1. Şekildeki ışıklı trafik işaret cihazında, kırmızı ışık ve yeşil oklu ışık birlikte yanmaktadır.Bu durum sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
- A) Düz gidilebileceğini
- B) Sadece sola dönülebileceğini
- C) Sadece sağa dönülebileceğini
- D) Yolun tüm yönlere açık olduğunu
2. Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisine yaklaşıldığını bildirir?

- A) Alt veya üst geçitlere
- B) Okul geçidine
- C) Gençlik kampına
- D) Yürüyüş yoluna
3. Halil İnalcık’ın kronolojik sıraya göre derlediği bazı makaleleri “Osmanlı Deniz Egemenliği” adlı eserde ilk kez toplu olarak okurla buluştu. Eser, kuruluşundan 17. yy. ortalarına kadar Osmanlının denizlerdeki varlığını, askerî ve teknik gelişimini ele alıyor. Halil İnalcık beş ana başlık altında topladığı makalelerinde Osmanlının Akdeniz ve Karadeniz’de nasıl büyük bir deniz gücü hâline geldiğine, Fatih Sultan Mehmet Devri sonrası denizcilik faaliyetlerine, Boğazlardaki egemenlik mücadelelerine ve Osmanlı deniz tarihine dair pek çok konuyu ayrıntılı biçimde inceliyor. Bu parçadan “Osmanlı Deniz Egemenliği” adlı eserle ilgili, l. Osmanlı tarihini bazı yönleriyle ele almaktadır. ll. Halil İnalcık’ın kimi makalelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. lll. Türk denizciliğinin gelişimini kapsamlı bir şekilde anlatan ilk eserdir. yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- A) Yalnız III
- B) I ve II
- C) Yalnız I
- D) II ve III
4. Anadolu’nun bir kasabasında, kitaplığı olan bir evde doğup büyüdüm. Sağlam bir bağ kurdum bu sayede kitaplarla. İlkokul ve ortaokulda girişken bir çocuktum, lise yıllarımda ise biraz içe dönüktüm. Kitaplarla aram hep iyiydi ama. Keyifsiz anlarımda kitaplarla moral bulurdum. Babam öğretmendi, onun kitapları da miras kaldı bana. Kendini bu sözlerle ifade eden bir kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Sıkıntılı hissettiği zamanlarda kitaplara tutunduğu
- B) Kitap okumayı sevmesinde yetiştiği ortamın etkili olduğu
- C) Yaşamının bir döneminde sosyal ilişkilerinin zayıfladığı
- D) Yazarlığı tercih etmesinde babasının rolünün bulunduğu
5. Bu bilgilendirici görselde sözü edilen gök taşı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

- A) Keşfedilmesinde bilinçli bir çaba söz konusu değildir.
- B) Dünyada keşfedilen ilk gök taşıdır.
- C) Bulunduğu yere başka bir ülkeden getirilmiştir.
- D) Düştüğü bölgenin ikliminden dolayı zarar görmemiştir.
6. Bir dikiş iğnesiyle atılan minicik düğümler birbirine eklenerek işleyenin elinde gözleri kamaştıran motiflere dönüşür, kelimeleri aşan manalara ulaşır. Her motif vardığı diyarlarda, ulaştığı ellerde sese, kelimeye ihtiyaç duymaksızın farklı şeyleri konuşur. Anadolu’da işlenen “çayır çimen” adlı oyanın motifleri “Aramız, çayır çimen huzurunda olsun.” niyetini dile getirir mesela. İğne oyaları, bir mühendisin ince hesaplamalar neticesinde çizdiği büyük projelere eş değer kıymettedir. İşlevsellik bakımından iğne oyalarındaki her bir düğümün, harika yapılar oluşturmak için konmuş bir tuğladan farkı yoktur. Bu metnin anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi yoktur?
- A) Karşılaştırma
- B) Benzetme
- C) Tanımlama
- D) Örnekleme
7. Spor medyasında eskiden Türkçe daha doğru bir biçimde kullanılırdı. Haber ve yorum yapılırken dil bilgisi kurallarına özellikle uyulurdu. Oysa şimdi bakıldığında “dil bilgisi”nin, spor medyasına uzak bir kavram olduğu görülüyor. Bana göre burada bir özensizlik ve yetersizlik var. Maalesef, bu özensizlik spor medyasını takip eden gençlerimizin diline de yerleşmekte ve gün geçtikçe dilimizi yozlaştırmaktadır. Bu parça aşağıdaki metin türlerinden hangisine örnek olabilir?
- A) Günlük
- B) Makale
- C) Anı
- D) Fıkra
8. Yarıyılıfırsat bilenyerli turistin bir kısmı, kayak merkezlerinin ve termal otellerin; çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu diğer bir kısmı ise Doğu Ekspresi treniyle Kars’ınyolunu tutuyor. Bu metindeki altı çizili deyimlerin anlamları sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
- A) En uygun şartı, durumu veya zamanı kollamak - Tercihini belirlemek
- B) Bir işi yapmak için uygun, elverişli şartı sağlamak - Kalabalık hâlde yolda olmak
- C) Bir imkâna kavuşmak - Gideceği yere ulaşmak
- D) Bir şeyden belli bir amaçla hemen yararlanmak - Gitmeye başlamak
9. (I) Erzurumlu bir tanıdığınız varsa veya bir Erzurum evini ziyaret etme şansınız olduysa şeker makasını tanıyor olmalısınız. (II) Şeker makası, Erzurumluların ‘‘kıtlama’’ adını verdikleri sert şekeri kesmeye yarayan bir alet. (III) Erzurum insanı şekeri çaya atmaktansa ağzında tutmayı alışkanlık edindiğinden ortaya çıkmış bu makas. (IV) Ne zaman bu makasla karşılaşsam Erzurum’da yaşadığım güzel günleri anımsar, duygulanırım. Bu metinde numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A) IV. cümlede bir beklenti dile getirilmiştir.
- B) I. cümlede ihtimal anlamı vardır.
- C) II. cümlede tanımlama yapılmıştır.
- D) III. cümlede neden ilgisi vardır.
10. Aşağıdakilerin hangisinde yer tamlayıcısı eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır?
- A) Bazı insanlar sizden çok büyük başarı bekler ama yol göstermez.
- B) Bu söylenenleri hiçbirimiz yapacak değildik, sadece nezaketen dinliyorduk.
- C) Ben kuşlara bakıp ona şiir yazmayı; o, göçmen kuşlar gibi uzakları seviyordu.
- D) Israrla bana sorular yöneltiyordu ancak bir türlü aklım almıyordu.
11. (I) Çağataycada “hare gibi, damarlı” anlamına gelen “ebre” kelimesi ebru sanatının bilinen ilk adı. (II) Bu sanatın İran’a geçmesiyle birlikte ebru sıvısının üzerindeki renklerin bulutu andıran şekillere benzemesinden dolayı “bulutumsu” anlamına gelen “ebrî” denmiştir. (III) Ebri söylenişi zamanla Türkçede ebru olarak değişmiş. (IV) Ebru sanatının ilk nerede ve ne zaman yapılmaya başlandığı tam olarak bilinmiyor. (V) Yapılan araştırmalara göre Orta Asya’dan Hindistan’a, Hindistan’dan İran’a, oradan da 15. yüzyılda Anadolu’ya yayıldığı söyleniyor. (VI) Ebru, 17. yüzyılın başlarından itibaren de Avrupa’dayapılmaya başlanmış. Bu metin iki paragrafa bölünmek istendiğinde ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
12. Hayranlıkla baktığımız tablolar çoğu zaman tek seferde ortaya çıkmaz. Sanatçılar, genellikle işe bir taslak çizerek başlarlar. Ancak tablonun yapım aşamasında bazen fikir değiştirip tabloya planda olmayan figürler ekler ya da önceden çizdikleri figürleri silip üzerine yeni bir resim çizerler. Sanatçının, bir resmi yaparken fikir değiştirip birtakım değişikliklere başvurduğunu gösteren bu izleri anlatmak için Türkçe karşılığı “pişmanlık” olan, İtalyanca “pentimento” kelimesi kullanılır. Pentimento, bir resmin orijinalliği hakkında bilgi verir. Ünlü sanat eserlerinin taklitlerinde pentimentolara rastlanmaz. Çünkü ünlü eserlerin taklitlerini çizen ressamlar resmi yaparken fikir değiştirmez, sadece gördüklerini yansıtırlar. Bu parçadan “pentimento” ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
- A) Sanatçıların üretkenliğini olumsuz etkilediğine
- B) Örneğinin çok az olduğuna
- C) Ressamların, kendilerini geliştirmelerini sağladığına
- D) Eserin özgünlüğü ile ilgili ipucu verdiğine
13. Aşağıdaki dizelerin hangisinde fiilimsi kullanılmamıştır?
- A) Bana çarptıkça anlarYağmur, yağmur olduğunu
- B) Çamlıbel’den Tokat’a doğruTozlu yolların aktığı ırmak
- C) Umudum ceylandır engin ovadaSağ salim geçecek yol arar durur
- D) Yaprakla kuşun parıltısındanHavuzun suyu erguvana döndü
14. Üzüm yetiştiriciliği yapan Ahmet Bey’in, 2010-2016 yıllarına ait üretim miktarı, üretim maliyeti ve kâr grafikleri aşağıda gösterilmiştir. Bu grafiklere göre aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A) Maliyetin arttığı yıllarda kâr düşmemiştir.
- B) Üretim ve maliyetin sabit kaldığı yıllarda kâr düşmüştür.
- C) Üretimin arttığı yıllarda kâr artmamıştır.
- D) Üretimin azaldığı yıllarda maliyet de azalmıştır.
15. (I) Muş’un Malazgirt İlçesi’nde bir araya gelen otuz akademisyen, Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı alanı belirlemeye çalışıyor. (II) Bu kapsamda gerçekleştirilen kazı çalışmalarının bu yıl ki bölümü başladı. (III) Alanında uzman akademisyenler, ilçeye 7 km uzaklıktaki Afşin Mahallesi’nde çalışmalar yaptı. (IV) Geçmişte yapılan kazılar da çeşitli savaş aletleri ortaya çıkaran uzmanlar, çalışmaların üçüncü yılında önemli bulgular elde etmeyi hedefliyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?
16. Lise yıllarında tanıştı fırça ve tuvalle. Resim öğretmeninin verdiği ödevlerle haşır neşir oldu o zamanlar. Resim konusunda tecrübesiz olduğu bu yılları “- - - - (I)” dönemi olarak adlandırdı. Üniversite yıllarında daha bir sarılmıştı resme. Kimseye anlatmadığı duygularını yansıtıyordu çizimleriyle. Bu “- - - - (II)” dönemi pek uzun sürmedi. Rize’ye öğretmen olarak atanınca II tanıdı Anadolu’yu. Karadeniz insanını renkler ile anlatmaya başladı burada. Balıkçılar deniz mavisiyle, çay toplayanlar yaprak yeşiliyle bütünleşti. “- - - - (III)” dönemi de böyle geçti. Ömrünün son yıllarında bir hüzün sarmıştı ruhunu. Artık ne insanları resmetti ne de tabiatı. Bu “- - - - (IV)” döneminde yalnız iki eser verebildi. Sarı ve kahverenginin baskın olduğu bu eserler, bir vedaydı sanki resme. Yalnızlıklar içinde bir veda… Bu parçada numaralanmış yerlere metnin anlam akışına göre getirilebilecek en uygun sözler sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
- A) öze yöneliş - halkın renkleri - Kuru yapraklar - boş tuval
- B) boş tuval - öze yöneliş - Halkın renkleri - kuru yapraklar
- C) öze yöneliş - kuru yapraklar - Halkın renkleri boş tuval
- D) boş tuval - öze yöneliş - Kuru yapraklar - halkın renkleri
17. Sait Faik yaşadığı dönemin en iyi öykücüsüydü. Onun ne bir biçim kaygısı ne de nesnel olma gibi bir düşüncesi vardı. Zaman zaman öykülerinde, anlatan kişi ile anlatılan kişiyi seçmek zorlaşır. Eserlerindeki bütün kişiler, her şeyi içten, kendi içinden anlatır. Gerçekçilik arkasından koştuğu yoktur onun. Az bulunur onun kadar öznelci yazar. Bir doğru vardır onda. Kendi doğrusu, kendi içinin doğrusu. Bu parçadan Sait Faik ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- A) Gerçekçi olmak için çaba harcamadığı
- B) Öykülerinde yalın bir dil kullandığı
- C) İçten bir anlatımının olduğu
- D) İyi bir öykücü olduğu
18. Dostoyevski olayları rahat, sakin bir şekilde anlatmayı hiçbir zaman başaramamıştır. Dostoyevski'nin dünyası tutkudan doğmuştur. Onu değerlendirebilmek için de tutkulu olmak gerekir. Hiçbir zaman tatlı bir huzur duygusu ile rahata kavuştuğumuz olmaz Dostoyevski'yi okurken. Trajediye biz de katılırız, olayların akışına, kahramanların yaşamına biz de kendimizi kaptırırız. Dostoyevski, soluğumuzu keserek, başımızı döndürerek ruhun uçurumlarına doğru inmeye zorlar bizi. Okuma salonlarının müşterilerine, amatör okuyuculara yabancıdır onun romanları, son derece tutkulu kimseler ona erişebilir. Bu parçada, Dostoyevski ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Okuyucuyu olaylara ve roman kişilerine bağlamayı başardığına
- B) Romanlarının heyecanlı ve sürükleyici bir yapıya sahip olduğuna
- C) Roman kişilerini gerçek hayatta rastlanabilen tipler arasından seçtiğine
- D) Romanlarının, sıradan okurlar tarafından anlaşılmasının zor olduğuna
19. Kimi romanlar artık bana alışılmış ve kalıplaşmış gibi geliyor. Sanki birileri belli bir biçim koymuş, ardından gelenler de böyle yazılan romanlar daha iyi satar ve daha çok ilgi toplar diye düşünüyor. Bana böyle bir romanı yazmak çok bayağı geliyor. Bence romanda yazar, gizemli bir öykü bulacak. Roman kişileri biraz bir şeylerin peşinde koşacak, heyecan ve gerilim olacak. Bunlara karakter ve mekan betimlemeleri ile yalın bir dili de ekleyin. İşte benim istediğim romanın çerçevesi bu. Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisine değinmemiştir?
- A) Belli bir kalıp içinde yazılan romanları beğenmediğine
- B) Romanın anlaşılır bir anlatımının olması gerektiğine
- C) Romanda gizemli bir yönün bulunmasını istediğine
- D) Romanın temelinde gözlem unsurunun olması gerektiğine
20. Koskoca okyanusu aşıp cennet gibi bir ada olan Martinik’e ayak bastıktan sonra keşif turlarına çıkmamız birkaç gün gecikti. Neyse ki kendimizi yollara vurabildik. Yeşil... Buradaki adaları tasvir etmek için söylenebilecek tek sözcük. Martinik’in de yer aldığı ada grubu Küçük Antiller, dağlık bir yapıya sahip ve çok yoğun bir yeşil örtüyle kaplı. Kristof Kolomb’un Asya zannederek ayak bastığı Karayip (Antil) Denizi’ndeki adalar, cennet yakıştırmasını belki de dünyada en çok hak eden yerler. Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Haber yazısı
- B) Gezi yazısı
- C) Deneme
- D) Makale