ALES » Kategori
Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)
20 soru · Tüm sorular tek sayfada
Güncel veriler ile hazırlanmıştırTürkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.
Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.
Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.
Ahmet Kutsi gerçek bir şairdi. Başlangıçtaki karak- 7. terine en yakın olan çıkış çizgisini kaybetmeyip, folklora olan yakınlığı ve şiiri halka yaklaştırma çabasıyla, en olgun yıllarını ziyan etmiş olmasaydı hiç şüphesiz yeri çok daha yukarılarda olurdu bugün. Gençliğinde yayımladığı "Şiirler" adlı küçük bir kitap dışında sayısı pek çok olan şiirleri henüz kitap haline getirilmedi, hatta bir kısmı hiç yayımlanmadı. Bunların bir an önce gün ışığına çıkarılması Tecer'in Türk şiirindeki yerinin daha doğru biçimde saptanması için gereklidir.
Bu parçada Ahmet Kutsi Tecer ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Baki, şiirlerinde aruz veznini büyük bir ustalıkla kullanarak, şiirin dille uyumunu sağlamış, yalnız öz olarak değil, biçim yönünden de kusursuz gazeller, kasideler yazmıştır. Aruza uymayan Türkçe sözcükleri şiir dilinden uzaklaştırmış, yeni bir şiir dili oluşturmaya çalışmıştır. Böylece Baki, İstanbul aydınının Türkçesini Divan şiirimizin ortak dili durumuna getirmek istemiştir.
Bu parçaya göre Baki ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Şiiri düzyazıya yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran, konusu değildir. Her konu, her tem şiire girebilir, duygunun olduğu kadar, düşüncenin de şiiri yazılabilir. Burada önemli olan konunun ortaya konuş, işleniş biçimidir; kısacası, şiirin kendine özgü imgeselliği, estetik yapısı, ses ve çağrışım düzenidir.
Bu parçada şiirle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
Romanlarım yayımlanınca, yoğun bir ilgi ve coşkuyla karşılanmadı. Çok az kabul gördüm. İlk yapıtımın karşılaştığı derin sessizlikten sonra, ikinci yapıtım basında geniş yer tuttu ve eleştirmenlerden sert tepkiler aldı. Doğrusu şurada burada birkaç övgü çıkmadı değil; ama onlar da beni büsbütün şaşırtıyordu. Yergilerde olduğu gibi övgülerde de beni en çok şaşırtan, geçmişin büyük romanlarının değişmez bir örnekmiş gibi sürekli önüme sürülmesiydi.
Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
"Sanat sanat için midir, yoksa toplum için midir?" der dururuz. Elbette toplum içindir. Toplum için olmayan bir şey yoktur ki, sanat olsun. Ama sanatın toplum için olması ne demek? Yani sanat, toplumun sorunlarını ele alsın, bunları halletsin, sonuçlarını da halka bildirsin, öyle mi? Bunu pek kabul edemiyorum. Çünkü o işleri yapmak için elimizde başka araçlar var. Sanatın işi, sadece kendi diliyle ilgi uyandırmak ve yol göstermektir.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerin hangisidir?
Kişiyi yaşamaya itiyordu Sait Faik. Zorla değil; kanıtlayarak, açıklayarak, ikna ederek ... Çünkü gerçekte o da yaşama genel anlamda bağlılık duymaktan uzaktı. Bu yüzden karamsar bir hava sezilirdi yazılarında. Yaşamak için bir hırsı, isteği yoktu ya da öyle sanılırdı. Fakat bize bıraktığı iki romanı, yüzlerce öyküsü, şiirleri kişiyi yaşamaya, hayatın bütün güzelliklerini tatmaya bir çağrıdır. İlk bakışta karamsar gibi gelen yaşam izlenimleri üzerinde biraz durunca bunların, umutsuzca seven büyük bir şairin aşırı duygu taşkınlıklarından doğan geçici bir karamsarlık olduğu görülür.
Bu parçada Sait Faik'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemistir?
Bir eleştirmenin, sanat yapıtını değerlendirebilmesi için, o sanat dalından anlaması, onun özelliklerini bilmesi ve kafasında bir ölçü oluşturması gerekir. Yani, bir müzik meraklısının kalkıp edebiyat eleştirisi yapmak istemesi yanlıştır. Bunun gibi, sanat üzerinde sadece genel bazı beğenileri olan birinin, bu beğenilere dayanarak, sanat yapıtını iyidir ya da kötüdür diye yargılaması doğru olmaz. Eleştiri olmaz bu. Çünkü elinde ölçü yoktur bir kere, ölçünün doğrusu ise hiç yoktur.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
Okumayı severim; ancak çok okuyan bir kişi olduğumu söyleyemem. Çoğu zaman, aldığım kitabı biraz karıştırdıktan sonra, beni sıkıyor diye bırakırım. Bırakmamalı. Birtakım kitaplar vardır, sıkılsak da, kolay kolay anlamasak da onları okumalıyız. Yenmeliyiz sıkıntıyı. Anlamaya gelince; ne biliyoruz anlamadığımızı? Anlamak bir bakıma alışmak demektir. Kişi, alıştırmalıdır kendini anlamaya, ilk okuyuşta anlamadığımız, tat almadığımız bir kitabı elimizden atmak; düşüncemizi işletmek istemediğimizi gösterir.
Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
Kimi sanatçılar romanlarında gereksiz açıklamalarda bulunmaktan kaçınırlar. Onlara göre romanda yazarın olaylara müdahale edip bazı bilgiler vererek okuyucuyu etkileme çabaları romanın yapısına terstir. Kimileri ise romanda kahramanlara her şeyi söyletmenin mümkün olmadığını; yazarın, romanını yazmakla amaçladığı şeyi en iyi, olay aralarında verebileceğini söylerler. Romanın tarihi gelişimi dikkate alındığında birincilerin sanatçı, ikincilerin faydacı oldukları görülür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Ünlü bir düşünür, ünlü bir önermesinde şöyle der: "Fotoğraflar yalan söyler çünkü hayat hiç bir zaman durmaz..." Ben aksini düşünüyorum. Benim gibi düşünen bir başka sanatçı da şöyle diyor: "Fotoğraflar yalan söylemez çünkü fotoğraflar zamanın aktığının belgesidir..." Neden fotoğraf, neden hayat? Yanıtı basit; varolduğumuz kentin yaşadığını belgelemek... Bir önceki yazımda, henüz kent kültürü kavramının anlamını çözemediğimizi dile getirmiş, İstanbul'un ve insanının bu kavrama sahip çıkması gerektiğini vurgulamıştım. Bu mantık bizi, okurlarımızın, kentin yaşadığını gösteren küçük anları belgeledikleri fotoğraflarını yayınlamaya kadar götürdü. Sonuçta okur fotoğraflarını yayımlamak, sandığımızdan daha derin bir iş olarak çıktı karşımıza.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenmez?
Türkiye ile aynı boylamı paylaşan, ama alabildiğine kuzeyde, "uygar" olarak bilinen dünyanın elverişli iklim koşullarının uzanamadığı bir başka uygarlıktayım. Uluslararası çıkar pazarlıklarının dışında kalmış, ulusal bağımsızlığını bizimle hemen hemen aynı zamanda, bizim gibi yaman bir bedel ödeyerek elde etmiş, ormanlarla göllerin sarmaş dolaş olduğu, güz renklerinin tüm tonlarının kilometreler boyunca sereserpe uzanıverdiği, kocaman bir ülkedeyim. Yüzölçümü bizimkinden daha küçük olsa da nüfusu bizimkinin onda birine bile ulaşmayan, aynı düzeydeki teknoloji sayıca çok daha az kişiye hizmet verdiği için bizden kat kat uygar olabilen Finlandiya...
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Hammaddesi paçavra olan sevgili kağıt! Acaba seni eline alan genç bir sanatçı ne denli zengin yaratıcılıklara olanak tanıdığının, üzerine konacak her bir işaretin, yırtıp keserken ortaya Çıkan biçimin, eğip büker ya da katlarken veya eritip hamur halinde yeniden oluştururken, üçboyutlu biçimler kurarken, sertleştirip yumuşatır, üzerine aynı türden bir başka kağıt parçacağını yapıştırırken gerçek yaratılcılığın, sanatçı zekasının, teknik beceri ve kurgulama yetisinin senin tarafından sınandığının hesabını yapabiliyor mu?
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Sabahları, tam dokuz yüz doksan dokuz penceresinden doğan güneşle aydınlanan Selimiye'nin içi, geceleri de üç bin yedi yüz seksen sekiz kandille ışığa boğuluyordu sanki. Duvarları süsleyen, eşi benzeri az bulunur güzellikteki İznik çinilerinin firuze ağırlıklı renkleri, lale, sümbül, menekşe, karanfil, papatya, gül ve nar çiçekleri suretinde, gecenin ve gündüzün aydınlığında farklı yansımalarla deviniyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Bunu çözdün — bunları da dene:
ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.
ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.
Çalışma Tavsiyeleri: