Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.
DGS Türkçe Paragrafın Konusu ve Ana Düşüncesi Testi
DGS » Kategori
Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)
20 soru · Tüm sorular tek sayfada
Güncel veriler ile hazırlanmıştır
Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.
Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.
Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.
Soru 1
Edebiyatın aşağı yukarı her türünde yazarım; ancak benim için aslolan şiirdir. Diğer her şey, ikincildir benim gözümde. Çünkü ben şiiri adeta kendiliğinden yazarım. Diğer türlerde ise yazmam gerektiğini düşünürüm; yazmak adeta bir zorunluluk haline gelir. Tamamen kendiliğinden, tamamen içimden gelen bir yazmadan söz edemem onlarda. Yazmalı mıyım?. Belki de yazmalıyım. Ama o türlerde yazarken işin "kendiliğindenlik" kısmı kayboluyor. Oysa şiirde her şey büyük bir istekle kendiliğinden gerçekleşiyor. Bu sözleri söyleyen bir sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)İsteyerek yazdığı asıl türün şiir olduğu
B)Yapıtlarını oluştururken konuların kendiliğinden ortaya çıktığı
C)Şiir dışındaki türlerde daha fazla yapıt verdiği
D)Diğer türlerde yapıt vermesinin şairliğini olumsuz etkilediği
E)Yazarken okurlarının isteklerine boyun eğdiği
Soru 2
Çocukken bizim evde iki şiir kitabı vardı: Biri Aşık Veysel'in Dostlar Beni Hatırlasın'ı, diğeri ise Mehmet Akif'in Safahat'ı. ikisini de okurdum; ikisindeki şiirler de çok etkilerdi beni. Onları okudukça şiir denen olguyla tanışıklığım ilerliyor, içimde o kitaptakiler gibi şeyler yazmak isteği beliriyordu. Bu isteğe fazla dayanamadım. Sanıyorum, ilkokul son sınıftaydım, bir şiir yazdım. Sonra onu sınıf arkadaşlarıma ve öğretmenime gösterdim. Onlar yazmaya devam etmemi söyleyince arkası geldi. Bu, şiir yolunda ilk adımı atmam, anlamına geliyordu. Bir başka ifadeyle de şiir serüvenim başlamıştı artık. Bu parçanın bütününde yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
E)İlk şiirlerinde hangi duyarlılıkların olduğundan
Soru 3
Yazmak, yaşamı m içinde ancak önem kazandığında benim için anlamlı oluyor. Bu açıdan okumaya ayırdığım özel zamanları yazmaya ayırmıyorum. Okumak için kendimi mecbur hissetmediğim pek enderdir; ama ciddi anlamda kendimi yazmaya mecbur hissettiğimi aynı rahatlıkla söyleyemem. Buna rağmen birçok eser yazdım; ancak onları nasıl yazdığımı ben de bilmiyorum. Bir şekilde yazmışım işte. Bir de bakıyorum ki, bir yazının tam ortasına düşüvermişim. O da capcanlı akıp giden hayatımın bir parçası olup çıkıvermiş. Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiştir?
A)Yaşamının, yazıyla anlamlı hale geldiğini
B)Eser vermek için ciddi bir okuma sürecinden geçtiğini
C)Yazı merkezli bir yaşam sürdürdüğünü
D)Yazı faaliyetlerinin, yaşamının doğal sürecinde ortaya çıktığını
E)Yeni bir eser verirken nasıl bir çalışma içine girdiğini
Reklam
Soru 4
Deneme, edebiyatın gelişme düzeyinin bir göstergesidir. Düşüncesi olmayan bir edebiyattan söz edilebilir mi? Öyleyse edebiyatı da denemesiz düşünmek mümkün değil. Bu anlamda deneme, hep taşıyıcı, yol gösterici olmuştur. Hep kendinden bir şeyler vermiştir edebiyata, öteki yazın türlerine. Örneğin eleştirinin kurulmasında en etkin yazı biçimi deneme olmuştur. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
A)Eleştirinin, denemenin gelişimine büyük katkı sağladığından
B)Denemenin düşünsel yönü ağır basan bir tür olduğundan
C)Denemenin edebiyata önemli katkıları olan bir yazın türü olduğundan
D)Edebiyatın bütün türlerinin aynı değeri taşımadığından
E)Deneme yazan sanatçıların öteki yazın türlerinde de başarılı olacağından
Soru 5
Bir yapıt, başka bir dile aktarılırken kimi terimlerin o dilde tam karşılığı olmayabilir; ancak o terimlerin bir açıklaması mutlaka vardır. Oysa bu kitabı okurken benim için pek çok teri m anlamsız kaldı: "yalorişa, oşalufan, sarapatel, kopuera" bunlardan yalnızca birkaçı. Belki de sadece o bölgede kullanılan yerel terimler bunlar. Ama bunları anlamak, okur olarak benim hakkım; bunların ne olduklarını bana açıklamak da çevirmenin görevi değil mi? Gerçi, çevirmenin farklı bir kültürden bir kitabı dilimize kazandırması saygıdeğer bir davranış. Keşke bir" de buna dikkat etseydi. Bu parçada yazarın, okuduğu kitabın çevirmeninde gördüğü eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?
A)Çeviri konusunda deneyimsiz olması
B)Çevirdiği yapıtın dilini iyi bilmemesi
C)Sözcüklerin anlamlarını vermek yerine, açıklamasını yapması
D)Kitaptaki terimlerin açıklamalarını vermemesi
E)Hiç bilinmeyen bir kültüre ait bir kitabı çevirmesi
Soru 6
Bizim toplumumuz, her zaman çok kültürlü bir toplum oldu. Güvenilir kaynaklara göre ülkemiz· de hala çok çeşitli kültürler yaşamaktadır. Ne var ki coğrafyamızın bir özelliği olan çok kültürlülüğü bir renk armonisi olarak değerlendiremedik. Onu bir varsıllık kaynağı, bir hazine haline getiremedik. Toplumuzu çok kültürlülüğün kazanımlarından yararlanacak biçimde yapılandıramadık. Oysa bu gözle baksak, inanılmaz bir hazinenin tam da ortasında olduğumuzu görecek, çok kültürlü bir coğrafyada yaşamın kazanımlarından yararlanacaktık. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
A)Toplumumuzun kültürel yönden istenen düzeye yükselememiş olmasından
B)Toplumumuzun, kültürlü insanların önderliğine gereken önemi vermemesinden
C)Ülkemizin çok değişik iklimlerin yaşandığı bir coğrafyada bulunmasından
D)Ülkemizdeki çok kültürlüğü bir zenginliğe dönüştüremeyişimizden
E)Ülkemizin çok farklı kültürel unsurlara sahip olmasının olumsuz sonuçlarından
Reklam
Soru 7
Yazarlık biletini genç yazarlara veren, editörlerdir. Bu yüzden gençler, yazılarını ilk önce editörlere yollamalıdır. Editörler bazen yanılsalar bile genellikle işlerinin bilincindedir. Diyelim bir editör, genç bir yazarın kitabını reddetti. Bunu kendine yapılmış bir kötülük olarak düşünmemeli genç yazar. Bunu, her şeyden önce kendine yapılmış bir iyilik olarak düşünmeli. Yazar adayımız başta üzülse bile zamanla bunu unutacaktır. Üstelik bir gün gerçekten söyleyecek bir şeyleri varsa mutlaka söyleyecektir. Yani editör, yazma duygusunu kamçılayacaktır genç yazarın. Bu parçanın yazarı, aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?
A)Genç yazarların yazma serüveninden
B)Editörlerin, edebiyata katkısından
C)Yazar adaylarının yazılarının niteliğinden
D)Editörlerin, genç yazarlara katkısından
E)Genç yazarların, editörlere bakış açısından
Soru 8
Şair ve eleştirmen olarak anılmamın, hem onurlandırıcı hem de sorumluluk yükleyici bir durum olduğunu biliyor; bu bilinçle şiirde de eleştiride de çok titiz, hatta bazen "işgüzar" olduğumu düşünüyorum. Sıkıntı ve gerginlik verici bir durum bu. Ama başka türlü de olmuyor. Hem şiir hem eleştiri yazısı yazan başkalarında nasıldır bilmem, ben ikisine de aynı mesafedeyim. Bir eleştiri yazısı kaleme alırken de bir şiirin dizelerini damıtırken de kılı kırk yaran tavrımda bir değişme olmuyor. Onun için eleştiri ile şiir, benim yazı mesaimde üvey değil, öz kardeş. Bu sözleri söyleyen bir yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)Yapıtlarını çok uzun bir zaman diliminde oluşturduğu
B)Eleştiri ve şiir dışındaki türlerde ürün vermediği
C)Eleştiriye ve şiire aynı özenle yaklaştığı
D)Şiirle ilgili eleştirilere ağırlık verdiği
E)Titiz davranmasının daha az yapıt vermesine neden olduğu
Soru 9
(I) Adını, mitolojideki çömlekçilik sanatının kurucusu sayılan Keramos’tan alan antik kentin izlerine bu küçük kasabanın her yerinde rastlanıyor. (II) Günümüze ulaşan bu kalıntılar, çoğunlukla Roma Dönemi’ne ait. (III) Anadolu’nun Türklerin eline geçtiği dönemde ise bu kasabanın, Gereme olan adı zamanla Ören’e dönüşmüş. (IV) Şair Melih Cevdet Anday’ın doğum yeri olan Ören’in turizm ve balıkçılık dışında en önemli gelir kaynağı halıcılık. (V) Bu konuda hatırı sayılır bir üne ulaşan Milas halılarının bir bölümü, ilçeye bağlı beldelerden birindeki kadınların hünerli elleriyle dokunuyor. (VI) Beldede çarşamba günleri kurulan yerel pazar, hem bu halıların hem de çeşitli el işlerinin satıldığı, kaçırılmaması gereken değişik bir ortam. (VII) Ege şivesinin egemen olduğu tınılarla dolu renkli bir dünya. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A)VI.
B)V.
C)II.
D)IV.
E)III.
Reklam
Soru 10
İnsanoğlu uzun yıllar avcılık ve toplayıcılıkla hayatta kaldıktan sonra nasıl oldu da yerleşik hayata geçti ve çiftçiliğe başladı? Bu sorunun cevabının, iklim ve nüfus değişikliğiyle ilişkili olduğu düşünülüyordu. Bugüne kadarki tezler, on bin yıl önce başlayan tarımsal etkinliklerin, Neolitik devrimi tetiklediğini ve insanların avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik düzene geçtiğini ileri sürüyordu. Bu anlayışa göre din de yerleşik hayatın ve çok sayıda insanın bir arada yaşamasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Ancak Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe kazıları bu teoriyi geçersiz kılıyor. Kazı sonuçları gösteriyor ki insanlar; yerleşmeden, tarıma başlamadan ve hayvanları evcilleştirmeden önce kapsamlı ve organize bir dine inanıyorlarmış. Bu parçadan, aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?
A)Sosyal bilimlerde varılan sonuçların göreceli olduğu
B)Bilimsel bilginin yeni veriler ışığında değişebileceği
C)Bir dayanağı olmayan araştırma sonuçlarının inandırıcı olmadığı
D)Kimi konuların, bilimsel tartışmaların dışında kaldığı
E)insanlık tarihinde, bilinmeyenlerin bilinenlerden çok olduğu
Soru 11
Her yıl artan bir kitap enflasyonuyla karşı karşıyayız. Örneğin ben, yayımlanan binlerce kitabın içinden ancak yüz, yüz ellisini okuyabiliyorum. Hakkında yazı yazabildiğim kitapların sayısı ise çok daha az. Önemli bulduğum birçok güzel kitabın sözünü edemeden yıl geçiyor, öyle ki son yazılarımda, yıl içinde okuyup da sözünü edemediğim o iyi kitapların yalnızca adlarını anmakla yetindim. Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A)Değerli kitapların azlığından
B)Belirli yazarlara öncelik verme zorunluluğundan
C)Başka işlerle uğraşamayışından
D)İstediği kadar kazanç sağlayamayışından
E)Yeterli zaman bulamayışından
Soru 12
Daktilo, çocukluğumun büyülü nesnesiydi. Babam yazmaya koyulduğunda benim dünyamdaki atlar yelelerini savurarak dörtnala koşmaya başlardı. Mürekkepli şerit ilerledikçe merdaneye sıkıştırılan kağıttaki nal izleri harflere dönüşür, babamın parmakları arasındaki dizginler yazı bitene kadar esrarlı bir diyarın rüzgarıyla titrerdi. Kabartma harflerin şeride her çarpışındaki tık tıklarla yerinden oynardı yüreğim. Tuşlara vuruşun kuvvetine göre koyu ya da silik gölgeler düşerdi perdeye. Raylarda bir kara tren görürdüm dumanlar çıkaran. Vagonları harflerle doluydu ve her istasyona birkaç cümle bırakmadan çalmazdı çanını. Satır sonlarını beklemek ise oyunun en heyecanlı yanıydı benim için. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisiyanlıştır?
A)İzlenimsel bir havası vardır.
B)Devrik cümleler kullanılmıştır.
C)Deyim kullanılmıştır.
D)Pekiştirmeli sözcüğe yer verilmiştir.
E)Karşılaştırma yapılmıştır.
Reklam
Soru 13
İnsan; yaşadıkça neyin gerçek, neyin yanılgı, neyin değerli, neyin değersiz olduğunu daha net görüyor. Yaşadıklarının, edindiğin deneyimlerin seni değiştirmesine izin verdiğin; empati kurabildiğin zaman daha mutlu ve huzurlu oluyorsun. Yaşama bakışımızın kalıcı mutluluktaki payı, çok istediğimiz bir şeyi elde etmenin kısa süreli hazzından çok daha büyük. Kendimi en mutsuz hissettiğim zamanlar, içinde bulunduğum koşullara tek bir yönden baktığım zamanlardı örneğin. Şimdi ise bazı şeylerin istediğim gibi gerçekleşmeyeceğini anladığımda o konudaki beklentilerimi değiştirmeyi öğrendim. Amaçların peşinde koşmak hayata renk veriyor ama bir amaca “bağımlı” olmamayı öğrendiğinizde de mutluluk sizi bir yerlerde yakalıyor. Aşağıdakilerden hangisi, bu parçanın yazarının vereceği öğütlerden biriolamaz?
A)Tek bir noktaya odaklanarak onun, senin için olmazsa olmaz duruma gelmesine izin vermemelisin.
B)Karşındaki gibi düşünüp bu yolla onu anlamaya çalıştığında kendini daha iyi hissedebilirsin.
C)Olayları, kendine özgü bir biçimde değerlendirebilmelisin.
D)Bir alışkanlığından vazgeçmek istiyorsan işe, ondan bir süre uzak durarak başlayabilirsin.
E)Seni olumsuz yönde etkileyeceği düşüncesine vardığın isteklerinden vazgeçebilmeyi öğrenmelisin.
Soru 14
(I) Tire’de, anlatılacak o kadar çok şey var ki bunları önce bir sıraya koymak gerekir. (II) Örneğin işe Tire’nin eski haliyle başlamak iyi olur, eski sokaklar gerçekten görülmeye değer. (III) Çınarlar, kavaklar, zeytinler, çamlar; Güre Dağları’na yaslanmış dar sokakları dallarının altına saklamış. (IV) Sokaklar ve evler kadar yaşlı bu ağaçlar, asırlar boyu gölgelerini buradan esirgememiş. (V) Tire’ye bu yıl baharda gittiğim için oranın güzelliklerini daha iyi görebildim. (VI) Papatyalar tepeleri kaplamıştı; uzaktan, ağaçların altına kar yağmış gibi görünüyordu. (VII) Meyve ağaçları da dallarını renk renk çiçeklerle süslemişti yani doğa, varını yoğunu ortaya dökmüştü. (VIII) Boyları neredeyse belime gelen papatyaların arasına uzanıp 10-15 dakikalığına da olsa dünyanın kargaşasından uzaklaştım. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A)VII.
B)V.
C)IV.
D)III.
E)VI.
Soru 15
Bazen iyi yazarlar alıyor, bazen de tersi oluyor. Kimin kazandığını her zaman merak etmişimdir ama bir ödülün yazar için o kadar da değerli olduğunu düşünmüyorum. Sanat bir yarışma gibi algılanmamalı. Bence 20. yüzyılın en büyük üç yazarı Proust, Joyce ve Kafka’dır, örneğin. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
A)Bütün amacı Nobel Edebiyat Ödülü’nü almak olan yazarlar var mıdır?
B)Nobel Edebiyat Ödülü’nü gerçekten hakkıyla alanlar kimlerdir?
C)Nobel Edebiyat Ödülü’nü alanlar, kendilerine yüklenen bu sorumluluğu taşıyabiliyorlar mı?
D)Niçin Nobel Edebiyat Ödülü sık sık tartışılıyor?
E)Nobel Edebiyat Ödülü sizin için ne anlam taşıyor?
Reklam
Soru 16
(I) Her sabah sokağa çıktığımda İstanbul’da yaşadığım için ne kadar şanslıyım!” diyorum. (II) Belki her gün pek çok sorunla yüz yüze geldiğiniz için bana karşı çıkacaksınız. (III) Ama beni, okumak kadar besleyen, benim için başlı başına bir kitaplık değeri taşıyan kenttir İstanbul. (IV) Ancak bir yandan da içim acıyor İstanbul için. (V) Çözülmeyen ve çözülemeyecek gibi görünen sorunları yüzünden değil bu. (VI) Eşine az rastlanır güzelliğe, ruha sahip yüzlerce yıllık bu kentin yakın tarihini ortaya koyan “özellikli” sokakları birer birer yok olduğu için... Bu parçada, I. cümlede öne sürülen düşüncenin gerekçesi, numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmiştir?
A)II.
B)VI.
C)V.
D)III.
E)IV.
Soru 17
Bir yazar, yeni yayımlanan yapıtı için şöyle eliyor: “Kapağında roman yazsa da onu deneme, öykü, anı, anlatı niyetine de okuyabilirsiniz. Ancak yine de roman olarak adlandırmak daha doğru olur. Çünkü roman, öteki yazınsal türlerin özelliklerine her zaman kapısını açık tutmuştur.” Bu yapıtında da ötekilerde olduğu gibi olayları zaman sırasal (kronolojik) bir akış içinde veren, okurun ilgisini çekmeyi amaçlayan bir tutumdan özellikle kaçınmıştır. Her zaman yapıtlarının üzerinde derinlemesine çalışmış, hem anlattıkları hem de anlatımıyla özgünlük kazanmıştır. Yeni arayışlara girmiş, önceki yapıtlarına ve başkalarının ürünlerine göndermeler yaparak okura sunulan dünyayı zenginleştirmiştir. Bu da onun yapıtlarını okuyacak olanların dikkatli, özenil, sabırlı bir tutum sürdürmelerini gerektirir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen yazarın bir özelliğideğildir?
A)Yazdıkları çaba harcanarak anlaşılabilen
B)Yaratılarını özenli bir biçimde işleyen
C)Merak duygusunu ön plana çıkarmayan
D)Belli bir türün sınırları içinde sıkışıp kalmayan
E)Anlattıklarında yaşanmış gerçeklerden yola çıkan
Soru 18
Gerçeğin öyle kolay ele geçirilecek bir şey olmadığını savunan bu yazarın dünyasına girmek için dikkatli olmak gerekir, okurken. Çünkü bu yazar; hangi hükmü, hangi cümlede, nasıl bir büyülü anlatımla göstereceği kolayca belli olmayan bir yazardır. Üslup onun cümlelerinin dokusunda gizliden gizliye akar. Bu da yazarın dili ustaca kullanmasından gelir. Zaten bir yazar bundan yoksunsa gerçek anlamda yazar da sayılamaz. Dil, yazarın toprağı ve her şeyidir. Bu her şey; okulların, alışverişlerin, mahkemelerin arasından özenle sökülüp çıkarılmayı gerektirir. Herkesin olandan artık sadece kendisine ait bir dünya yaratmaktadır yazar. İşte bu yazarımızın da kendine özgü bir dili, kendine özgü bir evi, kendine özgü bir bahçesi, başını çıkarıp aya bakmak için bir penceresi vardır. Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?
A)Söylediklerini yaşamdaki gözlem ve tanıklıklarıyla besler.
B)Yaratılarında iletiyi açıkça ortaya koymaktan kaçınır.
C)Sözcükleri işleyerek anlatış güzelliği yaratır.
D)Başkalarına benzemekten kaçınır.
E)Yapıtlarının kalıcılığına inanır.
Reklam
Soru 19
(I) Akıllı kartın kimlik kartı olarak kullanıldığı ilk ülkelerden biri Malezya’dır. (II) 1980’li yıllarda bu tür kartların ilk denemeleri ülkedeki haberleşme alanında yapılmıştır. (III) Elde edilen başarının ardından diğer ülkeler de bu konuda çalışmalara başlamıştır. (IV) İtalya, Almanya, Portekiz gibi ülkelerde elektronik kimlik uygulamasına geçme, başarıyla sonuçlanmıştır. (V) Ulaşılan yüksek güvenlikle kredi kartı hırsızlıklarına son verilecek ve kişilerin banka hesaplarının korunması sağlanacaktır. (VI) Yakın bir gelecekte Türkiye’de de nüfus cüzdanları yerine bu kartlar kullanılmaya başlanacak. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
A)III.
B)II.
C)I.
D)V.
E)IV.
Soru 20
Kimi konular öteden beri ilgimi çekmiştir. Bunlardan biri de sinemadaki hatalardır. Bir filmde kullanılan yanlış zamana ait bir şapkayı ya da yanlış zamana ait bir fontu yakalayabilmek, hem yazı karakteriyle İlgilenenlerin hem de kimi sinemaseverlerin en sevdiği uğraşlardan biridir. Hatta Verdana gibi dünyanın en çok kullanılan fontlarından birinin yaratıcısı olan Mattehevv Carter’ın da en büyük zevklerinden biri, seyrettiği filmlerdeki yanlış kullanılmış yazı karakterlerini bulmakmış. 1950’lerde geçen bir filmde neden 1980’lere ait bir font kullanıldığına kafayı takabiliyormuş. Ancak kendisi bunu rahatsız edici bulmaktan çok, bir oyun haline getirip eğleniyormuş. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisiyoktur?
Bu test, DGS (Dikey Geçiş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. DGS, önlisans mezunlarının lisans programlarına geçiş yapabilmek için girdikleri bir sınavdır.
DGS, Sayısal Yetenek ve Sözel Yetenek olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 60 sorudan meydana gelir. Sayısal yetenek bölümünde temel matematik, mantık ve veri analizi; sözel yetenek bölümünde ise okuduğunu anlama ve sözel muhakeme soruları yer alır.
DGS'de yerleştirme puanı, DGS puanı ile önlisans not ortalamanızın (AGNO) birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır. Bu nedenle hem sınav puanına hem de AGNO'ya dikkat etmek gerekir.
Çalışma Tavsiyeleri:
Sayısal ve sözel yetenek bölümlerine dengeli çalışın