Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

DGS Türkçe Paragrafın Konusu ve Ana Düşüncesi Testi III

DGS » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
İnsan, ne ressam doğuyor ne şoför doğuyor ne pilot doğuyor. İçinde bulunduğumuz, yaşadığımız şartlar, çevre bizi bazı yerlere doğru iteliyor. Bizde de biraz gayret varsa, o yönde yetişiyoruz, o yönde kök salıyoruz ve çiçek açıyoruz. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çevre, insanı birtakım davranışlara zorlar ve farkında olmadan değiştirir.
B) İnsanın meslek seçimini birçok etken belirler.
C) Bulunduğumuz çevreye önem vermeden yaşayamayız.
D) Çevre ve şartlar dikkate alınmadan insan kimliği anlaşılamaz.
E) İnsan yetiştiği çevrenin etkisiyle biçimlenir ve gelişir.
Soru 2
Ustaca hazırlanmış bir filmin kitleleri etkilemesi, harekete geçirmesi işten bile değil. 60'1ı yılların başında İngiliz televizyonu, George Orwell'in "1984"ünü filme uyarlayıp yayınladığında, bütün İngiltere büyük bir şok geçirdi. Bu filmden etkilenen milyonlarca İngiliz uzun süre "1984"ü ve anlattığı totaliter devleti konuştu. Bir insana saatlerce, günlerce bir düşüncenin kötülüğünü anlatabilir, hatta onu ikna edebilirsiniz; ama asla bir film kadar etkili olamazsınız. Bu parçadan çıkarılabilecek en uygun sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Totaliter devlet görüşü her toplumda yer bulan bir düşüncedir.
B) Sinema, tiyatrodan daha etkili bir sanat dalıdır.
C) Sinema, toplumlar için bir ayna görevi görür.
D) Sinema, kitleleri etkileyen en güçlü araçlardan biridir.
E) "1984" romanı çok etkileyici ve eğitici bir romandır.
Soru 3
Çağımızın gelişen tekniğinden yararlanmamalı mı tiyatro? Elbette yararlanmalı. Ama teknik; amaç gibi değil, araç gibi görülmeli; sözün gücünü gölgelemek için değil, belirtmek için kullanılmalı. Tekniğin getirdikleri, yardımcı öğelerdir. Önce, söz bütün ayrıntılarıyla belirebilmeli, salon sözle yıkanabilmeli. Teknik bundan sonra düşünülmeli. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılanları bütünüyle içerir?
A) Teknolojik gelişmeler tiyatronun gücüne gölge düşürür.
B) Teknik imkanları kullanamayan tiyatrolar başarısız olur.
C) Tiyatroda söz, teknikten etkilenmemelidir.
D) Tiyatro, teknik imkanlarla güçlendirilmelidir.
E) Tiyatro, asıl gücünü dilden almalı, teknik ona yardımcı olmalıdır.
Reklam
Soru 4
Bir sanatçının, çağını, çevresini, yurdunu, ulusunu açık ve doğru olarak yansıtması için onları iyi bilmesi gerekir. Yurdunun özelliklerini bilmeyen, halkının yaşayış ve kültürüyle ilgilenmeyen, yöresinin geçirdiği oluşumun özünü kavramayan bir sanatçıdan çağını gerçeğe uygun olarak yansıtması, geneli belirtmesi beklenemez. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçının çağını yansıtması için ülkesini ve toplumunu tüm yönleriyle tanıması gerekir.
B) Sanatçı, gerçekliği her şeyin önünde tutmalıdır.
C) Topluma yön veren sanatçılar, çağını iyi bilen sanatçılardır.
D) Sanatçı, çağını doğru yansıtırsa başarılı olur.
E) Halkın içinde yaşamayan sanatçı çağını iyi yansıtamaz.
Soru 5
Sanatın amacı nedir? Hayatı anlamak mı? Doğayı açıklamak, toplumu yansıtmak mı? İnsanı tanımak ya da bir yaşantı kurmak mı? Bir övgü veya bir yergi mi? Kuşkusuz sanatçının amacıdır bunlar, ama onun temeldeki amacı güzellik kavramını somutlaştırmak olmalıdır. Bu parçaya göre sanatçının asıl amacı nedir?
A) Toplumu ve yaşamı yansıtmak
B) Doğayı, bütün özellikleriyle eserine yansıtmak
C) İnsanı tanımak ve tanıtmak
D) Topluma daha iyi yaşam koşulları sunmak
E) Güzel olanı, okurun zihninde belirginleştirmek
Soru 6
Sanat, şekilci edebiyat kuramcılarının dediği gibi, bilgiden uzak bir şey değildir elbette. Ama sanatın verdiği bilgi, tarih ya da sosyoloji kitabının verdiği bilgiye benzemez; ansiklopedik değil, yaşantısaldır. Bilgi, duygunun içinde erimiş olarak iletilir. Sanatta, doğrudan bilgi vermek amaçlanmaz. Sanatın bize öğrettikleri, bilgi hazinemizi değil yaşantımızı zenginleştirir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanat, insanı ve toplumu olgunlaştıran bir olgudur.
B) Duygudan arınmış bilginin sanat değeri yoktur.
C) Sanat bilgi vermeyi değil, yaşamı zenginleştirmeyi amaçlar.
D) Bilgi olmadan, sanat eseri de olmaz.
E) Sanat, tarih gibi bir bilgi kaynağı değildir.
Reklam
Soru 7
Efsaneler, masallar, halk hikayeleri, halk mizahı yönünden çok zengin bir milletiz. Yeryüzünde bir Nasreddin Hoca daha yetişmemiştir. Dede Korkut, usta bir hikayeci; Köroğlu, eşi benzeri olmayan. bir destan kahramanıdır. Yunus, ilahi aşkın burcunda gönülleri doyuran ölümsüz bir şair; Karagöz, mizah gücünü hayal perdesine yansıtan yaman bir oyuncudur. El alem bir çocuk masalı ile adını dünyaya duyururken biz bunca zenginlikler içerisinde, her dokunduğu altın olan ama açlıktan ölen Midas'a benzemiyor muyuz? Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Halk kültürümüzün giderek zenginliğini kaybettiği
B) Folklor ürünleri yönüyle milletimizin çok zengin olduğu
C) Yunus gibi, Nasreddin Hoca gibi dehaların yalnız bizim kültürümüzde var olduğu
D) Kültür kaynaklarımızın zenginliğinden habersiz yaşadığımız
E) Halk hikayelerimizi yeteri kadar tanımadığımız
Soru 8
Oyunun kişileri iyi çizilmiş. Eylem, gerilim, entrika nitelikleri de yerli yerinde. Dekor ünlü bir ressamın tablosundan daha güzel. Yer yer çalgı da var; öyle ki konserde sanırsınız kendinizi. Oyunculara gelince, onlar da jest, mimik, bale dersi verircesine oynuyorlar; ama dilin tadını duyuramıyorlar seyirciye. Şimdi söyleyin bana, tiyatro mu bu? Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dilin güzel kullanılması seyircinin algılama seviyesini artırır.
B) Oyuncular kişisel yetenekleriyle çok kötü bir tiyatro oyununu bile sevdirebilir.
C) Tiyatroda önemli olan, yönetmen ve yazarın istediklerinin olup olmadığıdır.
D) Bir tiyatro yapıtının başarısı, seyirciye dil zevkini tattırabilmesiyle ölçülür.
E) Bir oyunda dilin tadına varılması oyuncuların tecrübesine bağlıdır.
Soru 9
Gerçek anlamda tutkuyla sevenler için ölüm bir ceza değil, ayrıcalıktır; son nefesini veren aşık, Tanrı ile birlikte usulca yazgısına ortak olmuştur neredeyse. Bu bağlamda gerek Tristan ve Mecnun gerek İsalde ve Leyla gibi o çekimi mutlak biçimde tutkuya çevirenler için son yolculuğa çıkış düpedüz bir armağandır, ölüm acıyla bütünleşen göksel mutluluğun sonucudur burada. Oysa Don Juan ve Casanova'da görüldüğü üzere, salt cinselliğin belirleyici olduğu ilişkilerde karşılaştığımız ölüm ya zorunlu olarak ödenen bir bedel ya da yeryüzüne sıradan bir vedadır. Bu parçada ölümle ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halk hikayelerindeki aşıklar ölümü kutsamıştır.
B) Ölüm hayata bakışı, kişinin mutluluğunu ve yaşam algısını şekillendirir.
C) Ölüm, Batı'da hayatın bir kuralı olarak algılanmaktadır.
D) Dünyevi arzular, insanın yaşama sıkı sıkı bağlanmasını sağlar.
E) Ölüm algısı aşk ve tutkunun yaşanışına göre değişiklik gösterir.
Reklam
Soru 10
Bizim kuşağımızın ve belki bir sonraki kuşağın göremeyeceği fakat gelecek kuşakların erişebileceği o günler asıl bayram günleri olacaktır. Çünkü bir azınlığın bir çoğunluğu sömüremediği emek fazlası değerden yığın yığın servetler edinilemediği, herkesin çalışmasının tam karşılığını aldığı, devlet hazinesinin talana uğratılamadığı ve sorumlulukların örtbas edilemediği her türlü düşüncenin tam bir özgürlük ve hoşgörü havası içinde tartışılabildiği gerçek demokratik toplumun günleri olacaktır o günler. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumlardaki düzensizlik yüzyıllardır var olan bir gerçekliktir.
B) Tüm dünyada küçük bir azınlığın sözü geçmektedir.
C) Devlet kavramının doğduğu günden beri büyük bir çoğunluk sömürülmektedir.
D) Günümüze dek, idealize edilen sistemler kurulamamıştır.
E) Adil bir dünya düzeni önünde sonunda kurulacaktır.
Soru 11
Shakespeare, Londra'da kafayı çekip bir "pub"ı dağıttı. Orada bulunan bir magazinci olayı fotoğrafladı. Gazetelerde kendisini gören Shakespeare, ı'Ben artık sanatçı oldum." dedi. Oturdu Hamlet'i, Macbeth'i, Kral Lear'i yazdı. Van Gogh, çöplerin toplanmadığına kızarak elinde bir bıçak, evinin damına çıkmıştı. Medya hemen oraya damladı. Van Gogh, kameraların önünde kulağını kesti. Keser kesmez de sanatçı oldu. Karacaoğlan çobandı. Koyunlarını güttüğü yerden geçen televizyoncunun biri, "Dur, şunu sanatçı yapayım," dedi. Çobana mikrofonu uzatıp "Merhaba Telegülle!" dedirtti. Karacaoğlan o anda sanatçı oldu. Yukarıdaki parça aşağıdakilerin hangisinde ileri sürülen düşünceyi alaya almak için yazılmıştır?
A) İnsanların sanatçı olup olamayacağına kimse karar veremez.
B) Medyaya rağmen sanatçı olmaya heveslenen birçok kişi var.
C) Sanatın gereklerini yerine getiren bir sanatçı medyayı umursamaz.
D) Görsel ve yazılı basın olmasaydı bugün bir tek sanatçı olmazdı.
E) Medya araçlarının çeşitliliği sanatın yaygınlaşmasını hızlandırdı.
Soru 12
Fransız eleştirisinde birçok yöntem devresini tamamlamış, işlevlerini yerine getirmiş ve kaybolup gitmiştir. Öyle ki Fransız eleştirisi bugün eskiye göre o kadar önemli değildir ve ağırlığını yitirmiştir. Bu da eleştiride kimi sıkıntıların doğmasına yol açmıştır. Bugün eleştiriyi herkes biraz kendisi için, kendine göre yöntemsel belirleme kaygıları olmadan yapıyor. İç sınırlar silinmiştir biraz. Buna karşılık on yıl öncesinde pek düşünülmeyen, yirmi yıl önceyse hiç akla getirilmeyen bazı disipliner ortaya çıkmıştır. Bu parçada Fransız eleştirisiyle ilgili yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirinin yöntem ve sınırlarının kaybolması
B) Akıl dışı disiplinlerin ortaya çıkması
C) Bazı yöntemlerin kaybolup gitmesi
D) Dünyadaki etkisini yitirmesi
E) Nitelikli eleştirmenlerin kalmaması
Reklam
Soru 13
Ressamsanız, her şeyi ressam olarak görürsünüz. Tabağınızdaki yemekten tutun, seyrettiğiniz futbol maçını bile. Şairseniz, her şeye şair olarak bakarsınız. Ben de şiir yazmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Sanatla uğraşıyorsanız başka türlü yapamazsınız. Çiçeklere, geçen trenlere, grev gözcülerine, her şeye. Kaçınılmaz bir şey bu. Bunun simgesi olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı tanıdım. Sanırım, düşlerini bile şair olarak görüyordu. Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hiçbir şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi şiirin ustası olamaz.
B) Günlük yaşamın telaşı sanatı zehirleyen başlıca etkendir.
C) Ressam ya da şair, her sanatçı sanatının gereklerini yerine getirmelidir.
D) Sanatçı hayatının her anını sanatını düşünerek geçirir.
E) Sanatla uğraşmak kimi bedelleri ödemeyi göze almaktır.
Soru 14
"Düşünce" bir sanattır ve okuya okuya elde edilir. Şu halde "güzelliği düşünme sanatı'', güzelliğin gönülde tatlandırılması ya da güzelliğin tadına varma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bu tat damak zevki değil; kaba duygular, maddi haz ve şehvet tadı hiç değil. Gerçek sanat eseri olan çıplak bir kadın heykelini seyreden kişinin mermeri canladıran sanatçıyı, sanatçının ruhunu, o heykelin vücut ve yüz ifadelerinde görmekten duyduğu sonsuz sanat heyecanıdır bu. Bu parçaya göre güzelliği düşünme sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her insanın göremeyeceği ayrıntıların eserde görülmesidir.
B) Okuyup araştırarak ulaşılan bir düşünme biçimidir.
C) Sanat yapıtındaki yaratıcılıktan haz almaktır.
D) Taş ve mermer sanat eserlerinden ortaya çıkan bir sanattır.
E) Zevk ve maddi haz üzerine kurulu bir düşüncedir.
Soru 15
Okuldaki çocuklara ev ödevleri verilir, onlardan çeşitli alıştırmalar yapmaları istenir. Bu tür ödev ve alıştırmalar, onları hayata hazırlar. Onların sorumluluk ve bilinç sahibi olmalarını sağlar. Ben ödevin bu tür faydalarına inanıyorum ve ödeve karşı çıkmak yerine, ödev vermeyi destekliyorum. Ödevin gerekliliğine sonuna kadar inanan bir kişiyim. Yukarıdaki parçaya göre, ödevin en büyük işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kişiye, işlerin kolay yollarını öğretmesi
B) İnsana büyük bir sabır gücü kazandırması
C) Okulu ve dersi sevmeyi öğretmesi
D) İnsanı bilinçlendirip hayata hazırlaması
E) Yeteneklerini keşfetme olanağı sağlaması
Reklam
Soru 16
Edebiyatın aşağı yukarı her türünde yazarım; ancak benim için aslolan şiirdir. Diğer her şey, ikincildir benim gözümde. Çünkü ben şiiri adeta kendiliğinden yazarım. Diğer türlerde ise yazmam gerektiğini düşünürüm; yazmak adeta bir zorunluluk haline gelir. Tamamen kendiliğinden, tamamen içimden gelen bir yazmadan söz edemem onlarda. Yazmalı mıyım?. Belki de yazmalıyım. Ama o türlerde yazarken işin "kendiliğindenlik" kısmı kayboluyor. Oysa şiirde her şey büyük bir istekle kendiliğinden gerçekleşiyor. Bu sözleri söyleyen bir sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) İsteyerek yazdığı asıl türün şiir olduğu
B) Yapıtlarını oluştururken konuların kendiliğinden ortaya çıktığı
C) Şiir dışındaki türlerde daha fazla yapıt verdiği
D) Diğer türlerde yapıt vermesinin şairliğini olumsuz etkilediği
E) Yazarken okurlarının isteklerine boyun eğdiği
Soru 17
Çocukken bizim evde iki şiir kitabı vardı: Biri Aşık Veysel'in Dostlar Beni Hatırlasın'ı, diğeri ise Mehmet Akif'in Safahat'ı. ikisini de okurdum; ikisindeki şiirler de çok etkilerdi beni. Onları okudukça şiir denen olguyla tanışıklığım ilerliyor, içimde o kitaptakiler gibi şeyler yazmak isteği beliriyordu. Bu isteğe fazla dayanamadım. Sanıyorum, ilkokul son sınıftaydım, bir şiir yazdım. Sonra onu sınıf arkadaşlarıma ve öğretmenime gösterdim. Onlar yazmaya devam etmemi söyleyince arkası geldi. Bu, şiir yolunda ilk adımı atmam, anlamına geliyordu. Bir başka ifadeyle de şiir serüvenim başlamıştı artık. Bu parçanın bütününde yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
A) Ailesinin sanatsal etkinliklerle yakından ilgilendiğinden
B) En çok beğendiği şairlerden
C) Şiir yazmaya ne zaman ve nasıl başladığından
D) İlk şiirlerinin herkesçe çok beğenildiğinden
E) İlk şiirlerinde hangi duyarlılıkların olduğundan
Soru 18
Yazmak, yaşamı m içinde ancak önem kazandığında benim için anlamlı oluyor. Bu açıdan okumaya ayırdığım özel zamanları yazmaya ayırmıyorum. Okumak için kendimi mecbur hissetmediğim pek enderdir; ama ciddi anlamda kendimi yazmaya mecbur hissettiğimi aynı rahatlıkla söyleyemem. Buna rağmen birçok eser yazdım; ancak onları nasıl yazdığımı ben de bilmiyorum. Bir şekilde yazmışım işte. Bir de bakıyorum ki, bir yazının tam ortasına düşüvermişim. O da capcanlı akıp giden hayatımın bir parçası olup çıkıvermiş. Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?
A) Yaşamının, yazıyla anlamlı hale geldiğini
B) Eser vermek için ciddi bir okuma sürecinden geçtiğini
C) Yazı merkezli bir yaşam sürdürdüğünü
D) Yazı faaliyetlerinin, yaşamının doğal sürecinde ortaya çıktığını
E) Yeni bir eser verirken nasıl bir çalışma içine girdiğini
Reklam
Soru 19
Deneme, edebiyatın gelişme düzeyinin bir göstergesidir. Düşüncesi olmayan bir edebiyattan söz edilebilir mi? Öyleyse edebiyatı da denemesiz düşünmek mümkün değil. Bu anlamda deneme, hep taşıyıcı, yol gösterici olmuştur. Hep kendinden bir şeyler vermiştir edebiyata, öteki yazın türlerine. Örneğin eleştirinin kurulmasında en etkin yazı biçimi deneme olmuştur. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
A) Eleştirinin, denemenin gelişimine büyük katkı sağladığından
B) Denemenin düşünsel yönü ağır basan bir tür olduğundan
C) Denemenin edebiyata önemli katkıları olan bir yazın türü olduğundan
D) Edebiyatın bütün türlerinin aynı değeri taşımadığından
E) Deneme yazan sanatçıların öteki yazın türlerinde de başarılı olacağından
Soru 20
Bir yapıt, başka bir dile aktarılırken kimi terimlerin o dilde tam karşılığı olmayabilir; ancak o terimlerin bir açıklaması mutlaka vardır. Oysa bu kitabı okurken benim için pek çok teri m anlamsız kaldı: "yalorişa, oşalufan, sarapatel, kopuera" bunlardan yalnızca birkaçı. Belki de sadece o bölgede kullanılan yerel terimler bunlar. Ama bunları anlamak, okur olarak benim hakkım; bunların ne olduklarını bana açıklamak da çevirmenin görevi değil mi? Gerçi, çevirmenin farklı bir kültürden bir kitabı dilimize kazandırması saygıdeğer bir davranış. Keşke bir" de buna dikkat etseydi. Bu parçada yazarın, okuduğu kitabın çevirmeninde gördüğü eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çeviri konusunda deneyimsiz olması
B) Çevirdiği yapıtın dilini iyi bilmemesi
C) Sözcüklerin anlamlarını vermek yerine, açıklamasını yapması
D) Kitaptaki terimlerin açıklamalarını vermemesi
E) Hiç bilinmeyen bir kültüre ait bir kitabı çevirmesi
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.

DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.

DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın
  • AGNO'nuzu yüksek tutmaya özen gösterin
  • Geçmiş yıl DGS sorularını mutlaka çözün
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün