1. (I) Bu romanın dili benim o zamanki yaşım için epey ağdalıydı. (II) Osmanlıca terimler ve sözcüklerle yüklüydü. (III) Bununla birlikte romanı çok severek okuduğumu hatırlıyorum. (IV) O güne dek okuduğum romanlardan farklıydı. (V) Sanki kötülüğü kutsayan bir bakışa sahipti. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde sözü edilen romanın üslubuyla ilgili bilgi verilmiştir?
- A) I. ve II.
- B) II. ve IV.
- C) IV. ve V.
- D) III. ve IV.
- E) II. ve III.
2. (I) Bu sanatçımız, polisiye romanda ısrar ediyor... (II) Çağımızın en iyi roman türünün polisiye roman olduğunu iddia ediyor. (III) Bu durumun uzun yıllar süreceğini de savunuyor. (IV) Yaşadığımız çağı bir suç çağı olarak nitelendiriyor. (V) "Çağımızı en iyi anlatan tarz polisiye roman olduğundan ondan vazgeçemem." diyor. (VI) Dünya edebiyatının da bu yönde ilerlediğini söylüyor. Bu parçanın I. cümlesindeki yargının gerekçesi numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
- A) II.
- B) IV.
- C) VI.
- D) V.
- E) III.
3. (I) Şiir yazmaya lise yıllarında başladım; ama bunlar ideolojik motifin ağır bastığı şiirlerdi. (II) Bunların şiir değerleri çok yüksek değildi. (III) İyi diyebileceğim iki tane ya çıkar ya çıkmaz aralarından. (IV) Çıkardığım Şiir kitabı, daha çok genç bir yazarın kendini ispat için yanıp tutuştuğu bir kitaptı. (V) Edebi değerinden çok, o heyecanı göstermesi açısından bana ilginç geliyordu. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir eylemin hangi amaçla yapıldığı bildirilmiştir?
- A) I.
- B) V.
- C) IV.
- D) II.
- E) III.
4. (I) İyi bir işi, mutlu bir yuvası vardı. (II) Gelir düzeyi ortanın üzerindeydi. (III) Kendini iyi hissetmemesi için bir neden yoktu. (IV) Önce uykuları bozulmaya başlamıştı. (V) Gece yatağa yatıyor, saatlerce, uyuyamadan dönüp duruyordu. (VI) Sabahın köründe de anlaşılmaz bir şekilde erkenden uyanıyordu. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisiyle birlikte, sözü edilen kişi için olumsuz olan durumlardan söz edilmeye başlanmıştır?
- A) II.
- B) III.
- C) VI.
- D) IV.
- E) V.
5. (I) 21. yüzyılda insan, kazandığı zaferlerle uzaktan göz kamaştırıyor. (II) Ama gerçekten bir zafer var mı ortada, düşünmek gerekiyor... (III) Maddede dev olsa bile ruhta cüce bence insanlık... (IV) Teknolojinin son derece gelişmesi insana aradığı mutluluğu veriyor mu düşünmek zorundayız. Bu soruya hayır cevabını almaktan da korkmuyor değilim. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde karşıt durumlar bir arada verilmiştir?
- A) IV.
- B) III.
- C) II.
- D) I.
- E) V.
6. (I) Kültür Bakanlığı bütçesi açıklandı. (II) Bakanlığa ayrılan paranın bütçe içindeki oranı binde 2. (III) Bu bütçenin 1990'lar başında binde 7 olduğu biliniyor. (IV ) Oranın düşmesi devletin kültür olgusuna önem vermediğinin göstergesidir bence. (V)Kültür Bakanlığı, bizim gibi zengin ve çeşitli bir kültürel geçmişe sahip bir ülkenin en önemli bakanlığıdır. (VI) Çünkü dünyaya karşı bizim kimliğimizin etkileyici vitrininde sergilenecek kültür varlıklarımızın aracısı Kültür Bakanlığı'dır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde somut bir veriden yola çıkılarak ortaya konan bir çıkarım söz konusudur?
- A) IV.
- B) V.
- C) II.
- D) III.
- E) VI.
7. (I) Çayeli üzerinden Çamlıhemşin'e geldiğiniz zaman bu yöre insanının içten davranışları sizi öylesine gönülden fetheder ki, şaşar kalırsınız. (II) Fırtına deresinin kenarında mıhlama ve alabalık yerken, bu sevimli insanlar sizi bağırlarına basacaktır. (III) Konaklar köyünün yolu çamur bile olsa oraya çıkmaktan vazgeçmeyin. (IV) Bu köyde yer alan on bir konağın hepsi birbirinden farklı mimaride. (V) Yol sizi Yukarı Kavran yaylasına doğru sürüklerken tulum eşliğinde halay çeken puşili kızları seyretmemezlik etmeyin sakın. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde öneri söz konusudur?
- A) I. ve III.
- B) III. ve V.
- C) I. ve II.
- D) IV. ve V.
- E) II. ve IV.
8. (I) Biriktirdiklerimle yeni bir roman yazabilirim. (II) Daha ortada bir düzenleme yok, sadece bir düşünce ... (III) Ama önemli olan düşüncedir. (IV) Önce düşünceyi oluşturuyor, sonraki aşamada kurgusunu yapıyorum romanın. (V) Yeni romanımda Fırat'taki arkeoloji çalışmalarında işlenen cinayetleri anlatacağım. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazar, roman yazma tekniğinden söz etmiştir?
- A) IV.
- B) III.
- C) V.
- D) II.
- E) I.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde varsayım söz konusudur?
- A) Okuduğunuz şiir sanıyorum genç bir şaire ait.
- B) Bir an bu şehrin gürültülü atmosferinden uzaklaştığınızı düşünün.
- C) Sanatsal etkinliklere katılmayı pek sevmez.
- D) Bu çizgi filmi büyükler de, en az çocuklar kadar sevecek.
- E) Gerçek güzellik, insanın dışında değil içinde gizlidir.
10. (I) Demokratik toplumun en önemli unsurlarından biri sivil toplum örgütleri ... (II) Yaşadığımız her sorunu en iyi bilen bizleriz. (III) Devletin yönetim kademeleri ses çıkmayan alanları, sorunsuz kabul etme eğiliminde. (IV) Sesimiz çıkmadığında ya da sadece kendimiz için çözüm aradığımızda olumlu, bir sonuç almamız mümkün değil. (V) Birlikte olursak gücümüz artacaktır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde koşula bağlılık söz konusudur?
- A) III. ve V.
- B) III. ve IV.
- C) IV. ve V.
- D) II. ve IV.
- E) II. ve III.
11. (I) Üç gün üst üste çaldı orkestra. (II) Bahar gecelerine. yaraşır bir program. (III) Şarkılarla nostaljik dakikalar yaşadı müzikseverler. (IV) Sanatçıların sesleri salonu aşıp dağlara ulaşır gibi... (V) Bu müzik ziyafeti aylarca hafızalardan silinmeyecek. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazar, sözlerine yorumunu katmamıştır?
- A) I.
- B) V.
- C) II.
- D) III.
- E) IV.
12. Bilirsiniz günlüklerin yapmacıksızlığını; işte ben bu fotoğrafları bir yazarın günlüğünü okurken duyduğum heyecanla seyrettim. Bu cümlede yazar, fotoğrafların hangi özelliğini vurgulamaktadır?
- A) Özgünlüğünü
- B) Sıradışılığını
- C) Öznelliğini
- D) İçtenliğini
- E) Kalıcılığını
13. Türk edebiyatında roman, toplumsal sorunları tartışmak amacıyla kaleme alındığı için, bu romanlar üzerine yapılan incelemelerde de romanın tekniğinden çok, içeriği dikkate alınmış,·"nasıl" yazıldığı değil "ne" söylediği önemsenmiştir. İçerik Türk romanı için öylesine belirleyici olmuştür ki eleştirilerinde iki ucu dengelemeye çalışan Berna Moran bile romanımızın, içeriğine yaslanmadan okunamayacağı kanısına varmıştır. Bu parçada Türk romanıyla ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Teknik bakımdan yetkinliğe ulaşamadığı
- B) Okuru gerçek yaşamdan uzaklaştırdığı
- C) Belli bir birikimin ürünü olduğu
- D) Biçimsel özelliklerinin önemsendiği
- E) Anlatımdan çok, konunun öne çıktığı
14. Bir edebiyat dergisinin yayın yönetmeniyken, dergiye gelen kötü şiirlerin şairlerine, şiirlerinin kusurlarını belirterek, yayımlanmayacağını bildiren mektuplar yazıyordum. Bir iki ay sonra aynı şiirlerin başka bazı edebiyat dergilerinde yayımlandığını görünce çok şaşırdım. Çünkü bu şairler bire bir eleştiriden bile bir şey almayan kişilerdi. Ama asıl sorun, dergilerin seçici olmamasında; önüne geleni sayfalarına aktarmasındaydı. Oysa onlara yazdıklarının iyi şiir olmadığı, bir biçimde hissettirmeliydi. Bu yapılmadı ve bazı editörlerin iyi şiir için yaptıkları uyarılar, karşılıksız ve nafile bir uğraş olarak kaldı. Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Dergilerde şiiri yayımlanan genç şairlerin yaratıcılıklarını yitirmesinden
- B) Edebiyat dergilerinin şiire gerektiğinden fazla yer vermesinden
- C) Son yıllarda edebiyatımızda nitelikli şiir yazan şairlerin yetişmemesinden
- D) Bazı edebiyat dergilerinin, yayımlayacakları şiirler konusunda seçici davranmamasından
- E) Edebiyat dergilerinin, şairlerin şiirlerinden çok siyasal görüşlerine önem vermesinden
15. "Dili anlamamak" mazeretine sığınılıp müfredat değiştirilmeye, anlaşılmayan yazar ve şairler ikinci plana atılmaya kalkıldığında, karşımıza hiç de arzu etmediğimiz sonuçlar çıkabilecek. Bu "müfredat dışı bırakma"nın bir sınırı da yok açıkçası. işin gerçeği, son derece ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Fedakarlık ede ede, "gençler anlamıyor" gibi masum (!) bir gerekçenin ardına sığına sığına Türkçe'yi bir hayli daraltmış, artık temel eserlerden bile vazgeçebilecek bir kerteye gelmiş bulunuyoruz. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
- A) Gençlerin Türkçe'nin klasikleri sayılabilecek yapıtları bile bilmemesinden
- B) Sık sık müfredat değiştirmenin, eğitim sistemini olumsuz etkilemesinden
- C) Kimi yazarların okunmamayı göze alarak bilinmeyen sözcükler kullanmaya devam etmesinden
- D) Dili anlaşılmıyor gerekçesiyle birçok önemli yapıtın müfredattan çıkarılmasından
- E) Gençlerin çok az bir sözcük dağarcığına sahip olmasından
16. (I) Sinema, hiçbir zaman tiyatronun yerini tutamaz. (II) Çünkü tiyatronun işlevi farklıdır. (II) Kökeni tarihin derinliklerindedir. (IV) Belki belli dönemlerde sinemaya göre seyircisi azalmış; zaman zaman krizler de geçirmiş olabilir. (V) Ama bütün bunlar, gerçeği değiştirmez. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi parçanın ana düşüncesi olmaya en uygundur?
- A) II.
- B) I.
- C) V.
- D) III.
- E) IV.
17. Dil eğitimi ile ilgilenen birçok uzmana göre dil becerileri içinde en zor gelişeni yazma becerisidir. Yazma becerisinin zaman alan, düşünmeyi gerektiren, dilin kurallarına uyulması zorunluluğunu gözeten planlı bir süreç olduğu belirtilmektedir. Elbette herkes büyük yazar olamaz ama doğru yazma becerisini kazanabilir. Kişi, yazma yeteneğine sahip bir şekilde dünyaya gelmez. Bu, doğrudan doğruya eğitimle elde edilen bir beceridir. Bu beceri, elverişli ortamda, uygulama ve denemelerle, özen ve çaba ile kazanılır. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?
- A) Yazma, kuralları olmayan bir etkinliktir.
- B) Yazma yeteneği çalışılarak geliştirilebilir.
- C) Yazarlık, doğuştan gelen bir yetenektir.
- D) Yeteneği olmayanlar eğitimle yazar olamaz.
- E) Yeteneği olmayan kişiler yazar olamaz.
18. Bir TV kanalında ayrılıkları sonlandıran bir program yayınlanıyor. Bu programı izleyenler, herhalde çoğunluktadır. Aslında acıklı sahneleri izlemeyi pek sevrnem ama, ben de bu ilgi çekici televizyon yapımına kayıtsız kalarnıyorum doğrusu. Hayatın kendisini getiriyor ekrana da ondan. Aşk, sevgi, aile kavramı etrafında yoğunlaşan kesitlerde yaşanmış, parçalanmış birliktelikleri, pişmanlıkları, af dileyişleri, sevgi sözcüklerini, hataların itiraflarını izliyoruz... Bu parçanın yazarının sözünü ettiği TV programını izlemesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Acıklı sahneleri gözler önüne sermesi
- B) Gerçek yaşamı yansıtması
- C) Ayrılanları bir araya getirmesi
- D) Etkileyici bir sunumunun olması
- E) İzleyici çekmek kaygısıyla hazırlanmaması
19. Şiir yazmak sanattır. Kendi estetik yapısı içinde bahçesinin çitlerini geren bir sanat. Yazılmış bir şiirin okuru olmak da bu sanatın yakınında duran ama kendisi olmayan başka bir sanattır. Belki yan bahçedir, belki de çitin yanından geçen patika yol. Şiir okurlarını, sanatçı payesiyle selamlıyorum. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Şiir okumanın, şiir yazmak kadar zor olduğu
- B) Şiir yazmanın öteki edebi türlerden farklı özellikleri olduğu
- C) Güzel şiir yazan herkesten, güzel şiir· okumasının beklenemeyeceği
- D) Şiir yazmak kadar şiir okumanın da bir sanat olduğu
- E) Güzel şiir okumak için bir eğitimden geçmek gerektiği
20. Kleber Haedens, "Şiir tanımlansaydı, yüz türlü değil; bin türlü tanımı olurdu onun." diyor. Gerçekten de şiir hakkında yapılmış sayısız tanım, onu bu sözünde haklı çıkarıyor. Farabi, şiirde iki temel ögeden söz eder: Sözcükler ve onların bir araya getirilişindeki esas. Valery: "Şiir, sesle anlamın birleşmesidir." der. Platon, şiirin büyülü bir söz olduğunu düşünür. Mallarme'nin bu konudaki görüşü ise, şiirin fikirlerle değil, kelimelerle yazıldığıdır. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirde ahenk ve ritmin öne çıktığı
- B) Şiiri herkesin kendisine göre tanımladığı
- C) Şiirin sözcük seçimine dayandığı
- D) Şiirin, nesirden apayrı bir tür olduğu
- E) Şiir tanımlarında belli bir noktada birleşildiği