1. Aşağıdakilerden hangisi Çağdaş örgütlerde uygulanan İnsan Kaynakları Yönetim anlayışlarından biri değildir?
- A) Nitelikli işgücünün geliştirilmesi yoluyla kurumun rekabet avantajı elde etmesini hedefler.
- B) Operasyoneldir, personel bulma ve seçme, eğitime, ücret idaresi, endüstriyel ilişkiler ve belgeleme üzerine odaklanır.
- C) Çalışanları geliştirilmesi gereken kaynak olarak görür.
- D) Tüm yöneticilerim sorumluluğu vardır.
- E) Geniş kapsamlı ve organize bir şekilde iş stratejilerine ulaşmayı sağlayacak personel işleri üzerinde odaklanır.
2. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda Eğitim hizmeti sınıfında görev yapan öğretmenlere yönelik kariyer basamkları öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak basamaklandırılmıştır. Yukarıda tanımı verilen ifade Eğitimde İnsan Kaynakları Yönetiminin hangi ilkesi kapsamına girer?
- A) Liyakat ilkesi
- B) Eşitlik ilkesi
- C) Güvenlik ilkesi
- D) Tarafsızlık ilkesi
- E) Kariyer ilkesi
3. I. Okulun amaçlarını ve feslefesini açıklamak II. Okulun politikalarını saptamak ve tanıtmak III. okul etkinlikleri için ihtiyaçları saptamak IV. Çevrenin desteğini kazanmak Verilenlerden hangisi/hangileri İnsan kaynakları yönetimi bağlamında, okul yöneticilerinin sorumluluklarındandır?
- A) II, III ve IV
- B) I, III ve IV
- C) I ve III
- D) I, II ve III
- E) I, II, III ve IV
4. Aşağıdakilerden hangisi Okul yöneticilerinin İnsan Kaynakları Yönetimi işlevleri arasında yer almaz?
- A) Ders içeriği
- B) Güdüleme
- C) Ceza
- D) Hizmet içi eğitimi
- E) Adaylık eğitimi
5. Eğitim yönetimi, örgütte bulunan madde ve insan kaynaklarını en verimli biçimde kullanma sürecidir. Okulda en önemli insan kaynağı, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler, eğitici olmayan personeldir. örgütsel amaçlara ulaşmada itici güç olan insan kaynaklarının tam ve etkin olarak kullanılabilmesi için, hem kaynağın kendisine hem de örgütün etkinliğine yönelik yapılan etkinliklerin tamamı İnsan Kaynakları Yönetiminin ....... oluşturur. Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A) İşlevleri
- B) İlkeleri
- C) Özellikleri
- D) Planlamaları
- E) Amaçları
6. Aşağıdakilerden hangisi "Eğitimde İnsan Kaynakları Yönetiminin" amaçlarından biri değildir?
- A) Hukuksal Uyum
- B) Felsefi Uyum
- C) Verimlilik
- D) İş gücünün uyum yeteneği
- E) İş hayatının kalitesi
7. Okulların üç önemli insan kaynağını oluşturan değişkenler aşağıdakilerden hangileridir?
- A) Yöneticiler - Öğretmenler - Öğrenciler
- B) Veliler - Öğretmenler - Öğrenciler
- C) Veliler - Yöneticiler - Öğretmenler
- D) Eğitici olmayan personel - Öğrenciler - Öğretmenler
- E) Yöneticiler - Öğretmenler - Eğitici olmayan personel
8. Bir görevi başarı ile yapabilme gücünü belirten, sözcük anlamıyla uygunluk, elverişlilik ve yeterlilik olarak tanımlanan, geniş anlamda ise etkili ve verimli bir personel sisteminin kurulmasına olanak sağlayan kural ve uygulamalar bütününü olarak ifade edilen ilke aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Eşitlik
- B) Güvence
- C) Verimlilik
- D) Kariyer
- E) Liyakat
9. Aşağıdakilerden hangisi Eğitimde İnsan Kaynakları Yönetiminin dayandığı temel ilkelerden biri değildir?
- A) Kariyer ilkesi
- B) Demokrasi ilkesi
- C) Tarafsızlık ilkesi
- D) Güvence ilkesi
- E) Eşitlik ilkesi
10. "Çalışanların sahip oldukları ilgi, ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda iş ortamında değişiklikler yaparak iş ortamının çalışan açısından daha insani bir şekle sokulması olarak tanımlanan"kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Rekabet avantajı kazanmak
- B) İş hayatının kalitesi
- C) Hukuksal uyum
- D) İş gücünün uyum yeteneği
- E) Verimlilik
11. Türkiye'de kitapçılık, son çeyrek yüzyıl içinde çehre değiştirdi. Öncelikle kitabı seven, işinin manevi boyutuyla tatmin olan bir kitapçı türü vardı eskiden, şimdi sayıları enikonu azaldı o insanların. Yalnızca kitap satan, iyi "çeşit" bulunduran pek az dükkan görüyoruz. Çoğu, kırtasiye, kaset, oyuncak hatta başka tüketim malları bulunduruyor. Vitrine, kolay satılan maldan başkası zor giriyor. Bu parçanın bütününde yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Kitabın ticari bir mal gibi görülmesinden
- B) Kitapçılık anlayışının değişmesinden
- C) Kitapçılarda, kitap çeşitlerinin az olmasından
- D) Türkiye'de satılan kitap sayısının günden güne azalmasından
- E) Kitapçıların başka mallar satmaya yönelmesinden
12. Karadeniz'le Akdeniz'in kucaklaştığı, Asya'yla Avrupa'nın yeşillikler ve mavilikler ortasında yüz yüze geldiği, uygarlıklar, kültürler köprüsü olan İstanbul, doğal ve kültürel zenginlikleriyle birçok sanatçıya esin kaynağı olmuştür. Edebiyatımızda en çok şiir İstanbul üzerine yazılmıştır. Müziğimizdeki ölümsüz yapıtların pek çoğu İstanbul'la ilgilidir. En güzel mimari eserler İstanbul'u donatmıştır. 18. ve 19. yüzyılda minyatürlere, gravürlere konu olmuştür İstanbul. Kimi Avrupalı ressamlar da İstanbul'a gelmeden İstanbul yaşantısını tuvallerine yansıtmışlardır. Cumhuriyet dönemi ressamları da İstanbul tutkusunu yoğun biçimde yaşadılar. Kısacası, İstanbul'u görüp de yapıtına yansıtmayan sanatçı yok gibidir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır'?
- A) Pek çok sanatçının İstanbul'u konu edinen eserleriyle ünlü olduğu
- B) İstanbul'a gösterilen ilginin Cumhuriyet döneminde arttığı
- C) İstanbul'un, Türk sanatının ilham kaynaklarının başında yer aldığı
- D) İstanbul'un, doğal ve tarihi güzellikleriyle birçok sanat dalına konu olduğu
- E) İstanbul'daki yaşamın dünyanın her yerindeki sanatçılar için ilgi çekici olduğu
13. Büyük şşşehir, bize kiminle birlikte olmamız konusunda bir seçme olanağı vermiyor. Otobüse ya da dolmuşa, durakta öbeklenmis olanlar kimlerse, onlarla biniyorsunuz. Oysa eskiden İstanbul'da taşıtlara binenler birbirlerini tanırlardı. Ozellikle Boğaz vapurlarında yolcuların birbirlerini tanımaları çok doğaldı. Hatta iskelede birbirlerine yol vermeye çalışırken, vapuru dakikalarca bekletenler olurdu. Artık böylelerine rastlamak mümkün değil. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Şehirlerde yaşamın her geçen gün biraz daha zorlaşmasından
- B) Büyük şehirlerde insan ilişkilerinin giderek zayıflamasından
- C) Büyük şehirlerdeki trafik sorunundan
- D) İstanbul'un tarihi kimliğini kaybetmesinden
- E) Büyük şehirlerde, yaşamın tekdüze bir hale gelmesinden
14. Soru sormakla başlar ilk bilinçlenme; sorularla çevresini, insanları, dünyayı keşfeder çocuk. Neler sormaz ki! Ver karşılığını verebilirsen! Yepyeni izlenimlere açılan kapılardır çocuk soruları. Tek başına birer şiirdir onlar. "Kuş niye uçar kedi neden uçmaz? İnsanlar neden büyük?" Daha neler neler... Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir'?
- A) Çocuklar, anlamsız sorular sorar.
- B) Çocuk; çevresini ve dünyayı anlamak için soru sorar.
- C) Mantıklı sorular soran çocuklar da vardır.
- D) Sorular, çocuğun öğrenme yeteneğinin seviyesini belirler.
- E) Çocukların sorularına bazen cevap verilemez.
15. Günümüz sanatçısı kural dinlemeyen, yenilik yolunda ilerleyişine engel olan kuralları çiğnemekten çekinmeyen sanatçı durumundadır. Gerçi kuralsız bir sanat düşünülemez; yenileşme, değişme kuralların yenileşmesinden, değişmesinden başka bir şey değildir; ama sanatcı bağı koparırken bir baskıdan kurtulmanın sevinci içinde, çoğu zaman kendini alabildiğine özgürlüğe gidiyor sanır. Oysa sanatta tam bir özgürlük yoktur. Kurallar ölüyor, doğuyor, daralıyor, genişliyor, çoğalıyor, azalıyor, ama büsbütün ortadan kalkmıyor. "Her şey değişti, kural mural kalmadı artık." diyoruz, sonra bir de bakıyoruz ki yepyeni kurallar arasındayız. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanatçı, ne kadar özgür davranmak istese de sanattaki kurallardan büsbütün kurtulamaz.
- B) Sanatçının kural tanımazlığının altında yatan gerçek, çevresinden gördüğü baskılardır.
- C) Hiçbir kurala bağlı olmayan bir sanatçı, çağdaş ve gerçek ürünler ortaya koyamaz.
- D) Sanat, yapısını her an yenileyen ve kalıcılığını böyle sağlayan bir alandır.
- E) Çağdaş sanatçılar kural tanımayan bir anlaşıyla sanat yapmaktadırlar.
16. Bir eleştirmenin, sanat yapıtını değerlendirebilmesi için, o sanat dalından anlaması, onun özelliklerini bilmesi ve kafasında bir ölçü oluşturması gerekir. Yani, bir müzik meraklısının kalkıp edebiyat eleştirisi yapmak istemesi yanlıştır. Bunun gibi, sanat üzerinde sadece genel bazı beğenileri olan birinin, bu beğenilere dayanarak, sanat yapıtını iyidir ya da kötüdür diye yargılaması doğru olmaz. Eleştiri olmaz bu. Çünkü elinde ölçü yoktur bir kere, ölçünün doğrusu ise hiç yoktur. Bu parçada asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Çoğu eleştirmenin nesnel bir eleştiri ölçüsü yoktur.
- B) Eleştiri yapacak kişi, konusunda bilgili olmalı ve görüşlerini nesnel ölçülere dayandırmalıdır.
- C) Sanat eserinin gücü, herkeste aynı zevki uyandırmasına bağlıdır.
- D) Edebiyatı sevmeyen kişilerin edebiyat eleştirisi yapması doğru değildir.
- E) Her insan, uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
17. Romanlarım yayımlanınca, yoğun bir ilgi ve coşkuyla karşılanmadı. Çok az kabul gördüm. İlk yapıtımın karşılaştığı derin sessizlikten sonra, ikinci yapıtım basında geniş yer tuttu ve eleştirmenlerden sert tepkiler aldı. Doğrusu şurada burada birkaç övgü çıkmadı değil; ama onlar da beni büsbütün şaşırtıyordu. Yergilerde olduğu gibi övgülerde de beni en çok şaşırtan, geçmişin büyük romanlarının değişmez bir örnekmiş gibi sürekli önüme sürülmesiydi. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Eleştirmenlerin, eserlerini anlamak için çaba göstermediğine
- B) Hakkında yapılan yergiler kadar övgülerin de şaşırtıcı olduğuna
- C) Eski romanların bir model olarak öne çıkarılmasını garipsediğine
- D) Basının, yapıtlarını acımasızca eleştirdiğine
- E) Romanlarının fazla ilgi görmediğine
18.
Dil eğitimi ile ilgilenen birçok uzmana göre dil becerileri içinde en zor gelişeni yazma becerisidir. Yazma becerisinin zaman alan, düşünmeyi gerektiren, dilin kurallarına uyulması zorunluluğunu gözeten planlı bir süreç olduğu belirtilmektedir. Elbette herkes büyük yazar olamaz ama doğru yazma becerisini kazanabilir. Kişi, yazma yeteneğine sahip bir şekilde dünyaya gelmez. Bu, doğrudan doğruya eğitimle elde edilen bir beceridir. Bu beceri, elverişli ortamda, uygulama ve denemelerle, özen ve çaba ile kazanılır.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?
- A) Yazma yeteneği çalışılarak geliştirilebilir.
- B) Yazma, kuralları olmayan bir etkinliktir.
- C) Yeteneği olmayan kişiler yazar olamaz.
- D) Yeteneği olmayanlar eğitimle yazar olamaz.
- E) Yazarlık, doğuştan gelen bir yetenektir.
19.
Türk edebiyatında roman, toplumsal sorunları tartışmak amacıyla kaleme alındığı için, bu romanlar üzerine yapılan incelemelerde de romanın tekniğinden çok, içeriği dikkate alınmış,·"nasıl" yazıldığı değil "ne" söylediği önemsenmiştir. İçerik Türk romanı için öylesine belirleyici olmuştür ki eleştirilerinde iki ucu dengelemeye çalışan Berna Moran bile romanımızın, içeriğine yaslanmadan okunamayacağı kanısına varmıştır.
Bu parçada Türk romanıyla ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okuru gerçek yaşamdan uzaklaştırdığı
- B) Anlatımdan çok, konunun öne çıktığı
- C) Biçimsel özelliklerinin önemsendiği
- D) Teknik bakımdan yetkinliğe ulaşamadığı
- E) Belli bir birikimin ürünü olduğu
20.
Türkiye'de sanat alanında en önemli sorun eleştiri eksikliği. insanlar okuduklarında tepkilerini bir şekilde bana ulaştırabiliyorlar. Ama asıl ihtiyacımız olan şey bu değil. Doğru dürüst bir edebiyat eleştirisinin olması lazım. Şimdiye kadar yazdıklarımla ilgili okuduğum kayda değer eleştirilerin toplamı dört sayfayı geçmez. Halbuki, birileri bizim için birtakım şeyler yazacak, eksiklerimizi gösterecek ki daha iyisini yapabilelim.
Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Ülkemizde sanatçıyı yetiştirecek bir edebiyat ortamının bulunmayışından
- B) Okurların sanatçılara karşı ilgisiz oluşundan
- C) Edebiyatımızda yeterli bir eleştirinin olmayışından
- D) Eleştirmenlerin eserden çok, eserin yazarını eleştirmesinden
- E) Sanatçıların okurun görüşlerine değer vermeyişinden