Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

Ales Karma Test 1

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

ALES, lisansüstü eğitime giriş için gerekli olan sayısal ve sözel yetenekleri ölçen akademik bir sınavdır.

Bu test, analitik düşünme ve akıl yürütme becerilerinizi geliştirmek için hazırlanmış kapsamlı sorular içermektedir.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1
Biçimi çok önemsiyorum. Öz-biçim tartışması beni ilgilendirmiyor. Bende hallolmuş durumda bu tartışma. Çünkü biçim, içeriği bozmaz. Denenen biçim, içeriğini getiriyor. Klasik anlatımımla da yazabilirim her şeyi, ama kendi anlatımımı çoğaltmak istemiyorum, yan kanallar açmak istiyorum. Şiire daha farklı, bir bakış, anlayış getirmek istiyorum. Okurun dikkatini daha farklı çekmek istiyorum. Okuru şiir daha fazla meşgul etmeli. Kitabı kapatmasın da, kapatır gibi yaparken bir daha açsın. Bunu istiyorum. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Biçimin içeriği getirdiğine
B) Okurun klasik şiiri pek sevmediğine
C) Okurun şiirle daha çok ilgilenmesi gerektiğine
D) Yazarın değişik anlatım yolları denediğine
E) Yazarın öz ve biçim arasındaki sorunları aştığına
Soru 2
Hüznü gülümsemeye benzetirim ben. Biri yürek sevincinin dudaklarda seğirmesi, diğeri yürek ağlamalarının gözbebeklerinde asılı kalmasıdır. İkisinde de bir durağanlık söz konusudur. Sevinç de, acı da yorar insanı. Belirgin bir dinamizmi içeren kahkaha ve gözyaşına nadiren itibar edişimiz de belki bu yüzdendir. Bazen hüznün gülümsediğine tanık olursunuz. Hüzün gülümser mi? Eğer onunla birlikte yaşamaya alışmışsanız gülümser pekala ... Sürekli yüreğinizin bir köşesine yerleşmiş bu konuğunuza hatta anlayışlı davranmaya bile başlarsınız ve bu davranış farkında olmadan bir gülümsemeye ·dönüşür dudaklarınızda. Dudaklar gülümserken, gözleriniz hüzünlü bakar. Yüreğinizin sürekli konuğu gençken aşktır, yaşlıyken ölüm... Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Karşıt durumlardan söz edilmiştir.
B) Benzetmelerden yararlanılmıştır.
C) Tartışma havası içinde yazılmıştır.
D) Tanımlamalara yer verilmiştir.
E) Nesnel bir düşünce dile getirilmiştir.
Soru 3
Genç yazar romanının beğenilmediğini görünce şaşırıp kalır, "Ama her şeyi koydum romanıma", der: "Aşkı, serüveni, Descartes'ın dokuz tutkusunun hepsini! Bununla da yetinmedim, bireyselin yanında toplumsalı, iyinin yanında kötüyü, güzelin yanında çirkini, her şeyi, her şeyi koydum! Bölümleri ölçülü bir biçimde düzenledim; anlattığım olaylar birbirine sıkı sıkıya bağlı, hiçbir öğe rastlantısal değil. Tümcelerim düzgün, sözcüklerimi özenle seçtim. Bildirim de apaçık ortada. Neyim eksik, anlayamadım!" Ne var ki, romana "her şeyi koymak" her şeyin önceden bilinmesini varsayar. Bu da adına yaraşır bir romancının ne savı olabilir, ne amacı. Bu parçada sözü edilen romancının eserinin beğenilmemesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eserin biçimce güzel ancak içerikçe zayıf olması
B) Yazarın yeterince deneyimli olmaması
C) Yazarın anlatacağı her şeyi önceden bildiğini hissettirmesi
D) Olayların gerçek hayattan alınmamış olması
E) Konuya önem verip anlatımı önemsememesi
Reklam
Soru 4
Özgün bir şiire ulaşmanın zorluğu düşünülünce yazarın hiç de küçük olmayan bir işi başarmış olduğu söylenebilir. Kentlerde, kentlerin karmaşık ve insancıllıktan uzak yaşam biçiminde yok edilmiş güzellikleri bulup çıkarmış hep. İnsanlara sevdalı olan şair, kendisini "Anadolu'nun saz benizli delisi" diye tanımlıyor. Kentlerdeki geçmişte kalmış güzel dostlukları, ortak yaşanmışlıklarıyla, anılarıyla yüklü insanları işliyor. Büyük kente göçmüşlerin dünyasında çıktığı gezintide "Soluksuz Kent Vurgunları"nı anlatıyor. Bu parçada sözü edilen sanatçı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Büyük kente göç edenlerde görülen kişilik bozukluklarını işlediğine
B) Kentlerin insancıllıktan uzak yaşam biçimlerini konu ettiğine
C) Özgün sayılabilecek şiirlere imza attığına
D) İnsanlara karşı özel bir sevgi duyduğuna
E) Kentlerde artık anılarda kalmış dostlukları ele aldığına
Soru 5
İngiliz romanında çevre, fotoğraflarda, tablolarda ya da o ülkede çevrilmiş filmlerdeki ulusal çevreye çok uygun düşer. Biraz "kasvet", biraz sis pus ve olabildiğince yağmura hazır bir gökyüzü. Çağdaş Amerikan romanındaki farklılık, toplumun o dinmek bilmeyen iç dinanizminin yansımasıdır. Faulkner romanlarında bile kahramanlar şaşırtıcı bir hızlılığın sürdürücüleridir. Hemingway'de, Steinbeck hatta Saroyan'da bile bu hızlılık, baş döndürücüdür. Hızlı bir yaşamın insanları, o yaşamın gerektirdiği hızlı diyaloglarla doldurulan bir iletişimdedirler. Fransız romanı az buçuk "hafif meşrep", İskandinav romanı bütünüyle doğaya yaslanıp okura şaşkınlık veren bir içe dönüklüklerin romanıdır. Bu parçada verilen örnekler aşağıdakilerden hangisini açıklamak içindir?
A) Her ülkenin edebiyatının kendine özgü bir havasının olduğu
B) Türk romanının Batılı romanlardan farklı özellikler taşıdığı
C) İngiliz romanının diğer ülke romanlarından farklı olduğu
D) Batı'nın roman anlayışlarında açık farklılıkların olduğu
E) Doğanın her ülke romanında önemli görüldüğü
Soru 6
İnsanlar sözcüğü sevselerdi; yeryüzünde bu kadar kan dökülür müydü? Hani şimdi diyeceksiniz ki, savaşların altında yatan nedenlerin başında çıkar ilişkileri gelir. Doğrudur; ekonomiktir, şudur budur; ama öylesine şiddet durumları vardır ki konuşamamanın eksikliği yüzündendir. Yolda giderken arabasına arkadan çarpan birinin üzerine silahını çekip yürüyen adamın durumu gibi. Hiç kuşkusuz ki silahını çekme, bir tür kendini anlatma biçimidir. Ne var ki bu tür ifadelendirmeleri kaçımız benimseriz, onlara hoşgörüyle bakabiliriz. Adamın öteki cebindeki cep telefonunun teknolojisine uyar mı! Belinden ruhsatlı silahını çeken adamın, zaten kendini başka türlü anlatması olanaklı mıdır? Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kendini sözle anlatamayanlar daha farklı anlatma yollarına başvurur.
B) Silah taşımak, kişiyi daha saldırgan yapar.
C) Her insanın bir kendini anlatma biçimi vardır.
D) Sinirli insanların sert tepkilerini mazur görmek gerekir.
E) Kaba kuvvete hiçkimse hoşgörüyle bakmaz.
Reklam
Soru 7
Bir yazar, Mevlana düşüncesiyle yoğrulmuş olmamıza rağmen neden demokratik olgunluğu gösteremediğimizi soruyor. Oysa, cevabı belli değil mi? Geçmişle bağlarımızı koparıp geleneksel kültürümüzü günün haramilerine yağmalatmadık mı? Şablon fikirler dayatmacasıyla ortak hafızayı boşaltmadık mı? Yenilik ihtirasları içinde halkı özünden soyutlamadık mı? "Bu millet adam olmaz!" fetvalarıyla toplumu özgüvenden uzaklaştırmadık mı? Bu parçaya göre halkımızın demokratik olgunluk gösterememesinin temelinde aşağıdakilerin hangisi gösterilemez?
A) Yenileşme uğruna halkın özünden uzaklaştırılması
B) Geleneksel kültürümüzün yok edilmiş olması
C) Kalıplaşmış düşünceler üretilerek ortak hafızanın yok edilmesi
D) Halkın kendine güven duygusunun öldürülmesi
E) Mevlana'nın düşüncelerinin halkımıza yeterince anlatılamaması
Soru 8
"... Kazıyı sürdürürken bir duvarın üstünde Priamos'un evinin yanında büyük, bakırdan, çok tuhaf bir nesne buldum. Arkasında altın bulunduğunu sandığım için son derece dikkatimi çekti. Hazineyi işçilerimin açgözlülüğünden ve bilim adına korumak için çok çabuk olmak lazımdı. Kahvaltı zamanı olmamasına karşın, 'paydos' diye bağırttım. İşçiler yemek yeyip dinlenirken hazineyi bıçakla çıkarttım. Ölüm tehlikesi ile karşı karşıyaydım. Çünkü, altını oymanı gereken sur duvarı her an üstüme yıkılabilirdi. Hazinenin oradan kaçırılması, yanımda her zaman duran, kesip çıkardığım eşyayı şalına sarıp taşıyan sevgili kızımın yardımı olmadan gerçekleşemezdi." Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi ağır basmaktadır?
A) Öyküleme
B) Açıklama
C) Örneklendirme
D) Tartışma
E) Betimleme
Soru 9
Mc Gregor organizasyonlarda yöneticilerin çalışanların davranışlarını nasıl algıladıklarını incelemiş ve bu araştırmaları sonunda iki tip yönetim şekli ortaya atmıştır. Bu açıklamaya göre, Mc Gregor’un bu araştırmaları sonunda ortaya attığı Y teorisinin insan ile ilgili varsayımlardan hangisi doğru değildir?
A) İnsanlar için çalışmak oyun ve dinlenme kadar doğaldır.
B) İnsanlar örgüt amaçlarına katılırlar yeter ki amaçlar kendilerine benimsetilsin.
C) İnsanlar yaratıcı olup, bu yeteneklerini ortaya koymak için kendilerine fırsat verilmesini isterler.
D) İnsanlar doğuştan tembeldir ve çalışmayı sevmezler.
E) İnsanlar kendi kendilerini kontrol ederler.
Reklam
Soru 10
(I) Ülkemizin güneyinde önemli bir kültür merkezi bu şehir. (II) Çağlar boyunca, uygarlıklar boyunca bu stratejik değerini korumuş. (III) Bugün de sanatı ve eğitimi destekleyen varlıklı, aydın kişilerin öncülüğünde geleceğe umutla bakan bir kent olma özelliğini gururla taşıyor. (IV) Her geçen gün İstanbul'a inat, kültür varlığını mal ve para varlığının önüne koyarak hızla aydınlanıyor. (V) Doğasıyla, insanlarının sıcaklığıyla her yıl binlerce turisti kendine çekiyor. (VI) Kentin merkezindeki sanat kulübü bu kalkınmanın yüreğini oluşturuyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) IV.
B) VI.
C) V.
D) II.
E) III.
Soru 11
“Bir eylemin ahlaki doğruluğu, amaçlanan sonuçlar tarafından belirlenir. Bu etik anlayışında amaçlanan sonuca ulaşmak önemlidir.” Yukarıda sözü edilen “Etik” sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumsal Sözleşme Etiği
B) Sosyal Yaşam Etiği
C) Kişisel Etik
D) Amaçlanan Sonuç Etiği
E) Kural Etiği
Soru 12
(I) Divan şiirinin bizim klasik şiirimiz sayılıp sayılamayacağı epey tartışılmıştır. (II) Sözcüğe verilecek anlama göre değişir bu. (III) Çağını aşan, ileriye kalan anlamında alırsak elbette klasik sayamayız Divan şiirimizi; bugün düşkünü yok onun, anımsayanı yok. (IV) Halk şiirimiz ise asırlardan beri, özellikle biçimsel yanı değişmeden günümüze kadar süregelmiştir. M Ama Divan şiirinin estetiğini tümden yitirmemize de yazıklanmaktan alamıyorum kendimi. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.
B) V.
C) I.
D) IV.
E) III.
Reklam
Soru 13
Bir şey yaparsınız; ortaya bir eser korsunuz, böylece de elestirilere davetiye çıkarmış olursunuz. Bu ilişkiye daima bu açıdan bakıldı ve eser sınava çıkıyor sanıldı. Oysa bir ikinci açı daha vardır ve ülke sanatı için bu daha önemlidir; ben hep bunu savundum ve, "En sağlam sınavı hükmü verenler alır." dedim; yani sınava çıkanın "eleştiri" olduğunu söyledim. Eser ya başarılıdır, ya değildir. Doğru hüküm için mesele yok; ama başarılıya başarısız, başarısıza başarılı hükmünü veren eleştiri, gün içinde belki bir şeyler kazandırabilir veya kaybettirebilir; ama kesin kayıp kötü not sadece onun olur. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Başarılı eserlerin çıkması, tarafsız eleştirilerin yazılmasına bağlıdır.
B) Sanatta eleştirinin doğruluğu, sanat eserinin başarısından daha önemlidir.
C) Okur karşısında sınava çıkan, eserden çok onun hakkında yazılan eleştiridir.
D) Eşleştirmenin yargılarında yanılgıya düşmesi, eleştiriye güveni sarsar.
E) Başarılı bir eseri başarısız göstermek meslek ahlakına uymaz.
Soru 14
Güncelin ardını kovalamakla yükümlü gazeteler, haftalık dergiler, en önemlisi televizyon, bugün edebiyat adamına kapatılmıştır. Sanki edebiyat adamının toplum konusunda, güncel siyaset konusunda, olup bitenler konusunda dinlenmeye, öğrenilmeye elverişli hiçbir düşüncesi, görüşü yoktur. Soruşturmalar yapılmakta, açık oturumlar düzenlenmekte, Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren, gerçekten ciddi sorunlar, itiraf edelim ki sözümona, tartışılmakta; beri yandan, edebiyat adamının görüşlerini dile getirme fırsatı adeta yasaklanmaktadır. Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A) Edebiyatçıların güncel konularda yeterince bilgili olmayışlarından
B) Televizyonların edebiyat programları düzenlememesinden
C) Yayın organlarının sanat ve edebiyat kaygısı taşımamalarından
D) Yayın organlarının ve televizyonların hiçbir konuda edebiyatçıların görüşlerini olmayışlarından
E) Sanatçıların kendi fikirlerini halka ulaştırmakta yetersiz kaldıklarından
Soru 15
Kanımca, en yanlış davranış bilimsel yöntemlerden yararlanmayan bir eleştiri yazısını bilimsel söylem kullanarak yazmaktır. İçerik bilimsel değil, biçim bilimsel!.. Bütünde ya da parçalarda böyle bir duruma düşmekten korunmak için, yazınsal söyleme içerik bilimselken de sımsıkı sarılmak gerekir. Bir yerden sonra bilimsel yöntem kendi söylemini nasıl olsa getirecektir. Buna karşı koyulamaz. Koyulması da gerekmez. Sorun bütünde ya da parçalarda bilimsel söylem taklitçiliğine düşmemek, yazınsal anlatımdan taviz vermemektir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirmen kendini bilimsel olmaya zorlamamalıdır.
B) Eleştiri bir sanat olduğundan, onun bilimsel olması mümkün değildir.
C) Eleştiri yazısının anlatımını, içerik kendiliğinden belirler.
D) İçerik bilimselse, eleştirinin anlatımı da bilimsel olmalıdır.
E) Eleştiri yazısı, içerik yönünden bilimsel olmalı, ancak yazınsal bir anlatımla yazılmalıdır.
Reklam
Soru 16
...Artık aramızda olmayan Behçet Necatigil de buna benzer bir şey söylemişti bir gün. Benimseyemediği yeni bir sözcük için, "Daha iyisi bulununcaya kadar ben eskisini kullanırım." demişti. Şair hocanın bu görüşüne katılmamak mümkün mü? Diyelim "ihtiyaç" artık gerçekten eskimiş bir sözcük, ama "ihtiyacımı" yerine "gereksinimimi" iyi mi oluyor? Ya da "hayatımın" yerine "yaşamımın" pek mi yerinde? Kim sevgilisine "hayatım" yerine "yaşamım" diyebilir? Bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Dilde sadeleşmeye gidilmesi dilin anlatım olanaklarını azaltır.
B) Dilin sadeleşmesinin zamana bırakılması gerekir.
C) Her yeni sözcük ilk kullanıldığında biraz yadırganır.
D) Sözcükler, karşıladıkları anlamlar dikkate alınarak kullanılmalıdır.
E) Yeni sözcükler yerleşmeden eski sözcükleri bir çırpıda atmak doğru değildir.
Soru 17
Ben yıllardır anlatı yazarlığıyla yazın incelemesini, dolayısıyla eleştirmenliği bir arada yürüttüm, hemen her zaman birinden aldığım hazzı ötekinden de aldım, hiçbir zaman birini ötekinden daha üstün ya da daha aşağı görmedim. Kuşkusuz, daha iyi ve daha kötü anlatılarım, daha iyi ve daha kötü eleştirilerim vardır ama, en azından bana göre yazın ürünleriyle düşün ve araştırma ürünlerini birbirinden böylesine kalın bir çizgiyle ayırmak, aralarındaki ayrımı bir basamak ayrımı olarak değil de bir doğa ayrımı olarak değerlendirmek yanlıştır. Berikiler yaratımsa, ötekiler de yaratımdır, berikiler yaratım değilse, ötekiler de yaratım değildir. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlatının eleştiriden daha etkili bir tür olduğu
B) Yazarın eleştiri alanında yeterince başarılı olmadığı
C) Eleştirinin de bir eser kadar özgün olduğu
D) Anlatıyla eleştiriyi birbirinden büyük farklarla ayırmanın doğru olmadığı
E) Yazı ürünlerinin de aslında bir araştırma eserinden başka bir şey olmadığı
Soru 18
Sinemayı çok seviyorum, ancak sinema tekniğinin ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Öykü, tür olarak zaten şiire, romana, tiyatroya, sinemaya açık; onlardan yararlanıyor. Örneğin kamera bir masanın üzerindeki nesnelerde oyalandığında, bir elin duruşunu, ya da bir bakışı yansıttığında, ben hemen bu ayrıntıların bir öyküde bu kadar canlı ve çarpıcı nasıl anlatılabileceğini düşünüyorum. Film olmaya yatkın öyküler yazmayı amaçlamıyorum, tersine, sinemayı öykülerime taşımaya çalışıyorum. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A) Kameranın gösterdiği nesnelerin öyküde nasıl daha iyi anlatılabileceğini düşündüğüne
B) Öykünün diğer sanat dallarından yararlandığına
C) Sinema tekniği hakkında bilgi sahibi olmadığına
D) Sinemayı öykülerine taşımaya çalıştığına
E) Öykülerinin filme çok rahat aktarılabileceğine
Reklam
Soru 19
Son yıllarda öne sürülen kavramlardan biri de dilde kirlenmedir. Dilde özellikle şiir dilinde mutlak anlamda bir arı dilden söz etmek teorik olarak mümkün olsa da pratikte mümkün değildir. Yabancı sözcük ve terimlerin sıkça kullanılması, rakamların, işaretlerin, sembollerin, simgelerin, kullanılması kirliliği artırmaktadır. Üstüne üstlük bütün bunların ardında, şiirin bir buluş, deney, zeka oyunu olduğuna dair inancın öne çıkarılması olduğu da bir başka gerçektir. Bence, imge yaratma teknik ve becerisi şiirin doğasına uygun olduğu müddetçe geçerli olmak durumundadır. Özetle şairin temel görevi dilini artırmak, korumak ve geliştirmektir diye düşünüyorum. Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kendinden emin bir üslup kullanılmıştır.
B) Konular örneklerle pekiştirilmiştir.
C) Kurallı ve uzun cümleler tercih edilmiştir.
D) Açıklayıcı bir anlatım kullanılmıştır.
E) Söylenmek istenen, son cümlede açıklanmıştır.
Soru 20
Bildiğim kadarıyla bu şekilde yapılmamıştı. İki roman arasındaki kurgudan ötürü zamanda bir kırılmaya yol açılıyor. Okur, kitabın neresinde olursa olsun daima içteki romanla ilgili. Bazen geçmişi değerlendiriyor, bazen geleceği araştırıyor, böylece sürekli sorgulama ve göndermelerden dolayı başa dönme durumunda kalıyor. Bir de romanın yaşama yaptığı göndermelerden dolayı bitmeme durumu var. İç içe geçen hayatlardan dolayı roman hiç bitmez. Roman sonlu, ama sınırsızdır. Bu anlamda bir model oluşturuyor bu roman. Aynı düşünceden kalkarak başkaları da devam ettirebilir. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?
A) Romanınızda günlük yaşamın hareketliliğini hissediyoruz. Sizden önce romanı bu kadar hayata yaklaştıran var mı?
B) Romanınızda sürekli bir zamanın olmaması, bir geçmişe bir geleceğe göndermelerde bulunulması başka eserlerde de var mı?
C) Romanınızı okuyup bitirdikten sonra olayın bitmediği hissine kapılıyoruz. Bunu başka romancılar da denemiş miydi?
D) Romanınızda iç içe iki roman var, böyle bir yöntem önceden denenmiş miydi?
E) Sizden öncekilerin romanlarında da biçime ait kusurlar var mıydı?
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın