1.
Doğada bir düzen olduğunu gözlüyoruz. Doğa hakkındaki bilgilerimiz arttıkça doğadaki her olayın birbiriyle düzenli ilişkiler içinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Böylesine mükemmel bir düzenlilik, bu düzeni kuran bir varlık olduğunu göstermektedir. O halde evrenin bir yapıcısı vardır ki, o da Tanrı'dır. Bu parçada daha çok aşağıda verilenlerden hangisi vurgulanmaktadır?
A)
Tanrı evrenle bir ve aynı şeydir.
B)
Her insan mutlak bir yaratıcının olduğuna inanır.
C)
Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu bilinemez.
D)
Tanrı, evrendeki her türlü oluşumun dışında bir yapıya sahiptir.
E)
Evrende her şeyin kendi işlevini yerine getirmesi bir Tanrı'nın varlığına işaret eder.
2.
Felsefenin dine ilişkin tavrı, tıpkı sanata ve ahlaka olan tavrı gibi, rasyonel, sorgulayıcı ve eleştirel bir tavırdır. Felsefenin bu tavrı, dini, dayandığı temel dogmalar, kavramlar ve iddialar bakımından kavramaya yöneliktir. Bu nedenle de felsefe ve din arasında, ilke olarak bir çatışma olması gerekmez. Bu parçada aşağıda verilenlerden hangisi vurgulanmaktadır?
A)
Her dinin bir felsefi sisteme dayandığı
B)
Felsefenin, dini anlamlandırmaya çalıştığı
C)
İnancın uzun zamandır etkisini koruduğu
D)
Her türlü bilginin, felsefeyle anlam kazandığı
E)
Herkesin mutlak bir inancının olmadığı
3.
- Spinoza: Tanrı'nın bilgisine akıl yoluyla varılabilir. Tanrı, evrenin yaratıcısı değildir. Tanrı ve evren sözcükleri bir tek ve aynı şeyi gösterirler. - Ksenofanes: Bir Tanrı vardır; bu Tanrı yaradan olmayıp, evrenle bir ve eşittir. Spinoza ve Ksenofanes'in buı görüşleri, onların hangi yaklaşımı benimselemelerinin bir göstergesidir?
A)
Tanrı evreni kendi halinde bırakmıştır.
B)
Tanrı'nın varlığı belirlenemez.
C)
Tanrı evrenle özdeştir.
D)
Tanrı bir gerçeklik olarak vardır.
E)
Tanrı'nın varlığından söz edilemez.
4.
İçinde yaşadığımız dünya kötülüklerle dolu bir dünyadır. Nazilerin yaptığı vahşet, Hiroşima'ya atılan atom bombası, Afrika ülkelerinde açlık ve ölümlerin olması buna örnektir. Bunun yanında insanlar başka insanlara kötülük etmekte, acı vermekte ve yaşamlarını sona erdirmektedirler. Bu bilinçli bir kötülüktür ve ahlaki bir problem olarak ortaya çıkar. Bir de doğal felaketler dediğimiz depremler, salgın hastalıklar, fırtınalar, su baskınları insanların yaşamlarına son veren ve bundan dolayı kötü diye nitelenen oluşumlardır. Bunca kötülük karşısında insanların bir Tanrı'nın var olduğuna inanmaması gerekir. Çünkü her şeyi bilen bir Tanrı, dünyadaki bütün bu kötülüklerin var olduğunu da bilir. Bu parçada aşağıda verilenlerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A)
İnsanların ortak inançları bir Tanrı'nın var olduğunu göstermektedir.
B)
Tanrı evreni sürekli kollayan ve gözeten bir konumdadır.
C)
Hiç kimse bilmediği bir Tanrı'ya iman etmez.
D)
Tanrı ve evren, bir ve aynı şeydir.
E)
Evrendeki kötülükler bir Tanrı'nın olmadığını ortaya koymaktadır.
5.
Düzen, her zaman akıllı bir düzen vericinin varlığını gerektirir. Çelik parçalarını gelişi güzel bir araya getirelim; bu parçalar zamanı gösterme amacına hizmet edecek şekilde hiçbir zaman kendi başlarına bir saat haline gelemez. Onlara düzeni yalnızca akıllı bir insan varlığı verebilir. Aynı şekilde, evrendeki düzen ve evrendeki her nesnenin bir amacı yerine getirecek şekilde düzenlenmesi, bir sanat yapıcısından, bir mühendisten çok daha yetkin bir varlığı gerektirir. Bu parçadaki görüşler daha çok aşağıdakilerden hangisini kanıtlamaya yöneliktir?
A)
İnanç, vahiy ve akıl ilişkisini
E)
Evrenin yaratılmış olduğunu
6.
Her olay, olması gereken bir biçimde olur. Başka bir şekilde olması olanaksızdır. Olup biten her şey Tanrı'nın gizemli yapısının bir görüntüsüdür. Bu parçada aşağıda verilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A)
Yaşam koşullarının felsefeyi etkilediği
B)
Hiçbir şeyin bilinemeyeceği
C)
Tanrı ve evrenin aynı yapıda olduğu
D)
Bilginin zihinde hazır olarak var olduğu
E)
Her olayın Tanrı'ya bağımlı olduğu
7.
Teoloji, dinin temellendirilmesi ve açıklanması etkinliğinde doğrudan doğruya inanca dayanır. İnancın sınırlarının dışına çıkamaz. Tanrı'nın varlığını ve niteliklerini, Tanrı'nın evrenle olan ilişkilerini açıklarken, dindeki kutsal kitaba, peygamberin bildirdiği mesajlara ve din bilginlerinin yorumlarına dayanır. Dini açıklayarak insanların inançlarını güçlendirmeye çalışır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi teolojinin özelliklerinden biri değildir?
A)
Din gerçeğine, kuşkucu bakışla yansız yaklaşma
B)
İnananları inançsızlıktan korumaya yönelme
C)
Dini otoritelerin görüşlerine önem verme
D)
Dini yargıları savunma
E)
Dini açıklarken Tanrı'nın varlığını temele alma
8.
Teoloji, doğrudan doğruya inanca dayanır. İnancın sınırları dışına çıkamaz. Teolojinin en önemli amacı, dini temellendirmek ve açıklamak, bu şekilde inananların inançlarını güçlendirmektir. O, dini yargıları hiçbir şekilde sorgulamaz. Açıklamalarında Tanrı'nın gönderdiği _kutsal kitaplara, peygamberlerin bildirdiklerine ve din ulularının yorumlarına dayanır. Bu parçadan, teoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A)
Mutlak inancı savunur.
B)
Değişken görüşlere dayanır.
C)
Dine tarafsız yaklaşır.
D)
İnsanlardaki ortak inancı arar.
E)
İnanca eleştirel yaklaşır.
9.
Dine felsefi yaklaşım, herşeyden önce din gerçeğini kabul eden ve anlamlandırmaya çalışan bir yaklaşımdır. Bir Tanrı inancına dayanan dini, inancı değil de aklı kullanarak açıklamak ve temellendirmektir. Çünkü dinin kendi içinde kalınarak, onu anlamlandırmak ve temellendirmek pek kolay olmaz. Dini, dinin temel kavramlarını ve inançlarını değerlendirmek, anlamlandırmak ve temellendirmek, ancak dine onun dışından bakmak ve din gerçeğine eleştirel bir gözle objektif olarak yaklaşmakla olur. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir?
A)
Dinin kendi kuralları ve inançları çerçevesinde dinin anlaşılır kılınması mümkündür.
B)
Din, insanların yaşamlarını sınırlandırarak yaratıcılıklarını engeller.
C)
Dinin anlamlandırılması ve temellendirilmesinde felsefenin yaklaşımına başvurulur.
D)
Felsefi yaklaşım, dini anlayışları ve din gerçeğini reddeden bir yaklaşımdır.
E)
Dinin temellendirilmesinde bilimsel bilginin sonuçları ölçüt alınmalıdır.
10.
Deizm, laikliğin doğuşunda ve gelişiminde etkili olmuştur. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelir. Yani siyasal işlerin yürütülmesinde dinin kullanılmasına karşı çıkar. Laiklik, bundan başka inanç ve vicdan özgürlüğü anlamına gelir. İnsan, din konusundaki inancını kendi aklı ve gönlüyle belirler; buna kimse karışamaz. Buna göre aşağıdakilerden hangisi deizmin etkisi sonucunda ortaya çıkmış bir durumdur?
A)
Akla verilen değerin azalması
B)
Boş inançların ortadan kalkması
C)
İnsanların dogmalara bağlanması
D)
Dini inançların kişisel nitelik kazanması
E)
Hoşgörüsüzlüğün yaygınlaşması
11.
Din felsefesi, inanç karşısında akla öncelik verir, dinin temel inançlarını kabul eder; fakat onları mantıksal bir analizden geçirir. Din karşısında eleştirel ve objektif bir tavır alır. Dinin temel ilke ve inançlarını sorgular, fakat bunu inananların inancını kuwetlendirmek için yapmadığı gibi, onların inançlarını zayıflatmak için de yapmaz. Buna göre aşağıdakilerden hangisi din felsefesinin özelliklerinden biri değildir?
A)
Din karşısında tarafsız bir tavır takınma
B)
İnsanların inançlarına yönlendirici etkide bulunmama
C)
Akıl ilkelerine inanç karşısında öncelik verme
D)
Din kurallarını insanlara benimsetmeye çalışma
E)
Dinin temel savlarını irdeleme
12.
Tanrı, varlığın nedeni, değerin ve anlamın kaynağıdır. Tanrı'ya mekan ve zaman kavramları uygulanamayacağı için, Tanrı'nın varlığa gelmiş olması da düşünülemez. Tanrı, öncesiz ve sonrasızdır. Buna karşılık doğa ve insan, varlığını Tanrı'dan almak zorundadır. Tanrı doğadan daha güçlüdür. Doğa ve doğadaki tüm değerlerin Tanrı'dan çıktığı düşünülürse, güç ve değerin çok daha yüksek bir ölçüde Tanrı'ya ait olması gerekir. Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisine dayanmaktadır?
A)
Tanrı'nın varlığı konusunda ileri sürülen kanıtlar yeterli değildir.
B)
Tanrı, insanların kendilerine bakarak yarattığı bir kavramdır.
C)
Tanrı, herşeyden daha üstün ve yüce olan bir varlıktır.
D)
Tanrı ile doğa bir madalyonun iki yüzü gibi aynıdırlar.
E)
Tanrı, doğada ve evrende meydana gelen olaylara karışmayan bir varlıktır.
13.
Herşeyi bilen bir Tanrı, bu dünyada bir takım kötü- lüklerin var olduğunu bilir; her şeye gücü yeten bir Tanrı, bu kötülüklerin ortaya çıkmasına engel olabilir. Mutlak olarak iyi olan bir Tanrı, bu kötülüklerin ortaya çıkmasını istemez. Her şeyi bilen, gücü her şeye yeten ve mutlak olarak iyi olan Tanrı'nın var oluşuyla bu dünyadaki kötülükler hiçbir şekilde bağdaştırılamaz. Bu görüşün temelinde aşağıdaki varsayımlardan hangisi yer alır?
A)
İnsan, Tanrı'nın yarattığı doğal yasalara uymalıdır.
B)
Dünyada kötülük varsa, Tanrı yoktur.
C)
Tanrı'yı sevmek, O'nu anlamak demektir.
D)
İnsanın kendisi, Tanrı'dan bir parçadır.
E)
Evren, Tanrı tarafından önceden belirlenmiştir.
14.
Din felsefesi, dini tanımlamaya, açıklamaya ve anlamlandırmaya, dinsel kavramları ve davranış biçimlerini felsefe temeli üzerinde savunmaya ya da eleştirmeye, dinlerin kullandığı dili çözümlemeye yönelik felsefe açıklamalarından meydana gelir. Bu parçaya dayanarak aşağıda verilenlerden hangisine ulaşılabilir?
A)
Din, Tanrıya yönelik açıklamalarda bulunur.
B)
Her türlü inancın dinsel bir temeli bulunur.
C)
Din, bir otorite olarak insanları yönlendirir.
D)
Din felsefesi, dini, felsefi bir yaklaşımla ele alır.
E)
Her söylem bir felsefi nitelik taşır.
Test Tamamlandı
Bunu çözdün — bunları da dene:
Bu Test Hakkında
Bu test, AGS-KPSS sınavına hazırlık kapsamında hazırlanmıştır. KPSS, kamu kurumlarına atanmak isteyen adayların girdiği en önemli sınavlardan biridir. Genel Yetenek (Türkçe, Matematik) ve Genel Kültür (Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık) alanlarında sorular içermektedir.
Sorular, ÖSYM ve MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gerçek sınav formatında sunulmaktadır. Toplam 14 soru içermektedir.
Çalışma Tavsiyeleri:
- Yanlış yaptığınız soruların konularını tekrar gözden geçirin
- Her gün düzenli olarak farklı konulardan test çözün
- Çıkmış soruları inceleyerek soru tarzlarını tanıyın
- Zaman tutarak çözme pratiği yapın
Daha fazla test çözmek için kategori sayfamıza veya blog sayfamıza göz atın.