1.
İçimde bir sıkıntı, bir bunalma, bir bıkkınlık olduğu zaman, kendimi her şeyin boşluğuna, anlamsızlığına bıraktığım anlar olur. Böyle zamanlarda bir hastanın ilaç şişelerine sarılışı gibi ben de Sait Faik'in hikayelerine sarılırım. Sevdiğim yazarların her kitabını aynı ölçüde sevmediğim halde Sait Faik'in her kitabında sevdiğim hikayeler bulurum. Bu hikayelerde beni yaşama bağlayan ve yaşamımı anlamlı kılan özellikler vardır. İşte Sait Faik, bu sırrı yakalamış ve başarılı olmuş ender bir sanatçıdır. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Her kitabın insana vereceği bir bilgi ve güzellik vardır.
B)
Sait Faik, insanlara yaşamı sevdirmeyi başarabilmiş bir sanatçıdır.
C)
İnsanların sıkıldıkları zaman okuyacakları kitapları olmalıdır.
D)
Yaşama bağlanmanın tek yolu okumayı sevmektir.
E)
Sait Faik'in öykülerinde değişmez konu, insan sevgisidir.
2.
Evimizin çok yakınında bir meydan vardı. Hatta sonları burada toplanır, gün batımına kadar oynardık. Köyü çevreleyen düzlükler, düzlüklerin bittiği yerde başlayan ağaçlıklar vardı. Çoğu zaman ta oraya kadar gider, kekik kokan havayı teneffüs ederdik. Elektrik olmadığı için akşamları gaz lambası önünde ders çalışırdık. Kasabaya varmak için saatler süren yolculuğu unutmak mümkün mü? O yıllarda bu küçük köyden ayrılmayı hayal bile etmezdik. Ama gün geldi oldu. Büyük kentler de hoşuma gidiyor, onların da kendince güzel yönleri var. Ama aslını sorarsanız o günleri arıyorum. Çalılık meydan, bakımsız yollar tüm sıcaklık ve canlılığıyla gözümde tütüyor. Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisini özellikle vurgulamak istemektedir?
A)
Geçmişe özlem duyduğunu
B)
Köyün gelişmemesinden dolayı üzüldüğünü
C)
Yalnız yaşamaktan sıkıldığını
D)
Büyük kentleri hiç sevmediğini
E)
Düşüncelerinin zamanla değiştiğini
3.
Karşımıza çıkan olayları, nesneleri, insanları gören, onlarla alışverişte bulunan biz değiliz sanki. Bakarken başkalarının gözünü ödünç alıyor, işitirken kulak dolgunluğuyla işitiyoruz. Oturuştan kalkışa, eğlenmeden dinlenmeye hep başkalarını örnek alıyoruz. Başkalarının hoşlandığından hoşlanmaya özen gösteriyoruz. Beğenilerimiz başkalarının beğenileriyle uyuşmayınca canımız sıkılıyor. Herkesin sevdiğini sevmeyince, herkesin kınadığını kınamayınca içimiz rahat etmiyor. Herkesin üzüldüğüne üzülmek, herkesin alkışladığını alkışlamak üzere kurulmuşuz sanki. Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A)
İnsanların olaylar karışısında aşırı duyarlı davranmalarından
B)
İnsanların başkalarını örnek almasından
C)
İnsanların kendilerine özgü davranışlarının azlığından
D)
Bütün insanların aynı düşünce etrafında toplanmamalarından
E)
İnsanların, varlıkları benzer şekilde algılamalarından
4.
Türkiye'de kitapçılık, son çeyrek yüzyıl içinde çehre değiştirdi. Öncelikle kitabı seven, işinin manevi boyutuyla tatmin olan bir kitapçı türü vardı eskiden, şimdi sayıları enikonu azaldı o insanların. Yalnızca kitap satan, iyi "çeşit" bulunduran pek az dükkan görüyoruz. Çoğu, kırtasiye, kaset, oyuncak hatta başka tüketim malları bulunduruyor. Vitrine, kolay satılan maldan başkası zor giriyor. Bu parçanın bütününde yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A)
Kitabın ticari bir mal gibi görülmesinden
B)
Kitapçılık anlayışının değişmesinden
C)
Kitapçılarda, kitap çeşitlerinin az olmasından
D)
Türkiye'de satılan kitap sayısının günden güne azalmasından
E)
Kitapçıların başka mallar satmaya yönelmesinden
5.
Karadeniz'le Akdeniz'in kucaklaştığı, Asya'yla Avrupa'nın yeşillikler ve mavilikler ortasında yüz yüze geldiği, uygarlıklar, kültürler köprüsü olan İstanbul, doğal ve kültürel zenginlikleriyle birçok sanatçıya esin kaynağı olmuştur. Edebiyatımızda en çok şiir İstanbul üzerine yazılmıştır. Müziğimizdeki ölümsüz yapıtların pek çoğu İstanbul'la ilgilidir. En güzel mimari eserler İstanbul'u donatmıştır. 18. ve 19. yüzyılda minyatürlere, gravürlere konu olmuştur İstanbul. Kimi Avrupalı ressamlar da İstanbul'a gelmeden İstanbul yaşantısını tuvallerine yansıtmışlardır. Cumhuriyet dönemi ressamları da İstanbul tutkusunu yoğun biçimde yaşadılar. Kısacası, İstanbul'u görüp de yapıtına yansıtmayan sanatçı yok gibidir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır'?
A)
Pek çok sanatçının İstanbul'u konu edinen eserleriyle ünlü olduğu
B)
İstanbul'a gösterilen ilginin Cumhuriyet döneminde arttığı
C)
İstanbul'un, Türk sanatının ilham kaynaklarının başında yer aldığı
D)
İstanbul'un, doğal ve tarihi güzellikleriyle birçok sanat dalına konu olduğu
E)
İstanbul'daki yaşamın dünyanın her yerindeki sanatçılar için ilgi çekici olduğu
6.
Büyük şehir, bize kiminle birlikte olmamız konusunda bir seçme olanağı vermiyor. Otobüse ya da dolmuşa, durakta öbeklenmis olanlar kimlerse, onlarla biniyorsunuz. Oysa eskiden İstanbul'da taşıtlara binenler birbirlerini tanırlardı. Ozellikle Boğaz vapurlarında yolcuların birbirlerini tanımaları çok doğaldı. Hatta iskelede birbirlerine yol vermeye çalışırken, vapuru dakikalarca bekletenler olurdu. Artık böylelerine rastlamak mümkün değil. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A)
Şehirlerde yaşamın her geçen gün biraz daha zorlaşmasından
B)
Büyük şehirlerde insan ilişkilerinin giderek zayıflamasından
C)
Büyük şehirlerdeki trafik sorunundan
D)
İstanbul'un tarihi kimliğini kaybetmesinden
E)
Büyük şehirlerde, yaşamın tekdüze bir hale gelmesinden
7.
Soru sormakla başlar ilk bilinçlenme; sorularla çevresini, insanları, dünyayı keşfeder çocuk. Neler sormaz ki! Ver karşılığını verebilirsen! Yepyeni izlenimlere açılan kapılardır çocuk soruları. Tek başına birer şiirdir onlar. "Kuş niye uçar kedi neden uçmaz? İnsanlar neden büyük?" Daha neler neler... Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir'?
A)
Çocuklar, anlamsız sorular sorar.
B)
Çocuk; çevresini ve dünyayı anlamak için soru sorar.
C)
Mantıklı sorular soran çocuklar da vardır.
D)
Sorular, çocuğun öğrenme yeteneğinin seviyesini belirler.
E)
Çocukların sorularına bazen cevap verilemez.
8.
Günümüz sanatçısı kural dinlemeyen, yenilik yolunda ilerleyişine engel olan kuralları çiğnemekten çekinmeyen sanatçı durumundadır. Gerçi kuralsız bir sanat düşünülemez; yenileşme, değişme kuralların yenileşmesinden, değişmesinden başka bir şey değildir; ama sanatcı bağı koparırken bir baskıdan kurtulmanın sevinci içinde, çoğu zaman kendini alabildiğine özgürlüğe gidiyor sanır. Oysa sanatta tam bir özgürlük yoktur. Kurallar ölüyor, doğuyor, daralıyor, genişliyor, çoğalıyor, azalıyor, ama büsbütün ortadan kalkmıyor. "Her şey değişti, kural mural kalmadı artık." diyoruz, sonra bir de bakıyoruz ki yepyeni kurallar arasındayız. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Sanatçı, ne kadar özgür davranmak istese de sanattaki kurallardan büsbütün kurtulamaz.
B)
Sanatçının kural tanımazlığının altında yatan gerçek, çevresinden gördüğü baskılardır.
C)
Hiçbir kurala bağlı olmayan bir sanatçı, çağdaş ve gerçek ürünler ortaya koyamaz.
D)
Sanat, yapısını her an yenileyen ve kalıcılığını böyle sağlayan bir alandır.
E)
Çağdaş sanatçılar kural tanımayan bir anlaşıyla sanat yapmaktadırlar.
Test Tamamlandı
Bunu çözdün — bunları da dene:
Bu Test Hakkında
Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir. Sayısal ve sözel yetenek bölümlerinden oluşur.
Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 8 soru içermektedir.
Çalışma Tavsiyeleri:
- Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
- Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
- Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
- Zaman tutarak çözme pratiği yapın
Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.