Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragraf Testi II

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
İçimde bir sıkıntı, bir bunalma, bir bıkkınlık olduğu zaman, kendimi her şeyin boşluğuna, anlamsızlığına bıraktığım anlar olur. Böyle zamanlarda bir hastanın ilaç şişelerine sarılışı gibi ben de Sait Faik'in hikayelerine sarılırım. Sevdiğim yazarların her kitabını aynı ölçüde sevmediğim halde Sait Faik'in her kitabında sevdiğim hikâyeler bulurum. Bu hikayelerde beni yaşama bağlayan ve yaşamımı anlamlı kılan özellikler vardır. İşte Sait Faik, bu sırrı yakalamış ve başarılı olmuş ender bir sanatçıdır. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her kitabın insana vereceği bir bilgi ve güzellik vardır.
B) Sait Faik, insanlara yaşamı sevdirmeyi başarabilmiş bir sanatçıdır.
C) İnsanların sıkıldıkları zaman okuyacakları kitapları olmalıdır.
D) Yaşama bağlanmanın tek yolu okumayı sevmektir.
E) Sait Faik'in öykülerinde değişmez konu, insan sevgisidir.
Soru 2
Evimizin çok yakınında bir meydan vardı. Hatta sonları burada toplanır, gün batımına kadar oynardık. Köyü çevreleyen düzlükler, düzlüklerin bittiği yerde başlayan ağaçlıklar vardı. Çoğu zaman ta oraya kadar gider, kekik kokan havayı teneffüs ederdik. Elektrik olmadığı için akşamları gaz lambası önünde ders çalışırdık. Kasabaya varmak için saatler süren yolculuğu unutmak mümkün mü? O yıllarda bu küçük köyden ayrılmayı hayal bile etmezdik. Ama gün geldi oldu. Büyük kentler de hoşuma gidiyor, onların da kendince güzel yönleri var. Ama aslını sorarsanız o günleri arıyorum. Çalılık meydan, bakımsız yollar tüm sıcaklık ve canlılığıyla gözümde tütüyor. Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisini özellikle vurgulamak istemektedir?
A) Geçmişe özlem duyduğunu
B) Köyün gelişmemesinden dolayı üzüldüğünü
C) Yalnız yaşamaktan sıkıldığını
D) Büyük kentleri hiç sevmediğini
E) Düşüncelerinin zamanla değiştiğini
Soru 3
Karşımıza çıkan olayları, nesneleri, insanları gören, onlarla alışverişte bulunan biz değiliz sanki. Bakarken başkalarının gözünü ödünç alıyor, işitirken kulak dolgunluğuyla işitiyoruz. Oturuştan kalkışa, eğlenmeden dinlenmeye hep başkalarını örnek alıyoruz. Başkalarının hoşlandığından hoşlanmaya özen gösteriyoruz. Beğenilerimiz başkalarının beğenileriyle uyuşmayınca canımız sıkılıyor. Herkesin sevdiğini sevmeyince, herkesin kınadığını kınamayınca içimiz rahat etmiyor. Herkesin üzüldüğüne üzülmek, herkesin alkışladığını alkışlamak üzere kurulmuşuz sanki. Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A) İnsanların olaylar karışısında aşırı duyarlı davranmalarından
B) İnsanların başkalarını örnek almasından
C) İnsanların kendilerine özgü davranışlarının azlığından
D) Bütün insanların aynı düşünce etrafında toplanmamalarından
E) İnsanların, varlıkları benzer şekilde algılamalarından
Reklam
Soru 4
Türkiye'de kitapçılık, son çeyrek yüzyıl içinde çehre değiştirdi. Öncelikle kitabı seven, işinin manevi boyutuyla tatmin olan bir kitapçı türü vardı eskiden, şimdi sayıları enikonu azaldı o insanların. Yalnızca kitap satan, iyi "çeşit" bulunduran pek az dükkan görüyoruz. Çoğu, kırtasiye, kaset, oyuncak hatta başka tüketim malları bulunduruyor. Vitrine, kolay satılan maldan başkası zor giriyor. Bu parçanın bütününde yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A) Kitabın ticari bir mal gibi görülmesinden
B) Kitapçılık anlayışının değişmesinden
C) Kitapçılarda, kitap çeşitlerinin az olmasından
D) Türkiye'de satılan kitap sayısının günden güne azalmasından
E) Kitapçıların başka mallar satmaya yönelmesinden
Soru 5
Karadeniz'le Akdeniz'in kucaklaştığı, Asya'yla Avrupa'nın yeşillikler ve mavilikler ortasında yüz yüze geldiği, uygarlıklar, kültürler köprüsü olan İstanbul, doğal ve kültürel zenginlikleriyle birçok sanatçıya esin kaynağı olmuştür. Edebiyatımızda en çok şiir İstanbul üzerine yazılmıştır. Müziğimizdeki ölümsüz yapıtların pek çoğu İstanbul'la ilgilidir. En güzel mimari eserler İstanbul'u donatmıştır. 18. ve 19. yüzyılda minyatürlere, gravürlere konu olmuştür İstanbul. Kimi Avrupalı ressamlar da İstanbul'a gelmeden İstanbul yaşantısını tuvallerine yansıtmışlardır. Cumhuriyet dönemi ressamları da İstanbul tutkusunu yoğun biçimde yaşadılar. Kısacası, İstanbul'u görüp de yapıtına yansıtmayan sanatçı yok gibidir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır'?
A) Pek çok sanatçının İstanbul'u konu edinen eserleriyle ünlü olduğu
B) İstanbul'a gösterilen ilginin Cumhuriyet döneminde arttığı
C) İstanbul'un, Türk sanatının ilham kaynaklarının başında yer aldığı
D) İstanbul'un, doğal ve tarihi güzellikleriyle birçok sanat dalına konu olduğu
E) İstanbul'daki yaşamın dünyanın her yerindeki sanatçılar için ilgi çekici olduğu
Soru 6
Büyük şşşehir, bize kiminle birlikte olmamız konusunda bir seçme olanağı vermiyor. Otobüse ya da dolmuşa, durakta öbeklenmis olanlar kimlerse, onlarla biniyorsunuz. Oysa eskiden İstanbul'da taşıtlara binenler birbirlerini tanırlardı. Ozellikle Boğaz vapurlarında yolcuların birbirlerini tanımaları çok doğaldı. Hatta iskelede birbirlerine yol vermeye çalışırken, vapuru dakikalarca bekletenler olurdu. Artık böylelerine rastlamak mümkün değil. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A) Şehirlerde yaşamın her geçen gün biraz daha zorlaşmasından
B) Büyük şehirlerde insan ilişkilerinin giderek zayıflamasından
C) Büyük şehirlerdeki trafik sorunundan
D) İstanbul'un tarihi kimliğini kaybetmesinden
E) Büyük şehirlerde, yaşamın tekdüze bir hale gelmesinden
Reklam
Soru 7
Soru sormakla başlar ilk bilinçlenme; sorularla çevresini, insanları, dünyayı keşfeder çocuk. Neler sormaz ki! Ver karşılığını verebilirsen! Yepyeni izlenimlere açılan kapılardır çocuk soruları. Tek başına birer şiirdir onlar. "Kuş niye uçar kedi neden uçmaz? İnsanlar neden büyük?" Daha neler neler... Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir'?
A) Çocuklar, anlamsız sorular sorar.
B) Çocuk; çevresini ve dünyayı anlamak için soru sorar.
C) Mantıklı sorular soran çocuklar da vardır.
D) Sorular, çocuğun öğrenme yeteneğinin seviyesini belirler.
E) Çocukların sorularına bazen cevap verilemez.
Soru 8
Günümüz sanatçısı kural dinlemeyen, yenilik yolunda ilerleyişine engel olan kuralları çiğnemekten çekinmeyen sanatçı durumundadır. Gerçi kuralsız bir sanat düşünülemez; yenileşme, değişme kuralların yenileşmesinden, değişmesinden başka bir şey değildir; ama sanatcı bağı koparırken bir baskıdan kurtulmanın sevinci içinde, çoğu zaman kendini alabildiğine özgürlüğe gidiyor sanır. Oysa sanatta tam bir özgürlük yoktur. Kurallar ölüyor, doğuyor, daralıyor, genişliyor, çoğalıyor, azalıyor, ama büsbütün ortadan kalkmıyor. "Her şey değişti, kural mural kalmadı artık." diyoruz, sonra bir de bakıyoruz ki yepyeni kurallar arasındayız. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçı, ne kadar özgür davranmak istese de sanattaki kurallardan büsbütün kurtulamaz.
B) Sanatçının kural tanımazlığının altında yatan gerçek, çevresinden gördüğü baskılardır.
C) Hiçbir kurala bağlı olmayan bir sanatçı, çağdaş ve gerçek ürünler ortaya koyamaz.
D) Sanat, yapısını her an yenileyen ve kalıcılığını böyle sağlayan bir alandır.
E) Çağdaş sanatçılar kural tanımayan bir anlaşıyla sanat yapmaktadırlar.
Soru 9
Şairler bir şey anlatarak da, anlatmadan da yüzyıllardır şiir yazdılar, yazıyorlar. Benim öykü şiirinden yana sözler etmem bu durumu değiştirmez. Ama bir yazın çevresinde, "Şiirde öykü olmaz." diyenler varsa, onlara karşı, birilerinin de "Şiirde öykü olur." demesi doğaldır. Çünkü yapılan, yapılabilen bir şeyin, yapılmasına karşı çıkmak bir yasaklamadır, her yasak da mutlaka tepki görür. Hiç kimsenin yadsımadığı şiirin sözcüklerle yazıldığı gerçeğine gelince bu durum şiirin içinde düşüncelerin, duyguların yer almasına kesinlikle engel değildir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Örneklendirme
B) Betimleme
C) Tartışma
D) Öyküleme
E) Açıklama
Reklam
Soru 10
Şudur öykünün kuralları dersem, şiirin, romanın kuralları şunlardır, dersem doğru bir şey yapmış olur muyum? ... Kimi zaman, kendi yazdığım şiirler, öyküler, gezi notları, vazgeçilmez sandığım kurallara başkaldırmışlardır. Çünkü her öykünün giderek her tümcenin kendi yasası vardır. Bir tek şeyi açıklıkla söyleyebilirim. İster öykü olsun, ister şiir, ister roman, tümünün de görevi gerçeği anlatmaktır. Her yazı kendi varoluş nedenlerini, yöntemini kendisi yaratır. Yazı, yaşamın kendisi olduğundan böyle olmak zorundadır. Her insanın ölüm karşısında attığı çığlıktır o. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama
B) Karşılaştırma
C) Öyküleme
D) Tartışma
E) Betimleme
Soru 11
Hikayelerde sözün ele alınış yolları, biçimin özelliklerini ve görünüşlerini de belirliyor. Gerçekler önünde aktif olan sanatçının giderek değişici, ilerleyici bir biçimi olacaktır. Hikayeci değişen gerçekleri en güzel bir biçimde anlatmaya çalıştığı için biçimleri durmaksızın değişmektedir. Pasif sanatçının ise özünü değişmez olarak kabul etmesi, ister istemez biçim konusunda duruk, değişmez bir tutuma kaydırır onu. Sonunda yerinde saymak ya da kendini tekrarlamak durumuna gelir dayanır sanatçı. Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştür?
A) Tanık gösterme
B) Tanımlama
C) Örneklendirme
D) Betimleme
E) Karşılaştırma
Soru 12
Sabahları, tam dokuz yüz doksan dokuz penceresinden doğan güneşle aydınlanan Selimiye'nin içi, geceleri de üç bin yedi yüz seksen sekiz kandille ışığa boğuluyordu sanki. Duvarları süsleyen, eşi benzeri az bulunur güzellikteki İznik çinilerinin firuze ağırlıklı renkleri, lale, sümbül, menekşe, karanfil, papatya, gül ve nar çiçekleri suretinde, gecenin ve gündüzün aydınlığında farklı yansımalarla deviniyordu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama
B) Tartışma
C) Betimleme
D) Öyküleme
E) Karşılaştırma
Reklam
Soru 13
Sanat eseri yaratıcı bir çabanın sonunda doğar. Başka bir deyişle toplumsal bir çaba olan sanat, aynı zamanda yaratıcı bir çabadır. Burada Alain'in bir sözünü anıyoruz. "Sanat insanın, doğaya eklediği bir şeydir." Estetik çalışmanın manasını oluşturan öğeler doğada varsa da bunları sanat haline getiren insandır. Meydana getirmek sanatın en temel özelliklerinden biridir. Yaratıcı olmamak sanatçı olmamaktır. Kendinden öncekileri çocuğun büyüklerinde gördüklerini yapması gibi taklit edenler sanatçı olamaz. Onları olduğu gibi yazan da sanatçı değildir. Sanatçı bunların hepsinden üstün, hepsini kapsayıcı bir yaratma çabası gösterir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine örnek gösterilemez?
A) Tanımlamaya
B) Tanık göstermeye
C) Karşılaştırmaya
D) Benzetmeye
E) Örneklendirmeye
Soru 14
Ünlü bir düşünür, ünlü bir önermesinde şöyle der: "Fotoğraflar yalan söyler çünkü hayat hiç bir zaman durmaz..." Ben aksini düşünüyorum. Benim gibi düşünen bir başka sanatçı da şöyle diyor: "Fotoğraflar yalan söylemez çünkü fotoğraflar zamanın aktığının belgesidir..." Neden fotoğraf, neden hayat? Yanıtı basit; varolduğumuz kentin yaşadığını belgelemek... Bir önceki yazımda, henüz kent kültürü kavramının anlamını çözemediğimizi dile getirmiş, İstanbul'un ve insanının bu kavrama sahip çıkması gerektiğini vurgulamıştım. Bu mantık bizi, okurlarımızın, kentin yaşadığını gösteren küçük anları belgeledikleri fotoğraflarını yayınlamaya kadar götürdü. Sonuçta okur fotoğraflarını yayımlamak, sandığımızdan daha derin bir iş olarak çıktı karşımıza. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenmez?
A) Tanık göstermeye yer verilmiştir.
B) Kanılar nedenleriyle açıklanmıştır.
C) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
D) Bitirilmemiş cümlelere yer verilmiştir.
E) Öyküleyici bir anlatım kullanılmıştır.
Soru 15
Kimi sanatçılar romanlarında gereksiz açıklamalarda bulunmaktan kaçınırlar. Onlara göre romanda yazarın olaylara müdahale edip bazı bilgiler vererek okuyucuyu etkileme çabaları romanın yapısına terstir. Kimileri ise romanda kahramanlara her şeyi söyletmenin mümkün olmadığını; yazarın, romanını yazmakla amaçladığı şeyi en iyi, olay aralarında verebileceğini söylerler. Romanın tarihi gelişimi dikkate alındığında birincilerin sanatçı, ikincilerin faydacı oldukları görülür. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Karşılaştırma
B) Tanık gösterme
C) Tanımlama
D) Benzetme
E) Örneklendirme
Reklam
Soru 16

Ben yazarken çok sabırlı değilim. O anda aklıma gelenleri kaçırmamak için durmadan, yazıyorum. Böyle olunca da üslupla ilgili kusurlarım kaçınılmaz oluyor. Doğrusu ben de kusursuz bir üslupla yazmak isterim ama aceleci ve savruk bir şekilde yazdığım sürece bu pek mümkün görünmüyor. Belki yazın yaşamının başında bunun farkında olsaydım, bu konudaki eksikliğimi giderebilirdim. Ancak aradan bunca zaman geçtikten sonra kendimi frenlemem, yapıtlarımda özenli bir üslup kullanmam çok zor görünüyor.

Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?

A) Hiçbir zaman hatalarının farkına varamadığını
B) Yazılarında özensiz bir üslup kullandığını
C) Dilini güzelleştirmeye çalıştığını
D) Çok üretken bir yazar olduğunu
E) Hem içeriğe hem üsluba önem verdiğini
Soru 17

Her romancı, kalıcı olma düşü kurar. Bu en doğal hakkıdır onun. Bu amaçla da gece demez gündüz demez türlü fedakarlıklara katlanır. Üslubunu, tekniğini geliştirmek için romanını tekrar tekrar yazar. Gerektiğinde yazdığı nüshaları yırtar atar ve işe sıfırdan başlar. Fakat bütün bu çabalar, onu roman alanında unutulmaz sanatçılar arasına sokmaya yetmez. Çünkü bir romancının geleceğe kalabilecek yapıtlar verebilmesi, alt yapısının sağlam olmasına bağlıdır. Buna dikkat etmediğinde onun geleceğe kalması söz konusu olamaz.

Bu parçada romancı ile ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yapıtını tekrar tekrar yazmayı göze alamayan bir romancının başarılı olması çok zordur.
B) Kusursuz bir üsluba ulaşamayan romancının başarılı olmasına olanak yoktur.
C) Romancının kalıcı yapıtlar verebilmesi, sağlam bir birikime sahip olmasına bağlıdır.
D) Deneyim kazanmadan yapıt veren bir romancı kendisine zarar verir.
E) Bütün romancıların en büyük hayali, unutulmaz sanatçılar arasında yer almaktır.
Soru 18

Bu usta kalemin yazılarını nerede gördüysem kaçırmadım, hemen okudum. Yazdığı dil yazılarıyla ufkumu genişlettiği gibi, yazıya, sözcüklerin dünyasına, anlama, anlamaya, öz Türkçeye, dil kirlenmesine... nasıl bakılması gerektiğini de ondan öğrendim. Türkçenin geçirdiği evreleri, kirlenmemesi uğruna verilen savaşımı, dilimizin arılaştırılmasına nasıl özen gösterilmesi gerektiğini, yazma ve anlama bilincinin geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğini de yine onun yazılarından öğrendim.

Bu parçanın yazarı, sözünü ettiği yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini vurgulamak istemiştir?

A) Sürükleyici bir söyleyişinin olduğunu
B) Dil alanındaki çalışma ve yazılarıyla kendisini etkilediğini
C) Türkçenin dünya dili olması için mücadele ettiğini
D) Türkçenin sadeleşmesini yazın amacı olarak gördüğünü
E) Dil konusunun dışında bir eser ortaya koymadığını
Reklam
Soru 19

İstanbul meyvelerin otağıymış bir zamanlar. Arnavutköy'de yetişen yuvarlak, pembe, harika kokulu Osmanlı çileği, Beykoz'un kavak incirleri, Çengelköy'ün ayvaları meşhurmuş. O dönemlerde İstanbullular, bahçeleriyle kendileri uğraşırlarmış. Bahçe sahipleri arasında değişik ve hoş bir meyveyi yetiştirme rekabeti bile varmış. Şimdilerde ne meyveden ne ağaçlarından ne de bahçeyle uğraşanlardan eser kaldı...

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) İstanbul'da yetişen meyvelerin çok lezzetli olduğuna
B) İstanbulluların güzel meyve yetiştirmek için birbiriyle yarıştığına
C) İstanbul'un, adını dünyaya meyve bahçeleriyle duyurduğuna
D) Meyve ağaçlarına yeni nesil İstanbulluların zarar verdiğine
E) İstanbul'da eskiden birçok meyvenin yetiştiğine
Soru 20

Bu sanatçımız, yazın alanının hemen her türünde yapıt veriyor. Bunların hemen hepsi de akıcı bir dille yazılmış. Onun yapıtlarının en dikkate değer yönü ise belli temadan çok, farklı temaları işlemesi. Sanırım sanatçı, tek bir temaya bağlı kalmaktan hoşlanmıyor, bu nedenle de yapıtlarında farklı farklı temaları işliyor. Doğrusu onun bu tavrını okurlar başta yadırgıyor ama bir süre sonra buna alışıyor. Demek ki farklı temaları barındıran kitaplar da okurların ilgisini çekiyor.

Bu parçaya göre sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Her yapıtını okurları hesaba katarak kaleme aldığı
B) Yapıtlarının tek bir tema etrafında örgülenmediği
C) Başarılı olabileceği temaları belirleyip bu temalarla ilgili yapıtlar verdiği
D) Hiçbir zaman okurlar ne der kaygısına kapılmadığı
E) Hiçbir yapıtında mesaj verme kaygısı içinde olmadığı
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın