Logo Sınav Çöz
Ana Sayfa Kategoriler Forum Giriş Yap Destek
Reklam
Bu test yalnızca eğitim amaçlıdır. Platformumuz ÖSYM, MEB veya herhangi bir resmi kurum tarafından işletilmemektedir. Resmi sınav bilgileri için ilgili kurumların sitelerini ziyaret ediniz.

ALES Türkçe Paragraf Testi

ALES » Kategori

Yazar: Sınav Çöz Ekibi (Eğitim Uzmanı)

20 soru · Tüm sorular tek sayfada

Güncel veriler ile hazırlanmıştır

Türkçe, dil bilgisi kurallarını doğru kullanma ve okuduğunu anlama becerisini ölçen temel bir derstir.

Bu test, paragraf yorumlama, sözcük anlamı ve cümle bilgisi konularındaki yetkinliğinizi artırmak için hazırlanmıştır.

Toplam 20 sorudan oluşan bu testi çözerek hem bilginizi sınayabilir hem de eksik olduğunuz konuları tespit edebilirsiniz.

Soru 1

Ahmet Kutsi gerçek bir şairdi. Başlangıçtaki karak- 7. terine en yakın olan çıkış çizgisini kaybetmeyip, folklora olan yakınlığı ve şiiri halka yaklaştırma çabasıyla, en olgun yıllarını ziyan etmiş olmasaydı hiç şüphesiz yeri çok daha yukarılarda olurdu bugün. Gençliğinde yayımladığı "Şiirler" adlı küçük bir kitap dışında sayısı pek çok olan şiirleri henüz kitap haline getirilmedi, hatta bir kısmı hiç yayımlanmadı. Bunların bir an önce gün ışığına çıkarılması Tecer'in Türk şiirindeki yerinin daha doğru biçimde saptanması için gereklidir.

Bu parçada Ahmet Kutsi Tecer ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Şiirlerinin önemli bir kısmının kitap halinde yayımlanmadığına
B) Şiir anlayışını zamanla değiştirdiğine
C) Tek şiir kitabını, gençlik yıllarında yayımladığına
D) Halk edebiyatı ile ilgili eserlerinin olduğuna
E) Şiire başladığı dönemdeki anlayışını sürdürmüş olsa daha başarılı olacağına
Soru 2

Baki, şiirlerinde aruz veznini büyük bir ustalıkla kullanarak, şiirin dille uyumunu sağlamış, yalnız öz olarak değil, biçim yönünden de kusursuz gazeller, kasideler yazmıştır. Aruza uymayan Türkçe sözcükleri şiir dilinden uzaklaştırmış, yeni bir şiir dili oluşturmaya çalışmıştır. Böylece Baki, İstanbul aydınının Türkçesini Divan şiirimizin ortak dili durumuna getirmek istemiştir.

Bu parçaya göre Baki ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Şiiri biçim bakımından mükemmeldir.
B) Özgün bir şiir dili oluşturmak için çaba göstermiştir.
C) Aruz ölçüsünü başarıyla kullanmıştır.
D) İçerik yönüyle kusursuz gazelleri vardır.
E) Şiirde süslü, sanatlı bir dil kullanmıştır.
Soru 3

Şiiri düzyazıya yaklaştıran ya da ondan uzaklaştıran, konusu değildir. Her konu, her tem şiire girebilir, duygunun olduğu kadar, düşüncenin de şiiri yazılabilir. Burada önemli olan konunun ortaya konuş, işleniş biçimidir; kısacası, şiirin kendine özgü imgeselliği, estetik yapısı, ses ve çağrışım düzenidir.

Bu parçada şiirle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kendine özgü sözcüklerle oluşturulduğu
B) Düzyazıdan anlattıklarıyla değil, anlatımıyla ayrıldığı
C) Duygunun yanında düşünceleri de yansıtabileceği
D) Her türlü konunun işlenebileceği
E) İçerik bakımından düzyazıdan farklılıklar gösterdiği
Reklam
Soru 4

Romanlarım yayımlanınca, yoğun bir ilgi ve coşkuyla karşılanmadı. Çok az kabul gördüm. İlk yapıtımın karşılaştığı derin sessizlikten sonra, ikinci yapıtım basında geniş yer tuttu ve eleştirmenlerden sert tepkiler aldı. Doğrusu şurada burada birkaç övgü çıkmadı değil; ama onlar da beni büsbütün şaşırtıyordu. Yergilerde olduğu gibi övgülerde de beni en çok şaşırtan, geçmişin büyük romanlarının değişmez bir örnekmiş gibi sürekli önüme sürülmesiydi.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Basının, yapıtlarını acımasızca eleştirdiğine
B) Eski romanların bir model olarak öne çıkarılmasını garipsediğine
C) Eleştirmenlerin, eserlerini anlamak için çaba göstermediğine
D) Hakkında yapılan yergiler kadar övgülerin de şaşırtıcı olduğuna
E) Romanlarının fazla ilgi görmediğine
Soru 5

"Sanat sanat için midir, yoksa toplum için midir?" der dururuz. Elbette toplum içindir. Toplum için olmayan bir şey yoktur ki, sanat olsun. Ama sanatın toplum için olması ne demek? Yani sanat, toplumun sorunlarını ele alsın, bunları halletsin, sonuçlarını da halka bildirsin, öyle mi? Bunu pek kabul edemiyorum. Çünkü o işleri yapmak için elimizde başka araçlar var. Sanatın işi, sadece kendi diliyle ilgi uyandırmak ve yol göstermektir.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerin hangisidir?

A) Sanat, insanlara yaşama zevki aşılamalıdır.
B) Sanatın görevi, halkın problemlerini çözmek değil, insanları aydınlatmaktır.
C) Sanat, toplumdaki problemleri çözdüğü ölçüde görevini yapmış olur.
D) Sanat, toplum sorunlarını çözerken, çeşitli araçlar kullanmalıdır.
E) Toplumdaki her şey gibi, sanat da insan içindir.
Soru 6

Kişiyi yaşamaya itiyordu Sait Faik. Zorla değil; kanıtlayarak, açıklayarak, ikna ederek ... Çünkü gerçekte o da yaşama genel anlamda bağlılık duymaktan uzaktı. Bu yüzden karamsar bir hava sezilirdi yazılarında. Yaşamak için bir hırsı, isteği yoktu ya da öyle sanılırdı. Fakat bize bıraktığı iki romanı, yüzlerce öyküsü, şiirleri kişiyi yaşamaya, hayatın bütün güzelliklerini tatmaya bir çağrıdır. İlk bakışta karamsar gibi gelen yaşam izlenimleri üzerinde biraz durunca bunların, umutsuzca seven büyük bir şairin aşırı duygu taşkınlıklarından doğan geçici bir karamsarlık olduğu görülür.

Bu parçada Sait Faik'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemistir?

A) Yapıtlarının kişilerde yaşam isteği uyandırdığına
B) Yapıtlarında karmaşık duyguların yer aldığına
C) Değişik türlerde yapıt verdiğine
D) Şiirleriyle, karamsarlık ve umutsuzluk aşıladığına
E) Yapıtlarında aşırı duygulanmaların izlerinin olduğuna
Reklam
Soru 7

Bir eleştirmenin, sanat yapıtını değerlendirebilmesi için, o sanat dalından anlaması, onun özelliklerini bilmesi ve kafasında bir ölçü oluşturması gerekir. Yani, bir müzik meraklısının kalkıp edebiyat eleştirisi yapmak istemesi yanlıştır. Bunun gibi, sanat üzerinde sadece genel bazı beğenileri olan birinin, bu beğenilere dayanarak, sanat yapıtını iyidir ya da kötüdür diye yargılaması doğru olmaz. Eleştiri olmaz bu. Çünkü elinde ölçü yoktur bir kere, ölçünün doğrusu ise hiç yoktur.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çoğu eleştirmenin nesnel bir eleştiri ölçüsü yoktur.
B) Eleştiri yapacak kişi, konusunda bilgili olmalı ve görüşlerini nesnel ölçülere dayandırmalıdır.
C) Her insan, uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
D) Sanat eserinin gücü, herkeste aynı zevki uyandırmasına bağlıdır.
E) Edebiyatı sevmeyen kişilerin edebiyat eleştirisi yapması doğru değildir.
Soru 8

Okumayı severim; ancak çok okuyan bir kişi olduğumu söyleyemem. Çoğu zaman, aldığım kitabı biraz karıştırdıktan sonra, beni sıkıyor diye bırakırım. Bırakmamalı. Birtakım kitaplar vardır, sıkılsak da, kolay kolay anlamasak da onları okumalıyız. Yenmeliyiz sıkıntıyı. Anlamaya gelince; ne biliyoruz anlamadığımızı? Anlamak bir bakıma alışmak demektir. Kişi, alıştırmalıdır kendini anlamaya, ilk okuyuşta anlamadığımız, tat almadığımız bir kitabı elimizden atmak; düşüncemizi işletmek istemediğimizi gösterir.

Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Bazı kitapların okunmasının gerekliliğine inandığına
B) Kitabı anlamanın alışmaya bağlı olduğuna
C) Kitap okumayı çoğunlukla sıkıcı bulduğuna
D) Okumaktan vazgeçmenin, düşünmekten vazgeçmek demek olduğuna
E) Okumanın önemine inanmadığına
Soru 9
Henüz ilkokul öğrencisiyken, kendi kendime öyle bir meslek bulmalıyım ki bu öğrencilik işi hiç bitmesin, demiştim. Sonuçta öğrenciliğimi hiç bitirmeyecek şekilde uzatmanın yolunu buldum. Bu yol, gazete ve dergilerde yazmaktı. O gün bugündür dergilerde, gazetelerde edebiyattan diğer sanat kollarına, politikadan ekonomiye, bireysel duyarlılıklardan toplumsal gerçeklere kadar farklı konularda ödev yapar gibi yazıyorum. Sağ olsunlar, dergidekiler de huyumu bildikleri için çok ödev veriyorlar bana. Ben de ödevlerimi yetiştirmeye çalışıyorum. Bu parçada yazarın kedisiyle ilgili olarak anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Meslek seçiminde ilkokul yıllarındaki telkinlerin etkili olduğu
B) Dergi ve gazetelerde çıkan yazılarını kitaplaştırma olanağı bulamadığı
C) Gazete ve dergilerdeki yazılarının okurlarca çok beğenildiği
D) Uzun zamandır dergi ve gazetelerde çeşitli konularda yazılar yazdığı
E) ilkokul yıllarında aldığı eğitimin, kişiliğinin oluşmasında etkili olduğu
Reklam
Soru 10
Halkımızın geneline baktığımızda bir sözcüğün nasıl yazılacağı, noktalama işaretlerinin hangi durumlarda nasıl kullanılacağı, sözcükleri hangi durumlarda bitişik ya da ayrı yazacağımız gibi konularda hep bir tartışma ortamının olduğunu görüyoruz. Tüm iyi niyetli çabalara karşın, bu konularda bir türlü uzlaşılamıyor. Bunun sonunda da yazılı metinlerde herkes ayrı bir yol tutturmuş gidiyor. Bu alanda bir uzlaşma gerçekleştirilemeyince imla birliği de sağlanamıyor. Bu parçada yazarın anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) İmla konusunda birlik sağlanması için zorlayıcı yöntemlere başvurulmaması gerektiği
B) Yazılı bir metinden, onu okuyan herkesin aynı düşünceyi çıkarması gerektiği
C) Toplumumuzda farklı kültür katmanlarına ait insanların farklı sanatçıları beğendiği
D) Yazımda birliğin sağlanması için edebiyatçıların önderliğine gereksinim duyulduğu
E) Toplumumuzda yazım kuralları konusunda ortak bir anlayışın benimsenmediği
Soru 11
Kelime arkeolojisi, Batıda yaygın ve uzun zamandır yapılıyor olmasına rağmen bizde yıllar boyu rağbet edilmeyen bir çalışma alanı olmuştür. Her gün yazıp çizdiğimiz sözcükler için büyük zamanları göze alıp, o sözcüklerin ardına düşmek gereksiz görülmüştür bizde. Neyse ki son birkaç yıldır bu konuya eğilenler çıkmaya başladı. Sayıları bir elin parmaklarıyla ifade edilecek kadar az da olsa sözcüklerin doğuşunu, gelişimini, bugüne nasıl geldiğini, kısaca sözcüklerin tarihini inceleyen araştırmacılar artık bizde de var. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dilbilim alanında çalışma yapmanın çok yorucu olduğu
B) Batılı ülkelerde dil çalışmalarına büyük kaynaklar ayrıldığı
C) Sözcüklerin anlam değerlerini belirlemenin zor bir iş olduğu
D) Sözcüklerin anlam değişimlerini belirlemek için arkeoloji bilgisine gerek duyulduğu
E) Bizde sözcüklerin kökenini araştırmaya yönelik çalışmaların yeni başladığı
Soru 12
Yazarlarımızın, romanlarını, oyunlarını ya da hikayelerini yazınsal bir dille yazma kaygısı içinde oldukları anlaşılıyor. Ne var ki onların yazınsal dilden anladıkları, genellikle edebiyat yapma oluyor. Oysa yazınsal dil, bir sözde açıkça söylenmeyen şeyin, o sözün kullanıldığı bağlamdan çıkarılabileceği ilkesiyle ortaklık taşır. Söylenmeyenin söylenenden çıkarılabilmesi, yazınsal söylemin temelidir. Dolayısıyla yazarlarımızın yazınsal dil konusunda doğru olmayan bir yolda yürüdükleri bir gerçektir. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazarların, yazınsal dilin gelişmesi için yeterince çaba göstermedikleri
B) Yazarların, dil konusunda fazla duyarlı davranmadıkları
C) Yazarların, yapıtlarında sanat kaygısını her şeyin üstünde tuttukları
D) Yazarların, yapıtlarının diliyle ilgili eleştirilere kulak vermedikleri
E) Yazarların, yazınsal dil konusunda bir yanılgı içinde oldukları
Reklam
Soru 13
Yazınsal yapıtlar ancak okur için ve onun aracılığıyla vardır. Okuyucu bir yapıtı okurken, hem keşfettiğinin hem de yarattığının bilincine varır; yaratırken keşfettiğini, keşfederken yarattığını fark eder. Çünkü okumak, makinesel bir işlem değildir; bir yaratıştır, bir tamamlama eylemidir. Okuyucu, yazılı şeyi hiç durmadan aşarak kafasında yeniden yaratır; boşlukları doldurur. Bu nedenle bir yapıt ancak okurun belleğinde tamamlandığında gerçek kimliğine bürünür. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazınsal yaratıları anlamak için okurun belli bir birikiminin olması gerektiği
B) Yazınsal yaratıların okuyucularca yeniden oluşturulduğu
C) Yazınsal ürünlerin herkesin anlayacağı bir dille yazılması gerektiği
D) Yazınsal yapıtlarda anlatımın kapalı olması gerektiği
E) Yazınsal yapıtların diğer sanat eserlerinden diliyle ayrıldığı
Soru 14
Dikkat ederseniz, gerçek azanların çoğu, gösterişi sevmeyen, az konuşan, hatta düzyazıya yüz vermeyen kişilerdir. Örneğin Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiir konusunda yazılmış kaç yazısını anımsıyorsunuz? isterseniz şöyle sorayım: Siz hiç Dağlarca'nın düzyazısını okudunuz mu? Okuyamazsınız, çünkü o şiirden başka bir şey yazmamıştır. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gerçek şairlerin, şiirden başka bir türle ilgilenmediği
B) Şairlerin doğal bir Türkçe kullandıkları
C) Düzyazı ile uğraşanların şiir yazmaması gerektiği
D) Büyük şairlerin gösterişsiz bir yaşam sürdükleri
E) Şairliğin zorlu ve sıkıntılı bir yolunun olduğu
Soru 15
Türkiye'de köyde doğup büyüyen, hala orada yaşayan kaç öykücü, romancı, oyun yazarı, şair yetiştirildiği sorulsa, hiç kuşku yok ki, bir çırpıda bir yığın isim sıralanacaktır. Büyük kentlerden, hatta orta ölçekli ve küçük kentlerden uzakta, kırsalda, şair ve yazar yetiştirme konusunda, oldukça verimlidir. bizim ülkemiz. Diğer ülkelerde durum nedir bilmem, ama bir araştırma yapılsa, bana öyle geliyor ki Türkiye birinciliği bu konuda hiçbir ülkeye kaptırmayacaktır. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ülkemizde diğer ülkelere göre sanatçıya daha çok değer verildiği
B) Ülkemizin coğrafi konumunun köy edebiyatının gelişmesi için uygun olduğu
C) Büyük kentlere oranla köy ve kasabalarda daha çok sanatçı yetiştiği
D) Ülkemizde kırsal kesimde yaşayanların edebiyata daha çok ilgi duyduğu
E) Ülkemizde köy kökenli çok sayıda şair ve yazarın yetiştiği
Reklam
Soru 16

Kimi sanatçılar romanlarında gereksiz açıklamalarda bulunmaktan kaçınırlar. Onlara göre romanda yazarın olaylara müdahale edip bazı bilgiler vererek okuyucuyu etkileme çabaları romanın yapısına terstir. Kimileri ise romanda kahramanlara her şeyi söyletmenin mümkün olmadığını; yazarın, romanını yazmakla amaçladığı şeyi en iyi, olay aralarında verebileceğini söylerler. Romanın tarihi gelişimi dikkate alındığında birincilerin sanatçı, ikincilerin faydacı oldukları görülür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tanımlama
B) Karşılaştırma
C) Benzetme
D) Tanık gösterme
E) Örneklendirme
Soru 17

Ünlü bir düşünür, ünlü bir önermesinde şöyle der: "Fotoğraflar yalan söyler çünkü hayat hiç bir zaman durmaz..." Ben aksini düşünüyorum. Benim gibi düşünen bir başka sanatçı da şöyle diyor: "Fotoğraflar yalan söylemez çünkü fotoğraflar zamanın aktığının belgesidir..." Neden fotoğraf, neden hayat? Yanıtı basit; varolduğumuz kentin yaşadığını belgelemek... Bir önceki yazımda, henüz kent kültürü kavramının anlamını çözemediğimizi dile getirmiş, İstanbul'un ve insanının bu kavrama sahip çıkması gerektiğini vurgulamıştım. Bu mantık bizi, okurlarımızın, kentin yaşadığını gösteren küçük anları belgeledikleri fotoğraflarını yayınlamaya kadar götürdü. Sonuçta okur fotoğraflarını yayımlamak, sandığımızdan daha derin bir iş olarak çıktı karşımıza.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenmez?

A) Bitirilmemiş cümlelere yer verilmiştir.
B) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
C) Öyküleyici bir anlatım kullanılmıştır.
D) Kanılar nedenleriyle açıklanmıştır.
E) Tanık göstermeye yer verilmiştir.
Soru 18

Türkiye ile aynı boylamı paylaşan, ama alabildiğine kuzeyde, "uygar" olarak bilinen dünyanın elverişli iklim koşullarının uzanamadığı bir başka uygarlıktayım. Uluslararası çıkar pazarlıklarının dışında kalmış, ulusal bağımsızlığını bizimle hemen hemen aynı zamanda, bizim gibi yaman bir bedel ödeyerek elde etmiş, ormanlarla göllerin sarmaş dolaş olduğu, güz renklerinin tüm tonlarının kilometreler boyunca sereserpe uzanıverdiği, kocaman bir ülkedeyim. Yüzölçümü bizimkinden daha küçük olsa da nüfusu bizimkinin onda birine bile ulaşmayan, aynı düzeydeki teknoloji sayıca çok daha az kişiye hizmet verdiği için bizden kat kat uygar olabilen Finlandiya...

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
B) Betimleyici öğelere yer verilmiştir.
C) Nesnel bilgilerden yararlanılmıştır.
D) Anılardan yararlanılmıştır.
E) Terimlere yer verilmiştir.
Reklam
Soru 19

Hammaddesi paçavra olan sevgili kağıt! Acaba seni eline alan genç bir sanatçı ne denli zengin yaratıcılıklara olanak tanıdığının, üzerine konacak her bir işaretin, yırtıp keserken ortaya Çıkan biçimin, eğip büker ya da katlarken veya eritip hamur halinde yeniden oluştururken, üçboyutlu biçimler kurarken, sertleştirip yumuşatır, üzerine aynı türden bir başka kağıt parçacağını yapıştırırken gerçek yaratılcılığın, sanatçı zekasının, teknik beceri ve kurgulama yetisinin senin tarafından sınandığının hesabını yapabiliyor mu?

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bir varlık değişik durumlarıyla ortaya koyulmuştür.
B) Hitap cümlelerine yer verilmiştir.
C) Benzetmelere yer verilmiştir.
D) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.
E) Sözcüklerin duygusal anlamları çağrıştırılmıştır.
Soru 20

Sabahları, tam dokuz yüz doksan dokuz penceresinden doğan güneşle aydınlanan Selimiye'nin içi, geceleri de üç bin yedi yüz seksen sekiz kandille ışığa boğuluyordu sanki. Duvarları süsleyen, eşi benzeri az bulunur güzellikteki İznik çinilerinin firuze ağırlıklı renkleri, lale, sümbül, menekşe, karanfil, papatya, gül ve nar çiçekleri suretinde, gecenin ve gündüzün aydınlığında farklı yansımalarla deviniyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma
B) Açıklama
C) Öyküleme
D) Betimleme
E) Karşılaştırma
Reklam

Bu Test Hakkında

Bu test, ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. ALES, akademik kariyer yapmak ve lisansüstü eğitime başvurmak isteyen adaylar için kritik öneme sahiptir.

ALES, Sayısal ve Sözel olmak üzere iki ana bölümden oluşur; her bölüm 40 sorudan meydana gelir. Sayısal bölümde temel matematik, sayısal mantık ve problem çözme; sözel bölümde ise sözel mantık, okuduğunu anlama ve anlam bilgisi soruları yer alır.

ALES'te başarının anahtarı düzenli pratiktir. Soru başına ortalama 1 dakika süreniz olduğundan hız ve doğruluk birlikte geliştirilmelidir. Analitik düşünme becerisi, her iki bölümde de belirleyici rol oynar.

Çalışma Tavsiyeleri:

  • Sayısal ve sözel bölümlere eşit zaman ayırın
  • Analitik düşünme sorularına özellikle çalışın
  • Zaman yönetimi için düzenli deneme sınavı çözün
  • Sözel bölümde paragraf ve anlam ilişkileri sorularına odaklanın