1.
Kapalıçarşı’nın çok renkli ve sesli dükkânları arasında kaybolmak bir İstanbul geleneğidir. Daracık yollara sarkan cam kandiller, gümüş takılar, kahve takımları, kumaşlar ve halıları ardımda bırakarak üçüncü tepeye doğru yol alıyorum. Kapalıçarşı’nın anlattığı Doğu masalı, İstanbul Üniversitesinin merkez kampüsü önünde son buluyor. Üniversitenin zafer takını andıran görkemli kapısı şehrin önemli simgelerinden biridir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi kullanılmamıştır?
2.
Temel taşı dinamizm olan günümüz dünyasında yerinde saymamak ve yenilenmek “öğrenmeyi öğrenmek”le mümkündür. Çünkü ancak öğrenmeyi öğrenen insan, eksikliklerini ve neye ihtiyaç duyduğunu tespit edebilir. Bu tespitten sonra eksikliklerini tamamlamanın, ihtiyaçlarını gidermenin yollarını sorgulayarak arayabilir; sonsuz bilgi labirentlerinde kaybolmak yerine, emek isteyen, keşfedici bir yolculuğa çıkabilir. Eğitimi yalnızca belirlenen zaman, mekân ve seviyede verilen bir hizmet olmaktan öte; talep edilen, merak duygusuyla emek verilerek elde edilen bir olgu hâline getirebilirsek yani öğrenmeyi öğretebilirsek toplum olarak zihinlerimizi her zaman diri tutabiliriz. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi öğrenmeyi öğrenen bir bireyden beklenmeyen bir davranıştır?
A)
Çağının gereklerine uygun hareket etmek
B)
Olayların nedenlerini öğrenmeye çalışmak
C)
Her şey hakkında bilgi sahibi olmayı istemek
D)
Gereksinimlerini bilen bir bilince sahip olmak
3.
Aşağıdaki cümlelerin hangisi ögelerine doğru ayrılmıştır?
A)
Sinemaya gitme fikri / dün akşam / yemeği sırasında / gelmişti / arkadaşımın aklına.
B)
Evin bahçesindeki yaşlı ağacın / gölgesinde / dinleniyordu / bütün gün.
C)
Karagöz tipleri / Osmanlı Devleti’nde yaşayan belli başlı insan örneklerini / bize / gösterir.
D)
Üstün bir zevkin keşfi kadar / insanı yükselten / hiçbir tecrübe / yoktur.
4.
Sabahattin Ali’nin hüzünlü bir aşk öyküsü olan eser, iki hikâyeden oluşan bir anlatıma sahiptir. İlk hikâyede Rasim adlı karakterin iş bulması ve Raif Efendi ile tanışması anlatılıyor. Onun neden yalnız ve topluma yabancı olduğunu ise kendisini kaleme aldığı siyah kaplı defter aracılığı ile ikinci hikâyede öğreniyoruz. İkinci hikâye Raif Efendi’nin kimselere söylemediği ve anlatmadığı bir aşk hikâyesi ile başlıyor. Gençlik yıllarına gittiğimizde bu defterde Raif Efendi’nin Almanya’da bir resim sergisinde Maria Puder ile tanışması ve sonrasında birbirlerine âşık olmasının hikâyesi içinde bir anda kendimizi buluyoruz. Bu parçada sözü edilen eser aşağıdakilerden hangisidir?
5.
Onun, olayları kıskacına alan sağlam mantığına, medeni cesaretine ve sugötürmez yurtseverliğine hayranım. Bu cümlede altı çizili sözün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü
B)
Başka bir yoruma elverişli olmayan, kesin
C)
İçinde bulunulan anda olan veya yapılan
D)
Davranışlara yön veren
6.
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
A)
Son yıllarda kitap ve tez düzeyinde çalışmalarda bir artışın olması, denemenin de hak ettiği ilgiyi akademik anlamda görmeye başladığının işaretini de vermektedir.
B)
Tarihsel süreçte denemenin; şiir, roman, öykü, tiyatro, eleştiri gibi edebiyatın diğer türleriyle kıyaslanınca daha geri planda kaldığı söylenebilir.
C)
Söz konusu türler üzerinde çok sayıda araştırma ve inceleme yapılıyor olmasına rağmen son yıllara kadar denemeye dair çok fazla yazılıp çizilmediği görülür.
D)
Akademik çalışmalarda bu durum pek çok makalede yer almaktadır.
7.
İçinizdeki yazma yetisini filizlendirip yazdığınız andan itibaren bir yazı ağacına dönüşüyorsunuz yazdıklarınızla. Yapraklarını dökmeyen bir ağaç... Yazdığınız sürece o filiz boy verecek, dallanacak, budaklanacak, dallar çatallanacak, yeni dallardan yeni sürgünler çıkacaktır. Her kitabın üzerinde durabilirsiniz. Her kitap sizi okuma sürecinde ağırlar. Ağacın dibinde gölgelenebilirsiniz. Yine de ağacı tümüyle görmeniz için dallarda dolaştıktan sonra inmeniz, ağacın gölgesinde çok eğlenmeden uzaklaşmanız ve belli bir mesafeden ağaca bakmanız gerekecektir. Yoksa yapraklar arasında kalır, fark edilmezsiniz. Ağaç sizi yutar. Sizi yutan ağaçtan başka ağaç tanımama ne büyük körlüktür! Bu parça ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
Yazarların, bulundukları edebî çevreleri değiştirmeleri gerekir.
B)
Yazarın, eserlerine farklı açılardan bakması ona fayda sağlayacaktır.
C)
Edebiyat dünyasında var olabilmek için bütünü görmek lazımdır.
D)
Yazarlar, eser verdikleri sürece var olmaya devam edeceklerdir.
8.
Bir su damlasıyla başlayan arayışlar okyanuslara kadar uzanır. Sorgulamanın sahiline vurmuştur. Öyle ya, hayata karşı dimdik ayakta kalıştır denemeyi var eden sorgulama. Deneme, anılardan ve söz yığışmasından ibaret değildir elbette. Bilimsel yazıdan uzak, dost ile söyleşme, hâlleşme, kendi dünyasında seyre dalma ve okurla birlikte yolculuğa çıkma havası içinde “ben” eksenli anlatım biçimidir. Bu parçada “deneme” ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A)
Tüm zorluklara karşı ayakta durabilmenin kanıtıdırlar.
B)
Yazarın kendi bakış açısını yansıtabildiği eserlerdir.
C)
Estetik bir zevk uyandıran şeyleri bulma isteği vardır.
D)
Soru sormanın tüm sınırları zorlanır.
9.
Bir bahar şarkısı ahengini vermiş sesine, Saçların rüzgâra başkaldırıyor öylesine… Taze göğsünde açan son çiçeğin korkusu yok. Hüznü bağlardan içen kalbime yaklaş daha çok, Bu dizelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)
Yarım uyak kullanılmıştır.
B)
Duyular arası aktarmadan yararlanılmıştır.
C)
Kişileştirme yapılmıştır.
D)
Kelime hâlinde rediflere yer verilmiştir.
10.
Bir topluluğa ait bilgiler verilmiştir. • Sade bir dil kullanarak heceyle şiirler yazmışlardır. • Hepsi ilk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmışlar, sonra hece ölçüsüne dönmüşlerdir. • Konuşma diliyle yazı dili arasındaki farkı kaldırmak istemişlerdir. • Memleket sevgisi, kahramanlık ve yiğitlik temalarını işlemişlerdir. Buna göre aşağıdaki dizelerden hangisi bu topluluğa ait olabilir?
A)
Gömülen leyle-i hülyâda seninArarım handeni, sevdâlarını.
B)
Benim yüzüm, yüzünden başdan başa hüzündürİkimizden birisi ikimizden biridir
C)
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,Rüzgârların en ferahlatıcısı sende esiyor,
D)
Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururkenSöylenmemiş bir masal gibi Anadolumuz
11.
Aşağıdakilerden hangisi postmodern roman yazarlarından biridir?
12.
(I) Konuşmada olduğu gibi yazıda da dilin imkânlarından faydalanmak bizi farklı kılar. (II) İyi seçilmiş, yerinde kullanılan her kelime yazım kurallarına uygun bir şekilde ifade edilirse yazı daha da güzelleşir. (III) Konuşmada jest ve mimiklerimizi kullanırken yazıda imla kurallarına dikkat ederiz. (IV) İmla ise bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi demektir. Numaralanmış cümleler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)
III. cümle bağlı cümledir.
B)
I. cümle birleşik cümledir.
C)
IV. cümle basit cümledir.
D)
II. cümle sıralı cümledir.
13.
Bir mühendisi, bir şairi, bir doktoru hatta ismini hayatınız boyunca işitmediğiniz bir işe mensup birini bir işten dolayı beğenir gibi olursanız hemen bütün faziletler sizin olur. Bu cümledeki ses olaylarının tamamı aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A)
Evrakı masaya bırakıp acil bir iş için okula gitti.
B)
Genzini yakan bu duman onu çok rahatsız etmişti.
C)
Arkadaşıma karşı sergilediği bu sert tavrını herkes eleştirmişti.
D)
Oğlum gün boyunca yeni öğrendiği bu eğlenceli şarkıyı dinliyor.
14.
Zihnimizi ve ruhumuzu besleyen yazarlar meşhur ve zengin olmaya çalışıyorlar. Bir reklam metni yazmayı hatta reklama çıkmayı akıllarından geçiriyorlar. Ticari hele de siyasi hesaplarını sokuyorlar gözümüze gözümüze. Bu durum okurların yazarlara farklı bir gözle bakmasına neden oluyor. Çünkü kimse edebiyatla gündelik hayatın olaylarına takılıp kalmak istemiyor. Farklı bir ideali, bir düşünceyi, bir yaşam biçimini yansıtmalarını istiyorlar. Varoluş biçimleri bir öneri olsun, bir umut; tıpkı yazdıkları hikâyeler, romanlar, tiyatrolar, şiirler gibi. Bu parçada “yazarlar” ile ilgili yapılan asıl eleştiri aşağıdakilerin hangisidir?
A)
Yaşanan olayları olduğu gibi aktaramamaları
B)
Yazdıklarıyla para kazanmaya çalışmaları
C)
Okurların beklentilerini karşılayamamaları
D)
Eserleriyle ön plana çıkmak istemeleri
15.
Sabırla, titizlikle çalışılmış bir romandaki her cümleyi dikkatle okumalısınız. Bir cümle parçasını kaçırmanız bile bu tür romanların tadına varmanızı engelleyebilir; o parçayı anımsayamadığınız için “Ne kadar sıradan bir romancı?” diye boşuna kızabilirsiniz! Bu parçada aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi doğru kullanılmıştır?
16.
Edebiyata 1921’de Dergâh dergisinde “Kitaplar ve Muharrirler” başlığı altında eleştiriler yazarak başlamıştı. Daha sonra Yarın dergisinde, sonra da İleri ve Medeniyet gazetelerinde eleştiri yazılarını sürdürmüştü. Arada bir, şiir kaleme aldığı da oluyordu. Eleştiri yanında o zaman pek moda olan mensur şiir türüne sapmış, sonrasında da anılar yazmaya başlamıştı. Romancılık yeteneğini bu anıları yazarken fark etmişti. Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz başlıca eserleri arasında yer alır. Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
17.
Kanaat gönlün razı olmasıdır. Nefis, tüketimle mutlu olurken gönül, ilahi hikmete yönelir. Tüketim hiçbir zaman mutluluk getirmeyecektir çünkü yaşamak için tüketmekten daha fazlasına muhtacız; sevgi, saygı, anlayış, aidiyet… Bunlar olmadan yaşanan hayat, hayat değil, bir angarya olabilir ancak. Tutunabilmek için, var olmak için geçmişin oluşturduğu değerlere de ihtiyacımız vardır. Dilinden kıyafetine kadar her şey bizi biz yapan unsurlardır. Dilini kaybedersen toprağını umursamazsan artık başkası olmuşsundur. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Ne kadar tüketirsen o kadar mutlu olursun anlayışı terk edilmelidir.
B)
İnsanlar ancak işleri yolunda gitmediği zaman, değerlerine sarılır.
C)
Geleceğimizi oluştururken değerlerimize sahip çıkmamız gerekir.
D)
Güzel ve rahat yaşamak için bir şeylerden vazgeçmek gerekir.
18.
Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen nasıl bir eşsiz yazdı Bunu anlattılar hep yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
19.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A)
Tıpkı hayal gibi duygunun da hem psikolojide hem de edebiyatta önemli bir konu olarak karşımıza çıktığı gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır.
B)
1833’te Britanyalı biri tarafından ilk kitap kabı kullanıldığında amacı, toz ve ışığın olumsuz etkilerinden kitapları korumaktı.
C)
Dünya; rahat rahat dolaşmamıza izin veren yer çekimi, manyetik alanı, oksijen dolu havası, Ay’ı, Güneş’iyle gerçekten özel bir gezegen.
D)
Çevresi kebapçılar, otomobil galerileri ve emlakçılarla sarılmış olsa da alçakgönüllü bahçelerin ortasında kahramanca direnen tahta panjurlu birkaç ev kalmış hâlâ.
20.
Sanatçı, bu eserinde kendine özgü rahat ve akıcı bir dil yakalamış. Diyaloglara döktüğü, zaman zaman polisiye kurguyla hızlandırdığı tarihî ve felsefi metinler hem kolaylıkla hem merakla okunuyor. Hele bu konulara ilgiliyseniz yüzlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelen ve hâlâ çözümsüz kalan meselelerin ya da devletlerin bu meseleleri hâlletme biçimlerinin benzerliğini çok iyi göreceksiniz. Bu parçanın türü aşağıdakilerden hangisidir?
21.
Şiirindeki sözcükleri büyük bir titizlikle seçen yazar âdetabir damlaya denizi yüklemiştir. Altı çizili sözün bu cümleye kattığı asıl anlam aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Kullanmak istediği sözcükleri özenle seçmek
B)
Özgün anlamlı sözcükleri tercih etmek
C)
Sözcüklere zengin çağrışımlar kazandırmak
D)
Sözcükleri mecaz anlamda kullanmak
22.
(I) Mehmet Kaplan, Tanzimat’tan itibaren süregelen dilde sadeleşme savaşını her zaman kuşkuyla karşıladı. (II) Bu açıdan Cumhuriyet Dönemi’nde yaşanan dildeki çatışmaları gereksiz görüyordu. (III) Yabancı kelimelere karşı açılan bu savaşın sürdürülmesi sonucunda yetişen yeni nesillerin binlerce kavramdan yoksun bırakıldığını ileri sürüyordu. (IV) “Kültür ve Dil” kitabında dil, düşünce ve kültür arasındaki ilişkiyi irdeledi. Numaralanmış cümlelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
23.
Çarşı meydanının büyük çınar ağaçları, yere düşen gölgelerini renklendirerek fısıldıyorlardı. Kuvvetli bir rüzgâr esiyordu. Avukat Hacı Namık Efendi, kâğıtları uçmasın diye zümrüt bir kameriyeye benzeyen küçük dükkânının camlarını indirdi. Karşıdan heybesi omzunda, semerli atının yuları elinde, kısa boylu bir köylü kendine doğru yavaş yavaş geliyordu. – Merhaba Ali Hoca, dedi. Köylü siyah, sivri iki noktaya benzeyen minimini gözlerini daha ziyade küçülterek: – Merhaba, dedi. Belaya düştüm. Bir dava için geliyorum. Bu parçada hikâyenin unsurlarından hangisine yer verilmemiştir?
24.
• Tarih, geçmişin şimdiki zamanı besleyen geleneklere sahip modellerle donanmış olduğu düşüncesi ciddiye alınırsa insanlar için ancak bir değer taşır. • Modern hayat bilgisi doğayı yeterince koruyamadığından dünyada birçok bölgede eski yöntemlere başvuruluyor. • Rüzgâr yarın kuzey ve kuzeydoğudan şiddetini daha da artırarak hava sıcaklığını sıfırın altında ikiye düşürebilir. Bu cümlelerden herhangi biri anlam ilişkisi bakımından aşağıdakilerin hangisiyle eşleştirilemez?
25.
Görev yaptığım üniversitedeki arkadaşım, dostluğu ile karşısındakine kıymet katan insanlardandı. Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi. Fakültedeki odama usulca girdiği zaman biriyle tartışıyorsam - - - -, bir şeye sinirlenmişsem - - - -, yorulmuşsam - - - - başlardım. Bu parçada boş bırakılan yerlerin herhangi birine aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A)
hoşgörü gözlüğünden bakmaya
B)
hemen kendimi çalışmaya motive etmeye
C)
tarif edilemez bir övünç ve sevinç duymaya
D)
derhâl ılımlı ve ölçülü davranmaya