Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragraf Deneme Sınavı

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1

Uzun ömür, olağanın ya da size biçilmiş bir yaşamın ötesine geçip bunu da aşan bir olgudur. Doğum olur, doğana "uzun ömür" dileğinde bulunurlar. "Uzun ömür", acaba dünyada olağanın dışında bir ömür sürmek, sanıldığı ve beklenildiği kadar insana mutluluk verir mi, onu sevindirir mi? Belki imrendirir sizi, yolun ister başlarında, ister sonlarında olsun yaşadıklarınızdan daha çoğunu yaşamak isteği yüreğinizi titretebilir. Bu bencilce bir duygudur, bu nedenle ----

Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A) önemli olan yaşadığımız yılların fazlalığı, ömrümüzün uzamış olması değil midir?
B) yaşamın zenginliği, ömrümüzün uzunluğu ile ilgili değil arkamızda iyi bir miras bırakmakla ilgilidir.
C) faydasız işlerle uğraşıp uzun ömürlü olmaktansa faydalı olana yönelip kısa ömürlü olmayı tercih etmeliyiz.
D) uzun ömürlü olmayı değil anılarımızı paylaşacak insanların bulunmasını arzulamalıyız.
E) doğru olanın çok uzun yıllar yaşamak değil, nitelikli yaşamak olduğunu bilmeliyiz.
Soru 2

Dil eğitiminin temel amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir. Dille iletişimin bir yönünü anlatma, öteki yönünü anlama oluşturur. Bu nedenle bütün ülkelerin eğitim sistemlerinde, dil eğitimine özellikle ve öncelikle ana dili eğitimine büyük önem verilir. Yetişmekte olanlara dilin çok iyi bir şekilde öğretilmesi için çalışılır. Çünkü dil, kültürün temel ögesidir ve insanları birbirine yaklaştıran en güçlü araçtır.

Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

A) Düşünme becerileriyle dil eğitimi arasında nasıl bir ilişki vardır?
B) Dil, sosyal bağları sağlayan öğeler arasında yer almakta mıdır?
C) Eğitimini ana dille yapan ülkelerin ortak yönleri nelerdir?
D) Sizce planlı eğitimin önemi nedir?
E) Dilin kültür oluşumundaki önemi nedir?
Soru 3

Bence kitap ----. Bazı tanıdıklarım haftada üç dört kitap okuyor. Onlara hayret ediyorum. Kitap, içinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini, bucağını gayet iyi tanımalıyız. Her vakit başka eserler okuyanlar, iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatanlarını değiştiren insanlara benzemezler mi?

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A) aceleye getirilmeden sindire sindire okunmalıdır
B) gayet doğal olarak hatıralarımızdan izler sunmaktadır
C) okuyanlar, kendi vatanlarını daha iyi tanırlar
D) bir defalığına okunmak için yazılan ürün değildir
E) ne kadar çabuk biterse o kadar çok yeni kitaplar okuma fırsatı elimize geçer
Reklam
Soru 4

(I) Sanat tutkunluğu olan veya sanatçılık yeteneği öne çıkanların sanata ilk atıldıklarında duygularını genellikle şiirle aktardıkları bilinmektedir. (II) Öyle anlaşılıyor ki gençlik çağının heyecanlı yıllarında Karay da şiirle uğraşmış. (III) Bugün de kendisinden söz edilen bir sanatçı olma niteliği kazanmıştır. (IV) Fakat bu, onda sadece geçici bir heves olarak kalmıştır. (V) Onu asıl büyük sanatçı yapan 1908'den ölünceye dek yazdığı düz yazılardır. (VI) Karay, güldürü, anı, hikâye, fıkra, roman gibi değişik konu ve türlerde yazdığı düz yazılarla öne çıkmış.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) VI.
B) IV.
C) III.
D) II.
E) V.
Soru 5

Ünlü ressam Pablo Picasso okulda başarısız bir öğrenciymiş; en çok da matematik dersi ile başı beladaymış. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu küçük çocuk, 4 sayısını gördüğü zaman bunu bir buruna benzetiyor ve o burunun ait olduğu yüzün geri kalan bölümünü çizmek için dayanılmaz bir istek duyuyormuş. Diğer çocuklara 4, tam olarak öğretildiği görünürken, bu dahi ressam; 4'ü öne fırlamış bir burun olarak görmekten hiç kurtulamamış.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada belirtilenleri destekler niteliktedir?

A) Sanatta bütün alanlar kaynak olarak kullanılır.
B) Matematik hem zekayı hem de sanatı geliştiren önemli bir bilim dalıdır.
C) Güzel sanatlarla uğraşanların matematik alanında zayıf oldukları bilinir.
D) Sanatçıların başkalarına benzemeyen yönleri, küçük yaşlarda ortaya çıkar.
E) Sanatçılar küçük yaşlarda var olan yeteneklerini geliştirmeye başlar.
Soru 6

(I) Anne ve babaların çocuklarıyla arkadaşca ilişki içinde olmasının önemi, toplumun bilinçlenmesiyle her gün daha iyi anlaşılıyor. (II) Bilhassa kültürlü anne babalar çocuklarıyla ilişkilerinde bu hususa büyük özen gösteriyorlar. (III) Çocuk yetiştirme tutumları içinde arkadaşlığın büyük önemi var. (IV) Arkadaşlık, çocukla eşit ilişki içinde olma, aile içindeki kuralları karşılıklı konuşmayla çocuğun anlamasını sağlama, çocuğa eşit haklar tanıma, çocuğun fikirlerini açıkça belirtmesini destekleme ve birçok şeyi paylaşma gibi konuları içeriyor. (V) Görüldüğü gibi bu tarzda çocuk yetiştiriyor olmak, disiplinsiz davranmak anlamına gelmiyor.

Bir yazarın günümüz çocuk eğitimiyle ilgili görüşlerinin anlatıldığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A) III. cümlede, çocuk yetiştirirken arkadaşlarını tanımanın gerekliliği ifade edilmiştir.
B) V.cümlede, çocukla arkadaşça ilişkiler içinde olmanın kuralsızlık olmadığı belirtilmiştir.
C) II. cümlede, bilinçli ailelerin arkadaşlık kurarak çocuk yetiştirmeyi önemsediği dile getirilmiştir .
D) I. cümlede, anne ve babaların çocuklarıyla arkadaş olma şuurunun geliştiğine değinilmiştir.
E) IV. cümlede, çocukla arkadaşlık etmenin çeşitli konuları kapsadığından söz edilmiştir.
Reklam
Soru 7

(I) Gerçek düşünce adamları sadece sağlıklarında değil, öldükten sonra da çıraklar edinmeye, dolayısıyla düşünmeye devam ederler. (II) Her yeni çırak, onlarda açılmamış yeni kapılar bulur, yeni dünyalar keşfeder. (III) Çırakların görevi, üstatlarının yolunu aynen devam ettirmek değildir. (IV) Asıl hedefi sonuna kadar taş yontup üstada sunmak değil, onu aşarak üstat olmak olmalıdır. (V) Düşüncenin en büyük düşmanı, hayran olunan düşünce adamlarının eserlerini mukaddes kitaplar gibi görüp sözlerini ayet gibi ezberlemek ve üzerlerine bir şey ilave etmemektir.

Bu parçanın ana düşüncesi numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?

A) III.
B) IV.
C) II.
D) I.
E) V.
Soru 8

(I) Her şeye rağmen bugün sanat çalışmalarımızın yüksek düzeyde başarı sağlamasında geçmişteki deneyimlerimizin katkısı büyük olmuştür. (II) Geçmişe bakarak en azından bulunduğumuz aşamayı saptayabiliyoruz. (III) Yine de yerimizin çok üst düzeylerde sanatsal bir değerde olduğunu zannetmiyorum. (IV) Ama daha fazla çalıştığımız zaman, geçmişle şimdinin sentezini başarılı bir şekilde ortaya koyabiliriz. (V) Batı hayranlığının yanlışlığını söyleye söyleye, bilerek ya da bilmeyerek, yine de hayranlığımızı yapıtlarımızda sürdürüyoruz. (VI) Eleştirmenlerimiz, Batı hayranlığını kınarken bile hep Batı sanatının kriterlerini kullanıyorlar.(VII) Sanat yaşamınızın bu çarpık ve yanlış yol haritasından hepimiz sorumluyuz.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlar?

A) II.
B) IV.
C) VI.
D) III.
E) V.
Soru 9

"Eleştiridir kitapları yaşatan, okurlar değil." der bir yazarımız. Kitapların kolayca unutulmaması için onlara ilişkin eleştirinin, dik başlı ve metinler arasında ilişki kurularak esere yeni boyutlar kazandıran nitelikte yazılması gerekir. Dilde ve düşünüşte yeni açılımlar yakalayabilmeli eleştiriler.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada belirtilenleri destekler niteliktedir?

A) Eleştirinin en azılı düşmanı, eseri ona duyulan saygıya göre yargılamaktır.
B) Eleştirmen sadece sevdiği, beğendiği yazarların eserlerini iyi yönleriyle ele al- i: ..!!! mamalıdır.
C) Eleştirmenin görevi, yazıyı güzelleştirip onu süslü sözlerle bezeyip donatmak değildir.
D) Eleştirmen, sanat yapıtının özüne inip onda kimsenin göremediğini sezdiren yorumlar yapmalıdır.
E) Eleştiride seçici olmak önemlidir, her yapıtın eleştirisi yapılmamalıdır.
Reklam
Soru 10

Dokuz yıl önce pimpis bir çöplükten farksız olan bu köyü, yine bu köyün çocuğu olan öğretmen bey, tertemiz hale getirdi. Bu başarısında öğretmenin herkesin huyunu suyunu bilmesi ve herkese ona göre davranması önemli rol oynadı. O, köyün hem öğretmeni, hem din adamı, hem doktoru, hem emniyet görevlisi, hem ekonomi uzmanı, hem işçisi, hem çiftçisi... Kısacası o, köyün her şeyidir. Dokuz yıl içinde köyünü, vatan toprağında bütün benzerlerinden üstün, hatta onlarla taban tabana zıt, çalışkan ve mutlu insanlar yurdu yaptı.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Pekiştirmeli sözcüklere yer verilmiştir.
B) Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir.
C) Eksiltili cümle kullanılmıştır.
D) öznellik söz konusudur.
E) Nitelik belirten sözcükler vardır.
Soru 11

(I) Edebiyata sanat olarak baktığımızda, onun bilgi zenginliğini sunmasından daha önemli bir işlevi olduğunu görmemiz gerekir. (II) Bu, estetik işlevdir. (III) Masalın, şiirin, romanın, öykünün esas önemi buradan gelir. (IV) Ama insanı derinden .etkileyen, ruh yönünde· değiştirip geliştiren, onu insanlaşma yolunda yücelten, edebiyatın estetik yönüdür. (V)

Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine düşüncenin akışına göre "Öteki bilgiler öğretici kaynaklarda zaten yer almaktadır." cümlesi getirilebilir?

A) III.
B) IV.
C) I.
D) II.
E) V.
Soru 12

Halkın ilgi gösterdiği romanları eleştirmenlerin genellikle beğenmemesi konusunda "Kitap satışları halkın nabzı değil. Burada farklı etkenler söz konusudur." diyor bir eleştirmenimiz. Daha sonra da usta bir yazarımızın, okur tarafından beğenilmeyen bir romanının eleştirmenlerce göklere çıkarıldığını örnek göstererek şunları söylüyor: "Eleştirmenlerin tavrı doğru bir şey. Bu, halkı tanımamak veya halktan kopuk olmak anlamına gelmiyor. Hatta bence tam tersi. Medyanın gücünün bu kadar artması, romana bile el uzatması yüzünden eleştirmenler, romanımızın vicdanı olmaya başladı."

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Betimleme
B) Alıntı yapma
C) Karşılaştırma
D) Koşul
E) Örnekleme
Reklam
Soru 13

Kişiyi yaşamaya itiyordu Sait Faik. Zorla değil; kanıtlayarak, açıklayarak, ikna ederek ... Çünkü gerçekte o da yaşama genel anlamda bağlılık duymaktan uzaktı. Bu yüzden karamsar bir hava sezilirdi yazılarında. Yaşamak için bir hırsı, isteği yoktu ya da öyle sanılırdı. Fakat bize bıraktığı iki romanı, yüzlerce öyküsü, şiirleri kişiyi yaşamaya, hayatın bütün güzelliklerini tatmaya bir çağrıdır. İlk bakışta karamsar gibi gelen yaşam izlenimleri üzerinde biraz durunca bunların, umutsuzca seven büyük bir şairin aşırı duygu taşkınlıklarından doğan geçici bir karamsarlık olduğu görülür.

Bu parçada Sait Faik'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemistir?

A) Yapıtlarının kişilerde yaşam isteği uyandırdığına
B) Yapıtlarında karmaşık duyguların yer aldığına
C) Değişik türlerde yapıt verdiğine
D) Şiirleriyle, karamsarlık ve umutsuzluk aşıladığına
E) Yapıtlarında aşırı duygulanmaların izlerinin olduğuna
Soru 14

Bir eleştirmenin, sanat yapıtını değerlendirebilmesi için, o sanat dalından anlaması, onun özelliklerini bilmesi ve kafasında bir ölçü oluşturması gerekir. Yani, bir müzik meraklısının kalkıp edebiyat eleştirisi yapmak istemesi yanlıştır. Bunun gibi, sanat üzerinde sadece genel bazı beğenileri olan birinin, bu beğenilere dayanarak, sanat yapıtını iyidir ya da kötüdür diye yargılaması doğru olmaz. Eleştiri olmaz bu. Çünkü elinde ölçü yoktur bir kere, ölçünün doğrusu ise hiç yoktur.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çoğu eleştirmenin nesnel bir eleştiri ölçüsü yoktur.
B) Eleştiri yapacak kişi, konusunda bilgili olmalı ve görüşlerini nesnel ölçülere dayandırmalıdır.
C) Her insan, uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
D) Sanat eserinin gücü, herkeste aynı zevki uyandırmasına bağlıdır.
E) Edebiyatı sevmeyen kişilerin edebiyat eleştirisi yapması doğru değildir.
Soru 15

Okumayı severim; ancak çok okuyan bir kişi olduğumu söyleyemem. Çoğu zaman, aldığım kitabı biraz karıştırdıktan sonra, beni sıkıyor diye bırakırım. Bırakmamalı. Birtakım kitaplar vardır, sıkılsak da, kolay kolay anlamasak da onları okumalıyız. Yenmeliyiz sıkıntıyı. Anlamaya gelince; ne biliyoruz anlamadığımızı? Anlamak bir bakıma alışmak demektir. Kişi, alıştırmalıdır kendini anlamaya, ilk okuyuşta anlamadığımız, tat almadığımız bir kitabı elimizden atmak; düşüncemizi işletmek istemediğimizi gösterir.

Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Bazı kitapların okunmasının gerekliliğine inandığına
B) Kitabı anlamanın alışmaya bağlı olduğuna
C) Kitap okumayı çoğunlukla sıkıcı bulduğuna
D) Okumaktan vazgeçmenin, düşünmekten vazgeçmek demek olduğuna
E) Okumanın önemine inanmadığına
Reklam
Soru 16

Soru sormakla başlar ilk bilinçlenme; sorularla çevresini, insanları, dünyayı keşfeder çocuk. Neler sormaz ki! Ver karşılığını verebilirsen! Yepyeni izlenimlere açılan kapılardır çocuk soruları. Tek başına birer şiirdir onlar. "Kuş niye uçar kedi neden uçmaz? İnsanlar neden büyük?" Daha neler neler...

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir'?

A) Çocuklar, anlamsız sorular sorar.
B) Çocukların sorularına bazen cevap verilemez.
C) Sorular, çocuğun öğrenme yeteneğinin seviyesini belirler.
D) Çocuk; çevresini ve dünyayı anlamak için soru sorar.
E) Mantıklı sorular soran çocuklar da vardır.
Soru 17

Büyük şşşehir, bize kiminle birlikte olmamız konusunda bir seçme olanağı vermiyor. Otobüse ya da dolmuşa, durakta öbeklenmis olanlar kimlerse, onlarla biniyorsunuz. Oysa eskiden İstanbul'da taşıtlara binenler birbirlerini tanırlardı. Ozellikle Boğaz vapurlarında yolcuların birbirlerini tanımaları çok doğaldı. Hatta iskelede birbirlerine yol vermeye çalışırken, vapuru dakikalarca bekletenler olurdu. Artık böylelerine rastlamak mümkün değil.

Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Büyük şehirlerde, yaşamın tekdüze bir hale gelmesinden
B) Büyük şehirlerdeki trafik sorunundan
C) İstanbul'un tarihi kimliğini kaybetmesinden
D) Büyük şehirlerde insan ilişkilerinin giderek zayıflamasından
E) Şehirlerde yaşamın her geçen gün biraz daha zorlaşmasından
Soru 18

Evimizin çok yakınında bir meydan vardı. Hatta sonları burada toplanır, gün batımına kadar oynardık. Köyü çevreleyen düzlükler, düzlüklerin bittiği yerde başlayan ağaçlıklar vardı. Çoğu zaman ta oraya kadar gider, kekik kokan havayı teneffüs ederdik. Elektrik olmadığı için akşamları gaz lambası önünde ders çalışırdık. Kasabaya varmak için saatler süren yolculuğu unutmak mümkün mü? O yıllarda bu küçük köyden ayrılmayı hayal bile etmezdik. Ama gün geldi oldu. Büyük kentler de hoşuma gidiyor, onların da kendince güzel yönleri var. Ama aslını sorarsanız o günleri arıyorum. Çalılık meydan, bakımsız yollar tüm sıcaklık ve canlılığıyla gözümde tütüyor.

Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisini özellikle vurgulamak istemektedir?

A) Büyük kentleri hiç sevmediğini
B) Düşüncelerinin zamanla değiştiğini
C) Geçmişe özlem duyduğunu
D) Köyün gelişmemesinden dolayı üzüldüğünü
E) Yalnız yaşamaktan sıkıldığını
Reklam
Soru 19

İçimde bir sıkıntı, bir bunalma, bir bıkkınlık olduğu zaman, kendimi her şeyin boşluğuna, anlamsızlığına bıraktığım anlar olur. Böyle zamanlarda bir hastanın ilaç şişelerine sarılışı gibi ben de Sait Faik'in hikayelerine sarılırım. Sevdiğim yazarların her kitabını aynı ölçüde sevmediğim halde Sait Faik'in her kitabında sevdiğim hikâyeler bulurum. Bu hikayelerde beni yaşama bağlayan ve yaşamımı anlamlı kılan özellikler vardır. İşte Sait Faik, bu sırrı yakalamış ve başarılı olmuş ender bir sanatçıdır.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yaşama bağlanmanın tek yolu okumayı sevmektir.
B) Sait Faik'in öykülerinde değişmez konu, insan sevgisidir.
C) İnsanların sıkıldıkları zaman okuyacakları kitapları olmalıdır.
D) Her kitabın insana vereceği bir bilgi ve güzellik vardır.
E) Sait Faik, insanlara yaşamı sevdirmeyi başarabilmiş bir sanatçıdır.
Soru 20

Türkiye'de kitapçılık, son çeyrek yüzyıl içinde çehre değiştirdi. Öncelikle kitabı seven, işinin manevi boyutuyla tatmin olan bir kitapçı türü vardı eskiden, şimdi sayıları enikonu azaldı o insanların. Yalnızca kitap satan, iyi "çeşit" bulunduran pek az dükkan görüyoruz. Çoğu, kırtasiye, kaset, oyuncak hatta başka tüketim malları bulunduruyor. Vitrine, kolay satılan maldan başkası zor giriyor.

Bu parçanın bütününde yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Türkiye'de satılan kitap sayısının günden güne azalmasından
B) Kitapçılarda, kitap çeşitlerinin az olmasından
C) Kitapçıların başka mallar satmaya yönelmesinden
D) Kitabın ticari bir mal gibi görülmesinden
E) Kitapçılık anlayışının değişmesinden
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın