1. (I) Sinema, hiçbir zaman tiyatronun yerini tutamaz. (II) Çünkü tiyatronun işlevi farklıdır. (III) Kökeni tarihin derinliklerindedir. (IV) Belki belli dönemlerde sinemaya göre seyircisi azalmış; zaman zaman krizler de geçirmiş olabilir. (V) Ama bütün bunlar, gerçeği değiştirmez. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi parçanın ana düşüncesi olmaya en uygundur?
- A) V.
- B) I.
- C) III.
- D) II.
- E) IV.
2. Henüz ilkokul öğrencisiyken, kendi kendime öyle bir meslek bulmalıyım ki bu öğrencilik işi hiç bitmesin, demiştim. Sonuçta öğrenciliğimi hiç bitirmeyecek şekilde uzatmanın yolunu buldum. Bu yol, gazete ve dergilerde yazmaktı. O gün bugündür dergilerde, gazetelerde edebiyattan diğer sanat kollarına, politikadan ekonomiye, bireysel duyarlılıklardan toplumsal gerçeklere kadar farklı konularda ödev yapar gibi yazıyorum. Sağ olsunlar, dergidekiler de huyumu bildikleri için çok ödev veriyorlar bana. Ben de ödevlerimi yetiştirmeye çalışıyorum. Bu parçada yazarın kedisiyle ilgili olarak anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Meslek seçiminde ilkokul yıllarındaki telkinlerin etkili olduğu
- B) Dergi ve gazetelerde çıkan yazılarını kitaplaştırma olanağı bulamadığı
- C) Gazete ve dergilerdeki yazılarının okurlarca çok beğenildiği
- D) Uzun zamandır dergi ve gazetelerde çeşitli konularda yazılar yazdığı
- E) ilkokul yıllarında aldığı eğitimin, kişiliğinin oluşmasında etkili olduğu
3. Halkımızın geneline baktığımızda bir sözcüğün nasıl yazılacağı, noktalama işaretlerinin hangi durumlarda nasıl kullanılacağı, sözcükleri hangi durumlarda bitişik ya da ayrı yazacağımız gibi konularda hep bir tartışma ortamının olduğunu görüyoruz. Tüm iyi niyetli çabalara karşın, bu konularda bir türlü uzlaşılamıyor. Bunun sonunda da yazılı metinlerde herkes ayrı bir yol tutturmuş gidiyor. Bu alanda bir uzlaşma gerçekleştirilemeyince imla birliği de sağlanamıyor. Bu parçada yazarın anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İmla konusunda birlik sağlanması için zorlayıcı yöntemlere başvurulmaması gerektiği
- B) Yazılı bir metinden, onu okuyan herkesin aynı düşünceyi çıkarması gerektiği
- C) Toplumumuzda farklı kültür katmanlarına ait insanların farklı sanatçıları beğendiği
- D) Yazımda birliğin sağlanması için edebiyatçıların önderliğine gereksinim duyulduğu
- E) Toplumumuzda yazım kuralları konusunda ortak bir anlayışın benimsenmediği
4. Kelime arkeolojisi, Batıda yaygın ve uzun zamandır yapılıyor olmasına rağmen bizde yıllar boyu rağbet edilmeyen bir çalışma alanı olmuştür. Her gün yazıp çizdiğimiz sözcükler için büyük zamanları göze alıp, o sözcüklerin ardına düşmek gereksiz görülmüştür bizde. Neyse ki son birkaç yıldır bu konuya eğilenler çıkmaya başladı. Sayıları bir elin parmaklarıyla ifade edilecek kadar az da olsa sözcüklerin doğuşunu, gelişimini, bugüne nasıl geldiğini, kısaca sözcüklerin tarihini inceleyen araştırmacılar artık bizde de var. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dilbilim alanında çalışma yapmanın çok yorucu olduğu
- B) Batılı ülkelerde dil çalışmalarına büyük kaynaklar ayrıldığı
- C) Sözcüklerin anlam değerlerini belirlemenin zor bir iş olduğu
- D) Sözcüklerin anlam değişimlerini belirlemek için arkeoloji bilgisine gerek duyulduğu
- E) Bizde sözcüklerin kökenini araştırmaya yönelik çalışmaların yeni başladığı
5. Yazarlarımızın, romanlarını, oyunlarını ya da hikayelerini yazınsal bir dille yazma kaygısı içinde oldukları anlaşılıyor. Ne var ki onların yazınsal dilden anladıkları, genellikle edebiyat yapma oluyor. Oysa yazınsal dil, bir sözde açıkça söylenmeyen şeyin, o sözün kullanıldığı bağlamdan çıkarılabileceği ilkesiyle ortaklık taşır. Söylenmeyenin söylenenden çıkarılabilmesi, yazınsal söylemin temelidir. Dolayısıyla yazarlarımızın yazınsal dil konusunda doğru olmayan bir yolda yürüdükleri bir gerçektir. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yazarların, yazınsal dilin gelişmesi için yeterince çaba göstermedikleri
- B) Yazarların, dil konusunda fazla duyarlı davranmadıkları
- C) Yazarların, yapıtlarında sanat kaygısını her şeyin üstünde tuttukları
- D) Yazarların, yapıtlarının diliyle ilgili eleştirilere kulak vermedikleri
- E) Yazarların, yazınsal dil konusunda bir yanılgı içinde oldukları
6. Yazınsal yapıtlar ancak okur için ve onun aracılığıyla vardır. Okuyucu bir yapıtı okurken, hem keşfettiğinin hem de yarattığının bilincine varır; yaratırken keşfettiğini, keşfederken yarattığını fark eder. Çünkü okumak, makinesel bir işlem değildir; bir yaratıştır, bir tamamlama eylemidir. Okuyucu, yazılı şeyi hiç durmadan aşarak kafasında yeniden yaratır; boşlukları doldurur. Bu nedenle bir yapıt ancak okurun belleğinde tamamlandığında gerçek kimliğine bürünür. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yazınsal yaratıları anlamak için okurun belli bir birikiminin olması gerektiği
- B) Yazınsal yaratıların okuyucularca yeniden oluşturulduğu
- C) Yazınsal ürünlerin herkesin anlayacağı bir dille yazılması gerektiği
- D) Yazınsal yapıtlarda anlatımın kapalı olması gerektiği
- E) Yazınsal yapıtların diğer sanat eserlerinden diliyle ayrıldığı
7. Dikkat ederseniz, gerçek azanların çoğu, gösterişi sevmeyen, az konuşan, hatta düzyazıya yüz vermeyen kişilerdir. Örneğin Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiir konusunda yazılmış kaç yazısını anımsıyorsunuz? isterseniz şöyle sorayım: Siz hiç Dağlarca'nın düzyazısını okudunuz mu? Okuyamazsınız, çünkü o şiirden başka bir şey yazmamıştır. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gerçek şairlerin, şiirden başka bir türle ilgilenmediği
- B) Şairlerin doğal bir Türkçe kullandıkları
- C) Düzyazı ile uğraşanların şiir yazmaması gerektiği
- D) Büyük şairlerin gösterişsiz bir yaşam sürdükleri
- E) Şairliğin zorlu ve sıkıntılı bir yolunun olduğu
8. Türkiye'de köyde doğup büyüyen, hala orada yaşayan kaç öykücü, romancı, oyun yazarı, şair yetiştirildiği sorulsa, hiç kuşku yok ki, bir çırpıda bir yığın isim sıralanacaktır. Büyük kentlerden, hatta orta ölçekli ve küçük kentlerden uzakta, kırsalda, şair ve yazar yetiştirme konusunda, oldukça verimlidir. bizim ülkemiz. Diğer ülkelerde durum nedir bilmem, ama bir araştırma yapılsa, bana öyle geliyor ki Türkiye birinciliği bu konuda hiçbir ülkeye kaptırmayacaktır. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Ülkemizde diğer ülkelere göre sanatçıya daha çok değer verildiği
- B) Ülkemizin coğrafi konumunun köy edebiyatının gelişmesi için uygun olduğu
- C) Büyük kentlere oranla köy ve kasabalarda daha çok sanatçı yetiştiği
- D) Ülkemizde kırsal kesimde yaşayanların edebiyata daha çok ilgi duyduğu
- E) Ülkemizde köy kökenli çok sayıda şair ve yazarın yetiştiği
9.
Bilinen ilk aşk romanı Endülüslü bir müslüman olan İbn Hazm'ın "Güvercin Gerdanlığı" dır. XIV. yüzyılda yazılan ve sevgiliye seslenen mektuplardan oluşan bu yapıt dünya edebiyatının roman türündeki ilk yapıtı olarak kabul edilmektedir aynı zamanda XIX. yüzyıl romancıları da sayısız hicranlı aşk romanları yazarlar. Polisiye, bilimkurgu gibi türler çıkmadan önce tarihsel romanların dışında roman, hemen hemen teması bütünüyle aşka ayrılmış bir edebiyat türüydü diyebiliriz. Romantizm akımı boyunca böylece sürer bu. Gerçekçilik ve eleştirel - gerçekçilik akımları ortaya çıkıncaya kadar egemenliğini sürdürür.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
- A) 19. yüzyıl romancılarının çoğunun aşk romanı yazdığından
- B) İlk aşk romanının bir müslüman tarafından yazıldığından
- C) Gerçekçi romanların, aşk romanlarının egemenliğine son verdiğinden
- D) Romantizm akımında aşk romanlarına büyük önem verildiğinden
- E) Roman türünün XIX. yüzyıldan bugüne en önemli edebiyat türü sayıldığından
10.
Dilin bir ulus için önemini kim bilmez? Ne zaman Türkçe ile ilgili bir yazı yazsam, yurt içinden, daha çok da yurt dışından birçok gönderi alıyorum. Türkçe'nin yabancı kelime istilasına uğramaması konusunda çok özenli davranıyorlar. Ben o duyarlığı anlıyorum. İtirazım; dildeki yabancı kelime artışının yasayla önlenemeyeceği gerçeğini bilmemden kaynaklanıyor.
Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
- A) Dildeki yabancı sözcük artışının yasalarla önlenemeyeceğine
- B) Türkçe'yi yabancı dillerin etkisinden sanatçıların ve aydınların koruyabileceğine
- C) Okurlarının, Türkçe'nin yabancı dillerin istilasına uğramasına karşı çıktığına
- D) Türkçe hakkındaki yazılarına büyük ilgi gösterildiğine
- E) Dilin bir ulus için çok önemli olduğuna
11.
Cumhuriyet dönemi şairlerinden olan Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirleri, şekil, öz ve tür bakımından devamlı değişmeler göstermiştir. Başka şairlerin etkisinde kalmadığı gibi, kendini tekrarlamaktan da kaçınmış, her yeni eserinde bir öncekine benzemeyen atılımlar yapmıştır. Bazen vezinli, kafiyeli yazmış, bazen şekli hiçe saymıştır. Benzetmeleri, hayalleri ve geniş ufuklu şiir dünyasıyla edebiyatımızın köşe taşlarından biri olmuştür.
Bu parçadan, Dağlarca ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
- A) Kendinden sonra gelen şairleri derinden etkilediği
- B) Her şiirinde kendini geliştirdiği
- C) Kendine özgü bir yol çizdiği
- D) Edebiyatımızın önemli şairlerinden biri olduğu
- E) Şiirlerinin farklı özellikler gösterdiği
12.
Köyde birisinin başına üzücü bir olay gelse herkes gülmeyi unutur, birisi mutlu olsa sevinç çığlıkları hep bir ağızdan atılırdı. Sözcükler herkese aynı şeyleri söyler, olaylar karşısında aynı davranışlar sergilenirdi. Okul yoktu, yollar bozuktu, evler gaz lambasıyla aydınlanırdı; ama gönüller derinlemesine aydınlıktı. Herkesin paylaştığı bir yaşam tarzı, gelenek ve görenekler vardı. Olanaklar çok sınırlı da olsa gözlerde yaşama sevincinin ışıltıları eksik olmazdı.
Bu parçada sözü edilen köyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Sıkıntı ve yokluk içinde olduğu
- B) Ortak bir yaşam kültürünün olduğu
- C) Acı ve sevinçlerin paylaşıldığı
- D) Büyük çabalarla iyi olanaklara ulaşıldığı
- E) İnsanların yaşama bağlı oldukları
13.
Kendinizi başarıya koşullandırın, kusursuz olmak istediğinizi kendinize daima anımsatın; ardından başarı kendiliğinden gelir. Adeta cam bir kavanozun içindeymişçesine, üçüncü kişilerin gözüyle kendinize bakın, nesnel olun. Bakalım daha önce hiç dikkat etmediğiniz eksik bir yönünüz var mı? Varsa bunu düzeltmek için harekete geçin. Birçok insan kendine o kadar alışmıştır ki, ilerlemek için gereken yolları bir türlü göremez. Siz bu yanılgıya düşmeyin.
Böyle diyen birinden, aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
- A) Hatalarından ders alan kişiler başarılı olabilir.
- B) İnsanın her işte başarılı olması mümkün değildir.
- C) Kişinin kendini eleştirmesi, yapıcı ve yararlı bir davranıştır.
- D) Başkasının gözüyle kendine bakabilen biri, yanlışlarını görebilir.
- E) Özeleştiri yapmamak, doğruları bulmamızı engeller.
14.
Sanatçının üniversitedeki eleştiri derslerinden derlenmiş olan bu eser, yalnız üniversite öğrencilerinin değil, eleştirmenlerimizin ve bütün edebiyatçılarımızın da okuması gereken değerli bir el kitabıdır. Çünkü kitapta bütün kuramlarıyla eleştiri yöntemleri bir arada derli toplu verildiğinden, bildiğimizi sanıp da çoğunu bilmediğimiz edebiyat kuramlarını, eleştiri yöntemlerini yetkin bir sistematikle sunulmuş olarak buluyoruz.
Bu parçada sözü edilen eserle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Edebiyat ve eleştiri ile ilgili, alanında tek eser olduğuna
- B) Sadece üniversitelilerin değil, tüm edebiyatçıların ondan faydalanabileceğine
- C) Eleştiri sistemlerinin belli bir düzen içinde verildiğine
- D) Ders notlarının bir araya getirilmesiyle oluştuğuna
- E) Eleştiri metotlarının bütünüyle ele alındığına
15.
Edebiyatla olan bağı zamanla, hiç bitmeyen bir tutkuya dönüşüyor yazarımızın yaşamında. Yıllardır siyaset, tarih, kültür, edebiyat alanlarında yazıyor. Onun şairleri var; kimi kendi yaşında, kimi de çok genç. Hepsini okuyor. Bazılarına ilişkin değerlendirmelerini gazetedeki köşesine döküyor. Kimi dostları onu bırakıp son yolculuğuna çıkıyor sessizce. Kaybettiği bu dostlarının ardından her yıl anma yazıları yazıyor. Geçmişte kalan candan ilişkilere doğru hep iz sürüyor bu yazılarında.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Değişik yaşlardan beğendiği şairlerin olduğu
- B) İçinde bulunduğu durumdan mutlu olmadığı
- C) Edebiyatı çok sevdiği
- D) Farklı konularda yazılar yazdığı
- E) Ölen dostlarını yazılarıyla andığı
16.
Komşuluk ilişkilerimiz neden zayıfladı, komşularımızın adını niçin bilmiyoruz? Bugün memleketini, çocukluğunu, gençliğini, huyunu hatta adını bile bilmediğimiz komşularımızla paylaşacak neyimiz var? Komşuluk ortak bir dünyanın ve paylaşılan uzun zamanların sonucunda oluşur. Onlar bize nasıl inanır, biz onlara nasıl güveniriz? Çoğumuzun başkalarıyla ortak bir dünyası, paylaşacak zamanı yok artık.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Artık komşuların birbirlerini yakından tanımadığı
- B) Komşularımızla paylaşılan konuların azaldığı
- C) Komşuluğun, aynı dünyayı ve zamanı paylaşmakla oluştuğu
- D) Komşuluk ilişkilerinin, şşşehir hayatının zorlukları yüzünden zayıfladığı
- E) Günümüzde komşuluk ilişkilerinin eskiye göre gerilediği
17.
O, farklı konuları yazan biri değil, tam tersine toplumumuzun son elli yıldaki değişimini bir sanatçı sezgisiyle saptayarak romanlarında bir bütün halinde tartışan bir yazardır. Sanatındaki değişimleri gözlemlediğimiz yapıtları, bir serüvenin devamı niteliğinde. Hemen hemen tüm romanlarındaki kişilerde oldukça önemli benzerlikler bulmak mümkün. Yani benzer çizgilere sahip kişilerin, değişik mekanlardaki tavırlarının tartışması sürer gider onun eserlerinde.
Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Toplumdaki değişimi romanlarına aktardığına
- B) Roman kahramanlarının ortak özellikler taşıdığına
- C) Sanat çizgisinin romanlarında görülebildiğine
- D) Romanlarını birbirinden bağımsız olarak yazmadığına
- E) Romanlarında anlattığı çevrede yetiştiğine
18.
Türk hikayeciliğinde Anadolu'yu, Anadolu insanının yaşayışını ve problemlerini bilinçli bir biçimde, Anadolu gerçeğinden ayrılmadan işleyen günümüz yazarlarından biridir o. Altmış yıllık bir ömrün içerisinde şiir, eleştiri, araştırma, hikâye, roman gibi alanlarla ilgilenmiştir. İlk edebi çalışmalar, Adana'da iken gurbetin de hissettirdiği duygularla kaleme aldığı, memleketi Kilis'le ilgili şiirleridir.
Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Türk edebiyatının son dönem yazarlarından biri olduğuna
- B) Yazın hayatına şiirle başladığına
- C) Uzun bir süre sadece bir türde yapıt ortaya koyduğuna
- D) Doğduğu yerden uzakta oluşunun, ilk şiirlerini etkilediğine
- E) Öykülerinde halkın yaşamını gerçekçi bir gözle anlattığına