1.
Bu Dağın Ardı'nda aranan şey hiç ifade edilmeden kalmış. Hikâye kahramanı daima ilerisini merak eden bir insan. Anadolu'yu dolaşıyor. Göçmen kuşlar gibi. Her gittiği yerde, önünde bir dağla karşılaşıyor. O dağın ardını görmek arzusuna kapılıyor. Aşıyor o dağı. Ama aştığı dağın ardını gözden geçirmeye, orayı görmeye çalışacağına, ileride ufuklarda duran yeni bir dağın zirvelerine dikiyor gözlerini, onun ardını özlüyor. Ama dağlar hiç bitmiyor; o boyuna arıyor, arıyor.
Parçaya göre yazarın sözünü ettiği eserde eksik gördüğü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Toplum sorunlarına yer verilmemiş olması
- B) Kahramanın neyi aradığının açık olmaması
- C) Dağ imgesinin çok sık kullanılması
- D) Teknik kusurlarının bulunması
- E) Olayların yüzeysel olarak anlatılması
2.
Bugün babaların birçoğu çocuklarından yakınır. Bunlar kendi çocukluklarını unutmuş gibidirler. Bilmezler ki bir zamanlar kendi babaları da aynı şekilde onlardan yakınmışlardı . Tıpkı kendilerinin şimdi yaptıkları gibi, babaları onlara: "Biz çocukken böyle miydik? Sinema nedir bilmez, maçı tanımaz, büyüklerimizin sözlerinden dışarı çıkmazdık. Ya şimdikiler... Nerde..." demişlerdi ama bunları bilen, hatırlayan var mı ki?...
Bu parçanın başına getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Babalar ve Çocukları
- B) Çocukluk Günleri
- C) Çocukların Eğitimi
- D) Geçmişi Unutmak
- E) Anılar
3.
Bizim genç okuyucularımız var... Orta öğrenimin, yüksek tahsil basamaklarının pırıl pırıl temsilcileri. Bizi onlar okuyor, bizi onlar anlıyorlar. Biliyorum, her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok kitabı onlar satın alacak, onlar okuyacak, onlar tartışacak, onlar karar verecekler. Kitap fuarlarındaki kuyruklarda onlar terleyecek, bir yazarın imza gününde bulunmanın, onunla birkaç cümlelik de olsa hasbihal etmenin heyecanını, sevincini onlar yaşayacaklar. Ve yine biliyorum ki bu yıl da en fazla telefonu gençlerden alacağım, ya benim çalışmalarıma yönelik bir ödev için arayacaklar ya tezler için. Dediğim gibi, yarınlar onların.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir yazara yazma gücünü veren, okurların, kitaplarına ilgisidir.
- B) Gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak yazarların görevidir.
- C) Yazarlara ve onların kitaplarına en çok ilgiyi gençler gösteriyor.
- D) Yazarlara neleri yazmaları gerektiği konusunda gençler yardımcı olmalıdır.
- E) Gençleri yazarlığa özendiren ve onlara öğretmenlik yapan yazarlar daha çok beğenilir.
4.
Şairler genellikle geçimsiz olurlar. Önce kendileriyle geçinemezler, sonra çevreleriyle. Öylelerini tanıdım ki, hiçkimseyi bulamamışlarsa aynaya bakarak kendi kendileriyle kavga etmişlerdir. Mesela Yahya Kemal ile Ahmet Haşim de geçinemeyenlerdendi. Haşim Nuruosmaniye'deki ikbal kahvesine gelir, çevresine şöyle bir bakar, Yahya Kemal'i ortalarda göremeyince: " Oh Nişli Agah yok, kendi kendimize kahve içelim." derdi. Yahya Kemal de Haşim'den geri kalmaz çevresini alanlara: "Hadi gene iyiyiz. Arap Haşim yokken keyiflice sohbet edelim." derdi.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yahya Kemal ile Ahmet Haşim'in birbiriyle geçinemediği
- B) Şair ruhlu insanlara katlanmanın zor olduğu
- C) Şairlerin sosyal yönlerinin yeterince gelişmediği
- D) Her şairin kendini en iyi şair olarak gördüğü
- E) Şairlerin çoğu zaman geçimsiz kimseler olduğu
5.
Şiirin gelenekten beslenmesi bizim Hisarcı şair grubunun da ideali, ölçüsü idi. Ve ben böyle olması gerektiğine inanıyordum. Şiir gelenekle büyür. Yahya Kemal'in dediği gibi, "kökü mazide olan ati" yi meydana getirmek gerekir. Eski temeller üzerine yeni, taze, pırıl pırıl eserler yapmamız gerekiyor. Ama ne yazık ki, son zamanlarda böyle bir çalışmanın yapıldığını, üzülerek söyleyeyim, görememekteyiz. Bizde yenilik çoğu zaman Batıyı taklit etmekle yapılır sanılmaktadır. Dil bilen birçok ünlü şairin, yabancı şairlerin şiirlerini ufak tefek değişikliklerle yazıp yayınladıklarını üzülerek gözlüyoruz.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gençler eski şiirden yararlanmalı ancak Batıdaki gelişmelerden uzak durmamalıdır.
- B) Günümüzde eski şekiller içinde yeni şiirler ortaya koyan şair pek yoktur.
- C) Günümüzün şiiri Batıyı taklit ederek değil, eski şiirimizden yararlanılarak oluşturulmalıdır.
- D) Dil bilen şairlerin Batının büyük şairlerinden şiir çevirisi yapmaları, şiirimiz adına büyük bir kazançtır.
- E) Hisarcı şair grubu eski şiiri esas alarak yeni şiirler ortaya koyabilen seçkin bir gruptur.
6.
Başta annem. Çok tatlı, çok canlı bir dille, çok güzel masallar anlatırdı bana. Şairdi de. Okuması yazması yoktur; ama biraz kederlendi mi hastalandı mı kafiyeli konuşmaya, şiir söylemeye başlar. Bu da ister istemez beni etkiler duygulandırırdı. Sonra bir de ağabeyim vardı, şairdi, öldü. Birkaç güzel şiiri de vardır. Küçükken ona özenir, şiir yazmaya çalışırdım. Çok ilgilenirdi şiirlerimle, inceler öğütlerde bulunurdu. Bir de lisede öğretmenim vardı, defterimde birkaç şiirimi görmüştü. Her karşılaşmamızda, hani yenileri, derdi.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir cevap olabilir?
- A) Düzyazı yerine şiiri seçmenizi size öneren var mıydı?
- B) Sizi sözcük seçiminde titiz olmak gerektiğine kim inandırdı?
- C) Biçime bu kadar değer vermenizde bir başkası etkili oldu mu?
- D) Şairliği seçmenizde etkili olan birileri var mıydı?
- E) Şiirlerinizi yazılışından sonra, önce kim okurdu?
7.
Sanat ve edebiyat ürünlerinin yalnızca var olmaları toplumların düşünce yaşamına katkıları bağlamında ancak yolun yarısıdır. Yolun kalan yarısı ise bu ürünlerin yeterince ve olması gerektiği gibi değerlendirilip özümsenmesiyle tamamlanabilir. Kendi ortamlarında yaratılmış sanat ve edebiyat ürünlerinin eğitiminden geçmeyi başaramayan toplumlar için bu ürünler, yatırıma yöneltilmemiş atıl birikimler kadar işlevsiz kalmaya yazgılıdır. Gerek sanatın gerekse edebiyatın yakın ve uzak geçmişi bize, böyle bir eğitimden geçmeyi doğal sayıp başarmış toplumların dün bugün gelecek çizgisindeki sınavlar karşısında da çok hazırlıklı olabildiklerini, aynı tuzaklara ve bataklıklara düşmekten çoğu kez böyle bir eğitimin yardımıyla korunabildiklerini gösteriyor.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Toplumların hayat karşısında hazırlıklı olmaları sanat ve edebiyat ürünlerinin eğitiminden geçmeleriyle mümkündür.
- B) Sanat ve edebiyat ürünlerinin var olması yeterli değildir, sanat eğitimin de okullarda verilmesi gerekir.
- C) Sanat ve edebiyat kültüründen geçmemiş birinin bu dallarda başarılı olması mümkün değildir.
- D) Günümüzde kendi kültürlerini korumuş toplumların, sanat ve edebiyatta ne derece ileri oldukları görülür.
- E) Sanat eserinin var olması yetmez onu değerlendirecek eleştirmenler de olmalıdır.
8.
Ben hiçbir anlam ifade etmeyen uzun hikâyeleri hiç sevmem. Bir hikayeyi yazmaya başladığım zaman, duygular ve filozofik değimler sözlerimin arkasından usulca gelip yerleşmeli sağa sola. "Başına Buyruk Bir Kadın" da evli ama çok mutsuz bir kadını anlatmıştım. Öylesine mutsuz ki, bu mutsuzluğu onu intihara kadar götürüyor. Bütün bu hikayenin arkasında, aslında bir kadının yaşamı katlanır kılmak için verdiği psikolojik bir savaş var. Psikolojik ve filozofik öğeler ister istemez hikayenin arkasından geliyor yani.
Bu parçada sözü edilen yazarın öyküden beklediği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Belli bir anlam gözetmesi
- B) Toplumsal konulara yer vermesi
- C) Bazı sorunlara çözümler sunması
- D) İnsanların içsel sorunlarına yer vermesi
- E) Anlatımıyla okuru etkilemesi
9. (I) Tatvan Koyu'nu, Nemrut Dağı eteklerinden seyretmek üzere yola koyulduk. (II) Yükseklik arttıkça eşsiz bir manzarayla karşılaşıyorduk. (III) Nemrut'taki krater gölünü avucumuzun içi gibi görebileceğimiz bir yerde soluklandık. (IV) Burada, çobanlarla birlikte yörenin otlu peyniri ve çaydan oluşan enfes bir kahvaltı yaptık. (V) Nemrut Dağı'nın doruk noktası üç bin metre yükseklikte. (VI) Doruğa bin metre kala dünyanın en büyük krater çanağı içinde beş göl bulunuyor. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
- A) II
- B) IV
- C) V
- D) VI
- E) III
10. (I) Dünya edebiyat tarihinde mektup türünün ilk örnekleri, ilk çağda Mezopotamya'da ve eski Mısır'da görülür. (II) Kil tabletlere ve papirüslere yazılmış parçalardır bunlar. (III) Batı'da ise mektup türü 16. yüzyılda yaygınlaşmış ve yazın dünyasında yer almaya başlamıştır. (IV) Sanatçıların, yapıtlarında görmediğimiz birçok yönünü mektuplarında yakalarız. (V) Doğal, içten itiraflarını, kendilerini gizlemedikleri mektuplarda okur ve şaşırırız. (VI) Onların sanat yaşamının dışında kalan anlarına da mektuplar aracılığıyla tanık oluruz. Bu parça iki paragrafa bölünmek istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) IV
- B) V
- C) VI
- D) II
- E) III
11. Tabii. Bazı şiirler çevrilemeyebilir. Hatta daha önce kimi şiirlerini çevirdiğiniz bir şairin çevrilemeyecek başka şiirleri de olabilir. Önemli olan çevirmenin, çevrilecek ve çevrilmeyecek şiiri ayırt edebilmesidir. Ben de çok beğendiğim kimi şairlerin birçok şiirini çevirmemişimdir. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?
- A) Şiir çevirilerini en iyi, şairler mi yapar?
- B) Sevmediğiniz şiirleri de çevirdiğiniz oldu mu?
- C) Şiirin çevrilemeyeceği düşüncesine katılıyor musunuz?
- D) Şiirin çevirisi, öteki türlerin çevirisinden daha çok ilgi görür mü?
- E) Sizin çevirmeye yanaşmadığınız şiirler oldu mu?
12. Romancı, yaşam gerçeklerinden ancak gözlemleyebildiklerini romanına aktarır. Dolayısıyla ---. Roman, romancının gözlemlerinden oluştuğundan, onun duygu dünyasının izlerini taşır. Oysa yaşam gerçekleri, romancının anlattığına benzemez, son derece katıdır. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A) sanatçı yapıtını yaşanan olaylar üzerine temellendirmelidir
- B) bir romanda anlatılan gerçekle yaşamın gerçeği bire bir örtüşmez
- C) yaşam gerçekleri, romana aynen yansıtılmalıdır
- D) romanın duygusal bir anlatımının olması gerekir
- E) gerçek bir romancı, romanlarında başından geçen olayları anlatmaz
13. (I) Halk dilinin ve zevkinin bütün inceliklerini içeren şiirleriyle tanınan bir şairdir Karacaoğlan. (II) Bu şiirleriyle, edebiyatımızda bir aşk ve doğa şairi olarak tanınmıştır. (III) Bütün şiirlerinde halk şiirinin ölçü ve söyleyiş özelliklerine bağlı kalmıştır. (IV) Edebiyatımızda onunla ilgili yeterince araştırma yapıldığı söylenemez. (V) Bu söyleyişi ve içtenliği sayesinde şiirleri halkın hafızasına yerleşmiş, yüzyıllar boyu yaşamıştır. (VI) Daha çok koşma türünde şiir söylemiş, divan şiirinden etkilenmemiştir. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) VI
- B) III
- C) II
- D) IV
- E) V
14. (I) Şiir, edebiyat önce evlerin içinden, sokaklardan kahve ve konak köşelerinden sonra da okullardan çekilip gitti. (II) Sözün doğal ortamları kurudu. (III) Edebiyat eksikliğindendir ki bugün sokaklarda kavga var. (IV) Dizelerle süslenmiş, tekerlemelerle bezenmiş sözlerin yerine argo sözler, dedikodular çalınıyor kulaklarımıza. (V) Günümüz şehirlerinde cumbalı evler, iç içe girmiş, taş döşeme sokaklar, nargile çekilen ıhlamur kokulu kahveler, ahşap konaklar yok. (VI) Sanattan, estetikten yoksun, üst üste yığılmış beton bloklar, güneş yüzü görmeyen sevimsiz balkonlar var. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlamalıdır?
- A) III
- B) II
- C) IV
- D) V
- E) VI
15. (I) Ebru, en eski Türk kağıt süsleme sanatıdır. (II) Hem zor hem kolay hem de çok zevkli bir sanattır. (III) İnsan ebru teknesinin başına geçince saatlerin nasıl geçtiğini anlamaz. (IV) İstekli olursa bu sanatın temel esaslarını bir ustadan, 5-6 ayda öğrenebilir. (V) Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarından olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. (VI) Neyse ki çeşitli milletler tarafından da sahiplenilmeye başlanmış, unutulmaktan kurtulmuştür. Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragrafın numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlaması uygun olur?
- A) V
- B) VI
- C) IV
- D) III
- E) II
16. (I) Ne tuhaf şeydir şu zaman! (II) Edebiyat ve sanat adamlarını er geç yerli yerine koymada şaşmaz bir ustalığı var onun. (III) Bunlardan bazıları daha yaşarken ölüvermişler, bazıları da sonradan yok olup gitmişlerdir. (IV) Gerçi sağlam değer taşıyan yazarların da arada bir gözlerden kaybolduğu görülmemiş bir durum değildir. (V) Ama bunlar, eninde sonunda yeniden hayata döner ve aramıza karışırlar. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, "Hele hak etmedikleri halde üne kavuşanlardan hiçbiri onun elinden kurtulamaz." cümlesi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü bozulmaz?
- A) III
- B) IV
- C) I
- D) II
- E) V
17. (I) Eleştirmenlerin, yapıtlara yönelik kalıplaşmış, hatalı bakış açıları vardır. (II) Bu hatalardan biri de, yazarla roman kahramanlarını özdeşleştirmektir. (III) Roman kahramanlarının ağzından çıkan her sözü yazarın düşüncesi olarak değerlendiren, onlarda bulduğu kişilik kusurlarını yazarla bütünleştiren böyle bir eleştiriyi ciddiye almak olanaksızdır. (IV) Romanlarda yazar, toplum sorunlarını yansıtırken tarafsız bir yol izler. (V) Bu mantık geçerli olsaydı, bir katilin iç dünyasını anlatan roman yazarı hakkında hemen suç duyurusunda bulunmak gerekirdi. (VI) Örneğin, Dostoyevski "Suç ve Ceza" adlı eserini kaleme aldıktan sonra, hemen cinayetten tutuklanmalıydı. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) II.
- B) VI.
- C) IV.
- D) III.
- E) V.
18. Ünlü sanatçı, ilk kez bu kitabında kendini edebi eserlerin eleştirisi ile bu denli sınırlamış.--- Böylece onun yazılarında, her zaman görmeye alıştığımız toplumbilim, siyaset, ideoloji ve bunların birbiriyle ilişkisi değil de sadece onun şiir ve şairlerle ilgili düşünceleri çıkıyor karşımıza. Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A) Hatta bu sınırı daha da daraltarak yalnızca şiirlerle ilgili düşüncelerini bir araya toplamış.
- B) Ne var ki bu esere eleştiri yerine, çok değişik alanlarla ilgili olarak yazarın görüşlerini yansıtan bir kitap demek daha doğru olur.
- C) Ancak bilim, sanat ve diğer alanlarla ilgili görüşlerini açıklaması bir alışkanlığın sürdüğünü gösteriyor.
- D) Üstelik edebiyatın kapsamına girmeyen birçok bilim dalıyla ilgili düşüncelerini de dile getirmiş.
- E) Oysa sanatçının diğer eserleri incelendiğinde içerik olarak onların da buna benzediği görülür.
19. (I) Her mevsimin, İstanbullular için ayrı bir yeri vardır . (II) Sonbahar geldiğinde özellikle eski İstanbullularda sevinçli bir telaş başlar. (III) Bu telaş, denizden ve havadan gelecek iki misafirin karşılanma hazırlıklarından kaynaklanır. (IV) Eski İstanbul'da insanlar çok daha renkli yaşardı. (V) Şimdiki İstanbulluların artık pek haberi yok bu misafirlerden. (VI) Bu iki misafir denizden gelen lüfer ve havadan gelen kasım sakasıdır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
- A) II
- B) III
- C) IV
- D) VI
- E) V
20. Edebiyatın renklerinin solmaması için edebi yapıtların her dönem okunması gerekir. Kendisini okutturacak bir yapıt ise dil ve dilin kuralları göz ardı edilerek oluşturulamaz. Bu yüzden bir insanın hele bir gencin edebiyata ısınması, alışması için --. Bu cümlenin anlamca aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanması en uygundur?
- A) toplumun her kesimine seslenen yapıtları okuması gerekir
- B) nesnelliğini kaybetmiş eleştirmenlerin onu yönlendirmemesi gerekir
- C) dil yönüyle her çağda kendini okutacak derecede sağlam eserlerle karşılaşması gerekir
- D) Türkçe yapıtlar yanında çeviri eserleri de okuması gerekir
- E) edebiyat tarihini iyi bilmesi gerekir