Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

KPSS Türkçe Paragraf Soruları

AGS-KPSS » Türkçe

1 / 12 Soru
00:00
1.


--. O kelimelerden, o deyimdekilerden ayrı işlemler,ayrı güçler aramayın artık. Çünkü donmuştur. Tek yönlüdür. işlemleri, güçleri, bir bakıma uyandıracakları çağrışımlar bellidir. Ne olsa değişmeyecektir. Bu kelimelerin meydana getireceği şiirlerle, dizelerden meydana gelen şiirler arasında pek büyük bir ayrılık göremiyorum. Çünkü ikisinde de şairin işi kelimelerle değil, kelime bloklarıyla oluyor.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Şiirde her şeyin kelimelerden ibaret olduğu unutulmamalıdır.
B) Bir halk deyimi içindeki kelimeler o deyimdeki anlam dizisinde kaynaşmıştır.
C) Her şair kendine özgü bir sözcük hazinesine sahiptir.
D) Yeni türetilen kelimelerde anlam zenginliği aramak boşunadır.
E) Şairden halkın kullandığı sözcüklerle şiir yazması beklenemez.
2.


(I) Bence, okur da, yazar kadar, okuduğu metne emek vermelidir. (II) Bir metin, bence, okuru, durmadan kendine çekebilmelidir. (III) Bu, yalınlıkla sağlanabildiği kadar, ustasının elinde karmaşık olanla da sağlanabilir. (IV) Bir saray bahçesinin düzenlenişinde sanat yoktur demiyorum. (V) Ama benim tercihim cangıldır. (VI) Birincisi yalınlığı işaret ediyorsa, öteki karmaşık olanı.

Bu parçada yazar, numaralanmış cümlelerin hangisiyle birlikte anlatımını örneklerle somutlamaya başlamıştır?

A) II.
B) VI.
C) IV.
D) III.
E) V.
3.


Bugüne kadar, benim üzerinde durduğum kadar, aşkın ciddi ele alındığını sanmıyorum. Hiçbir romanımızda bu yapılmamıştır. Bu hususta iddialıyım. Aşk-ı Memnu'nun getirdiği, yüzeysel, her şeyi yasak aşk çevresinde ele alan, yalnız kadın erkek ilişkisini değil, baba - kız ilişkisini, arkadaş, dost, akraba ilişkisini yasak zeminde ve maddi aşk düzleminde ele alan bir edebiyat, roman anlayışı var bizim geleneğimizde. Ben bu yüz yıllık geleneğe karşı çok ciddi tarzda aşkın Doğu ve Batı'da metafizik temelleri olduğunu ele almaya çalıştım.

Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

A) Eski romanların aşkı basitleştirdiğine mi inanıyorsunuz?
B) Doğu ile Batı'nın aşk anlayışı birbirinden farklı mıdır?
C) Sizden öncekilerin aşka bakışı çok mu yüzeyseldi?
D) Aşk daima metafizik bir duygu olarak mı kabullenilmeli?
E) Bu romanda aşka yeni bir bakış açısı getirdiğinizi söyleyebilir miyiz?
4.


Olaya ağırlık veren Ömer Seyfettin hikayeciliğinin moda olma özelliği gösterdiği o dönemde Esendal, olaysız, düşünce ve duygunun çözümlenmesine giriştiği, yalın, çarpıcılıktan uzak, ama hemen hepsi içli, derin hikayeler yazmıştır. Seyfettin'in aksine olayın geri plana itildiği hikayelerde, toplumsal çevre çeşitliliği, değişik katmanlardan insan bolluğu Esendal'ı ilginç kılar. Burada kişisel gözlem yalnız kendisinden söz açmaz, bütün bir topluma açılmak ister.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma
B) Tanık Gösterme
C) Örneklendirme
D) Karşılaştırma
E) Benzetme
5.


Sanıyorum, dikkatlerden kaçmıyor; son günlerde, her fırsatta, kamuoyunu yönlendirmeye dönük "Geçen yıl olmadı, fakat bu yıl olacak." söylemi, kimi dillere pelesenk edilmiş. Görüyoruz ki, vaadin bini bir para! Bu yıl da mı "olmadı"; gelecek yıl, çuvala mı girdi canım? Oysa her gelen yıl, geçeni aratmakta; her umut kursağımızda kalmakta . Ne kadar yıl gelirse gelsin, hiçbiri öncekinden daha güzel olmayacak.

Bu parçanın yazarı aşağıdakilerin hangisiyle nitelendirilebilir?

A) ileri görüşlü
B) Tedbirli
C) Vurdumduymaz
D) Karamsar
E) Hazır cevap
6.


Sanatın kendine gelebilmesi, dört nala yol alabilmesi kültür alanındaki yolsuzlukları önlemeden geçer. Sonra komik duruma düşüyoruz. Türkiye özellikle arkeolojik değerler açısından yağmalanmış bir ülke. Çaldırıyoruz, bu mallar gidiyor dışarıya, sonra kendi paramızla, müzayedelerden alıyoruz. Geri aldığımız malın önünde poz veriyoruz. Ayıp denen bir şey var. Bu marifet falan değil, aşağılanma bu. Ahmaklığın fotoğrafı. Beni üzüyor, yurttaş olarak üzüyor.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?

A) Kendimize ait eserlerin para verilerek geri alınmasından
B) Birçok tarihi eserin yurt dışına kaçırılmasından
C) Devletin arkeolojik çalışmalara imkan tanımamasından
D) Yolsuzluklarla kaçırılan eserlerin parayla geri alınmasının başarı sayılmasından
E) Türkiye'nin tarihi eserleri bakımsız bıraktığından
7.


(I) Bir sanatçının yetiştiği çevreden etkilenmeden eser vermesi olası değil. (II) Dil gibi, tarih, gelenek gibi bir çok ulusal koşulların içinde yetişen sanatçıda bu etkiden daha doğal ne olabilir? (III) Üstelik sanatçının ulusal olması, değerinin düşmesi, evrenselliğini yitirmesi anlamına gelmez. (IV) Romantikler ulusallığa değer vermişlerdir ve gerçekten sevilerek okunmuşlardır. (V) Aksine evrenselliği yakalamanın temel koşulu ulusal değerleri alabildiğine temsil etmektir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.
B) II.
C) V.
D) IV.
E) III.
8.


Hani anlatırlar ya, iki kurbağa bir süt kovasına düşer. Bunlardan biri kovaya düşer düşmez paniğe kapılır. "Artık buradan kurtulmam imkansız." diyerek bırakır kendini ve boğulur. ikinci ise: "Boğulsam da sonuna dek direneceğim, çırpınacağım." der. Dediği gibi de yapar. Ayaklarıyla sürekli devinmeye, sütü hareket ettirmeye başlar. Bu devinim sonunda süt yağ bağlar. Kurbağa da yağ tabakasının üzerinde kalarak kurtulur.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kimilerinin hayatında şans önemli bir yer tutar.
B) Çalışkan insanlar daima istedikleri sonucu elde ederler.
C) En zor durumlarda bile ümit ve mücadele elden bırakılmamalıdır.
D) İnsan istedikten sonra her işin üstesinden gelir.
E) Bazen işler hiç umulmadık sonuçlar doğurabilir.
9.


(I) Ben, işe şiirle başladım, çok sürdürmedim, hikayeye geçtim önce. (II) Hikayeyle, romanla geçimimi sağlama olanağı bulamadığımdan, ikinci, daha doğrusu birinci iş olarak gazeteciliği seçtim. (III) Gazeteci, romancının farkına varıp vurguladığı gerçekleri göremez denir. (IV) Bu yanlış bir kanıdır. (V) Hala meslekte olduğum için söylüyorum bunu; gazeteci, insan gerçeğini de, toplumumuzun günümüzdeki gerçeğini de bir romancıdan çok daha iyi görür, vurgular.

Bu parçada yazar kaçıncı cümleden başlayarak eleştirel bir tutum sergilemektedir?

A) II.
B) V.
C) IV.
D) I.
E) III.
10.


(I) Rakamları önümüze koyduğumuzda Türkiye'nin yoksul ülkeler sınıfında olduğunu görüyoruz. (II) Şimdi kendimize soralım; bu yoksulluk nereden geliyor? (III) Dört iklimi aynı anda yaşayan bir zenginlik... (IV) Aynı anda hem Akdeniz rüzgarını hem Ege meltemini hem Karadeniz poyrazını hissedebilen bir ülke... (V) Arap çöllerinden Balkan ovalarına, Kafkas dağlarından Ege'nin mavi koyları na uzanan bir coğrafya... (VI) Üst üste yığılmış bir medeniyetler resmigeçidi; dünyanın en önemli açık hava müzesi... (VII) Kafalarımızın, düşünme biçimimizin yanlışlığından başka bir gerekçe bulamıyorum yoksulluğumuza.

Bu parçanın II. cümlesindeki sorunun cevabı numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?

A) III.
B) VI.
C) V.
D) IV.
E) VII.
11.


(I) Dil, bir açıdan işlendikçe o alanda elde edilen verimler bir noktadan sonra azalmaya başlıyor. (II) Bu, bir bunalıma yol açıyor. (III) Bunalımlar da yeni şiir alanları, yeni açılımlar bulunmasıyla sona erer hep. (IV) Bir iki yıldır açılan yeni şiir alanlarından dolayı dilin daha iç, daha derin imkanlarıyla baş başayız bu yüzden. (V) Genç şairler yalnız folklor gibi kesin klişelere değil, daha hafif kalıplara bile sırt çevirdiler. (VI) Kendilerinden önceki şairlerin yaptıklarını sıradan ve basit buldular. (VII) Daha özgür ve daha bireysel olmak istiyorlar.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

A) VI.
B) IV.
C) III.
D) II.
E) V.
12.


Kimi sanatçılar rahat içinde olmanın sanatçıyı yok ettiğine inanır ve bilerek, isteyerek zor bir yaşamı seçer. Bu "Şeytan azapta gerek!" durumunu Dostoyevski çok yaşadı. Bir romanın başarı ve para kazanması üzerine kumarhanelere gider ve bütün parasını kaybederek yeni bir roman yazma zorunluluğu ile karşı karşıya kalırdı. Pablo Picasso durmadan resim tarzını değiştirir ve kendisine ün, para kazandıran bir tarzın konforunu terk ederek yeni riskleri ve zorlukları göze alırdı.

Bu parçada sözü edilen sanatçılardan yola çıkılarak aşağıdaki genellemelerden hangisine varılabilir?

A) Toplumlar en başarılı sanatçılarını en sıkıntılı dönemlerinde çıkarmıştır.
B) Para kazanma hırsı, sanatçıyı çoğu zaman olumsuz etkiler.
C) Gerçek sanatçı, içinde yaşadığı toplumun sancılarına duyarsız kalmaz.
D) Zorluklar içinde büyüyen kişiler sanata daha yatkın olur.
E) Rahat bir yaşam süren sanatçılardan başarılı yapıtlar ortaya koyması beklenemez.
İstatistikler
0%

Test Tamamlandı

0
Doğru
0
Yanlış
00:00
Süre

Bu Test Hakkında

Bu test, AGS-KPSS sınavına hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. KPSS, kamu kurumlarına atanmak isteyen adayların girdiği en önemli sınavlardan biridir. Genel Yetenek (Türkçe, Matematik) ve Genel Kültür (Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık) alanlarında sorular içermektedir.

Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 12 soru içermektedir.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
  • Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
  • Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
  • Zaman tutarak çözme pratiği yapın

Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.