1. Onu, mor dağlara yaslanmış bir tepeciğin eteğinde gördüm ilk kez. Zeytin ağaçlarının boz yeşilinin, yeni çiçeklenmiş bademlerin bahar şenliğine karıştığı; çiğdemlerle sarı çiçeklerin, ılık rüzgarla sarmaş dolaş olduğu bir gündü. Bir taşın üstüne oturmuş etrafı seyrediyordum ki şans ederek gökyüzünden çıkageldi. Yaklaştı ve yanıbaşıma kondu. O ne güzel bir kelebekti! İncecik beline yüklediği kadife tüylü, güzelim kanatlarını iyice yaydı ve beni eşsiz bir işlemeyle baş başa. bıraktı. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Betimlemelerden yararlanılmıştır.
- B) Duygulara yer verilmiştir.
- C) Birden fazla duyudan yararlanılmıştır.
- D) Kişileştirmeye başvurulmuştür.
- E) Karşılaştırmalarla anlatım somutlaştırılmıştır.
2. Edebiyat bir çeşitlilik ve zenginlik sanatıdır. Aynı olayı, aynı kişileri, aynı yerleri farklı yönlerden ele alarak yorumlarımızı zenginleştirir. Yahya Kemal'i düşünün: Adalar'ı bir duygu diyarı olarak ele almış. Selim İleri, kendisiyle barışık olmayan insan tipini bir adada yaşatmış. Adalet Ağaoğlu ise dönem değişikliklerinin simgesi olarak görmüştür adaları. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Betimleme
- B) Örneklendirme
- C) Karşılaştırma
- D) Öyküleme
- E) Tartışma
3. Orman içinden vadiye ulaştığımda köknar ve sarıçamlarla bezeli, yeşil renkli harika bir-göl çıktı karşıma. Mor menekşeler, çiğdemler, sarılı, eflatunlu çuha çiçekleriyle kaplı her yer. Çiçeklerden yükselen kokular, etraftaki ormandan gelen reçine kokularına karışıp yayılıyor. Hala tepelerde erimeye direnen kar kütlelerinden süzülen suların şırıltısı" eşliğinde kuşlar en güzel şarkılarını söylüyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmıştır.
- B) Benzetmelere yer verilmiştir.
- C) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.
- D) İşitsel öğelere yer verilmiştir.
- E) Anlatıma beğeni duygusu katılmıştır.
4. Uzaktan bakıldığında bir karınca ordusu sanki... Koca bir vadi, kavurucu bir sıcak... El arabalarıyla taşınan topraklar... Kimi dikkatli bir şekilde notlar alıyor, kimi minicik bir fırçayla, olabildiğince nazik, mozaikleri temizliyor. Bu kişiler antik şehirde araştırma yapan arkeologlar. İğneyle kuyu kazıyorlar adeta. Ama yüzlerinde hiçbir şikayet izi yok. Görünüşe bakılırsa tarihi, yerin altından kurtarma çalışmaları onları çok mutlu ediyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi ağır basmaktadır?
- A) Açıklama
- B) Öyküleme
- C) Betimleme
- D) Karşılaştırma
- E) Örneklendirme
5. Güneş doğuda ağır ağır yükseliyor. Cudi'nin eteklerinde Cizre'nin sabahını selamlıyorum. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yola koyulmuş bir at arabası, nal seslerinin unuttuğum tınısını bana hatırlatarak ilerliyor. Tereddüt etmeden at arabasını durdurup, kırık tahtalar arasında kendime yer ediniyorum. Atlar hızlanıyor, nal sesleri çoğalıyor, tarifsiz sevinçlere boğuluyorum. Sanki bu yolculuk sonsuza değin sürecek; at arabasını süren çocuklar, yol aldıkça hızlanan atlar ve ben o sonsuzluğun içinde kaybolacağız. Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) İzlenimlere yer verilmiştir.
- B) Günün belli bir anı betimlenmiştir.
- C) Olaylar birinci kişinin ağzından anlatılmıştır.
- D) Farklı duyularla algılanan ayrıntılara yer verilmiştir.
- E) Karşılaştırma yapılmıştır.
6. Avustralya'nın, gezegenin en yaşlı ve en iyi korunmuş yağmur ormanlarına sahip olan milli parkının kıyısındayız. Yerden metrelerce yüksekteki ağaç evler, Avustralya sakinlerinin yaban hayatına düşkün olduğunu gösteriyor. Ormanların sık dokusu içindeki evlerde, tropikal bitki ve çiçek kokuları, nehrin şınltısı, kuş sesleri ve ağaçlar arasında gezinen rüzgarın sesi size eşlik ediyor. Evleri birbirine bağlayan patikaların bulunduğu tesiste, doğanın tadını çıkarabilmeniz için, ağaç evler boydan boya camla kaplanmış. Evlerin tamamında, hamakta uzanabilme imkanı bulunuyor. Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Canlılara ait bir özellik doğaya aktarılmıştır.
- B) Karşıt duygulardan yararlanılmıştır.
- C) Birden fazla duyudan yararlanılmıştır.
- D) Varlıklar ayırt edici özellikleriyle verilmiştir.
- E) Açıklayıcı bir yol izlenmiştir.
7. Derinlemesine incelemeden edinilen bilgiler bazen Çok büyük yanlışlara yol açıyor. Bir yanda televizyondaki sağlık programlarına telefonla katılan izleyicilere doktorlarca tedavi yöntemleri ·öneriliyor. Öte yanda gazete sayfalarında sorunlu okurlara psikolojik terapiler uygulanıyor. Kendi hastalığına iyi gelen bir ilacı arkadaşına ilaç firması temsilcisiymiş gibi önerenler, bunların yanında çok masum kalıyor. Kulaktan dolma bilgilerle yönlendirilen insanlar da yanlış ilaçlar alıyor, yanlış tedaviler uyguluyorlar. Sonuçta da daha güç problemlerle karşılaşıyor insanlar. Yazar, bu parçanın ilk cümlesindeki savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine özellikle başvurmuştür?
- A) Okurun hayal gücüne dayanma
- B) Konuyu tartışma içinde sunma
- C) Öyküleyici anlatım yolunu seçme
- D) Tanık göstermeden yararlanma
- E) Örneklere ağırlık verme
8. Kış İstanbul'a griliği ile yüklenmiş. Güneş, Balat'ın eski sokaklarında, ansızın çıkıp gelen .eski bir dost sıcaklığıyla bulutları aralayıp öylesine bir görünüyor. Gökyüzü iyiden iyiye içine kapanmış. Etrafta sessizce ağlar gibi çiseleyen yağmurla birlikte bir garip rüzgara sarınmış hüzünle geziniyor. Sokakta eksilmeyen kızarmış balık ve yeni soyulmuş kuru soğan kokusu... Ve işte Balat... Bir zamanlar Altın Boynuz diye bilinen Haliç'in eteklerinde terk edilmiştir bir semt... Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
- A) Kişileştirme yapılmıştır.
- B) Bitirilmemiş cümleler kullanılmıştır.
- C) Betimleyici bir yol izlenmiştir.
- D) Örneklere yer verilmiştir.
- E) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.
9. Birden o sokağa sapıvermiştim. İki adım atar atmaz durakladım. Ben bu semtin insanıyım, burada doğdum, büyüdüm. Ömrüm bu sokak aralarında geçti; ama şaşılacak şey, artık buralarda bir yabancı gibiydim. Hava serinlemişti, evlerin pencerelerine ince ince yağmur damlaları düşüyordu; bir apartmanın balkonunda çamaşırları unutmuşlardı. Sıra sıra evlerin arasında biraz daha yürüdüm. Durup biraz dinlenmek istedim. Başımı kaldırınca çocukluğumun geçtiği o ufacık ahşap evi gördüm. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Gözlem gücünden yararlanılmıştır.
- B) Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtmaktadır.
- C) Nesnelere, insanlara özgü nitelikler yüklenmiştir.
- D) Farklı duyularla algılanan ayrıntılara yer verilmiştir.
- E) İkilemeler kullanılmıştır.
10. Meteorlar, uzayda hareket eden küçük, katı kitlelerdir. Hareketleri esnasında dünyanın atmosferine de girebilirler. Meteorlar dünyamızın atmosferine girdiği zaman, uzayda bıraktıkları belirgin, ışıklı iz sayesinde onları açık seçik görebiliriz. Söz konusu ışıklı iz, havanın yüzeylerine sürtüşmesinden doğan kızmanın sonucudur. Bir toplu iğne başı büyüklüğünde olan meteorların yanında ağırlıği tonları bulan bazı meteorlar da vardır. Meteorların çoğu dünyanın atmosferinden geçerken ısının etkisiyle tamamen yok olurlar. Sadece büyük meteor parçaları dünyaya ulaşabilir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Açıklama
- B) Kişileştirme
- C) Örneklendirme
- D) Tartışma
- E) Tanık gösterme
11. Gezimizin sonunda Eminönü'ne yaklaşırken birden kuzey rüzgarı çıktı, sisi birkaç dakikada dağıttı. Karşımızda güleç tepeler arasında şirin bir nehir gibi İstanbul Boğazı kıvrılıyordu. Sağımızda Asya toprağı olan Üsküdar vardı. Denizin üstünde sayısız küçük vapur, gelip geçiyordu. Kız Kulesi ve Galata gözlerimizin önündeydi. İstanbul'un uçsuz bucaksız genişliği ve masmavi deniz, hayranlığımızı iyice artırıyordu. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Betimleyici bir yol izlenmiştir.
- B) Benzetmeye yer verilmiştir.
- C) İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmıştır.
- D) Kişisel duygular belirtilmiştir.
- E) Karşılaştırmalarla düşünce somutlaştırılmıştır.
12. Klasik yapıtların çocuklara göre sayfalarının azaltılarak yayımlanmasını ve okullarda bu kitapların okutulmasını başarı olarak görüyor kimileri. Elbette çocukların eskiye göre daha çok kitap okuması sevindirici bir gelişme. Ancak bu çocuklar ileriki yıllarda "Ben bunu zaten okumuştum." diyerek klasiklere dönüp bakmayacaklar bir daha. Böylece klasikler, basit kitaplar olarak kalacak akıllarında. Bence çocuklara kitap okutacaksak yaşlarına uygun, nitelikli kitaplarla yapmalıyız bunu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Betimleme
- B) Karşılaştırma
- C) Tartışma
- D) Öyküleme
- E) Tanık gösterme
13.
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir bozukluğu vardır?
- A) Asansöre binerken ve inerken kapıyı kapatın.
- B) Akşamki toplantının ertelendiği söyleniyor.
- C) Dün gece, uzandığı kanepede uyuyakalmış.
- D) Sevgi dolu bakışlarla beni süzüyordu.
- E) Bu yazar hiç bilmediğimiz konulara değinir.
14.
Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Misafirler geldi, ancak ev sahibi hala ortalarda görünmüyor.
- B) Sınav istediği gibi sonuçlanırsa arkadaşlarıyla tatile çıkacakmış.
- C) Eğitim sisteminde tekrar bu yıl yine değişiklik yapacaklar.
- D) Ramazan geldiği için çeşitli organizasyonlar yapıldı belediyelerce.
- E) Salona girdiğinden beri bütün gözler onun üzerindeydi.
15.
Eli yüzü düzgün dünya seyircisi önüne çıkarabileceğimiz fikrimiz yok.
Yukarıda verilen cümlesindeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?
- A) "önüne" sözcüğü cümleden atılarak
- B) "çıkarabileceğimiz" sözcüğü yerine "çıkartabileceğimiz" sözcüğü getirilerek
- C) "Eli yüzü düzgün" sözü cümleden atılarak
- D) "Eli yüzü düzgün" sözü "filmimiz"den önce getirilerek
- E) "filmimiz" sözcüğünden önce "sinema" sözcüğü getirilerek
16.
Seyrettiği diziler aynı güne konup birbiriyle çatışınca program yapımcılarını arayıp konuşmuş teyzem.
Bu cümledeki anlatım bozulduğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması
- B) Gereksiz sözcük kullanımı
- C) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması
- D) Sözcüğün yanlış yapılanması
- E) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
17.
Tekneler kiralayıp Boğaz'da gezintiye çıkıldı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğuna benzer bir anlatım bozukluğu, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Aşırı hız üç kişinin ölümünü sağladı.
- B) Hiç kimse sokağa çıkmamıştı, evinde oturuyordu.
- C) Hükümet tabibine muayene olup sağlık raporu alınacak.
- D) O yıllarda kardeşim on, ben on beş yaşlarındaydım.
- E) Uzun gece yürüyüşleri yapmak sağlığıma yararlı geldi.
18.
"Bu iş yerinde koyu renk takım ve beyaz kravat takmak zorunludur" cümlesindeki anlatım bozukluğu nasıl giderilebilir?
- A) "ve" sözcüğü yerine "ile" sözcüğü getirilerek
- B) "takım" sözcüğünden sonra "giymek" sözcüğü getirilerek
- C) "renk" sözcüğü cümleden atılarak
- D) "Bu" sözcüğü cümleden atılarak
- E) "zorunludur" sözcüğünün yerine "gereklidir" sözcüğü getirilerek
19.
Aşağıdakilerden hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Zor günlerimizde, komşularımız bize çok yardımcı olmuştu.
- B) Bu tavrınızla yalnızca beni değil, hepimizi mutlu ettiniz.
- C) Aslında ne yapmak istediğimi, tam olarak bilemiyordum.
- D) Babam, hasta olacak adamın ayağına doktor gelirmiş, dedi.
- E) Güneşin sıcak ışınları yüzümüze vurur vurmaz gözlerimizi açardık.
20.
Ülkeme deli gibi aşığım; çünkü şehit kanıyla alındı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğuna benzer bir anlatım bozukluğu, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Mum tutan kılavuzlarla birlikte mağaraya girdik.
- B) O siyah beyaz resmimizi buldum; hala bendeymiş.
- C) Şşşehir pazarında dolaşıyoruz bir süre, kimileri hediye alıyor.
- D) O kadar uğraştık; ama nasip bugüne, ayın son gününeymiş.
- E) Onları ilk kez soğuk bir kış gecesinde gördüm.