1.
Şu sıralar bir roman yazmayı düşünüyorum ama öyküye ara vermeyeceğim. Çünkü öykünün geldiği anda yazılması gerek; roman gibi dinlene dinlene yazılamıyor. Bu arada deneme - makale türünde "Dil Yanlışları" adlı bir kitabım çıkıyor bu ay içinde. Medyanın Türkçe kullanımını esas alarak yanlışları yazdım. Haberler, reklamlar, pop şarkılarındaki ve çevirilerdeki dili eleştiriyorum daha çok. Bu parçadan, sözü edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
Yeni bir roman yazmayı tasarladığı
B)
Değişik türde eserler verdiği
C)
Televizyon programlarını seviyesiz bulduğu
D)
Medyadaki dil yanlışlarını eleştiren bir kitap hazırladığı
E)
Öyküye hiç ara vermediği
2.
Aslında sivri dilliyimdir. Gazete yazılarında ise zaman zaman üstü kapalı bir dil kullanıyorum. Ama apaçık mizah yaptığım zaman da oldu. İlk kitabım için tamamen mizah diyebilirim. Bundan bir önceki kitabım "Sensiz Olmuyor"da sürekli bir ıstırap vardı ama içinde mizah da vardı. Ancak son romanımda mizah için uygun atmosfer yoktu. Bu parçadaki yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
Toplumsal sorunları mizahla açıkladığı
B)
Gazetelerde yazı yazdığı
C)
Eserlerinde mizaha yer verdiği
D)
Kimi zaman kapalı bir dil kullandığı
E)
İğneleyici bir anlatımının olduğu
3.
Peyami Safa'nın romanlarında çok değişik özellikler bir arada görülür. Örnekse, Cumbadan Rumbaya romanı, Fatih-Harbiye romancısının, Doğu-Batı meselesine sevimli bir babacanlıkla da yaklaşabileceğini belgeler. Fatih-Harbiye'de Batı ille ölümcül, Doğu ille insancılken Cumbadan Rumbaya'da adeta bir senteze ulaşılır; Doğunun da, Batının da anlam taşıyan yönlerinden söz açılır. Sonra başka yazılarımda da andığım Selma ve Gölgesi. Selma ve Golgesi, romanımızın tek gotik roman örneğidir. Selma'nın gölgesi, ikinci ben, aslında bir dişi vampir kraliçedir... Bu eserin gerçekte 'uyarlama' olduğu söylenmiştir. Akla uzak değil. Romanın sonundaki Venedik, kanal, gondol sahneleri biraz yapaylık taşıyor. Ama başlangıçtaki Boğaziçi yalısı, Selma'yla okurun ilk karşılaşması büyüleyicidir. Burada usta bir romancı konuşur. Bu parçadan Peyami Safa'yla ilgili aşağıdakilerden hangisi cıkarılamaz?
A)
Cumbadan Rumbaya romanının Batılı roman anlayışına uygun olmadığı
B)
Fatih-Harbiye romanında Batıya karşı olumsuz yaklaştığı
C)
Gotik tarzda roman örneği de verdiği
D)
Selma ve Gölgesi romanının yabancı bir romandan adapte edilmiş olabileceği
E)
Romanlarında Doğu - Batı meselesi üzerinde durduğu
4.
Ölümümden sonra bir yayıncının bu yazdıklarımı gün ışığına çıkaracağı hayali son avuntum. Böyle bir şey gerçekleşmezse yine boşa gitmiş sayılmaz avuntum. Çünkü ek gelir için dilimize çevirdiğim o çok satılan kötü aşk romanlarının orasına burasına duygularımı, insan ilişkileri ve yalnızlık konusundaki düşüncelerimi her fırsatta serpiştiriyorum. Söz konusu kötü aşk romanlarını piyasaya süren yayınevinin sahibi de, en çok benim eklediğim bölümleri beğeniyor, oralarda gözyaşlarını tutamıyormuş. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A)
Yazdıklarının, ölümünden sonra bir yayınevi tarafından yayınlanacağıyla avunduğuna
B)
Yayınevi sahibinin romana kendinin eklediği bölümlerden çok etkilendiğine
C)
Çevirisini yaptığı romanlara kendi duygu ve düşüncelerini de eklediğine
D)
Piyasada kötü aşk romanlarının iyi romanlardan daha çok beğenildiğine
E)
Kendine gelir sağlayabilmek için roman çevirileri yaptığına
5.
Roman şiirden çok değişik bir tür. Romanda anlatı iyice ağır basıyor. Onun için de belirsizlik alanları daha az ... Ama çağcıl romanın ustalarından, Kafka, Joyce, Beckett, Faulkner, Robbe-Grillet gibi yazarlardan sonra romanın belirsizlik alanları da genişledi. Çeşitli yöntemlerle romana da anlamını yorumla verme özelliği kazandırıldı. Bugün bir yazar, romanının, ikinci, üçüncü okuyuşlarında okurların yeni yeni şeyler bulacaklarını, ilk okuyuşta göremedikleri birtakım bağlantıları göreceklerini söyleyebiliyor. Roman iki üç kez okunur mu? Demek ki romanlarını elimizin altında tutup, şiir okur gibi, tekrar tekrar açıp okumamızı bekleyen yazarlar var günümüzde... Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A)
Günümüzde bazı yazarların romanlarında belirsizliklerin arttığına
B)
İlk okuyuşta kendini ele vermeyen romanların daha başarılı sayıldığına
C)
Romanın belirsizlik alanlarının şiirden daha az olduğuna
D)
Romanlarının, şiir gibi, birkaç kez okunmasını isteyen romancıların olduğuna
E)
Kimi yazarların, romanlarının ilk okuyuşta anlaşılmayacağını söylediklerine
6.
"Çukurova, benim doğduğum topraklar olduğu kadar, benim romanlarımın da toprağıdır. Ama doğduğum toprak ayrıdır, yarattığım toprak ayrı. Bir şey daha var: İnsanoğlu ne kadar doğayla zenginleşirse, hayat gücü artar, hayal dünyası çok daha genişler. Onun için Çukurova, benim düşlerimin Çukurova'sıdır. Gerçek değil mi? Elbette gerçek ... " Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
Yazarın, romanlarını gerçeklerden yola çıkarak oluşturduğu
B)
Yazarın eserlerinde Çukurova yöresine yer verdiği
C)
Gerçeğin, romana yazarın hayal dünyasından geçerek yansıması gerektiği
D)
Düş kurma yeteneği güçlü bir yazarın, başarılı romanlar yazabileceği
E)
Doğayla zenginleşmenin kişinin hayal dünyasını zenginleştireceği
7.
Geçen gün bir dergide genç bir ozanın şiirine takıldı gözüm. Kısa sayılamayacak yapıda bir şiirdi. Genç ozan kişisel duygularını yansıtmış. Bunu yaparken şekilden, kurgudan hiç ödün vermemiş. Halk şairlerinin şiirinin son dörtlüğünde isim veya mahlas kullanma geleneğine de uymuş. Açık, yapmacıktan uzak anlatımıyla geleceğin büyük şairlerinden biri olacağını müjdeledi bana. Bu parçada sözü edilen şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A)
Yalın ve doğal bir söyleyişe sahip olduğuna
B)
Konusunun çok ilginç olduğuna
C)
Son dörtlükte şairin adının geçtiğine
D)
Umut vaat eden genç bir şaire ait olduğuna
E)
Uzun bir şiir olduğuna
8.
Son günlerde Bodrum'dan geçtim ve bu eski küçük, sürgün kasabasının tarihten koparak karşı konulmaz biçimde kent boyutlarına eriştiğini, büyük kentlerin pek çok sorununun da buraya taşındığını gördüm. Biraz ürktüm pek çokları gibi bu gelişmeden. Ama Cahit Kayra'nın "Hoşçakal Bodrum"unu okuyunca, içimde biriken eleştirel karamsarlığı bir yana bırakıp "yaşama yanıt verme" nin belki de daha iyi olacağını düşündüm. Kayra da "Hoşçakal" diyor, ama sanıyorum bir yere gitmeye niyeti yok. Bu parçadan yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
Cahit Kayra'nın eserini okuyunca düşüncelerinde değişiklik olduğu
B)
Bodrum'un, tarihi dokuyu yok edecek bir yapılaşma sürecine girmesinden rahatsız olduğu
C)
Bodrum'un eskiden, şimdikinden daha güzel ve daha temiz olduğunu düşündüğü
D)
Bodrum'un büyük kentlerin sorunlarına benzer sorunlar yaşamasına üzüldüğü
E)
"Hoşçakal Bodrum" adlı eserin,yazarın içindeki karamsarlığı yok ettiği
9.
Bu memleketin en kuvvetli iki sanat kolu şiir ve nakıştır. Mimarimiz büyük şehirlerimizde demir atmış, zahmet edip kuş uçmaz kervan geçmez köylerimize kadar uzanamamıştır. Herhangi bir toplumda sanatın dünya çapında bir değere ulaşması onun milletçe benimsenmiş, kavranmış olmasıyla mümkündür. Bu bakımdan yüzde yüz yerli olan bir sanat kolu, kendiliğinden dünya çapında olmaya namzettir. Köy türkülerinden, köy nakışlarından faydalanmak, bana, ekmekten, sudan faydalanmak kadar açık geliyor. Çünkü bunlarda milyonlarca insanın el emeği, göz nuru var. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A)
Köy türkü ve nakışlarından yararlanmayı bir zorunluluk olarak gördüğüne
B)
Milletçe benimsenmemiş sanatın dünya çapında bir değere ulaşamayacağına
C)
Mimarimizin şehirlerde kalıp ülkemizin her tarafına yayılamadığına
D)
Türk şiir ve nakışlarının dünya çapında bir değere sahip olduğuna
E)
Tam anlamıyla yerli bir sanatın dünya çapında olabileceğine
10.
Köşe yazarları bence, günümüz Türk gazeteciliğinin bir diğer özelliği. Böylesine yorum çeşitliliğine dünyanın başka bir ülkesinde rastlanabileceğini sanmıyorum. Yorumdan ibaret de değil. Aynı zamanda yeni tarzlar, hatta haber - yorum - edebi metin karması bilinmedik renkler, türler de icat ediyoruz. Teknik farklar yüzünden, habercilikte zamanlama açısından önü kesilen gazetenin televizyona karşı geliştirdiği bir silah bu. Bir fazlalık, bir kargaşa yok değil. Gazete satışları, promosyon desteğine rağmen özlenen seviyelere ulaşamıyor. Bu parçadan köşe yazılarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
Televizyonlara kayan ilgiyi tekrar gazeteye çekmek için kullanıldığı
B)
Gazeteciliğin en önemli göstergelerinden biri olduğu
C)
Günümüz Türk gazeteciliğine ait bir nitelik taşıdığı
D)
Yeni tarzlar, yeni türler şeklinde karşımıza çıktığı
E)
Başka ülkelerde görülmeyecek derecede yorum çeşitliliğine sahip olduğu
11.
Yahya Kemal'le çok sıkı bir dostluğumuz vardı. Yahya Kemal çok bonkör bir şairdi ... Elinde avucunda ne varsa harcardı ... Şairleri, yazarları kaldığı Park Otel'de toplar, onlara tarihten ve edebiyattan bahsederdi. Misafiri hiç eksik olmazdı. Her hafta otele gider, Yahya Kemal'in sohbetlerinden faydalanmaya, kendimizi yetiştirmeye çalışırdık. Bazen de Çınaraltı'nda bir araya gelirdik. Bu toplantıya ilim adamları da gelirdi. Bu parçada Yahya Kemal ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A)
Misafirden rahatsız olmadığına
B)
Eski şiiri çok iyi bildiğine
C)
Etrafındakilerin ondan faydalanmaya çalıştığına
D)
Etrafında toplananlara tarihten ve edebiyattan söz ettiğine
E)
Toplantılarına sanatçıların yanında ilim adamlarının da katıldığına
12.
"Apartman"da iki eksen öyküyü birbirinden ayırmak zordur bence. Biliyorsunuz, kentleşme olgusu edebiyatımızda daha önce işlenmiştir. Ancak sorun, aile ölçeğinde ve Doğu - Batı sorunsalı açısından ele alınmıştır genellikle. Oysa Apartman'da aile değil, bireyle birlikte doğasının da nasıl bir değişime uğradığı verilmeye çalışılmıştır, bir anlamda Esendal'ın "Ayaşlı ve Kiracıları"nın bu süreçteki bir uzantısı olarak. Dolayısıyla, Apartman onlara bir "zeyl" olarak değerlendirilse, hata yapılmış olmaz sanırım. Bu parçada "Apartman" öyküsüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
Kentleşme olgusunu işlediği
B)
Bireyin nasıl bir değişime uğradığını gösterdiği
C)
Ayaşlı ve Kiracıları'nın devamı niteliği gösterdiği
D)
Kentleşme olgusunu ele alan önceki eserlerden farklı olduğu
E)
Toplumsal sorunların çözümüne yardımcı olduğu
Test Tamamlandı
Bunu çözdün — bunları da dene:
Bu Test Hakkında
Bu test, TYT-AYT (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. YKS, üniversiteye giriş sürecinin en kritik aşamasıdır. TYT temel becerileri, AYT ise alan bilgisini test eder.
Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 12 soru içermektedir.
Çalışma Tavsiyeleri:
- Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
- Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
- Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
- Zaman tutarak çözme pratiği yapın
Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.