1.
Teistlere göre her nesne veya olayın bir nedeni vardır. Her bir neden de bir başka nedenin sonucudur. Bu nedensellik zincirini sonuna kadar götürmek insan aklına aykırı olduğuna göre kendisi sonuç alamayacak bir nedende durulur. işte bütün var olanların ilk nedeni olan bu mutlak varlık Tanrı'dır. Bu paragraftan çıkarılabileceken uygun sonuçaşağıdakilerden hangisidir?
A)
Tanrı; varlığın, nedeni olmayan temel nedenidir.
B)
Tanrı evrenin dışında, evren üstü bir varlıktır.
C)
Tanrı, en yüksek ve en mükemmel varlıktır.
D)
Tanrı evreni yarattıktan sonra müdahalede bulunmaz.
E)
Her şeyin bir nedeni bir de sonucu vardır.
2.
Farabi'ye göre Tanrı'nın mükemmelliği bizi dehşete düşürür ve onu tam olarak tasavvur etmemize mani olur. Bizim O'nu eksik anlamamız, akıl yetimizin zayıflığından ve algılarımızın yetersizliğindendir. Yoksa O'nun zatında bir eksiklik yoktur ve olamaz. Biz maddeden uzaklaştığımız oranda o'nu kavrayabiliriz. Lezzetlerin en üstünü, akıl lezzetidir. Akıl lezzetinin en üstünü de aklın Tanrı'yı bilmesidir. Farabi'nin bu görüşlerinden aşağıdaki yargılardan hangisineulaşılamaz?
A)
Duyular Tanrı'yı tam olarak kavramada yetersiz kalır.
B)
Akıl doğuştan Tanrı tarafından insana verilen bir yetidir.
C)
En büyük mutluluk, aklın Tanrı'nın varlığını kavramasıdır.
D)
Tanrı mükemmel ve eksiksiz bir varlıktır.
E)
Madde dünyası insanın Tanrı'ya ulaşmasına engel teşkil eder.
3.
Tanrı güç ve yüceliğini göstermek için Evren'i yaratmıştır. insan Evren'deki yaratılanlardan üstündür. Çünkü bilgiye erişmiş tek varlık insandır. Bundan dolayı da Evren'de sadece insan, Tanrı'nın özünü, iyiliğini sezebilir. Ne var ki bedensel ve toplumsal zevkler bu sezgiye ulaşmayı engeller. insana düşen görev bu zevkleri yenerek Tanrı'yla bütünleşmektir. Mevlana'nın bu düşüncelerine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisineulaşılamaz?
A)
Tüm Evren'in yaratıcısı Tanrı'dır.
B)
İnsanın görevi Tanrı'yla bütünleşmektir.
C)
Tanrı her şeyden üstündür.
D)
İnsan Tanrı'dan bağımsız olarak kendi kararlarını verebilir.
E)
İnsan, Tanrı'ya ulaşmak için bazı zevklerinden vazgeçmelidir.
4.
İnsanlık tarihi yasa öncesi ve yasa sonrası olmak üzere iki döneme ayrılır. Yasa öncesi dönemde erdemli insan için ödül, kötü insan için hiçbir ceza bulunmuyordu. Yasa sonrası dönemde zor kullanarak suç işlemek yasalar tarafından yasaklanınca kötüler .gizli gizli suç işlemeye başlamıştır. Toplum yaşamı için kabul edilemez bu durumu ortada kaldırmak için akıllı ve bilge bir adam, herşeyi gören, işiten, bilen, ölümsüz bir Tanrı düşüncesi yaratmış ve ölümlü insanları ölümsüz Tanrı ya da Tanrılara inanmaları ya da korkmaları için ikna etmiştir. Sonuç olarak din hoş bir yalandan, insanların kültürel bir icadından başka bir şey değildir. Sofist filozof Kritias'ın bu görüşlerinde dayandığı temelvarsayımaşağıdakilerden hangisidir?
A)
Tanrı duygusu, doğuştan insanın özünde yer alan bir niteliktir.
B)
Tanrıların var olup olmadıkları hakkında herhangi bir yargı ortaya koyamayız.
C)
Din, insanların manevi doyumunu sağlayan bir ihtiyaçtır.
D)
İnsan, Tanrı'ya inansa da din kuralları onun özgürlüğünü kısıtlayamaz.
E)
Tanrılar gerçekte varolmadıkları halde, yasalara destek sağlamak üzere ortaya çıkarılmıştır.
5.
Gelişmiş bir din; inançlarımız, eylemlerimiz, tutumlarımız ve duygularımızla ilgili önemli savlar ileri sürer. Evreni yöneten güç, bu gücün evrende var ettikleri, var olanların kaynağı, evrenin son noktadaki amacı ya da biz insanların evrendeki yeri ile ilgili açıklamalarda bulunur. Din felsefesi ise tüm bunları aklın ışığında ve tarafsız bir yaklaşımla sorgular. Buna göre, din felsefesinin dine yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Dinin ileri sürdüğü savları akıl ve mantık yoluyla eleştiriye ve değerlendirmeye tabi tutmak,
B)
İnsan ve toplum yaşamında belirli bir dinin işlevini belirlemek,
C)
Evreni yöneten en yüksek ve yüce varlığın özün ün ne olduğunu belirlemek,
D)
Dinleri tarihsel birikimlerini ayrıntılı bir şekilde incelemek.
E)
İnsanların Tanrı ile nasıl iletişim kurabileceklerini araştırmak
6.
Sonsuz tüketilmez veya başka bir deyişle sonsuz bir dizinin bir ilk terimi yoktur. Eğer bir ilk terim yoksa ikinci bir terimi, üçüncü bir terimi de yoktur. O halde bu durumda ortaya çıktığını gördüğümüz bir olayın ortaya çıkması imkansızdır. Ama biz onun ortaya çıktığını görüyoruz. O halde sözü edilen nedenler dizisinin sonsuza kadar gitmemesi, nedeni olmayan bir ilk varlıkta sona ermesi gerekir ki işte bu da Tanrı'dır. Parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A)
Evrende meydana gelen her olayın ilk nedeni Tanrı'dır.
B)
Tanrı herşeyi yoktan var eden mükemmel bir varlıktır.
C)
Tanrı duyusal dünyanın dışındadır.
D)
Tanrının varlığı ancak akılla kavranılır.
E)
Evrende sonu olmayan bir nedensellik zinciri vardır.
7.
Rönesans yeni bir Tanrı görüşüne yol açtı. Felsefe ve teknoloji zamanla teolojiden ayrıldıkça, yeni bir Hristiyan dindarlık türü gelişmeye başlamıştı. Rönesansla bireyci bir insan anlayışı ortaya çıktı. Bu görüş inanç dünyasını etkiledi. Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi vurgulanmıştır?
A)
Toplumsal ve teknolojik gelişmeler inancı şekillendirir.
B)
inanç toplumsal yapıyı şekillendirir.
C)
Tanrının varlığından söz edilemez.
D)
Tanrı ve evren özdeştir.
E)
Tanrı toplumsal hayatın düzenleyicisidir.
8.
İbn-i Sina'ya göre ruh, insanın bir olgunluğudur, insana bireyselliğini ve kişiliğini verir. Beden ruhun aletidir, kendisini mükemmelleştirmek için bir ruha muhtaçtır. Düşünen ruh, evrenin bütün formları gibi, akılda önceden mevcuttur. Fakat, bedenlerin onu almaya hazırlanmasından sonra fiilen var olmaya başlar. İbn-i Sina'nın bu parçadaki ruh anlayışı aşağıdaki yargılardan hangisineters düşer?
A)
İnsan ancak bir ruha sahip olduğu için, insandır.
B)
Bedenin varlığı ruhun varlığından önce gelir.
C)
Bedenin ruha yaptığı en büyük hizmet, bilgi için duyular temin etmesidir.
D)
Ruh, bedensiz olarak kendi kendini devam ettirebilir.
E)
Ruhun bedene, bedenin de ruha karşılıklı ihtiyaç ve yardımları vardır.
9.
Din felsefesi, genel olarak dini yani insandaki din duygusunun ne olduğunu inceleyen bir felsefi disiplindir. Bunu yaparken de inancın yapısını ortaya koymaya çalışır. Ayrıca, insanın diğer bilgileriyle dinsel bilgisinin benzer ya da farklı yanlarını soruşturur. Bütün bunları yaparken de herhangi bir dinin yanında ya da karşısında yer almaz. Parçada din felsefesinin hangi özelliğinden bahsedilmiştir?
A)
Belli bir otoriteye dayanması
C)
Tutarlı ve kuşatıcı olması
10.
Ortaçağ'da felsefenin ana rengi dini idi. Hristiyanlık bu çağda kendi fikir ve ilkeleriyle çok sıkı bir birliği olan evrensel bir kültür yapısı kurmuştu. Felsefe bu büyük kültür organizması içinde sadece bir organdı; bu yapı içinde felsefeye düşen görev, kilisenin öğretilerini desteklemekti. Ortaçağ'ın Batı Hristiyan kilisesine göre, kilise babalarının düşündüklerinde ve inandıklarında değişmez doğrular gizlidir. Bu doğrular, her türlü bilgi için olduğu gibi, felsefe için de birer amaçtırlar. Parçaya dayanarak Ortaçağ'da felsefenin durumu aşağıdakilerden hangisinde belirtilmiştir?
A)
Felsefe, büyük bir kültür çevresinin dünya görüşüne damgasını vurmuştur.
B)
Felsefe, teolojinin bir parçasıydı ve ona yalnız hizmet eden bir bilgi koluydu.
C)
Felsefe, her türlü bağımlılıktan sıyırıp sadece kendine dayandı.
D)
Felsefe, dinsel bilgilerle birlikte kendini daha da geliştirdi.
E)
Felsefe, deneyin ve aklın sağladığı doğrularla biçimlendi.
Test Tamamlandı
Bunu çözdün — bunları da dene:
Bu Test Hakkında
Bu test, AGS-KPSS sınavına hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. KPSS, kamu kurumlarına atanmak isteyen adayların girdiği en önemli sınavlardan biridir. Genel Yetenek (Türkçe, Matematik) ve Genel Kültür (Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık) alanlarında sorular içermektedir.
Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 10 soru içermektedir.
Çalışma Tavsiyeleri:
- Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
- Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
- Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
- Zaman tutarak çözme pratiği yapın
Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.