlerde yaşayan yalnız bireylerin psikolojisini çözümleme çabasına tanık oluyoruz.
4. Bir yazarın, ana dilini bilmediği düşünülebilir mi? Soruyu ters çevirelim. Ana dilini bilmeyen bir kimse yazar olabilir mi? Maalesef olabiliyor. Üstelik belli ölçüde isim bile yapabiliyor. Bu metin aşağıda açıklaması verilen anlatım biçimlerinden hangisine örnektir?
- A) Bir yerin veya varlığın özellikleri, bu özelliklerin yazarda uyandırdığı izlenimler, okurun gözünde canlanacak şekilde anlatılır.
- B) Bir yaşam kesiti, belli bir olaya bağlı olarak anlatılır. Amaç; okuru olayların içinde yaşatmak, kahramanlarla ve olayla özdeşleştirmektir.
- C) Herhangi bir konu hakkında bilgi verilir, bir şeyler öğretmek amacına yöneliktir. Yazar, sanatlı söyleyişlerden ve öznellikten kaçınır.
- D) Yazar bir konu ile ilgili kişisel görüşünü belirterek okuyucunun o konu hakkındaki fikrini etkilemeye çalışır. Karşılıklı konuşma havası vardır.
5. Küçürek hikâye; az sayıda kelimeyle yoğun anlamlar aktarma gücüne sahip, mesaj kaygısı taşımayan, yalnızca bir anın saptaması olan anlatılardır. Bu açıklamaya göre, I. Küçükken her tarafta “Suyu Koruyun, İdareli Kullanın” yazan afişler vardı. Televizyon ve radyolar sık sık bu konuyu gündeme getirir, insanları uyarırdı. Ama hiç kimse bu ikazlara aldırış etmezdi. Şimdi büyüdük, suyun sonsuza kadar yetmeyeceğini anladık. II. Ağaç dikmekle meşgul, yaşlı birine sorarlar: ― Diktiğin ağaçların meyvesini büyük ihtimalle yiyemeyeceksin, o hâlde ne diye ağaç dikmekle uğraşıyorsun? Yaşlı adam: ― Bizden evvelkilerin ağaçlarının meyvesini biz yedik, bizim diktiklerimizin meyvesini de bizden sonrakiler yesin diye uğraşıyorum. III. Sadece kemanını vermedim... Yıllar sonra yeğenine armağan ettim. O da öğrenememiş doğru dürüst, evlerinin bir duvarına asmış. Ben zaten hiç beceremedim... Hiçbir şey... İç yangını anılara yol açmaktan başka. metinlerinden hangileri küçürek hikâye örneğidir?
- A) Yalnız III.
- B) I ve II.
- C) II ve III.
- D) Yalnız I.
6. Ülkemizde sağlık giderlerinin %60’ı ilaç harcamalarından oluşuyor. Bu oran Avrupa ülkelerinde %15 civarında. Eczanelerdeki ilaçların ortalama %7’si kullanım süresi dolduğu için çöpe atılıyor. Evlerde antibiyotiklerin %44’üne hiç dokunulmuyor, diğer ilaçların ise %60’ının kullanım tarihi, kutusu dahi açılmadan sona eriyor. Bu açıklamaya göre, I. Son kullanım tarihi geçmemiş ve kullanılmayan ilaçlar için toplama merkezleri oluşturulması II. İlaç tüketimi konusunda toplumun bilinçlendirilmesi III. İlaç tanıtım yazılarının (prospektüs) dikkatle okunması fikirlerinden hangileri metinde sözü edilen soruna yönelik bir çözüm olabilir?
- A) I ve II.
- B) I, II ve III.
- C) II ve III.
- D) Yalnız I.
7. “Tiyatro ve sinema ip üstünde yürümeye benzer fakat sinemada ip yerdedir.” sözüyle aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?
- A) Sinema ve tiyatronun birçok ortak yönünün bulunduğu
- B) Tiyatro ve sinemanın, kendi içinde birtakım problemler barındırdığı
- C) Tiyatronun, oyuncular açısından sinemaya göre daha riskli olduğu
- D) Sinemanın tiyatroya göre izleyicide daha çok heyecan uyandırdığı
8. - - - -. Örneğin kek pişirmeyi ele alalım. Ürünün tadı; farklı sürelerde yüksek sıcaklıklara maruz bırakılan tereyağı, şeker ve un gibi bileşenlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. Kekin tadı; yüzde şu kadar un, yüzde bu kadar tereyağı gibi parçalara ayrılamaz. Her bileşen, ürüne katkı sağlamıştır. Şiir için de aynı durum geçerlidir. Bu parçanın başına anlam akışına göre aşağıdaki cümlelerden hangisi getirilmelidir?
- A) Şiir, düzyazıya çevrilemeyen dildir.
- B) Şiir, ses ile anlam ortaklığından oluşur.
- C) Şiir, anlaşılmak için değil hissedilmek içindir.
- D) Şiir, sözcüklerle güzel olana ulaşma sanatıdır.
9. Dünyaya sana ait bir ses, bir renk, bir ezgi, bir eda, bir duruş, bir cümle bırak. Sana has bir düşüş bırak. Koşmak zorunda değilsin, düşersen kalkmak zorunda değilsin. Düştüysen bir süre çimenlerin tadını çıkarabilirsin. Sana sürekli koşmanı söylüyorlar. Yarışmanı, birilerini arkada bırakmanı, ipi önce göğüslemeni bekliyorlar. Hep daha hızlı koşmanı istiyorlar. Bense sadece annenin, çocukluğunda sana söylediği bir sözü hatırlatacağım: Koşma, düşersin! Bu parçada, I. Özgünlük II. Sakinlik III. Kararlılık kavramlarından hangileri vurgulanmaktadır?
- A) I, II ve III.
- B) I ve II.
- C) I ve III.
- D) II ve III.
10. ABD’de bulunan Steward Gözlemevindeki gök bilimciler Dünya’nın yörüngesinde dolanan bir gök cismi keşfettiler. Tıpkı Ay gibi, Dünya’nın çevresinde döndüğü için bu gök cismine “Mini Ay” dendi. Resmî adıysa “2020 CD3” oldu. Gök cisminin çapının 1,9 ila 3,5 metre arasında olduğu belirlendi. Yani yaklaşık bir otomobil kadar! Bu parçada, aşağıda işlevi verilen noktalama işaretlerinden hangisinin örneği yoktur?
- A) Özel olarak vurgulanmak istenen sözler tırnak içine alınır.
- B) Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için kesme işareti konur.
- C) Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümle veya ibarelerin sonuna ünlem işareti konur.
- D) Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için virgül kullanılır.
11. Gazeteci: (I) - - - - Yazar: – Bir film düşünün. Filmdeki kişileri, olayların ayrıntılarını beyninize kaydetmekte hiç zorlanmıyorsunuz. Çünkü bu bilgiler duygularla birlikte giriyor zihninize. Edebiyat da beyni duygusal olarak uyarıyor ve bilgiler bu uyarının açtığı kapılardan girip beyne yerleşiyor. Ben de yazdığım bu kitapta matematiği, duygularla birlikte vererek sevdirmeye çalıştım. Gazeteci: (II) - - - - Yazar: – Kaliteli kitaplara ulaşmak zor değil aslında. Bunu sağlamanın yöntemi, anne ve babaların kitap okumayı sevmeleri. Anne ve babasını kitap okurken gören çocuk, okumayı sever. Okumayı seven insan, süreç içinde kaliteli kitabı tanır hâle gelir. Kaliteli kitaptan anlayan okurlar, yazarları da iyi kitap üretmeye zorlar. Seçici okurun olduğu yerde, kolaya kaçan yazar ve yayıncılar barınamaz. Kaliteli kitaplar böyle bir ortamda üretilir ve bunlara ulaşılması daha kolay olur. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerin hangisi getirilmelidir?
- A) (I) Çocuklar için yazılan bazı hikâyelerde matematiğin konu edilmesini nasıl karşılıyorsunuz?(II) Bir kitabın kaliteli olup olmadığını nasıl anlarsınız?
- B) (I) Matematiği çocuklar için eğlenceli hâle getiren bu kitabı neden yazdınız?(II) Çocukların nitelikli kitaplara ulaşabilmesinin yolu nereden geçiyor?
- C) (I) Bu kitabı, çocuklara matematiği sevdirmek için mi yazdınız?(II) Ülkemizde yapılan çocuk yayıncılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- D) (I) Çocukları bilimsel çalışmalarla, sanatla, felsefeyle, matematikle tanıştırmada edebiyatın rolü nedir?(II) Nitelikli okur olmanın yolunun hangi aşamalardan geçtiğini düşünüyorsunuz?
12. Türk sanatında süslemelerin ve onları oluşturan motiflerin ayrı bir önemi vardır. Her biri evrensel bir dile sahip olan motifler kültürümüzde çeşitliliği, renkliliği ve zenginliğiyle dikkat çekmektedir. Tarihten günümüze yetişen nice nakkaş, hattat ve ressam, eserlerini motiflerin binbir renk ve biçimiyle süslemiştir. Türk sanatında kullanılan bu motiflerden biri “ışın”dır. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılan ışık demeti şeklinde oluşturulan bu motif, özellikle Osmanlı armalarında kullanılmıştır. Sürekliliği yansıtan “çarkıfelek” motifi; dünyanın dönüşünü, devinimi ve hayatı anlatır. Bu motifte, merkezden dışa doğru açılan çizgiler, rüzgârgülü gibi tek yönde şekillendirilerek oluşturulmuştur. Bir diğer motif olan “zencerek”, belli bir düzenle birbirinin içinden geçirilmiş iplere benzeyen yapısından dolayı “mutluluk düğümü” olarak adlandırılmaktadır. Sonsuzluğu simgeleyen bu motif; güç, birlik ve mutluluğu da temsil eder. Aşağıdakilerden hangisi bu metinde sözü edilen motiflerden biri değildir?
13. Sanatçı, “Bugün hikâye, hayatımızın neresinde duruyor?” sorusu üzerinde düşünen, konuşan, tartışan bir eser ortaya koymuştur. Eserin metinlerine atılan başlıklar, az söz ile çok şey ifade etme özelliği gösteriyor. Başlıkları bu şekilde değerlendirmemin sebebi, onların metnin içeriğini dört başı mamur bir şekilde kuşatmasıdır. Kelime tekrarlarına kolay kolay düşmemesi, incelemelerini çalakalem değil, söylediklerinin önünü ve arkasını doldurarak yapması gibi birçok neden, sanatçının güçlü bir kalemi olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor. Bu metinde aşağıdakilerden hangisinin anlamını karşılayan bir söz kullanılmamıştır?
- A) Kısa ve öz anlatım
- B) Gelişigüzel
- C) Anlaşılması güç
- D) Eksiksiz, kusursuz
14. Yazarın hikâyelerindeki karakterler, çoğunlukla zor koşullar altında yaşayan insanlardır. O, var olma mücadelesi içindeki bu karakterleri, güçlü bir gözlem yeteneğine ve içgörüye dayanarak son derece kanlı canlı biçimde betimler. Hatta yakın arkadaşı olan Cemal Süreya, onun hikâyelerindeki kişiler için şöyle der: “Onun kişilerine iğne batırsan kan çıkar.” Bu metindeki koyu yazılmış cümlede, sözü edilen hikâye karakterlerinin hangi özelliği anlatılmak istenmiştir?
- A) Evrenselliği
- B) Gerçekçiliği
- C) Özgünlüğü
- D) Etkileyiciliği
15. Aşağıda büyük harflerin kullanıldığı yerlerle ilgili bazı kurallar verilmiştir: ● Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, semt vb.) büyük harfle başlar. Uyarı: Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, belde vb. sözcükler küçük harfle başlar. ● Yer adlarındaki ilk isimden sonra gelen ve deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar. ● Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde sadece özel adlar büyük harfle başlar. Bu kurallara göre, I. Dedem, geçen yıl bana bembeyaz bir Van kedisi almıştı. II. Türkiye’nin en önemli ulaşım noktalarından biri de Zigana geçididir. III. Marmaris’te bulunan Selimiye Köyü ziyaretçi akınına uğruyor. IV. Yarın akşam İç Anadolu’nun kuzey kesimlerinde yağış bekleniyor. cümlelerinden hangilerinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) II ve III.
- B) I ve II.
- C) I ve IV.
- D) III ve IV.
16. Bazı sözcükler isim-fiil eki aldığı hâlde kalıplaşarak bir varlığın, kavramın ismi olur. Bunlar fiilimsi olarak kabul edilmez. Örneğin “Tatlı yemek istiyorum.” cümlesindeki “yemek” sözcüğü fiilimsidir, “Çok güzel bir yemek yaptım.” cümlesindeki “yemek” sözcüğü ise isimdir. Buna göre aşağıdakilerin hangisinde fiilimsi eki aldığı hâlde, kalıplaşarak bir varlığı veya kavramı karşılayan sözcük yoktur?
- A) Görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
- B) Sofrada, haşlanmış yumurta ve kavurma vardı.
- C) Çakmak, kibritten önce bulunmuştur.
- D) Bir bebeğin gülüşü hangi insanı mutlu etmez?
17. Birbirine yardım eden fertlerden oluşan topluluklar, engelleri daha kolay aşıp üst düzey başarılar elde edebilir. İnsanın geçmişinde gördüğümüz ve onu dünyada baskın tür hâline getiren sosyal ve kültürel gelişimin arkasında böyle bir gerçeklik yatar.
18. İnsanların ellerine bakılarak karakterlerine dair hükümler çıkarmak çok eski dönemlerden kalma bir yöntemdir. Bu yöntem, Osmanlıda özellikle sarayda çalıştırılacak kişilerin seçiminde önemli bir değerlendirme aracı olmuştur. Bu yönteme göre, ● Yüzük parmağı işaret parmağından uzun olan kişiler, risk almaya açık bir yapıya sahiptir. ● İşaret parmağı ile yüzük parmağı eşit olanlar, hiçbir konuda aşırı gitmezler. ● Orta parmağı ile yüzük parmağı eşit olanlar, ömürlerini serüven arayışı içinde geçirir. Parmakların şekline göre de karakter tahlili yapılmaktadır. Örneğin, ● Parmakları sivri olanlar, güzel ve etkili konuşur; güçlü bir hayal gücüne sahiptir. ● Konik parmaklı kişiler, kimsenin etkisinde kalmadan kendi başına karar almak isteyen bir yapıya sahiptir. ● Köşeli parmakları olanlar, olaylara sakin ve temkinli yaklaşır. Buna göre maceraperest ve özgürlüğüne düşkün bir kişinin parmak yapısının aşağıdakilerden hangisine benzer olması beklenir?
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözün yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) İki tarafı asırlık çınarlarla kaplı bir yolda ağır ağır yürüyorduk.
- B) Kar yağışının artması, birçok köy yolunun ulaşıma kapanmasına katkıda bulundu.
- C) Yazılarında, sanatçının şiire ve sanata bakışı üzerinde özellikle duruyordu.
- D) Annesini kaybeden ceylan yavrusu, donmaktan son anda kurtarıldı.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Yaşadığımız çevreyi güzelleştirme adına yapılanlar, yok denecek kadar az.
- B) Çeşitli kuruluşların da desteğiyle kentin farklı bölgeleri ağaçlandırılmaya başlandı.
- C) Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak bizlerin başlıca görevi olmalı.
- D) Eminim, insanların bu kadar vurdumduymaz olması sizi şaşırtıyordur herhalde.