1. Yazan insan, sürekli kendinden, yeteneğinden, algıladıklarından kuşku duyan ve içinde iyilikle kötülüğü bir arada barındıran, yazılarında da bunu yansıtan kişidir. Bu cümleye göre aşağıdakilerin hangisi yazan insanın bir özelliği değildir?
- A) Yapabileceğinin en iyisini bulmaya çalışmak
- B) Karşıtlıkları içinde barındırmak
- C) Yeteneğinden Emin olmamak
- D) Kendine şüpheyle bakmak
- E) Yazılarında iyilikle kötülüğü bir arada sunmak
2. (I) insan zengin olunca müzesi de zengin olur. (II) Bir iş adamının kurduğu müzeyi gezerken bunu daha iyi anladım. (III) Keşke her zengin de böyle bir müze yapsa, diyesimiz de geliyor. (IV) Teknolojinin aşamaları her alanda sergilenmiş. (V) Özellikle eski arabalar muhteşemdi. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde koşula bağlılık söz konusudur?
- A) II.
- B) I.
- C) IV.
- D) III.
- E) V.
3. (I) Fakir Baykurt'un Onuncu Köy adlı romanını çok severim. (II) Yazar, bu romanda yaşadıklarından, tanık olduğu durumlardan söz etmiş. (III) Dağ ve ova köylerinde çatışan güçleri ele almış yazar. (IV ) Bunların arasında yeni öğretmenin yapıcı çabalarını çok güzel anlatmış. (V) Bu günün öğretmenlerinin okuması gereken bir başyapıt bu bence. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde Onuncu Köy romanının içeriğinden söz edilmemistir?
- A) I ve V
- B) I ve II
- C) IV ve V
- D) III ve IV
- E) II ve III
4. (I) Bir gece Çiftlik koyunun ağaçları altında kıpırdayan ay ışığı beneklerinin üzerinden geçtim. (II) Gölgesiz bir ay ışığında karlar gibi apak ağaran geniş bir büyüleyici kumsala vardım. (III) Koskocaman bir ay kızgın bir ateş kümesiymiş gibi önümde yanıyordu. (IV) Ufuktan ayak uçlarıma kadar göz kamaştırıcı bir şiddetle denizin üzerinde parlıyordu. (V) Bir aralık ışığın suyun üzerinde parladığı yerden bir kayık geçti. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi söyleyenin yorumunu içermemektedir?
- A) I.
- B) IV.
- C) III.
- D) II.
- E) V.
5. (I) Yaklaşık üç yıldır, kardeşimle bu küçük kasabada yaşıyoruz. (II) Buraya benim memuriyetim dolayısıyla geldik. (III) İstanbul'daki o kalabalıktan, gürültü patırtıdan sonra, burasının bana ne denli sakin geldiğini tahmin edersiniz. (IV) Bir an için hayatımda böyle bir değişimin hiç gerçekleşmediğini düşündüm. (V) Sanırım o zaman ne başka dünyalardan ne de başka insanlardan haberdar olurdum. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir "varsayım" söz konusudur?
- A) I.
- B) II.
- C) V.
- D) IV.
- E) III.
6. (I) Bu eserin çağdaş Türk romanları arasında biçim ve konu bakımından özel bir yeri vardır. (II) Henüz hak ettiği boyutlarda bilimsel bir incelemeye ve eleştiriye tabi tutulmamıştır. (III) Bunu sanırım, bu romanın alışılagelmiş roman ölçütlerinin ötesinde oluşuyla da açıklayabiliriz. (IV) Yazar bu eserinde bir batı anlatım türü olan romanı Osmanlı anlatım geleneğinden bir türle birleştirmiş. (V) Parodi tarzında bir sentezi denemiş ve bunu başarmıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde eserin özgünlüğünden söz edilmiştir?
- A) III.
- B) IV.
- C) II.
- D) I.
- E) V.
7. (I) Araba, etrafında tek tük ağaçların bulunduğu inişli yokuşlu dağ yollarına girmişti. (II) Bazen kurumuş sel çukurlarından geçiyor, bazen boş tarlaların kenarından gidiyordu. (III) Yollarda arada bir köylülere, yorgunluktan inler gibi sesler çıkaran kağnılara rastlıyorduk. (IV) ince bir bağ yolundan, uzun bıyıklı iki jandarma geliyordu. (V) Sanırım bunlar bizi gideceğimiz yere götürmekle görevlendirilmişlerdi. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde gözlemlerden söz edilmemiştir?
- A) IV.
- B) V.
- C) II.
- D) I.
- E) III.
8. (I) Eski Gümüşhane'den aşağıya bakınca dere içinde yeni Gümüşhane'nin çirkin yapıları göze çarpıyor. (II) Estetik yoksunu, parlak çinko damlar gözü rahatsız ediyor. (III) Terk edilen konaklar, yıkıntı halindeki ki liseler, bakımsız kaleler içini sızlatıyor insanın. (IV) Eskiden bölgenin en önemli gelir kaynağı olduğu kaynaklarda geçen gümüş ve kurşun madenleri bugün işletilmiyor. (V) Çeşmeler, sadece yıkık minareleri ayakta duran Selçuklular zamanından kalma tarihi camiler göreni büyülüyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi kanıtlanabilirlik yönünden ötekilerden farklıdır?
- A) II.
- B) V.
- C) IV.
- D) I.
- E) III.
9. (I) Deniliyor ki kadın yazarlarımız romanlarında kadınca duygularını, duygusallıklarını yansıtıyorlar; kadınların duygularını işliyorlar. (II) Hanım yazarlarımız bu sözleri duyunca küplere biniyor, fena halde öfkeleniyorlar. (III) Hani bir çatı altında olsak boşanmaya dek gider bu kavganın sonu. (IV) Niye kızar, öfkelenirler bir türlü anlamıyorum. (V) Deseler ki onlar da, efendim ya siz erkekler, erkeklerin duygusallığını yansıtmıyor musunuz? Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde "öneri" söz konusudur?
- A) II.
- B) IV.
- C) III.
- D) I.
- E) V.
10. (I) Kampın bittiği gün karnelerimiz de dağıtılmıştı. (II) Yine bütün derslerden tam numara almıştım. (III) Sınıfımızın beş yüzden çok öğrencisi içinde karnesi benden iyi olan yoktu. (IV) Üç ders yılı üst üste bütün derslerden tam numara alıyordum. (V) Bu öğrencilik başarısını erişilmez başarılar sanıp ne yazık ki çevremi küçük görmeye başlamıştım. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazar özeleştiride bulunmuştür?
- A) II.
- B) V.
- C) I.
- D) III.
- E) IV.
11. Dostluklar, çoğunlukla gerçeklerden çok, anılar aracılığıyla kurulur. Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye en yakındır?
- A) Anılar dostlukların kurulmasında gerçeklerden daha etkilidir.
- B) Ortak anılara sahip kişilerin aralarında, kendiliğinden sıcak bir ilişki başlar.
- C) Dostluklar anılarla süslenirse sonsuza uzanır.
- D) Anılar, gerçeklerin olumsuz etkilerini güzelleştiren bir güce sahiptir.
- E) Yaşanırken kötü olan şeyler, anıların sihirli dünyasında bir güzellik kazanır.
12. (I) Tanınmış edebiyat yapıtları sinemaya uyarlanırken dikkatli olunmalıdır. (II) Kötü bir filmin zararı yalnız sinemaya değil, yazara da dokunur. (III) Seyircinin ilgisini çekmezse film, yapıt da okurunu da kaybeder. (IV) Sanırım dünyadaki sinema - edebiyat ilişkisini ana kurallarının dışında düşünmek mümkün değildir. (V) Ben iyi niyetle, sinema aracılığıyla edebiyat eserlerimizin yaygınlaşacağı umudundayım. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde I. cümledeki uyarıya dikkat edilmemesi durumunda meydana gelebilecek olumsuzluklardan söz edilmektedir?
- A) II ve III
- B) III ve IV
- C) II ve IV
- D) III ve V
- E) IV ve V
13. (I) Bu romanımda Nihat Sırrı'nın yaşamından yola çıkmadım. (II) Ancak yapıtından yola çıktığımı söyleyebilirim. (III) Özellikle "Kıskanmak" adlı romanından çok etkilendim. (IV) Yaşamından yola çıkamazdım; çünkü Nihat Sırrı'da kaynaklar eni konu kısıtlıdır. (V) Daha çok kaynağa ulaşabilseydim, belki yaşamından yararlanabilirdim. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde gerçekleşmeyen bir nedenden dolayı elde edilemeyen bir sonuç söz konusudur?
- A) I
- B) III
- C) V
- D) IV
- E) II
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisi bir "tanım" cümlesidir?
- A) Sanat eseri sanatçının doğaya kendinden eklediği şeylerden doğar.
- B) Eleştirmen yarım bir sanatçı olmamalı, tam bir düşünür olmalıdır.
- C) Edebiyat eleştirmecisinin önce edebiyat konusunda geniş bilgisi olmalıdır.
- D) Sanat, insanoğlunun doğayı değiştirmek için ortaya koyduğu yaratıcı bir parçadır.
- E) Sanat da bütün öteki insan uğraşları gibi, toplumla, toplumun gelişmesiyle ilgilidir.
15. (I) Her şeye rağmen bugün sanat çalışmalarımızın yüksek düzeyde başarı sağlamasında geçmişteki deneyimlerimizin katkısı büyük olmuştür. (II) Geçmişe bakarak en azından bulunduğumuz aşamayı saptayabiliyoruz. (III) Yine de yerimizin çok üst düzeylerde sanatsal bir değerde olduğunu zannetmiyorum. (IV) Ama daha fazla çalıştığımız zaman, geçmişle şimdinin sentezini başarılı bir şekilde ortaya koyabiliriz. (V) Batı hayranlığının yanlışlığını söyleye söyleye, bilerek ya da bilmeyerek, yine de hayranlığımızı yapıtlarımızda sürdürüyoruz. (VI) Eleştirmenlerimiz, Batı hayranlığını kınarken bile hep Batı sanatının kriterlerini kullanıyorlar.(VII) Sanat yaşamınızın bu çarpık ve yanlış yol haritasından hepimiz sorumluyuz. Bu parça iki paragrafa bölünmek istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlar?
- A) V.
- B) II.
- C) III.
- D) VI.
- E) IV.
16.
Kleber Haedens, "Şiir tanımlansaydı, yüz türlü değil; bin türlü tanımı olurdu onun." diyor. Gerçekten de şiir hakkında yapılmış sayısız tanım, onu bu sözünde haklı çıkarıyor. Farabi, şiirde iki temel ögeden söz eder: Sözcükler ve onların bir araya getirilişindeki esas. Valery: "Şiir, sesle anlamın birleşmesidir." der. Platon, şiirin büyülü bir söz olduğunu düşünür. Mallarme'nin bu konudaki görüşü ise, şiirin fikirlerle değil, kelimelerle yazıldığıdır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirde ahenk ve ritmin öne çıktığı
- B) Şiirin, nesirden apayrı bir tür olduğu
- C) Şiir tanımlarında belli bir noktada birleşildiği
- D) Şiirin sözcük seçimine dayandığı
- E) Şiiri herkesin kendisine göre tanımladığı
17.
Bir edebiyat dergisinin yayın yönetmeniyken, dergiye gelen kötü şiirlerin şairlerine, şiirlerinin kusurlarını belirterek, yayımlanmayacağını bildiren mektuplar yazıyordum. Bir iki ay sonra aynı şiirlerin başka bazı edebiyat dergilerinde yayımlandığını görünce çok şaşırdım. Çünkü bu şairler bire bir eleştiriden bile bir şey almayan kişilerdi. Ama asıl sorun, dergilerin seçici olmamasında; önüne geleni sayfalarına aktarmasındaydı. Oysa onlara yazdıklarının iyi şiir olmadığı, bir biçimde hissettirmeliydi. Bu yapılmadı ve bazı editörlerin iyi şiir için yaptıkları uyarılar, karşılıksız ve nafile bir uğraş olarak kaldı.
Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
- A) Edebiyat dergilerinin, şairlerin şiirlerinden çok siyasal görüşlerine önem vermesinden
- B) Bazı edebiyat dergilerinin, yayımlayacakları şiirler konusunda seçici davranmamasından
- C) Dergilerde şiiri yayımlanan genç şairlerin yaratıcılıklarını yitirmesinden
- D) Edebiyat dergilerinin şiire gerektiğinden fazla yer vermesinden
- E) Son yıllarda edebiyatımızda nitelikli şiir yazan şairlerin yetişmemesinden
18.
Şiir yazmak sanattır. Kendi estetik yapısı içinde bahçesinin çitlerini geren bir sanat. Yazılmış bir şiirin okuru olmak da bu sanatın yakınında duran ama kendisi olmayan başka bir sanattır. Belki yan bahçedir, belki de çitin yanından geçen patika yol. Şiir okurlarını, sanatçı payesiyle selamlıyorum.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
- A) Şiir yazmak kadar şiir okumanın da bir sanat olduğu
- B) Güzel şiir okumak için bir eğitimden geçmek gerektiği
- C) Şiir okumanın, şiir yazmak kadar zor olduğu
- D) Şiir yazmanın öteki edebi türlerden farklı özellikleri olduğu
- E) Güzel şiir yazan herkesten, güzel şiir· okumasının beklenemeyeceği
19.
Hangi televizyon kanalının kültür sanat programı var, merak ediyorum. Bir iki radyo programı, hepsi bu. Gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının durumu ise içler acısı. Niteliksiz şiirler, yazılar... İnsanlar politika, spor ve güncel haberler kadar bu tür kültür sanat faaliyetlerden de haberdar olmak istiyor. Bir sanat haberi, kendine ne zaman bir spor haberi kadar yer bulursa, o zaman medya kültür ve sanat konusunda üzerine düşeni yapmış olacak.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
- A) Medyada kültür sanat etkinliklerinin yeterince yer bulamamasından
- B) Dergilerde kültür sanat için hiç sayfa ayrılmamasından
- C) Televizyonların nitelikli müzik yayını yapmamasından
- D) Kültür ve sanat programlarında sadece, kitap tanıtımı yapılmasından
- E) Gazetelerin spor için çok fazla sayfa ayırmasından
20.
(I) Sinema, hiçbir zaman tiyatronun yerini tutamaz. (II) Çünkü tiyatronun işlevi farklıdır. (II) Kökeni tarihin derinliklerindedir. (IV) Belki belli dönemlerde sinemaya göre seyircisi azalmış; zaman zaman krizler de geçirmiş olabilir. (V) Ama bütün bunlar, gerçeği değiştirmez.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi parçanın ana düşüncesi olmaya en uygundur?
- A) I.
- B) IV.
- C) II.
- D) III.
- E) V.