1. Halikarnas Balıkçısı, daha çok, yaşadığı Bodrum yöresine özgü canlı betimlemelerle süslemiştir yapıtlarını. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) Yüklem, bileşik bir eylemdir.
- B) Sıfat-fiil kullanılmıştır.
- C) Devrik bir eylem cümlesidir.
- D) İlgeç vardır.
- E) Üstünlük belirtecine yer verilmiştir.
2. Ne güzel enseyi geçmemesi saçların Alnımızda bitmesi Tane tane olması kirpiklerin Tel tel olması kaşların Ne güzel insan yüzü Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Çoğul ad
- B) Adeylem
- C) Belirteç
- D) İsim tamlaması
- E) Basit çekimli eylem
3. Gelemem diyorum artık anlaman gerek Söndü içimdeki ateş çoktan Kırık dökük dizelerde yanıyor şimdi yürek Çektim elimi eteğimi hayattan Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) İkileme sıfat görevindedir.
- B) İyelik eki almış sözcükler vardır.
- C) Belirteçlere yer verilmiştir.
- D) Ad eyleme yer verilmiştir.
- E) Ad takımı vardır.
4. Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin Durmadan sesler alacak Sesler vereceksin Düzelmeden dünyanın hali Uyuyamayacaksın Bu dizelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
- A) Belirtisiz ad tamlaması vardır.
- B) Adıl ve ilgeç kullanılmıştır.
- C) Bir sözcük hem niteleme hem belirtme sıfatı almıştır.
- D) Bağ-fiil vardır.
- E) Zaman belirteci vardır.
5. Nasıl söylerim öldüğünü Elinde beyaz tebeşir Geçmiş tahta başına Atatürk'üm ders verir Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Belirteç
- B) Bileşik sözcük
- C) İsim tamlaması
- D) Önad
- E) Belgisiz adıl
6. O, edebiyatımızın belki de sıradan insana en yakın sanatçısıdır. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
- A) Belirtme sıfatı vardır.
- B) Belirteç kullanılmıştır.
- C) Tamlayanıyla tamlananı arasına sözcükler girmiş bir ad tamlaması vardır.
- D) Kişi zamirine yer verilmiştir.
- E) İki öğeli bir cümledir.
7. Bak şu kalbimin işine Saldı sevdayı başıma Gece gündüz aşk ateşine Yanarım yanarım kimse bilmez Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) "kimse" sözcüğü, belgisiz adıldır.
- B) "sevdayı" sözcüğü, belirtme durumu eki almıştır.
- C) "şu kalbimin işi" sözü, zincirleme ad tamlamasıdır.
- D) "bilmez" sözcüğü, geniş zamanın olumsuz biçimiyle çekimlenmiş bir eylemdir.
- E) "Gece gündüz" ikilemesi, belirteç görevindedir.
8. Sanat, her gün içinde çeşitli olayların meydana geldiği yaşam gerçeğinin kendisidir. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) Farklı türde eylemsilere yer verilmiştir.
- B) Zincirleme ad tamlaması kullanılmıştır.
- C) Özne ve yüklemden oluşmuştur.
- D) Belgisiz sıfat vardır.
- E) Adıla yer verilmiştir.
9. Enginden engine koşarken rüzgar Bende bir yolculuk heyecanı var Yattığım kayaya çarpan dalgalar Çıkıver bir sonsuz sefere diyor Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Ad cümlesi
- B) Belirtisiz ad tamlaması
- C) Bileşik eylem
- D) Kişi adılı
- E) İsim-fiil
10. Bazı dönemlerde şiir, şairlerin hep aynı yolu seçmeleri yüzünden hiç değişmemiş ya da pek az değişmiştir. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Adeyleme yer verilmiştir.
- B) Bağlaç kullanılmıştır.
- C) Birden çok belirteç vardır.
- D) Belgisiz sıfat vardır.
- E) Özne, bir söz öbeğidir.
11. Yaşam boyu limanlardan gemiler uğurlarız El sallarız arkalarından Gittikçe artar yalnızlığımız Lakin dönemez hiçbiri uzak diyarlardan Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Belgisiz adıl
- B) Bileşik sözcük
- C) Bağ-fiil
- D) Bağlaç
- E) Bileşik çekimli eylem
12. Bu genç öykücünün yapıtlarında, çocukluk ve gençlik yılları, yaşamının en mutlu dönemi olarak karşımıza çıkar. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) Tamlayanıyla tamlananı arasına sözcükler girmiş bir ad tamlaması vardır.
- B) Belirteç ve bağlaç kullanılmıştır.
- C) Basit bir cümledir.
- D) İşaret sıfatı vardır.
- E) Bağ-fiile yer verilmiştir.
13. Köşe yazarları bence, günümüz Türk gazeteciliğinin bir diğer özelliği. Böylesine yorum çeşitliliğine dünyanın başka bir ülkesinde rastlanabileceğini sanmıyorum. Yorumdan ibaret de değil. Aynı zamanda yeni tarzlar, hatta haber - yorum - edebi metin karması bilinmedik renkler, türler de icat ediyoruz. Teknik farklar yüzünden, habercilikte zamanlama açısından önü kesilen gazetenin televizyona karşı geliştirdiği bir silah bu. Bir fazlalık, bir kargaşa yok değil. Gazete satışları, promosyon desteğine rağmen özlenen seviyelere ulaşamıyor. Bu parçadan köşe yazılarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Başka ülkelerde görülmeyecek derecede yorum çeşitliliğine sahip olduğu
- B) Günümüz Türk gazeteciliğine ait bir nitelik taşıdığı
- C) Televizyonlara kayan ilgiyi tekrar gazeteye çekmek için kullanıldığı
- D) Yeni tarzlar, yeni türler şeklinde karşımıza çıktığı
- E) Gazeteciliğin en önemli göstergelerinden biri olduğu
14. Şu sıralar bir roman yazmayı düşünüyorum ama öyküye ara vermeyeceğim. Çünkü öykünün geldiği anda yazılması gerek; roman gibi dinlene dinlene yazılamıyor. Bu arada deneme - makale türünde "Dil Yanlışları" adlı bir kitabım çıkıyor bu ay içinde. Medyanın Türkçe kullanımını esas alarak yanlışları yazdım. Haberler, reklamlar, pop şarkılarındaki ve çevirilerdeki dili eleştiriyorum daha çok. Bu parçadan, sözü edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Televizyon programlarını seviyesiz bulduğu
- B) Değişik türde eserler verdiği
- C) Medyadaki dil yanlışlarını eleştiren bir kitap hazırladığı
- D) Öyküye hiç ara vermediği
- E) Yeni bir roman yazmayı tasarladığı
15. Roman şiirden çok değişik bir tür. Romanda anlatı iyice ağır basıyor. Onun için de belirsizlik alanları daha az ... Ama çağcıl romanın ustalarından, Kafka, Joyce, Beckett, Faulkner, Robbe-Grillet gibi yazarlardan sonra romanın belirsizlik alanları da genişledi. Çeşitli yöntemlerle romana da anlamını yorumla verme özelliği kazandırıldı. Bugün bir yazar, romanının, ikinci, üçüncü okuyuşlarında okurların yeni yeni şeyler bulacaklarını, ilk okuyuşta göremedikleri birtakım bağlantıları göreceklerini söyleyebiliyor. Roman iki üç kez okunur mu? Demek ki romanlarını elimizin altında tutup, şiir okur gibi, tekrar tekrar açıp okumamızı bekleyen yazarlar var günümüzde... Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) İlk okuyuşta kendini ele vermeyen romanların daha başarılı sayıldığına
- B) Romanın belirsizlik alanlarının şiirden daha az olduğuna
- C) Romanlarının, şiir gibi, birkaç kez okunmasını isteyen romancıların olduğuna
- D) Kimi yazarların, romanlarının ilk okuyuşta anlaşılmayacağını söylediklerine
- E) Günümüzde bazı yazarların romanlarında belirsizliklerin arttığına
16. Yahya Kemal'le çok sıkı bir dostluğumuz vardı. Yahya Kemal çok bonkör bir şairdi ... Elinde avucunda ne varsa harcardı ... Şairleri, yazarları kaldığı Park Otel'de toplar, onlara tarihten ve edebiyattan bahsederdi. Misafiri hiç eksik olmazdı. Her hafta otele gider, Yahya Kemal'in sohbetlerinden faydalanmaya, kendimizi yetiştirmeye çalışırdık. Bazen de Çınaraltı'nda bir araya gelirdik. Bu toplantıya ilim adamları da gelirdi. Bu parçada Yahya Kemal ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Toplantılarına sanatçıların yanında ilim adamlarının da katıldığına
- B) Etrafındakilerin ondan faydalanmaya çalıştığına
- C) Eski şiiri çok iyi bildiğine
- D) Misafirden rahatsız olmadığına
- E) Etrafında toplananlara tarihten ve edebiyattan söz ettiğine
17. Aslında sivri dilliyimdir. Gazete yazılarında ise zaman zaman üstü kapalı bir dil kullanıyorum. Ama apaçık mizah yaptığım zaman da oldu. İlk kitabım için tamamen mizah diyebilirim. Bundan bir önceki kitabım "Sensiz Olmuyor"da sürekli bir ıstırap vardı ama içinde mizah da vardı. Ancak son romanımda mizah için uygun atmosfer yoktu. Bu parçadaki yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Gazetelerde yazı yazdığı
- B) Toplumsal sorunları mizahla açıkladığı
- C) Kimi zaman kapalı bir dil kullandığı
- D) Eserlerinde mizaha yer verdiği
- E) İğneleyici bir anlatımının olduğu
18. Peyami Safa'nın romanlarında çok değişik özellikler bir arada görülür. Örnekse, Cumbadan Rumbaya romanı, Fatih-Harbiye romancısının, Doğu-Batı meselesine sevimli bir babacanlıkla da yaklaşabileceğini belgeler. Fatih-Harbiye'de Batı ille ölümcül, Doğu ille insancılken Cumbadan Rumbaya'da adeta bir senteze ulaşılır; Doğunun da, Batının da anlam taşıyan yönlerinden söz açılır. Sonra başka yazılarımda da andığım Selma ve Gölgesi. Selma ve Golgesi, romanımızın tek gotik roman örneğidir. Selma'nın gölgesi, ikinci ben, aslında bir dişi vampir kraliçedir... Bu eserin gerçekte 'uyarlama' olduğu söylenmiştir. Akla uzak değil. Romanın sonundaki Venedik, kanal, gondol sahneleri biraz yapaylık taşıyor. Ama başlangıçtaki Boğaziçi yalısı, Selma'yla okurun ilk karşılaşması büyüleyicidir. Burada usta bir romancı konuşur. Bu parçadan Peyami Safa'yla ilgili aşağıdakilerden hangisi cıkarılamaz?
- A) Fatih-Harbiye romanında Batıya karşı olumsuz yaklaştığı
- B) Gotik tarzda roman örneği de verdiği
- C) Selma ve Gölgesi romanının yabancı bir romandan adapte edilmiş olabileceği
- D) Romanlarında Doğu - Batı meselesi üzerinde durduğu
- E) Cumbadan Rumbaya romanının Batılı roman anlayışına uygun olmadığı
19. Geçen gün bir dergide genç bir ozanın şiirine takıldı gözüm. Kısa sayılamayacak yapıda bir şiirdi. Genç ozan kişisel duygularını yansıtmış. Bunu yaparken şekilden, kurgudan hiç ödün vermemiş. Halk şairlerinin şiirinin son dörtlüğünde isim veya mahlas kullanma geleneğine de uymuş. Açık, yapmacıktan uzak anlatımıyla geleceğin büyük şairlerinden biri olacağını müjdeledi bana. Bu parçada sözü edilen şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Uzun bir şiir olduğuna
- B) Son dörtlükte şairin adının geçtiğine
- C) Yalın ve doğal bir söyleyişe sahip olduğuna
- D) Umut vaat eden genç bir şaire ait olduğuna
- E) Konusunun çok ilginç olduğuna
20. Bu memleketin en kuvvetli iki sanat kolu şiir ve nakıştır. Mimarimiz büyük şehirlerimizde demir atmış, zahmet edip kuş uçmaz kervan geçmez köylerimize kadar uzanamamıştır. Herhangi bir toplumda sanatın dünya çapında bir değere ulaşması onun milletçe benimsenmiş, kavranmış olmasıyla mümkündür. Bu bakımdan yüzde yüz yerli olan bir sanat kolu, kendiliğinden dünya çapında olmaya namzettir. Köy türkülerinden, köy nakışlarından faydalanmak, bana, ekmekten, sudan faydalanmak kadar açık geliyor. Çünkü bunlarda milyonlarca insanın el emeği, göz nuru var. Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Türk şiir ve nakışlarının dünya çapında bir değere sahip olduğuna
- B) Milletçe benimsenmemiş sanatın dünya çapında bir değere ulaşamayacağına
- C) Mimarimizin şehirlerde kalıp ülkemizin her tarafına yayılamadığına
- D) Tam anlamıyla yerli bir sanatın dünya çapında olabileceğine
- E) Köy türkü ve nakışlarından yararlanmayı bir zorunluluk olarak gördüğüne