1. Köyünden çıkıp zaman zaman aramıza katılan ve büyük bir halk şairi olan Âşık Veysel’le Ankara’da tanışmıştım. Olgunluğu, dürüstlüğü ve inceliğiyle beni kendisine hayran bırakan şair; bildiğini tam biliyor, bilmediğini samimiyetle söylüyordu. Hayatında önemli bir yere sahip olan sazını çalarken, ektiği buğdayı biçen bir köylü kadar doğaldı. Aynı doğallığı sazına şiir söylerken de gösteren şairin şiirlerinin çıkış noktasını insan ve vatan sevgisi, yaşama sevinci, kardeşlik duygusu ve barış özlemi oluşturuyor. Yenilikleri ve bilimsel gelişmeleri dikkatle takip eden Âşık Veysel, şiirlerinde bu konulara da yer vermiştir. Şiirlerini, yaşadığı topraktan beslenerek oluşturan Veysel’in ne kadar kendine mahsus bir tadı olduğunu ona yakından bakan herkes fark eder. Âşık Veysel’e ait aşağıdaki dörtlüklerden hangisi, bu metinde sözü edilen konulardan biriyle ilişkilendirilemez?
- A) Benim her derdime ortak sen oldunAğlarsam ağladın, gülersem güldünSazım bu sesleri turnadan mı aldınPençe vurup sarı teli sızlatma
- B) Her ferdin hakkı var, bizimdir vatanBabamız, dedemiz döktüler al kanHudut boylarında can verip yatanSaygıyla anarız, şehit diyerek
- C) Avrupa Asya ayrı bir kıtaBir yıllık yol idi deveye ataUçaklar sığdırdı beş on saateDaha neler çıkar, dur belli değil
- D) Gezdim dere tepe niceler gibiYağmurlu karanlık geceler gibiBir gemi deryada bocalar gibiGeçirdim günümü gaflet içinde
2. İnsanların ellerine bakılarak karakterlerine dair hükümler çıkarmak çok eski dönemlerden kalma bir yöntemdir. Bu yöntem, Osmanlıda özellikle sarayda çalıştırılacak kişilerin seçiminde önemli bir değerlendirme aracı olmuştur. Bu yönteme göre, ● Yüzük parmağı işaret parmağından uzun olan kişiler, risk almaya açık bir yapıya sahiptir. ● İşaret parmağı ile yüzük parmağı eşit olanlar, hiçbir konuda aşırı gitmezler. ● Orta parmağı ile yüzük parmağı eşit olanlar, ömürlerini serüven arayışı içinde geçirir. Parmakların şekline göre de karakter tahlili yapılmaktadır. Örneğin, ● Parmakları sivri olanlar, güzel ve etkili konuşur; güçlü bir hayal gücüne sahiptir. ● Konik parmaklı kişiler, kimsenin etkisinde kalmadan kendi başına karar almak isteyen bir yapıya sahiptir. ● Köşeli parmakları olanlar, olaylara sakin ve temkinli yaklaşır. Buna göre maceraperest ve özgürlüğüne düşkün bir kişinin parmak yapısının aşağıdakilerden hangisine benzer olması beklenir?

3. Birden çok yüklemli cümlelerde öznenin bütün yüklemlerle uyumlu olması gerekir. Aksi takdirde özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Herkes doğayı korumak için elinden geleni yapmalı, sorumluluktan kaçmamalıdır.
- B) Memleketime bir an önce dönmek istiyorum çünkü çok özledim.
- C) Güneş her gün dünyamızı aydınlatıyor, sevinç ve mutluluk veriyordu.
- D) Akşamları ben müzik dinlemeyi, kardeşim ise kitap okumayı tercih ediyordu.
4. Kerem, Leyla, Merve, Nihat ve Osman adlı kişiler, A ve B filmlerine gitmiştir. Bu kişilerin gittikleri filmlerle ilgili şunlar bilinmektedir: ● Her bir kişi sadece bir filme gitmiştir. ● Üç kişi A filmine gitmiştir. ● Merve ve Nihat aynı filme gitmiştir. ● Leyla ve Osman’ın gittiği filmler farklıdır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle B filmine gitmiştir?
- A) Merve
- B) Osman
- C) Kerem
- D) Leyla
5. I. sorunlarına çözüm ararken II. toplumun özelliklerini göz önünde III. bir eğitim sisteminin IV. o sistemi oluşturan kültürün ve V. bulundurmak gerekir Numaralanmış sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?
- A) III.
- B) II.
- C) I.
- D) IV.
6. Aşağıda bazı söz sanatlarının açıklaması verilmiştir: ● Mübalağa (abartma); bir niteliği, olduğundan çok üstün veya aşağı gösterme sanatıdır. ● Tezat (karşıtlık), birbirine zıt kavram veya durumların bir arada kullanılmasıyla oluşan sanattır. ● İntak (konuşturma), insan dışındaki bir varlığın konuşturulmasıyla oluşan sanattır. Aşağıdakilerin hangisinde, açıklaması verilen sanatlardan herhangi birine yer verilmemiştir?
- A) Gözümde bir damla su, deniz olup taşıyorÇöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum
- B) Küçük bir çeşmeyim yurdumunUnutulmuş bir dağında
- C) Nazlı yârdan kem haberler geliyorDostlarım ağlıyor, düşman gülüyor
- D) Özlediğin hayatı buldun mu bilmemGözlerinde hâlâ hüzün var gibi
7. Alışverişlerde vaktimizin çoğu, gıda reyonlarında hangi ürünün daha sağlıklı olduğuna karar vermekle geçiyor. Kimi zaman doğru kararlar veriyor, kimi zaman da “Acaba gerçekten ne yiyoruz?” sorusuyla eve dönüyoruz. Özellikle yaz aylarında gıdaların paketlenmesine ve saklanma koşullarına daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Bunlara dikkat edilmezse gıdalarda, hastalıklara neden olan bakteriler oluşabiliyor. Bir grup araştırmacı, bu sorunun çözümüne katkı sağlayabilmek için bir algılayıcı (sensör) geliştirdi. Esnek film şeklinde olan ve gıda ambalajlarının içine yerleştirilebilen bu algılayıcı, insanlarda hastalıkların oluşmasına neden olan bakterileri belirlediğinde ışık yayıyor. Bu metinde sözü edilen algılayıcının üretilme amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yiyeceklerde bakteri oluşumuna neden olan durumları saptamak
- B) Paketlenmiş yiyeceklerde bakteri oluşumunu engellemek
- C) Hazır gıdalarla doğal gıdalar arasındaki farkı göstermek
- D) Gıdalarda zararlı bakteri olup olmadığını tespit etmek
8. Deyimler sözlerimizin anlaşılmasını kolaylaştıran, anlatımı renklendiren ve dakikalarca konuşarak ifade edemeyeceğimiz fikirleri bir çırpıda dile getiren kalıplardır. Bu kalıplar dilimize yerleşmiştir ve anlamları hemen herkes tarafından bilinir. Örneğin kötü niyet ve eylemlerin, sahibine zarar verdiği durumlarda - - - -, küçük bir iyilik yapılmak istenirken büyük zararlar verildiğinde - - - -, bir şeyi bildiği hâlde bilmiyormuş gibi görünen kişileri anlatmak için - - - - deyimini kullanırız. Aşağıdakilerden hangisi bu metinde boş bırakılan yerlerden herhangi birine getirilemez?
- A) kaş yapayım derken göz çıkarmak
- B) kazdığı kuyuya düşmek
- C) renk vermemek
- D) çizmeyi aşmak
9. Birbirine yardım eden fertlerden oluşan topluluklar, engelleri daha kolay aşıp üst düzey başarılar elde edebilir. İnsanın geçmişinde gördüğümüz ve onu dünyada baskın tür hâline getiren sosyal ve kültürel gelişimin arkasında böyle bir gerçeklik yatar.

10. Gazeteci: (I) - - - - Yazar: – Bir film düşünün. Filmdeki kişileri, olayların ayrıntılarını beyninize kaydetmekte hiç zorlanmıyorsunuz. Çünkü bu bilgiler duygularla birlikte giriyor zihninize. Edebiyat da beyni duygusal olarak uyarıyor ve bilgiler bu uyarının açtığı kapılardan girip beyne yerleşiyor. Ben de yazdığım bu kitapta matematiği, duygularla birlikte vererek sevdirmeye çalıştım. Gazeteci: (II) - - - - Yazar: – Kaliteli kitaplara ulaşmak zor değil aslında. Bunu sağlamanın yöntemi, anne ve babaların kitap okumayı sevmeleri. Anne ve babasını kitap okurken gören çocuk, okumayı sever. Okumayı seven insan, süreç içinde kaliteli kitabı tanır hâle gelir. Kaliteli kitaptan anlayan okurlar, yazarları da iyi kitap üretmeye zorlar. Seçici okurun olduğu yerde, kolaya kaçan yazar ve yayıncılar barınamaz. Kaliteli kitaplar böyle bir ortamda üretilir ve bunlara ulaşılması daha kolay olur. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerin hangisi getirilmelidir?
- A) (I) Çocuklar için yazılan bazı hikâyelerde matematiğin konu edilmesini nasıl karşılıyorsunuz?(II) Bir kitabın kaliteli olup olmadığını nasıl anlarsınız?
- B) (I) Matematiği çocuklar için eğlenceli hâle getiren bu kitabı neden yazdınız?(II) Çocukların nitelikli kitaplara ulaşabilmesinin yolu nereden geçiyor?
- C) (I) Bu kitabı, çocuklara matematiği sevdirmek için mi yazdınız?(II) Ülkemizde yapılan çocuk yayıncılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- D) (I) Çocukları bilimsel çalışmalarla, sanatla, felsefeyle, matematikle tanıştırmada edebiyatın rolü nedir?(II) Nitelikli okur olmanın yolunun hangi aşamalardan geçtiğini düşünüyorsunuz?
11. Türk sanatında süslemelerin ve onları oluşturan motiflerin ayrı bir önemi vardır. Her biri evrensel bir dile sahip olan motifler kültürümüzde çeşitliliği, renkliliği ve zenginliğiyle dikkat çekmektedir. Tarihten günümüze yetişen nice nakkaş, hattat ve ressam, eserlerini motiflerin binbir renk ve biçimiyle süslemiştir. Türk sanatında kullanılan bu motiflerden biri “ışın”dır. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılan ışık demeti şeklinde oluşturulan bu motif, özellikle Osmanlı armalarında kullanılmıştır. Sürekliliği yansıtan “çarkıfelek” motifi; dünyanın dönüşünü, devinimi ve hayatı anlatır. Bu motifte, merkezden dışa doğru açılan çizgiler, rüzgârgülü gibi tek yönde şekillendirilerek oluşturulmuştur. Bir diğer motif olan “zencerek”, belli bir düzenle birbirinin içinden geçirilmiş iplere benzeyen yapısından dolayı “mutluluk düğümü” olarak adlandırılmaktadır. Sonsuzluğu simgeleyen bu motif; güç, birlik ve mutluluğu da temsil eder. Aşağıdakilerden hangisi bu metinde sözü edilen motiflerden biri değildir?
12. Sanatçı, “Bugün hikâye, hayatımızın neresinde duruyor?” sorusu üzerinde düşünen, konuşan, tartışan bir eser ortaya koymuştur. Eserin metinlerine atılan başlıklar, az söz ile çok şey ifade etme özelliği gösteriyor. Başlıkları bu şekilde değerlendirmemin sebebi, onların metnin içeriğini dört başı mamur bir şekilde kuşatmasıdır. Kelime tekrarlarına kolay kolay düşmemesi, incelemelerini çalakalem değil, söylediklerinin önünü ve arkasını doldurarak yapması gibi birçok neden, sanatçının güçlü bir kalemi olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor. Bu metinde aşağıdakilerden hangisinin anlamını karşılayan bir söz kullanılmamıştır?
- A) Kısa ve öz anlatım
- B) Gelişigüzel
- C) Anlaşılması güç
- D) Eksiksiz, kusursuz
13. Yazarın hikâyelerindeki karakterler, çoğunlukla zor koşullar altında yaşayan insanlardır. O, var olma mücadelesi içindeki bu karakterleri, güçlü bir gözlem yeteneğine ve içgörüye dayanarak son derece kanlı canlı biçimde betimler. Hatta yakın arkadaşı olan Cemal Süreya, onun hikâyelerindeki kişiler için şöyle der: “Onun kişilerine iğne batırsan kan çıkar.” Bu metindeki koyu yazılmış cümlede, sözü edilen hikâye karakterlerinin hangi özelliği anlatılmak istenmiştir?
- A) Evrenselliği
- B) Gerçekçiliği
- C) Özgünlüğü
- D) Etkileyiciliği
14. Aşağıda büyük harflerin kullanıldığı yerlerle ilgili bazı kurallar verilmiştir: ● Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, semt vb.) büyük harfle başlar. Uyarı: Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, belde vb. sözcükler küçük harfle başlar. ● Yer adlarındaki ilk isimden sonra gelen ve deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar. ● Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde sadece özel adlar büyük harfle başlar. Bu kurallara göre, I. Dedem, geçen yıl bana bembeyaz bir Van kedisi almıştı. II. Türkiye’nin en önemli ulaşım noktalarından biri de Zigana geçididir. III. Marmaris’te bulunan Selimiye Köyü ziyaretçi akınına uğruyor. IV. Yarın akşam İç Anadolu’nun kuzey kesimlerinde yağış bekleniyor. cümlelerinden hangilerinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) II ve III.
- B) I ve II.
- C) I ve IV.
- D) III ve IV.
15. Bazı sözcükler isim-fiil eki aldığı hâlde kalıplaşarak bir varlığın, kavramın ismi olur. Bunlar fiilimsi olarak kabul edilmez. Örneğin “Tatlı yemek istiyorum.” cümlesindeki “yemek” sözcüğü fiilimsidir, “Çok güzel bir yemek yaptım.” cümlesindeki “yemek” sözcüğü ise isimdir. Buna göre aşağıdakilerin hangisinde fiilimsi eki aldığı hâlde, kalıplaşarak bir varlığı veya kavramı karşılayan sözcük yoktur?
- A) Görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
- B) Sofrada, haşlanmış yumurta ve kavurma vardı.
- C) Çakmak, kibritten önce bulunmuştur.
- D) Bir bebeğin gülüşü hangi insanı mutlu etmez?
16. Aşağıdaki grafikte Türkiye’deki üç farklı kütüphane türü ile Millî Kütüphanede 2017-2021 yılları arasında bulunan kitap sayıları verilmiştir. Bu grafikten aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
- A) Millî Kütüphanedeki kitap sayısında, 2020 yılında bir önceki yıla göre azalma olmuştur.
- B) Örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanelerindeki kitap sayısı, verilen yıllarda diğer kütüphane türlerinin her birindeki kitap sayısından fazladır.
- C) 2017 ve 2018 yılında halk kütüphanelerinde bulunan kitapların sayısı aynıdır.
- D) Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı 2018-2021 yılları arasında her yıl bir önceki yıla göre artış göstermiştir.
17. Sıfat-fiil eki alan bazı sözcükler, fiilimsi özelliğini kaybeder ve bir varlık ya da kavramın adını karşılayarak kalıcı isim olur. Örneğin “keser” sözcüğü, sıfat-fiil eklerinden biri olan “-er” ekini almasına rağmen bir aletin adını karşıladığı için kalıcı isim olmuştur. Buna göre aşağıdaki dizelerin hangisinde sıfat-fiil eki aldığı hâlde kalıcı isim olmuş bir sözcük vardır?
- A) Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururkenYazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz
- B) Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbulGörmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer
- C) Bursa’da eski bir cami avlusuKüçük şadırvanda şakırdayan su
- D) Ağaçların daha bu bahçelerdeBütün yemişleri dalda sarkıyor
18. Bu sabah erkenden kalktı. Her zamanki gibi elini yüzünü yıkayıp saçlarını taradı. Güneş, yeni yeni gösteriyordu yüzünü. Pencereyi açıp derin bir nefes aldı. Güneşin doğuşuyla aydınlanan gökyüzünü ve ufku taradı uzun bir süre. Sonra bahçenin ayrık otları ve taşlarla dolu toprağına takıldı gözleri. Dışarı çıkarak kullanacağı malzemeleri hazırladı özenle. Bahçenin bir bölümünü dikkatlice belledi. Toprağı tırmıkla tarayıp taşları ve otları ayırdı. Bu parçada “taramak” sözcüğü aşağıdaki anlamlarından hangisini karşılayacak şekilde kullanılmamıştır?
- A) Dikkatle bakmak, süzmek
- B) Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- C) Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
- D) Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri ayıklamak
19. Stres, vücudun her türlü uyarana yanıt verme yoludur. Beyin, tehlike altında olduğunu hissettiğinde vücudu harekete geçiren stres hormonu salgılar. Bu hormonun etkisiyle kalp atışları hızlanır, kan basıncı yükselir ve duyular keskinleşir. Böylece odaklanma hızı ve dayanıklılık artar. “Savaş ya da kaç” tepkisi olarak bilinen bu durum, vücudu korumanın yoludur. Ancak stres hormonunun salgılanması olumlu bir durum gibi görünse de bunun süreklilik arz etmesi vücuda zarar verir. Gözümüze güneş geldiği için kaşlarımızı çattığımızda bile beynimizin üzgün olduğumuzu sanarak stres hormonu salgıladığını düşünürsek stresi kontrol etmenin ruh ve beden sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Bu metinden “stres hormonu” ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Stres dışındaki durumlarda da salgılanabilmektedir.
- B) Vücuda faydası ve zararı, salgılanma sıklığına göre değişmektedir.
- C) Stres gerektirmeyen durumlarda salgılanması vücut için faydalıdır.
- D) Vücudun, tehlikelere karşı kendisini savunması için salgılanır.
20. 1970’li yıllarda bir deterjan markasının ürün müdürü, satışları artırmak için yeni bir pazarlama yöntemi geliştirdi. O yıllara kadar uygulanan yöntem, bütün deterjan paketlerinin içine hediye olarak bir çay kaşığının konulmasıydı. Ürün müdürünün geliştirdiği yeni yöntemde ise her pakete basit, ucuz ama ihtiyacı karşılayan bir hediye konulacak ve bu hediyeler birbirinden farklı olacaktı. Çamaşır mandalı, saç tokası, anahtarlık gibi hediyeler hazırlandı ve kapalı paketlere birer tane konuldu. Paketlerin üzerine “Her pakette bir hediye, bizde boş yok!” yazıldı. Bunun üzerine müşteriler paketlerin içinden çıkacak ürünü öğrenmek istedikleri için deterjana büyük ilgi gösterdi ve satışlar kısa sürede on kat arttı. Bu metne göre söz konusu kampanyanın başarılı olmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Üründen çıkacak hediyenin merak edilmesi
- B) Tüm paketlere hediye konulması
- C) Kampanyanın kısa ve öz bir cümleyle duyurulması
- D) Hediyelerin toplumun her kesimine hitap etmesi